Dila'dan:
Kapının arkasındaki o şey hâlâ annemin sesiyle konuşuyordu.
"Dila... üşüyorum..."
"Lütfen kapıyı aç..."
Gözlerim dolmuştu.
Annemin sesini o kadar gerçek çıkarıyordu ki bir anlığına gerçekten o olduğuna inanmıştım.
Doğukan kolumu sıkıca tuttu.
Doğukan "Sakın."
Başımı salladım.
Tam o sırada dışarıdan bir hırıltı duyuldu.
Sonra başka enfektelerin sesleri...
Bir anda kapının önündeki yaratık sanki başka bir şey fark etmiş gibi hızla uzaklaştı.
Ayak sesleri yavaş yavaş kayboldu.
Koridor yeniden sessizleşmişti.
Derin bir nefes aldım.
Dila "Gitti galiba..."
Doğukan dikkatlice kapıya yaklaştı.
Küçük camdan dışarı baktı.
Doğukan "Şimdilik temiz."
---
Doğukan'dan:
Kolumdaki yara daha da kötüleşmişti.
Bandajın altından kan sızıyordu.
Ama asıl sorun bu değildi.
Kalbim çok yavaş atıyordu.
Kulaklarımda sürekli aynı ses vardı.
"Acıktın..."
"Kan..."
Başımı duvara yasladım.
Hayır.
Ben böyle biri değildim.
Olmayacaktım da.
Dila bunu fark etmeden buradan çıkmalıydık.
---
Dila'dan:
Depodan çıktık.
Koridor bomboştu.
Ama okul artık tanıdığımız okul değildi.
Duvarlarda kan izleri vardı.
Yangın alarmı hâlâ çalıyordu.
Yerlerde çantalar, telefonlar ve defterler duruyordu.
Her şey birkaç saat içinde cehenneme dönmüştü.
Tam yürürken...
Hoparlörlerden cızırtılı bir ses geldi.
"Bütün öğrencilerin dikkatine..."
İkimiz de olduğumuz yerde durduk.
"...Okulun doğu çıkışı askerler tarafından güvenli bölge ilan edilmiştir."
Ses birkaç saniye kesildi.
Sonra devam etti.
"Hayatta kalan herkes spor salonunun arkasındaki doğu kapısına ulaşmaya çalışsın."
Kalbim hızlandı.
Dila "Doğukan! Duydun mu?"
Doğukan ilk defa gülümsedi.
Doğukan "Kurtulabiliriz."
---
Koridorda dikkatlice ilerlemeye başladık.
Merdivenlerden aşağı inerken bir sınıftan ağlama sesi duyduk.
Kapının camından içeri baktım.
Yaklaşık on beş yaşlarında bir kız öğrenci masanın altına saklanmış ağlıyordu.
Bizi görünce hemen ayağa kalktı.
"Ne olur beni bırakmayın!"
Kapıyı açtık.
Kız korkudan titriyordu.
Dila "Adın ne?"
"Kübra."
"Çok korkuyorum."
Ona sarıldım.
Dila "Artık yalnız değilsin."
Doğukan sessizce etrafı kontrol ediyordu.
Doğukan "Çabuk gitmeliyiz."
Üçümüz koridorda yürümeye başladık.
---
Tam spor salonuna yaklaşmıştık ki...
Koridorun sonunda tanıdık bir siluet belirdi.
Samet.
Ama artık tamamen değişmişti.
Gözleri simsiyah görünüyordu.
Üzerindeki okul forması parçalanmıştı.
Kan içindeydi.
Bizi görünce başını eğdi.
Sonra...
Korkunç bir çığlık attı.
Bu çığlık bütün okulda yankılandı.
Bir saniye sonra her taraftan hırıltılar duyulmaya başladı.
Doğukan "Koşun!"
Arkamıza bile bakmadan koşmaya başladık.
Kapılar açılıyor...
Enfekteler sınıflardan çıkıyordu.
Sanki Samet hepsini çağırmıştı.
---
Doğukan'dan:
Nefes almakta zorlanıyordum.
Ama duramazdım.
Dila'nın elini bırakmadım.
Kübra da arkamızdan geliyordu.
Tam köşeyi döndüğümüzde...
Karşımıza beş enfekte çıktı.
Kaçacak yer kalmamıştı.
Bir anda spor salonunun kapısı açıldı.
İçeriden güvenlik görevlisi Murat bağırdı.
Murat "Çabuk içeri!"
Hiç düşünmeden içeri koştuk.
Kapıyı kapattılar.
Dışarıdaki enfekteler kapıya yüklenmeye başladı.
İçeride toplam sekiz kişi vardı.
Üç öğrenci...
Bir öğretmen...
Murat...
Ve biz.
İlk kez gerçekten yalnız olmadığımızı hissettim.
---
Dila'dan:
Spor salonunun pencereleri tahtalarla kapatılmıştı.
Masaların üzerinde konserve kutuları, sular ve ilk yardım malzemeleri vardı.
Murat bize yaklaşarak konuştu.
Murat "Kaç kişi kaldınız?"
Dila "Sadece biz."
Murat başını eğdi.
"Çok kişi kaybettik."
Sessizlik oldu.
Sonra Doğukan'ın kolundaki bandajı fark etti.
Yüzü ciddileşti.
Murat "O yara..."
Doğukan kolunu saklamaya çalıştı.
Ama çok geçti.
Murat yavaşça silahını kaldırdı.
Dila "Ne yapıyorsunuz?"
Murat "O ısırılmış."
Spor salonundaki herkes bir anda geri çekildi.
Öğretmen korkuyla bağırdı.
"Onu dışarı atın!"
Kübra bile birkaç adım geriledi.
Dila öfkeyle Doğukan'ın önüne geçti.
Dila "Kimse ona dokunmayacak!"
Murat "Kızım... dönüşmeye başladığında hepimizi öldürecek."
Dila "Hayır!"
Doğukan sessizce bana baktı.
Gözlerinde ilk kez umutsuzluk vardı.
Sonra yavaşça elimi tuttu.
Doğukan "Belki de... haklılar."
Dila "Hayır! Böyle konuşma."
Tam o sırada...
Doğukan'ın gözlerinin tamamı birkaç saniyeliğine kıpkırmızı oldu.
Salondaki herkes korkuyla geri çekildi.
Ve Murat, silahının emniyetini açtı.
Devam Edecek...