Avşin'den
Dün duş aldıktan sonra yatmıştım. Azat gece gelmemişti. Acaba nerde kalmıştı. Gece naptı kiminleydi diye düşünmekten kafayı yememe raman kalmıştı. Kalkıp biraz tavanı izleyip hayatımı sorguladım sonra üstümü değiştirdim. Kahvaltıya indiğimde. Hasan babam ve kamelya annem dışında kimse yoktu.
Kahvaltımı yapmaya başladım, yumurtayı çok sevdiğim için yemeye devam edicektim ki midemi çok fazla bulandırdı elimle ağzımı kapatıp lavaboya koştum. İçimde ne varsa çıkarttım.
Kendime gelip elimi yüzümü yıkadım. Lavobodan çıktığımda kamelya anne beni karşıladı
" ne oldu Kızım iyimisin"
" iyiyim anne yumurtadan midem bulandı sizde kusura bakmayın lütfen"
" ne kusuru kızım sen iyi olda gerisi mühim değil"
O sırada aklıma sevinç geldi azatın beni ailesinden görmediğini ima ettikten sonra görmemiştim.
" sevinç odasında mı?" Diye sordum
" evet kızım ne yaptıysam kahvaltıya gelmedi" dedi
" bende bi bakayım " diyip sevinçin odasina doğru ilerledim.
Kapıyı tıklatıp içeri girdim. Beni görünce yüzünü saklamaya çalıştı ama nafile ağlamıştı. Yanina gidip ona sıkıca sarıldım, ağlaması dahada şiddetlendi. Daha sonra buğulu sesiyle konuştu
" ben ne yaptım yenge sadece sevdim. Senin abimi sevdiğin gibi bende senin abini sevdim. Sevmek suç mu? Azat abim mutlu selim abim son zamanlarda ortalarda görünmesede onunda mutlu giden bi evliliği var benim mutlu olmak hakkın değilmi? Mutluluk istemek bencillikmi? Neden beni kimse önemsemiyor veya anlamaya çalışmıyor tamam belki büyük bi hata yapmış olabilirim ama sen azat abimin sana yaptığı o kadar şey rağmen onu affettin."
Derin bi nefes alıp devam etti " alevin beni sevmediğinin farkındayım ama ne olursa olsun sevdiğimle bir gece geçirmek istedim sevmek bir yerde fedakarlık değilmidir zaten, peki neden dünyanın en büyük suçunu işlemişim gibi davranıyorlar? Beni en iyi sen anlarsın söyle ben bunları hak ettimmi yenge sen söyle." Dedi benimde içimi parçalamıştı
" hayır tabiki sevmek suç değil birtanem üzülme sen herşey yoluna giricektir. Herkes hata yapar hatasız kul olmaz derler bu günlerde geçer zamanla " dedim birbirimize kenetlendik ve o halde kendi içimizdeki savaşımıza devam ettik
Azat'tan
Köpekler gibi pişmandım sevdiğim kadına aileme sen aileden değilsin demiştim peki şimdi beni nasıl affedicekti. Onun yıpranmış olan kalbini paramparça etmiştim o herzaman benim yanımdaydı yaptığım herşeye rağmen hemde herşey rağmen.
Konaktan ayrıldıktan sonra meyhaneye gelmiştim. Beşinci bardaktan sonea saymayı bırakmıştım. Gözlerimi açtığımda masanın üstünde sızmış şekilde buldum kendimi. Her tarafım tutulmuş ve başım çatlama derecesine gelmişti. Masanın üzerine para bırakıp konağa tekrar sürdüm....
Konağa gelip odama çıktım avşinim yatağımızı toplamıştı. Gönlünü almam gereken bir bebeğim vardı herşey üst üste gelmişti bunlar bahâneydi asıl suç bendeydi. Daha fazla düşünmeyi bırakıp kendimi banyoya attım........
Avşin'den
Sevinçle biraz daha öyle kaldıktan sonra odama gittim. Banyodan su sesleri geliyordu Azat bey sonunda teşrif etmişlerdi. Telefonumu elime alıp kafamı dağıtmaya çalıştım gözlerim takvime kaydığında gününüm geçtiğini fark ettim bir iki gün olsa sorun etmezdim ama neredeyse iki hafta geçmişti. Şaşkınlığımı üstümden atıp sevinçin odasına koştum.
Kapıyı çalmadan içeriye daldim. Yatağın üzerinde kitap okurken buldum beni görünce kendine gelip
" yenge ne oluyor dingonun ahirina girer gibi giriyorsun kocanami özendin "
" sevinç onu bunu boşver benim günün geçmiş"
" olabilir yenge ne tantane yapıyorsun aaa"
" bir iki gün olsa sorun etmem zaten süper zekalı iki hafta olmuş neredeyse "
" ayyyyy yoksaaaaa banaaa yeğenmi geliyorrrrr ayyyyy halamı oluyorummmmm"
" test varmı hemen sevinme seni hâyal kırıklığına uğratmak istemem"
" eczane dolabinda olacaktı bekle alıp geleyim "
Diyip odadan çıktı. Bende yatağın uzerine oturup beklemeye başladım. Elinde testle geldiğinde alıp hemen banyoya koştum ve testi yaptım.
