İçeriğe geç

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 23 · 2 dk okuma

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 23

Çağrı

Parşömendeki cümle hâlâ gözlerimin önündeydi.

“Mühür sahibini baban görmek istiyor.”

Kütüphaneden çıktığımızdan beri kimse konuşmuyordu.

Tom önde, Mattheo yanında, ben ise birkaç adım arkalarında yürüyordum.

Sonunda dayanamadım.

“Ne yapacağız?”

Tom durdu.

“Önce sakin olacağız.”

“Bana sakin olmamı söylemen pek işe yaramıyor.”

Mattheo istemeden güldü.

Tom ona baktı.

“Komik olan ne?”

“Hiç.”

“Mattheo.”

“Tamam, tamam.”

Tom tekrar bana döndü.

“Babamın neden seni çağırdığını bilmiyorum.”

“Peki ya mühür?”

Tom sustu.

İşte o sessizlik cevaptı.

O gece ortak salonda buluştuk.

Mattheo eski kitaplardan birini açmıştı.

“Burada bir şey buldum.”

Yanına gittim.

Kitabın sayfasında aynı yılan sembolü vardı.

Altında şu yazıyordu:

“Mühür, sahibini karanlığa değil; gücün kaynağına bağlar.”

Tom satırları dikkatle okudu.

“Bu ne demek?”

Mattheo başını iki yana salladı.

“Bilmiyorum.”

Ben kolyeye dokundum.

Mühür bu kez parlamadı.

Ama içimde tuhaf bir sıcaklık hissettim.

“Belki de Voldemort biliyordur.”

Tom hemen başını kaldırdı.

“Onunla yalnız konuşmayacaksın.”

“Bunu zaten düşünmüyordum.”

“Güzel.”

Mattheo araya girdi.

“Üçümüz birlikte gideriz.”

Tom ona baktı.

“Eğer babam izin verirse.”

Mattheo’nun yüzündeki ifade değişti.

“Voldemort’un ne istediğini öğrenmeden buraya dönmeyeceğiz.”

Ertesi gece Hogwarts’ın dışındaki eski bir salonda buluştuk.

Kapı ağır bir şekilde açıldı.

İçeri girdiğimizde hava bir anda soğudu.

Salonun sonunda siyah cübbeli bir figür duruyordu.

Voldemort.

Tom’un yüzü sertleşti.

Mattheo da sessizleşti.

Ben ise olduğum yerde kaldım.

Voldemort’un bakışları doğrudan boynumdaki mühre çevrildi.

“Demek sonunda uyandı.”

Tom hemen öne çıktı.

“Onu neden çağırdın?”

Voldemort’un bakışları Tom’a döndü.

“Ben sana soru sormadım.”

Tom geri adım atmadı.

“Ben de cevap beklemiyorum.”

Mattheo hemen Tom’un koluna dokundu.

“Tom.”

Voldemort kısa bir gülümseme gösterdi.

“İkiniz de annenizin sabrını almamışsınız.”

Sonra bana döndü.

“Y/N Malfoy.”

“Efendim?”

Voldemort’un bakışları mührün üzerinde kaldı.

“Sen onun ne olduğunu biliyor musun?”

“Hayır.”

“Bilmediğin hâlde taşıyorsun.”

“Çünkü beni seçti.”

Salon sessizleşti.

Voldemort birkaç saniye boyunca bana baktı.

Sonra:

“Yanılıyorsun.”

Tom’un yüzü değişti.

“Ne demek istiyorsun?”

Voldemort cevap vermedi.

Bana doğru bir adım attı.

“Mühür seni seçmedi.”

Kalbim hızlandı.

“Öyleyse?”

Voldemort’un sesi alçaldı.

“Mühür seni bekliyordu.”

Tom hemen bana döndü.

“Y/N…”

Ama ben gözlerimi Voldemort’tan ayıramıyordum.

“Ne zamandır?”

Voldemort’un cevabı salonda yankılandı.

“Sen doğmadan önce.”

Bir anda mührün içinden güçlü bir ışık yayıldı.

Tom elimi tuttu.

Mattheo asasını kaldırdı.

Voldemort ise yalnızca gülümsedi.

“Artık neden seni istediğimi anlıyorsunuz.”

Tom’un sesi sertleşti.

“Onu sana bırakmayacağım.”

Voldemort ona baktı.

“Bunu göreceğiz.”

Ve o anda ışık söndü.

Mührün üzerinde daha önce hiç görmediğim bir sembol belirmişti.

Bir kapı.

Ve kapının üzerinde tek bir kelime:

RIDDLE.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.