Y/N’nin ağzından
Hogwarts’a geri döndüğümüzde ilk fark ettiğim şey, kalenin eskisinden daha kalabalık olduğuydu.
Koridorlarda yabancı öğrenciler dolaşıyor, herkes bir şeyler hakkında fısıldaşıyordu.
Pansy yanıma koşarak geldi.
“Sonunda geldin!”
“Ne oldu?”
“Hiçbir şey bilmiyor musun?”
“Hayır.”
Pansy koluma girdi.
“Üç Büyücü Turnuvası.”
Duraksadım.
“Ne?”
“Dumbledore bu yıl turnuvanın Hogwarts’ta yapılacağını açıkladı.”
Draco arkamızdan geldi.
“Ve yabancı okullardan öğrenciler gelecek.”
“Hangileri?”
Pansy parmaklarını saymaya başladı.
“Beauxbatons ve Durmstrang.”
Tam o sırada büyük kapılar açıldı.
Büyük Salon’da öğrenciler yerlerini almaya başladı.
Ben de Pansy ve Draco’yla birlikte masaya geçtim.
Biraz ileride Tom ve Mattheo oturuyordu.
Tom’un bakışları bir an üzerime geldi.
Sonra tekrar önündeki kitaba döndü.
Dumbledore ayağa kalktığında salondaki uğultu kesildi.
“Sevgili öğrenciler…”
Sesi bütün salonda yankılandı.
“Bu yıl Hogwarts, uzun yıllardır yapılmayan bir geleneğe yeniden ev sahipliği yapacak.”
Herkes sessizleşti.
“Üç Büyücü Turnuvası.”
Salonda alkışlar yükseldi.
Dumbledore konuşmaya devam etti.
“Bununla birlikte, öğrencilerimizin güvenliği için belirli kurallar uygulanacaktır. Turnuvaya yalnızca belirlenen yaştaki öğrenciler katılabilecek.”
Harry Potter’ın oturduğu masaya baktım.
Harry, Ron ve Hermione kendi aralarında bir şeyler konuşuyordu.
Ron’un yüzünden turnuvaya katılmayı çok istediği belliydi.
Pansy kulağıma eğildi.
“Şuna bak.”
“Ne?”
“Harry’nin yüzüne.”
Gülmemek için kendimi tuttum.
Tam o sırada Dumbledore’un yanında duran büyük, mavi alevli kadeh dikkatimi çekti.
Ateş Kadehi.
Salonda fısıltılar yeniden başladı.
Dumbledore elini kaldırdı.
“Ve bu akşam…”
Bir an durdu.
“Şampiyonların seçimi yapılacak.”
Akşam Büyük Salon bambaşka görünüyordu.
Duvarlar süslenmiş, masalar kaldırılmıştı.
Ortada Ateş Kadehi yanıyordu.
Ben Pansy’nin yanında dururken Draco biraz ilerideydi.
Tom ve Mattheo da salonun diğer tarafındaydı.
Bir süre sonra yabancı öğrenciler içeri girdi.
Özellikle Durmstrang öğrencileri dikkat çekiyordu.
En önde yürüyen çocuğu görünce salondaki birçok kişi ona baktı.
Pansy hemen kulağıma fısıldadı.
“Viktor Krum.”
“Tanıyor musun?”
“Quidditch oynuyor.”
“Anladım.”
Krum’un bakışları kalabalığın üzerinde dolaştı.
Bir an benim üzerimde durdu.
Sonra yoluna devam etti.
Tom bunu fark etmişti.
Yüzündeki ifade neredeyse görünmeyecek kadar değişti.
Mattheo ise kardeşine baktı.
“Başlama.”
Tom ona döndü.
“Ne?”
“Hiç.”
Şampiyonların seçimi başladığında herkes Ateş Kadehi’nin çevresinde toplandı.
Dumbledore isimleri tek tek açıklamaya başladı.
İlk isim:
Viktor Krum.
Durmstrang tarafından seçilmişti.
Salon alkışlarla doldu.
Krum öne çıktı.
Sonra Beauxbatons’un şampiyonu açıklandı.
Son olarak Hogwarts’ın şampiyonu seçilecekti.
Dumbledore elini kaldırdı.
Ateş Kadehi yeniden alevlendi.
Bir parça parşömen dışarı fırladı.
Dumbledore onu aldı.
“Harry Potter.”
Salon bir anda sessizleşti.
Harry’nin yüzündeki şaşkınlığı gördüm.
Ron bile konuşamıyordu.
Dumbledore Harry’yi öne çağırdı.
Ben Pansy’ye baktım.
“Bu mümkün mü?”
Pansy başını salladı.
“Hiç sanmıyorum.”
Tom da Harry’ye bakıyordu.
Ama yüzünde şaşkınlıktan çok dikkat vardı.
Mattheo ise kulağına bir şey söyledi.
Tom cevap vermedi.
Gece sona erdiğinde herkes Harry’nin nasıl seçildiğini konuşuyordu.
Ben koridorda yürürken bir ses duydum.
“Y/N.”
Döndüm.
Tom.
“Efendim?”
Birkaç saniye yüzüme baktı.
“Bugün Krum sana baktı.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Fark ettin demek.”
“Fark etmemek mümkün değildi.”
“Ne olmuş?”
Tom omuzlarını hafifçe geriye attı.
“Hiç.”
“Yine ‘hiç’.”
Tom’un dudaklarının kenarı kıvrıldı.
“Alış.”
Tam o sırada Mattheo yanımıza geldi.
“Y/N, yarın kütüphaneye gelecek misin?”
“Evet.”
“Güzel. Mühürle ilgili bir şey daha buldum.”
Tom hemen Mattheo’ya baktı.
“Yine mi?”
Mattheo gülümsedi.
“Rahatsız mı oldun?”
Tom cevap vermedi.
Ben ikisine bakıp başımı iki yana salladım.
“İkiniz de gerçekten tuhafsınız.”
Mattheo güldü.
Tom ise bana baktı.
“Daha hiçbir şey görmedin.”
Ne demek istediğini anlamadan yürümeye başladık.
Ama o gece Hogwarts’ta yalnızca Harry Potter’ın seçilmesi konuşulmuyordu.
Çünkü birkaç hafta sonra yapılacak balo da artık herkesin dilindeydi.
Ve ben henüz bilmiyordum…
O balonun, hayatımdaki dengeleri tamamen değiştireceğini.