Testi banyoda bırakıp sevinçin yanına gittim heyecandan elim ayağım titriyordu. Sonucun bellu olması icin on dakika beklememiz gerekiyormuş( burayı tamamen salladım ne kadar bekleniyor pek bilmiyorum ashhajajjasj)
Sevinçte çok heyecanlı ve stresli duruyordu . On dakika ikimizede on saat gibi gelmişti. Ben dayanamayarak banyoya gittim teste baktığımda ise çift çizgi olduğunu gördüm üzülmüştüm boşuna heyecanlanmıştım. Elimdeki testle içeriye girdim. Sevinç ise;
" yenge noldu yüzün asılmış" dedi
" Çift çizgi olunca hamile olmuyorduk değil mi?" Diyip elimdeki testi gösterdim ilk başta idrak edemedi daha sonra çığlık atıp aniden bana sarıldı
" sevinç noluyor kızım hamile değil mişim işte"
" Yengecimm bana yeğen geliyorrrr ayyy hala oluyorumm" dedi bende ilk başta şok oldum sonra elim istemsizce karnıma gitti ben anne oluyordum. Azaddan ve benden bir parça vardı karnımda ben anne oluyordum. Sonunda idrak edip sevincimden çığlık attım. Sevinçle birbirimize sarıldık ve biraz öyle kaldık.
Kapının aniden açılması ise bu duygulu anımızı bozdu gelen kişiye baktığımda ise kamelya anne olduğunu gördüm bize bakıp
" çocuklar bu ses nedir ev sesinizle inliyor"
" anne dokuz ay sonra evimiz hep böyle olacakk inşallah " dedi sevinç
" kızım o ne demek öyle hayırdır?" Dedi kamelya anne
Ben ise elimde olan testi gösterip
" hamileyimm" diye bağırdım. Kamelya annede ilk başta şok oldu daha sonra bana öyle sıkı sarıldı ki ben burdayım yanındayım arkandayım demek ister gibiydi
" hayırlı olsun kızım benim sen benim yavrumun yavrusunu taşıyorsun beni öyle mutlu ettin ki anlatamam sana sağlıkla kucağınıza almayı nasip etsin Allah'ım inşallah" dedi ve biraz gülümseyip devam etti
" çocuklar çok ses yapmayın azad oğlumada bir an önce söyleyin oda sevinsin siz söylemediniz ama ben fark ettim aranizda bi soğukluk var bu sebeple o buzlarda erir. Ben şu yemeği hazirlamaya yardım edeyim sizde rahat rahat konuşun" dedi ve odadan çıktı
Bende sevinçle biraz oturup dinlenmek için odama gittim, kendimi yatağa attım üstümde sebebini bilmediğim bir yorgunluk vardı kafamı yastığa koyar koymaz uyudum.
Kalktığımda Azad gelmemişti. Madem gelmiyorsun insan bi arar sorar hem suçlu hem güçlü diye geçirdim içimden. Daha sonra saate bakmak için telefonu elime aldım saat neredeyse on ikiye geliyordu. Tam telefonu bırakacakken odada bildirim sesi duyuldu kimden geldiğine baktığımda ise toprak olduğunu gördüm içime bir kuşku düşmüştü durduk yere niye mesaj atmıştı ki hem yurt dışına gitmemişmiydi? İçimdeki savaşımı bitirip gelen meseja baktım mesajda işte şöyle yazıyordu
- avşin biliyorum bana kızgınsın ama nolur bunca yılın hatrı son kez yarın gel konuşalım. Bari sana son kez veda edeyim lütfen
*Konum ~Toprak
Yazıyordu gidip gitmemekte kararsızdım. Azad mesajı görüp yeni bir kaos çıkarmasın diye mesajı sildim. Yarın gidip gitmesemmi diyw düşünüyordum. Kendi içimde tartıp biçtikten sonra gitmeye karar verdim sonuçta veda etmeye çağırıyordu. Hem belki ikna edip önüne bakmasını sağlayabilirdim bana takıntılı kalmazdı belki önüne bakardı. Ben bunları düşünürken kapı açılma sesi geldi bende tekrar uyuyormuş gibi yapmaya başladım
İlk önce dolap açılıp kapanma sesi geldi. Daha sonra ise yatağın çöktüğünü ve saçlarımda bir el hissettim. Ardından Kulağimda birkaç fısıltı
" güzelim benim çok özür dilerim eşeklik ettim ama kendimi sana affettiricem. Umarım beni affedersin gözlerindeki kırgınlığı gördüm ama emin ol sende benim evimsin hatta herşeyimsin" ardından alnımda ve yüzümün her yerinde dudaklar sonrası ise karanlık, uykuya daldım.
Sabah saat sekiz gibi uyandım kalkmaya çalıştım ama nafile bedenimi saran kollar yüzünden bırak kalkmayı hareket dahi edemiyordum. Azadda yavaş yavaş kendine geliyordu. Elim istemsizce tekrar karıma gitti.
