İçeriğe geç

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 22 · 2 dk okuma

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 22

Mührün Sırrı

Son birkaç gündür Hogwarts’ta herkesin konuştuğu bir konu vardı.

Tom ve ben.

Koridorda yan yana yürüdüğümüzde bakışlar üzerimize çevriliyor, Büyük Salon’da birlikte oturduğumuzda fısıldaşmalar başlıyordu.

Garip olan şuydu:

Artık umursamıyordum.

Tom da umursamıyor gibiydi.

En azından dışarıdan öyle görünüyordu.

O sabah kahvaltıdan sonra Tom yanıma geldi.

“Bugün kütüphaneye gel.”

Kaşımı kaldırdım.

“Bu bir davet mi, emir mi?”

“İkincisi.”

Güldüm.

“Peki.”

Kütüphaneye girdiğimizde Mattheo çoktan eski kitapları masaya yığmıştı.

Bizi görünce başını kaldırdı.

“Sonunda.”

Tom sandalyeye oturdu.

“Ne buldun?”

Mattheo kalın bir kitabı önümüze itti.

“Riddle Mührü hakkında.”

Tom hemen kitabı açtı.

Sayfanın ortasında aynı yılan sembolü vardı.

Altında eski bir yazı bulunuyordu.

Mattheo çevirmeye çalıştı.

“Bunun anlamı…”

Bir süre düşündü.

“‘Gücünü taşıyan kişiyi değil, kişinin gerçek gücünü seçer.’”

Tom kaşlarını çattı.

“Yani mühür kişiyi kendi seçiyor.”

Mattheo başını salladı.

“Evet.”

Elimi kolyeye götürdüm.

“Peki neden ben?”

Tom bana baktı.

“Bunu bulacağız.”

Mattheo sayfanın devamını okudu.

“Burada bir uyarı var.”

Tom:

“Devam et.”

Mattheo’nun yüzü ciddileşti.

“‘Mühür sahibinin gücü uyandığında, onu isteyenler ortaya çıkacaktır.’”

Odadaki hava bir anda değişti.

“Onu isteyenler mi?” dedim.

Mattheo başını salladı.

“Evet.”

Tom kitabı kapattı.

“Bu kısmı yeterince okuduk.”

“Tom.”

“Y/N, artık bunu hafife alamayız.”

“Ben de hafife almıyorum.”

Tom bana baktı.

“Biliyorum.”

Tam kütüphaneden çıkacakken boynumdaki mühür aniden ısındı.

Durup kolyeye baktım.

Tom hemen yanıma geldi.

“Ne oldu?”

“Yine oldu.”

Mattheo da yaklaştı.

Mühür hafifçe parlıyordu.

Sonra bir anda üzerindeki yılan sembolü değişti.

Üç küçük çizgi ortaya çıktı.

Mattheo’nun yüzü bembeyaz oldu.

“Bu mümkün değil.”

“Ne?”

Mattheo cevap vermedi.

Tom kitabı yeniden açtı.

Sayfaları hızla çevirdi.

Sonunda bir çizimde durdu.

Aynı üç çizgi.

Tom’un yüzündeki ifade değişti.

“Bu işaret…”

“Ne?” diye sordum.

Tom başını kaldırdı.

“Babamın işareti.”

Kalbim hızlandı.

“Voldemort’un mu?”

Tom cevap vermedi.

O sırada koridorun sonunda bir adam belirdi.

Uzun siyah cüppesi vardı.

Bizi görünce durdu.

Tom hemen önümde durdu.

“Sen kimsin?”

Adam cevap vermeden yere küçük bir parşömen bıraktı.

Sonra arkasını dönüp uzaklaştı.

Mattheo parşömeni aldı.

Üzerinde yalnızca tek bir cümle vardı:

“Mühür sahibini baban görmek istiyor.”

Birbirimize baktık.

Tom’un yüzündeki ifade tamamen değişmişti.

“Hayır.”

“Tom…”

“Y/N, bu kez sen hiçbir yere tek başına gitmeyeceksin.”

Mattheo da başını salladı.

“Ben de geliyorum.”

Tom ona baktı.

“Bu kez tartışmayacağım.”

Mattheo şaşırdı.

“Neden?”

Tom parşömene baktı.

“Çünkü bu artık bizim aramızdaki mesele değil.”

Sonra bana döndü.

“Bu, Voldemort’un meselesi.”

Ve o an anladım.

Mührün sırrını öğrenmek, sandığımdan çok daha tehlikeli olacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.