İçeriğe geç

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 11 · 3 dk okuma

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 11

Kara Masa ve Kolye

Riddle Malikanesi’nin salonunda çıt çıkmıyordu.

Kimse konuşmaya cesaret edemiyordu.

Ben ise salonun en sonunda duran kişiye bakıyordum.

Voldemort.

Tom ve Mattheo’nun birkaç adım önünde duruyordu.

Tom’un yüzündeki ifade alıştığım soğukkanlı hâlinden farklıydı. Mattheo da sessizleşmişti.

Draco ise hâlâ yanımdaydı.

Voldemort’un bakışları yavaşça üzerimizde dolaştı.

Önce babama, sonra Draco’ya ve en sonunda bana baktı.

“Y/N Malfoy.”

İsmimi söyleyiş şekli bile salonu daha sessiz hâle getirdi.

Başımı kaldırdım.

“Efendim?”

Tom’un bakışları bana kaydı.

Voldemort birkaç saniye beni inceledi.

“Yaklaş.”

Draco hemen koluma dokundu.

“Y/N…”

Ona kısa bir bakış attım.

“İyiyim.”

Sonra birkaç adım ilerledim.

Voldemort’un karşısında durduğumda yüzünde okunması zor bir ifade vardı.

“Bana bak.”

Gözlerimi kaldırdım.

Bakışlarımız kesişti.

Voldemort’un yüzünde küçük bir memnuniyet belirdi.

“Korkmadın.”

“Beni korkutmak için bir sebebiniz olmadığını düşünüyorum.”

Salonda birkaç kişi nefesini tuttu.

Draco’nun gözleri büyüdü.

Mattheo başını hafifçe yana çevirdi.

Tom ise bana bakıyordu.

Voldemort’un ifadesi değişmedi.

“İlginç.”

Bir adım yaklaştı.

“Malfoy ailesinin çocuklarının çoğu, karşılarında kimin durduğunu anladığında daha dikkatli konuşur.”

“Ben de dikkatli konuşuyorum.”

“Öyle mi?”

“Evet.”

Voldemort kısa bir süre sessiz kaldı.

Sonra elini kaldırdı.

Salonun köşesindeki eski bir sandık kendi kendine açıldı.

İçinden küçük, siyah bir kutu yükseldi ve havada süzülerek onun eline geldi.

Voldemort kutuyu bana uzattı.

“Bunu aç.”

Kutuyu aldım.

Kapağını kaldırdığımda içinde koyu renkli, eski bir kolye gördüm.

Kolye sıradan görünüyordu.

Ama üzerinde küçük bir yılan figürü vardı.

“Bu nedir?”

“Bir sınama.”

Kaşlarımı çattım.

“Nasıl bir sınama?”

Voldemort cevap vermedi.

Sadece kolyeyi işaret etti.

“Tak.”

Tom bir anda konuştu.

“Baba.”

Voldemort başını çevirmeden cevap verdi.

“Bir sorun mu var?”

Tom’un çenesi gerildi.

“Hayır.”

“Öyleyse sessiz kal.”

Tom sustu.

Kolyeyi boynuma taktım.

İlk birkaç saniye hiçbir şey olmadı.

Sonra kolyenin üzerindeki yılan figürü hafifçe parladı.

Salondaki birkaç kişi geri çekildi.

Ben şaşkınlıkla kolyeye baktım.

Voldemort’un gözleri daraldı.

“Demek öyle.”

“Ne oldu?”

Voldemort cevap vermedi.

Bunun yerine Tom’a baktı.

“Sen bunu biliyor muydun?”

Tom başını salladı.

“Hayır.”

Mattheo da kolyeye baktı.

“Ben de bilmiyordum.”

Voldemort tekrar bana döndü.

“Bunu üzerinde taşı.”

“Ne kadar süre?”

“Ben söyleyene kadar.”

Draco hemen araya girdi.

“Bunun nedenini bilmeye hakkı var.”

Voldemort Draco’ya baktı.

“Abisinin cesareti takdire değer.”

Draco geri adım atmadı.

“Onu yalnız bırakmayacağım.”

Voldemort’un bakışları bir an yumuşadı.

“Bunu zaten bekliyordum.”

Sonra bana döndü.

“Y/N.”

“Efendim?”

“Tom ve Mattheo’yu uzun zamandır tanıyor musun?”

“Bu dönem tanıştık.”

“Ve buna rağmen ikisinin de dikkatini çekmişsin.”

Tom’un bakışları anında değişti.

“Baba.”

Voldemort ona döndü.

“Ne?”

Tom cevap vermedi.

Voldemort’un yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

“Bunu inkâr etmene gerek yok.”

Tom’un yüzü sertleşti.

Mattheo ise gözlerini kaçırdı.

Ben ne diyeceğimi bilemeden ikisine baktım.

Voldemort arkasını döndü.

“Yeterince konuştuk.”

Toplantıya devam etmek üzere masaya doğru ilerledi.

Ben de Draco’nun yanına döndüm.

Draco kulağıma eğildi.

“Bir daha seni tek başına bırakmayacağım.”

“Draco, burada herkes bizi dinliyor.”

“Umurumda değil.”

Tam o sırada yanımızdan geçen Tom durdu.

Bana baktı.

Bakışları kolyeye indi.

Sonra yeniden gözlerime çevrildi.

“Onu çıkarma.”

Şaşırdım.

“Voldemort çıkarmamamı söyledi zaten.”

Tom’un yüzü ciddiydi.

“Ben de aynı şeyi söylüyorum.”

“Efendim?”

Tom bir an sustu.

Sanki söylemek istediği başka bir şey vardı.

Ama vazgeçti.

“Sonra konuşuruz.”

Ve uzaklaştı.

Mattheo ise birkaç saniye sonra yanıma geldi.

“İyi misin?”

Bu kez gülümsedim.

“İyiyim.”

Mattheo kolyeye baktı.

“Bence bu gece hiçbirimiz uyumayacağız.”

“Bence de.”

Salonun diğer ucunda Tom, babasıyla konuşuyordu.

Ama arada bir gözleri yine bana kayıyordu.

Ve artık emindim.

Bu kolye bana yalnızca bir eşya olarak verilmemişti.

Voldemort benden bir şey bekliyordu.

Ne olduğunu ise henüz kimse söylemeye niyetli değildi

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.