Gördünmü yavrum baban bizi üzse bile kendini af ettirmeyi beceriyor diye geçirdim içimden azad kendine gelince beni bıraktı bende kalkıp üstümu giydim ve kahvaltıya indim. Kahvaltıya indiğimdeda kamelya anne ve sevinçin yüzünde vatan gülüşü vardı onların haline bende güldüm ve kahvaltıya oturdum. Bi beş dakika sonra ise azad gelmişti. Oda yanıma oturdu. Kahvaltı sessiz geçiyordu ama benim toprağın yanina gitmem gerekiyordu azada dönüp
" Azad biz sevinçle biraz dışarı çıkacağız oda içeri tıkıldı kaldı zaten hava alırız" dedim sevinç bana sen ne diyon bakışları atıyordu azad ise
" nerden çıktı bu şimdi Avşin oturun işte evde"
" Allah'tan kırk yılın başı biryere gideyim dedim onuda burnundan getir zaten Azad taman girmiyorum " dedim ordan Hasan babam ise
" Oğlum bırak kızlar hava alsın biraz " dedi yürü be hasan baba diye geçirdim içimden azad biraz mırıldanıp
" iyi gidin ama çok kalmayın"
Ben ise sessiz kalmayı seçtim. Kahvaltıyı yapıp topladıktan sonra odamiza çıktım arkamdan sevinç geliyordu
" yenge ne oluyor nereye gidiyoruz " dedi
Bende mesaj olayını anlattım biraz şaşırsada pek bişey demedi ben sözüme devam ettim
" Sen kenarda beklersin yanında rahat konuşamayabilir hem önlem amaçlı götürüyorum seni "
" tamam yengede keşke gitmesej abim duyarsa kıyamet kopar valla"
" son kez gidip önüne bakmasını söyleyeceğim" dedim. Sesiz kalmayı seçti ikimizde hazırlanıp yola çıktık.
Oraya vardığımda sevinç bizin arkamızdaki masaya oturdu bende masaga oturup toprağın gelmesini bekledim
Aradan geçen beş dakika sonunda toprak geldi ve karşımdaki sandalyeye oturdu
" Umarım bekletmedim seni avşin"
" bende yeni geldim zaten lütfen açık konuş burda çok fazla durmak istemiyorum"
Ellerimi tutup konuşmaya başladı " peki.... Sana karşı olan hislerimi biliyorsun. İnsan kalbine söz geçirmiyor beni en iyi sen anlarsın çünkü azadın sana yaptıklarına rağmen onu affettin ve bir aile oldunuz ben buraya hoşçakal demeye geldim ben artık dayanamıyorum son kez seni göreyim istedim. Umarım mutlu olursun" dedi
Ellerimi çekip konuşmaya başladım
" Az çok tahmin edebiliyorum me çektiğini ama tamamiyle seni anlayamam sende beni anla ben azata aşığım ve ömrümün sonuna kadar onu seveceğim lütfen sende beni unut ve önüne bak mutlu olmak seninde hakkın. Ben seni hep bi abi olarak gördün başka gözlede bakmadım umarım sende çok mutlu olursun " dedim
İlk başta kafa salladı daha sonra ise bana dönüp
" son kez satılabilir miyiz abi-kardeşçe " dedi bende kafami salladım bana sıkıca sarıldı.
" hoşçakal çocukluğum" dedi ve gitti Toprak
Avşin'de kendini toplayıp sevinç ile birlikte orayı terk ettiler ve konağa doğru yola çıktılar.........
Azaddan devam
Kahvaltıdan sonra arabama binip şirkete gelmiştim. Kafam çok doluydu avşinime kendimi affettirmem gerekiyordu. Hiçbirşeye odaklanamıyordum. Sekreterimden acı bi kahve istedim beni kendime getirebilecek en iyi şeydi çünkü.
Kapı çalındı " gel" diye seslendiğimde içeriye sekreterim girdi elinde kahvem ve bir adet zarf vardı. Kahvemu ve zarfı masama bıraktı
" Azat bey zarfın kimden geldiği belli değil üstünde isim yazmıyordu bende size getirdim" Bende kafamı salladım daha sonra sekreter odadan çıktı. Kahvemden bir yudum alıp zarfı açtım. Açmaz olaydım bunlar neydi böyle? Birisi bana şaka falan mı yapıyordu? Şakaysa komik değildi. Kalbim sıkışıyordu ve git gide sinirleniyordum. Kahveyi yere çalıp elimdeki zarfla şirkettten bir hışım çıkıp araba bindim. Konağa son hızla sürmeye başladım.....................
Bölümü nasıl buldunuz¿
Umarım beğenirsinizzz Sizce zarfta ne vardı ve azad neden sinirlendi
Peki avşinle azad'a ne olacak
Avşinin hamile olması
Yorumlarınızı bekliyorummm. Diğer bölümde görüşmek uzeree hoşcakalın