İçeriğe geç

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 21 · 2 dk okuma

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 21

Artık Saklanmıyor

Ertesi sabah uyandığımda aklımda tek bir şey vardı.

Tom.

Dün gece söyledikleri…

“Seni kaybetmekten korkuyorum.”

Bu cümleyi kafamdan çıkaramıyordum.

Büyük Salon’a indiğimde Tom çoktan yerini almıştı.

Beni görünce başını kaldırdı.

Bu kez bakışlarını kaçırmadı.

Yanına gittiğimde sandalyesini biraz çekti.

“Otur.”

Gülümsedim.

“Teşekkürler.”

Oturduğumda elim masanın üzerinde duruyordu.

Tom birkaç saniye baktı.

Sonra elini uzatıp benim elimi tuttu.

Bir an şaşırdım.

“Tom…”

“Ne?”

“Herkes bakıyor.”

Tom salona şöyle bir baktı.

Gerçekten de birkaç kişi bize bakıyordu.

“Bırakayım mı?”

Bir an düşündüm.

“Hayır.”

Tom’un yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Karşımızda oturan Mattheo ise sessizce bizi izliyordu.

Sonunda çatalını tabağa bıraktı.

“Cidden mi?”

Tom ona baktı.

“Bir sorun mu var?”

Mattheo başını iki yana salladı.

“Yok.”

Ama ses tonundan bunun tam olarak doğru olmadığı belliydi.

Pansy hemen araya girdi.

“Bence çok tatlı.”

Draco ona baktı.

“Sen neden bu kadar mutlusun?”

“Çünkü sonunda herkes duygularını kabul ediyor.”

Draco başını salladı.

“Ben hiçbir şey anlamıyorum.”

Pansy gülerek onun koluna girdi.

“Senin anlamana daha çok var.”

İlk dersten sonra koridorda Tom’la birlikte yürüyorduk.

Hâlâ el eleydik.

Tom bir anda durdu.

“Y/N.”

“Efendim?”

“Bundan sonra insanlar konuşacak.”

“Bırak konuşsunlar.”

Tom birkaç saniye bana baktı.

“Bundan emin misin?”

Gülümsedim.

“Evet.”

Tom başını salladı.

“Güzel.”

Tam yeniden yürümeye başlayacakken Mattheo karşımıza çıktı.

Bize baktı.

Sonra ellerimize.

“Gerçekten mi?”

Tom kaşını kaldırdı.

“Yine ne oldu?”

Mattheo bana döndü.

“Sen mutlu musun?”

“Evet.”

Mattheo birkaç saniye sustu.

Sonra başını salladı.

“Tamam.”

Tom ona dikkatle baktı.

“Mattheo…”

“Bir şey söylemeyeceğim.”

Tom’un kaşları çatıldı.

“Bence söyleyeceksin.”

Mattheo gülümsedi.

“Hayır.”

Sonra bana bakıp:

“Mutlu ol yeter.”

dedi.

Arkasını dönüp uzaklaştı.

Tom bir süre onun arkasından baktı.

“Bunu beklemiyordum.”

“Ben de.”

Tom elimi yeniden tuttu.

“Ben de seni mutlu etmek istiyorum.”

Bu cümleyle birlikte içimdeki bütün gerginlik kayboldu.

“Biliyorum.”

Öğleden sonra kütüphaneye gittik.

Riddle Mührü hâlâ boynumdaydı.

Tom eski kitabı açarken bana baktı.

“Bununla ilgili araştırmayı sürdüreceğiz.”

“Tamam.”

“Bu kez tek başına hiçbir şey denemeyeceksin.”

“Emir mi?”

“Rica.”

Gülümsedim.

“Peki.”

Tom kitabı açtı.

Tam okumaya başlayacaktık ki bir gölge masanın üzerine düştü.

Viktor.

Tom’un yüzündeki ifade anında değişti.

Viktor bana baktı.

“Konuşabilir miyiz?”

Tom kitabı kapattı.

Ama bu kez ayağa kalkmadı.

Ben Viktor’a baktım.

“Tabii.”

Viktor birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra:

“Balo gecesinden sonra bazı şeyleri anladım.”

Tom sessizce dinliyordu.

Viktor devam etti.

“Sen kararını vermişsin.”

Başımı salladım.

“Evet.”

Viktor Tom’a baktı.

“Umarım seni üzmez.”

Tom sakin bir şekilde cevap verdi.

“Üzmeyeceğim.”

Viktor kısa bir süre ona baktı.

Sonra bana dönüp gülümsedi.

“İyi.”

Ve uzaklaştı.

Tom bana döndü.

“Beklediğimden daha kolay oldu.”

“Ne?”

“Viktor’la konuşmak.”

Gülümsedim.

“Belki de artık kavga etmeyi bırakmalısın.”

Tom başını salladı.

“Sen istediğin sürece.”

Elimi tekrar tuttu.

Ve o anda Hogwarts’ta artık saklayacak bir şeyimiz kalmadığını fark ettim.

Tom Riddle ve Y/N Malfoy.

Artık herkes biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.