İçeriğe geç

Zıt Yağmur

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Zıt Yağmur

Bölüm 2

Pazartesi

Ben yine kütüphanede oturmuş defterimin kenarını karalarken bir yandan da hangi kitabı okuyacağını düşünüyordum tam o sırada Lalin‘den telefonuma bir mesaj geldi şöyleydi ki Lalin beni kafeye çağırıyordu ama benim yorgunluğumbir kahveyle bastırılmayacak kadar fazlaydı Lalin itirazlari karşılığında bir kahveyi kabul ettim.

"Lal’in mesajına hayır dersem 3 gün trip yerim”

"O zaman başka çarem yok gideceğim”

Tam geliyorum yazacağım anda lal bana şöyle bir mesaj daha pampa Resmen dışarı çıkmayı unuttun Ayrıca görüldü atmaya devam edersen trip süren uzayacak

Şöyle Cevapladım zaten geliyordum abartma sen de trip süremi de uzatma artık yeter, panpacım alınmadın değil mi şaka yapıyorum.

Alınmıştı ama neyse saat 6:00’da hazır ol evinden alacağım seni.

Evime gittiğimde gine güneş ışığı akşam olduğunu belli eden bir şekilde vuruyordu ne çok ne az tam bir yaz akşamı gibiydi zaten öyle gine altıma en sevdiğim baggy pantolonumu giydim Üstüme de düz beyaz bir tişört giydim oldukça bol ve rahat bir tişört olduğu için hiç rahatsız hissetmiyordum ve tam dört yıldır kullandığım asla bitmeyen bütçeme en uygun fiyatlı parfümden sıktım ama bitmeye geliyordu çok Bitmesine en üzüldüğüm iki şeyden Biri olan parfümün bitiyordu o yüzden iki fıs sıktım Ve istakozlu kolyemle Lalin’in beni aramasını bekledim belki de internetim yoktu çünkü saat 6:00’ya iki geçiyordu Lalin asla geç kalmazdı tan Lalin’i arayacaktım ki kapımda belirdi geç kalmıştı ve ona bunu söylediğimde hep sen mi geç kalacaksın biraz da ben geç kalayım dedi tabii ki hep ben geç kalacağım dedim zaten gideceğimiz kafe evimin 2 Kilometre yanındaydı çok zor olmayacak her zaman gidiyorum ama sanırım bir iş bulmazsam gidemeyeceğim Lalin’le yola çıkmıştık Kafenin önüne gelmiştik çok seviyordum çünkü sadece bir kafeden ibaret değildi orası kafa dağıtmak için olan yeşilliği bol olan bitkilerle arası iyi olan ve en sevdiğim renk kahverengi ile birleşmiş bir kafede sanki gerçek doğanın içinde gibiydim buradaki güneş ışığı bile daha çok doğaya benziyordu sanki Gördüğüm diğer güneş ışıkları sahte ve bu gerçek gibiydi kokusu bile orman gibiydi bayıldım kokulardan biri çalışanların hepsinin yüzünü biliyordum nasıl biri olduklarını seslerine saç renkleri göz renkleri boyları hepsini az çok tahmin edebiliyodum lalin de Bu kafeyi severdi Zaten onsuz gelseydim sanırım trip sürem on günden fazla olurdu Neyse ki onsuz gelmedim ve buradaki en sevdiğim ikinci şeyde kedileri içeri almaları hem kedi seviyorum hem kitap okuyorum hem de Lalin’le dedikodu yaparak kahve içiyorum ama dediğim gibi İş bulamaya devam edersem hiç kahve içemeyeceğim burada bir daha bu yüzden bugün bu konuyu Lalin ile konuşmak istiyordum Ve bence burası konuşmak için tam yeri rahat ve kimse tarafından dinlenmeyen bir yer Derinle kahvelerimizi sipariş ettik val’in dedikodum olup olmadığını sordu ben de bugün dedikodu için gelmedim deyince Lalin tabii ki şaşırdı ve bir yandan da üzüldü dedikodu Hayranıdır bu arada üzülmesi anormal bir şey değil yani . Lalin daha çok şaşırmak istemediği için bana direk konu neydi niye dedikodu yapmıyoruz diye sordu dedikodu yapmamamızın sebebinin benim iş bulmam gerektiği olduğunu söyledim ve İlk sordugu Soru niye ve ne değildi çok şükür nasıl bir iş diye sordu beni zorlamamasını seviyordum hesap vermek zorunda hissetmiyordum onun yanında cevabım fark etmezdi iş olsun yeter para kazanmam lazım bir evde iki kişiyiz benden Sora o da dedi ki Sonra benim de kardeşim sayılır senin kızın evet dedim ama ona senin bakman gerekmiyor bu sorumlulugu ilk ben aldım bana dedi ki zaten senin istediğin için yapmıyorum kendim istediğim için Yapıyorum. Biliyorum dedim ama gine de Bu doğru olmaz ona Bakması gereken kişi sen değil benim bu yüzden eğer bir iş bulabilirsen bana haber verirsen çok sevinirim tabii ki veririm ama bak tekrar söylüyorum çalışmana hiç gerek yok birlikte halledebiliriz dedi çok dramatik konuşuyordu ben de dedim ki Lalin sevgilim değilsin bu kadar dramatikleşmeye gerek yok. Pardon kendimi kaptırmışım dedi. Neyse artık bu konu hakkında konuşmaya gerek yok, eski dedikodularımıza geri dönelim dedim. tamam o zaman benim sorumun cevabını ver dedikodun var mı? Dedi artık dedikodulari birazcık da sen ver dedim ve konumuz böyle kahve ve dedikodu ile ilerlemeye devam etti sıradan bir Kafe günümüz gibi saat 8:00’e kadar konuştuk artık eve gitmem gerektiğini soranın bana çok kızacağını Söyledim. Ve eve gittim tahmin ettiğim gibi sonra gayet de kızgın bir şekilde bana bakıyordu beni bırakıp kaç saattir neredesin dediğini gözlerinden anlayabiliyordum barışması için ona yaş mama almam gerekiyordu ve sanırım son yParamı yaş mamaya harcadım Neyse ki barıştık daha sonra pijamalarımı giyip yatağıma geçtim 300 kere okuduğum kitabı tekrar okudum çünkü kitapların hepsini bitirmek istemiyordum ve teker teker her kitabı birkaç tekrarla okuyordum. fark etmeden 3 saat kitap okuduktan sonra uyudum. hiç sevmediğim gün olan pazartesiyi de bitirmiştim

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.