Balo gecesinden sonra uyumak neredeyse imkânsızdı.
Tom’un söyledikleri sürekli aklımda dönüp duruyordu.
“Seni düşündüğümden daha fazla önemsiyorum.”
Tam yatağıma girecekken kapım çalındı.
“Kim?”
“Ben.”
Tom.
Kapıyı açtığımda koridorda tek başına duruyordu.
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
Birkaç saniye sessiz kaldı.
“Dün gece söylediklerim konusunda ciddiydim.”
Gözlerimi ondan ayırmadım.
“Biliyorum.”
“Yine de her şeyin bir anda değişmesini beklemiyorum.”
“İyi.”
Tom hafifçe gülümsedi.
“Yarın ders var.”
“Biliyorum.”
“Geç kalma.”
“Sen de.”
Tom birkaç saniye daha durdu.
“İyi geceler, Y/N.”
“İyi geceler.”
Kapı kapandı.
Ama yüzümdeki gülümsemeyi engelleyememiştim.
Ertesi sabah Büyük Salon’a indiğimde Mattheo çoktan masadaydı.
Beni görünce gülümsedi.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Yanına oturdum.
Mattheo birkaç saniye beni inceledi.
“Bir şey değişmiş.”
“Ne?”
“Bilmiyorum.”
Sonra Tom’un salona girdiğini gördü.
Bakışları önce bana, sonra Tom’a gitti.
Yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Anladım.”
“Ne anladın?”
“Hiç.”
Gözlerimi devirdim.
“Bu ailede herkes neden ‘hiç’ diyor?”
Mattheo cevap vermedi.
İlk dersin ardından koridorda Viktor’la karşılaştım.
“Y/N.”
“Efendim?”
“Dün gece iyi misin?”
“İyiyim.”
Viktor başını salladı.
“Güzel.”
Tam o sırada Tom koridorun diğer ucunda belirdi.
Viktor onu gördü.
Tom da Viktor’u.
Mattheo birkaç metre ötede duruyordu.
Viktor Tom’a yaklaşarak:
“Dün gece yarım kalan bir konuşmamız vardı.”
Tom’un sesi soğuktu.
“Bence bitti.”
“Ben öyle düşünmüyorum.”
Mattheo hemen araya girdi.
“Yeter.”
Ama ikisi de birbirlerinden gözlerini ayırmıyordu.
Viktor:
“Y/N’nin kararlarına saygı duy.”
Tom’un çenesi gerildi.
“Sen de onun adına konuşmayı bırak.”
Bir anda tartışma büyüdü.
Viktor Tom’u itti.
Tom da geri çekilmek yerine karşılık verdi.
Birkaç saniye içinde koridordaki öğrenciler etraflarına toplandı.
Mattheo ikisini ayırmaya çalışıyordu.
“Kesin şunu!”
Ben de yanlarına koştum.
“Tom!”
Tom geri çekildi.
Viktor da birkaç adım uzaklaştı.
Tam o sırada bir profesör geldi ve ikisini de doğrudan revire gönderdi.
Revirde Tom yatağın kenarında oturuyordu.
Viktor birkaç yatak ötede duruyordu.
Mattheo kapının yanında bekliyordu.
Hemşire ikisini de kontrol ettikten sonra:
“Ciddi bir durum yok. Ama bir daha böyle bir kavga çıkarsa ikiniz de müdür yardımcısının karşısına çıkarsınız.”
Viktor başını salladı.
Tom cevap vermedi.
Mattheo Tom’a baktı.
“Buna gerçekten gerek var mıydı?”
Tom gözlerini kaldırdı.
“Hayır.”
“Öyleyse neden yaptın?”
Tom bir süre sessiz kaldı.
Sonra bana baktı.
“Bilmiyorum.”
Mattheo’nun yüzündeki ifade değişti.
Tom derin bir nefes aldı.
“Sanırım onu kaybetmekten korkuyorum.”
Odadaki herkes sustu.
Ben de.
Çünkü Tom Riddle’ın ilk kez korktuğunu görüyordum.
Revirden çıktıktan sonra koridorda Astoria’yla karşılaştım.
Kollarını göğsünde birleştirmiş, bana bakıyordu.
“Seninle konuşmam gerekiyor.”
“Dinliyorum.”
Astoria birkaç adım yaklaştı.
“Tom yüzünden her şeyin değiştiğini sanıyorsun, değil mi?”
Kaşlarımı çattım.
“Ne demek istiyorsun?”
“Balo gecesinden beri Tom’un aklı başka yerde.”
“Bu benim suçum değil.”
“Öyle mi?”
“Evet.”
Astoria’nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Tom’u tanımıyorsun.”
“Belki de sandığından daha iyi tanıyorum.”
Bu cevap onu birkaç saniyeliğine susturdu.
“Onun yanında olmayı hak ettiğini düşünüyorsun.”
“Bunu sen söylüyorsun.”
Astoria’nın gözleri sertleşti.
“Tom’un hayatında sen yoktun.”
“Şimdi varım.”
Koridor sessizleşti.
Astoria sonunda arkasını döndü.
“Bu daha bitmedi.”
Ben de arkasından:
“Ben de zaten bittiğini söylemedim.”
dedim.
Astoria uzaklaşırken içimde kötü bir his oluştu.
Artık bunun basit bir kıskançlık olmadığını anlamıştım.
Astoria, Tom’dan gerçekten hoşlanıyordu.
Ve bu daha başlangıçtı.