~ Zombi Maske 1 ~
Saat 9:00 idi. Irmak alarmının çaldığını duydu. Kalktı ve söylene söylene yüzünü yıkamaya gitti. Annesine,kardeşine ve kuşuna günaydın dedi. Üstünü değiştirdi ve kahvaltı yapmak için mutfağa gitti. Sandalyesine oturdu ve omletini yemeğe başladı. Televizyonda değişik bir haberle karşılaştı.
İnsanların ömürlerini uzatacak ve daha genç gösterecek bir bakteri bulunduğu söyleniyordu. Bu konu hakkında çalışan 7 ülke vardı. İçlerinde Türkiye'de vardı. Annesi buna inanmasada gerçek mi acaba,diye düşündü. Irmak bunun doğru olmadığını,yalan olduğunu az biraz anlamıştı. İnsanların ömrünü uzatmak onun için imkansızdı. Saat 9:30 olmuştu. Geç kaldığını farketti ve hemen hazırlanıp okula doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Nihayet sınıfına gelmişti. Kızlara haberde gördüğü şeyi anlattı. Kızlarda tabii doğal olarak buna inanmanıştı.
Elif: Düşünsenize o aslında zombi virüsüymüş. Ne heyecanlı olurdu. :)
Zeynep: Yok daha neler. İstersen uzaylılarda gelsin. Olur mu?
Selin: Ne yalan söyleyeyim,eğlenceli olurdu.🤟🏻
Irmak: Siz hayal kurun daha. Ama düşünsenize... Herkes zombi oluyor,bir tek bu sınıf kalıyor. Hayal kurmak güzel ama gerçek olmasını istemem.
Yiğit: Kulak misafiri oldum kusura bakmayın ama. Siz kafayı yemişsiniz. Zombilerin gerçek olduğuna mı inanıyorsunuz?
Elif: Bilemiyorum. Haberlerde değişik bir bakteri olduğu çıkıyor. Bize bir bela getirmeyeceği ne belli?
Zeynep: Zaten hayal kuruyorlardı. Böyle bir şeye kim inanabilir ki?
Selin: Hem sen niye bizi dinliyorsun?(cool selin😎😎)
Yiğit: Neyse, dedi ve oradan ayrıldı.
Ders ingilizce idi. İngilizce öğretmeni Serdar Hoca'da Irmak'ın gördüğü haberi anlattı. Bazıları değişik baktı;Bazıları yalandır ya,gibi bakış attı,bazıları da umursamadı.
Serdar Hoca: Siz ne düşünüyorsunuz?
kimse yanıt vermedi. Çünkü aşırı saçma bir haberdi kfkfkfk. Hoca da daha fazla zorlamadı ve derse geçti.
Şimdiki yer: 7 ÜLKENİN ÇALIŞTIĞI LABORATUVAR MERKEZİ
amerikan çalışan: We don't have much time left, the news is spreading everywhere. What are we going to do?
(Fazla zamanımız kalmadı,haberler her yere yayılıyor. Ne yapacağız?)
rus çalışan:Не знаю, думаю, пора.
(Bilmiyorum,sanırım zamanı geldi)
hepsi birbirine tedirgin bakıyordu
italyan çalışan:No, ci deve essere un modo!(Hayır, bir yolu olmalı!)
türk çalışan: Tek yolu... Ametist taşındaki enerjiyi almak. Bu birkaç hafta daha tutabilir. Ama onu buraya getirmek için çok dikkatli olmamız lazım.
ispanyol çalışan:¿Por qué tenemos que prestar tanta atención a un trozo de piedra?(neden bir taş parçasına bu kadar değer veriyoruz?)
türk çalışan: çünkü ametistin içinde bakteriyi biraz daha canlı ve uzun ömürlü tutacak bir sıvı var. O taş parçası dediğin şey bizim çok işimize yarayacak.
fransız çalışan:Alors notre plan fonctionnera, alors?(yani planımız işe yarayacak,öyle mi?)
türk çalışan: aynen öyle. Çünkü bakteri daha kendi enerjisine ve yerine oturmadı. Birkaç hafta sonra yerine oturacak ve planımızı devreye sokacağız. Oraya gitmek için iki çalışan lazım.
koreli çalışan:나는 갈 수 있어, 누가 나와 함께 갈까?
(ben gidebilirim,kim benimle gelecek?)
rus çalışan:Я пойду с тобой.
(Ben seninle gelirim.)
amerikan çalışan:Then I'll arrange a helicopter for you two. You leave tomorrow. I think it's 9 hours away. I've heard that there's an amethyst in a mine in Poland. You will most likely find it there.
(O zaman ikinize helikopter ayarlayacağım. Yarın çıkarsınız. Sanırım orası 9 saatlik uzaklıkta. Polonya'nın bir madeninde amatist olduğunu duydum. Büyük ihtimalle orada bulursunuz.)
türk çalışan: Tamam o zaman. Dağılabiliriz...
-yazmaya üşendim- Ametisti bulurlar ve birkaç hafta geçer.
Şimdiki yer: OKUL •öğle arası•
Elif ve Irmak kantine gidiyordu
Kantinde Irmak'ın hoşlandığı çocuğu görmüşlerdi. Adı Salih'ti.(gülmeyin bu bölümde sakın fkfndkfn)
Elif Irmak'a komik anlamda kaş göz yaptı. Irmak bunu komik bulmuştu ve onu gördüğü için sevinmişti.
Elif:Hadi onun yanına gidelim!
Irmak: Beni onun üstüne itmediğin sürece olur.
Elif: İtmem itmem. 😁
Elif kaş ve göz arasında Irmak'ın yanından uzaklaşmış ve Selin'e bir şeyler fısıldıyordu. Irmak Elif'in ağzını okumaya çalıştı ama yapamadı. Sonra Selin Irmak'ın yanına sevinçle geldi ve..
Selin: Hadi kantine gidelim!! dedi.
Irmak anlamıştı durumu. Selin'in çok ısrar etmesine rağmen Irmak istemedi. Selin de zorla götürdü. İtti ama Irmak geri çekildi. Bu bir süre devam etti ve okul kapısından çok sert bir ses geldi.
Koridordaki bütün öğrenciler kapıdan gelen sesle irkildiler ve o yöne baktılar. O korkunç şeyi ilk defa görüyorlardı...
1. Bölüm sonu...