(En aşağı pansy ve yn’nin elbiselerini bıraktım)
Balo günü geldiğinde Hogwarts’ın koridorlarını tanımakta zorlanıyordum.
Her yerde süslemeler, mumlar ve öğrencilerin heyecanlı sesleri vardı.
Ben ise odada Pansy, Luna ve diğer kızlarla birlikte hazırlanıyordum.
Pansy saçımı düzeltirken aynadan bana baktı.
“Çok güzel olmuş.”
“Gerçekten mi?”
“Evet. Viktor seni görünce konuşmayı unutacak.”
Luna sakin bir şekilde ekledi:
“Bence Viktor zaten seninle konuşurken bazen ne söyleyeceğini unutuyor.”
Hepimiz güldük.
Tam o sırada kapı çalındı.
Draco’nun sesi geldi.
“Hazır mısınız?”
Pansy hemen kapıya yöneldi.
“Bir dakika!”
Kapıyı açtığında Draco birkaç saniye ona baktı.
Pansy kaşlarını kaldırdı.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
Pansy gülümsedi.
“Sen de Tom’a benzemeye başladın.”
Draco başını iki yana salladı.
“İkiniz de çok konuşuyorsunuz.”
Büyük Salon’a indiğimizde herkes çoktan yerini almıştı.
Tom, Astoria’nın yanında duruyordu.
Ama gözleri salona giren herkesi değil, beni arıyordu.
Beni gördüğünde birkaç saniye hareketsiz kaldı.
Sonra bakışlarını başka tarafa çevirdi.
Astoria bunu fark etmişti.
“Tom?”
“Efendim?”
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
Astoria’nın yüzündeki gülümseme biraz kayboldu.
Ben ise Viktor’un yanına geçtim.
“Hazır mısın?”
Viktor başını salladı.
“Senin kadar değil.”
Müzik başladı.
İlk dans oldukça sakindi.
Viktor adımları hatırlamam için bana yardımcı oluyordu.
Bir süre sonra kendimi daha rahat hissetmeye başladım.
Ama salonun diğer tarafındaki Tom’u fark etmemek imkânsızdı.
Dans etmiyordu.
Astoria bir şey söylediğinde bile cevapları kısaydı.
Sonunda Viktor:
“Biraz dışarı çıkmak ister misin?”
diye sordu.
“Olur.”
Bahçeye çıktığımızda hava serindi.
Viktor birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra:
“Seninle konuşmak istediğim bir şey var.”
“Dinliyorum.”
“Balo teklifimi kabul ettiğin için mutluyum.”
Gülümsedim.
“Ben de.”
Viktor devam edecekken arkamızdan bir ses geldi.
“Y/N.”
Tom.
Döndüm.
“Efendim?”
Tom’un yüzü her zamankinden daha ciddiydi.
“Seninle konuşmam gerekiyor.”
Viktor ona baktı.
“Şimdi mi?”
Tom’un bakışları ona döndü.
“Evet.”
Viktor geri adım atmadı.
“Y/N benimle konuşuyor.”
Tom’un çenesi gerildi.
“Biliyorum.”
Aralarında birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Sonunda Viktor:
“Bunu sonra konuşabiliriz.”
dedi.
Tom bana baktı.
“Benimle gelir misin?”
Bir an düşündüm.
Sonra başımı salladım.
“Tamam.”
Tom’la koridora çıktık.
Birkaç adım ilerledikten sonra durdu.
“Bunu yapmamalıydım.”
“Ne yapmamalıydın?”
“Bütün gece seni izlememeliydim.”
Şaşırdım.
“Beni mi izliyordun?”
“Evet.”
“Niye?”
Tom sustu.
Sonra ilk kez bakışlarını kaçırmadan konuştu.
“Çünkü Viktor’la seni görmek hoşuma gitmedi.”
Kalbim hızlandı.
“Tom…”
“Biliyorum. Mantıklı değil.”
“Peki neden?”
Tom uzun süre cevap vermedi.
Sonunda:
“Çünkü seni düşündüğümden daha fazla önemsiyorum.”
Sözleri koridorda yankılanmadı.
Ama bana çok ağır geldi.
Tam cevap verecekken dışarıdan Viktor’un sesi geldi.
“Y/N?”
Tom gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Viktor yanımıza geldi.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
Viktor Tom’a baktı.
“Onu yalnız bırak.”
Tom ona döndü.
“Sen karışma.”
Viktor bir adım attı.
“Onu üzüyorsun.”
Tom’un öfkesi yükseldi.
Ama Y/N hemen aralarına girdi.
“Yeter!”
İkisi de sustu.
“Ben kimse yüzünden kavga istemiyorum.”
Viktor bir süre Tom’a baktı.
Sonra Y/N’ye döndü.
“Tamam.”
Ve uzaklaştı.
Tom arkasından baktı.
Sonra Y/N’ye döndü.
“Özür dilerim.”
Y/N ilk kez Tom’un sesinde gerçekten pişmanlık duydu.
“Bunu daha önce söyleyebilirdin.”
Tom hafifçe gülümsedi.
“Benim pek iyi olduğum bir şey değil.”
“Fark ettim.”
İkisi de kısa bir süre sessiz kaldı.
Sonunda Tom:
“Bu gece baloya geri dönelim.”
“Peki.”
Birlikte Büyük Salon’a doğru yürüdüler.
Ama bu kez aralarında eskisi gibi bir sessizlik yoktu.
Çünkü Y/N artık Tom’un neden kıskandığını biliyordu.
Ve Tom da ilk kez bunu saklamayı bırakmıştı.
Yn’nin elbisesi

Pansy’nin elbisesi
