İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 35 · 11 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 35

35

•••

Milano sokaklarında havanın soğukluğuyla üşüsek bile öyle mutluyduk ki buna aldırmıyorduk.

Sıcacık kahvelerimizle bir sokak kahvecisinde oturmuş dışarıda başlayan yağmuru izliyorduk.

-"Burada olduğumuza inanamıyorum." diye mırıldanırken öyle keyifliydim ki.

Sanırım ikinci bir şansım olsa kesinlikle yurtdışında yaşamak isterdim.

Belimi okşayan parmaklarını sıklaştırıp bedenimi kendine çekti ve başımın üstünü öptü.

-"Sen iste her yeri gezeriz güzelim." dedi tekrar öperken.

Gülümseyip başımı omzuna bıraktım. Geleli dört gün oluyordu. Otelimiz işlek bir caddenin üstündeydi ve neredeyse her gün dışarıda gezmiştik.

Yılbaşı yaklaştığı için etrafı şimdiden süslemeye başlamışlardı.

-"Alışverişe çıkalım mı?!"dedim heyecanla.

Demirhan kolunu çekip göğsüne havayı doldurdu.

-"Bebeğim...bundan önceki ve ondan önceki gün de alışveriş yaptık."Bıkkın ses tonuna gözlerimi devirdim.

Yüzümün düştüğünü gördüğünde yanaklarımı kavrayıp burnumu öptü.

-"Kahvemiz bittiyse gidelim bari. Ne alışverişi yapacağız?"

Anında gülümsedim. Bana hiç kıyamıyor.

-"Noel!"dedim sırıtarak.

Koltuktan kalkarken montumu ve çantamı aldım.

-"Noel mi?"derken hafif çattığı kaşlarıyla kabanını giyiyordu.

-"Evet salonumuza bir yılbaşı ağacı kuralım. Kocaman en büyüğünden." Hep istediğim ama evimizde anneme göre yer olmadığı için yapamadığım bir şeydi.

Karşımda durup tebessüm ederek yüzümü tuttu. Yanaklarımı öperken diğer masalardaki müşteriler kaçamak gözlerle bize bakınca utanıp kızarmaya başladım.

-"Sırf şu yüzün gülsün diye evin içini ağaçla doldurabilirim."Kısık sesle konuşunca kıkırdayıp beline sarıldım.

Önce kahvelerimizin ücretini ödedik. Kafenin ahşap kapısından çıkmadan elimden atkımı aldı ve boynuma dolayıp önümü kapattı. Ardından montumun kürklü şapkasını kapattıktan sonra elimi elinin içine aldı. Kendi kabanının cebine soktuğunda teninin sıcaklığına gülümsedim.

-"Diğer elini de cebine koy." Eldiven takmayı sevmediğim için geldiğimizden beri böyle yapıyordu.

Dediğini yapıp yürümeye başladım. Yoldan geçen bir taksiyi durdurup mağazaların olduğu caddeye gelmiştik.

Fazla abartmadan ama en çok beğendiklerimden aldığım yılbaşı süsleri yine abartıya kaçmıştı.

-"Sana bir uçak tutsam ancak yeter."

Odamıza girerken söylene söylene giriyordu. Önceki günler aldıklarımın yanına bugün ki çantaları koyduğunda dudağımı büktüm.

-"Galiba bavul almamız gerekecek."dediğimde homurdanmış kendini yatağa atmıştı.

Montumu ve diğer fazlalıklarla birlikte botlarımı çıkardıktan sonra yatağa oturdum.

-"Aşkım neden yüzünü asıyorsun? Bilmesem cimri olduğunu düşüneceğim." dedim yalandan bir abartmayla.

Gözlerini bana çevirip anlamlı anlamlı baktı ve doğrulup oturdu.

-"Saçmalama güzelim. Sadece tatile geldik dinlenmek istiyorum. Madem öyle biraz daha kalalım rahat rahat gez alışveriş yap."

Dizlerimin üstüne oturup boynuna uzandığımda beni bir hamlede kucağına oturtmuştu.

-"Ben çalışan bir kadınım unuttun mu? Ama çok isterdim. Artık bir sonraki iznimde geliriz."dedim.

Göğsüne sokulup yanağımı kazağına sürttüm.

Elini kaldırıp saçlarımı yüzümden ittikten sonra parmaklarını yanağıma değdirdi. Saçlarımı öpmesiyle gözlerim kapanmıştı.

-"Çalışmana gerek yok diyeceğim ama benimle uzun uzun tartışacağını bildiğimden hiç o konuya girmiyorum."

-"Evet güzel düşünmüşsün sevgilim."dedim. Çünkü öyle yapardım.

Aslında evimizde daha fazla vakit geçirmek bütün hayatımı ikimize adamayı isterdim. Fakat çalışmayı da seviyordum. Nasıl bırakırdım ki?

İç çekip elimi kavradı dudaklarına getirdi.

-"Tenini çok seviyorum."Mırıltılarla birlikte parmaklarımı birer birer öpüp başımı kaldırdı. En son dudaklarımı öptü ve ayrıldı.

-"Birlikte duş alalım mı?"diye sordum.

Artık bu sıralar en sevdiğim aktiviteye dönüşmüştü.

-"En zayıf noktam."

Dudaklarımdaki gülümsemeyle dudaklarına uzandım. Sakallı yüzünü okşayarak dudaklarını yavaş yavaş öptüm. Tadını çıkartarak öpmeme daha fazla müsaade etmeden hızlıca alt dudağımı kavramıştı.

Kalbim git gide hızlanırken sırtımı yatağa yaslayıp üzerime geldi. Dudaklarımızı ayırmadan elini kazağımın ucuna attığında beklentiyle kesildim.

Dudaklarımdan ayrıldı. Birazcık uzaklaşıp minik bir öpücük kondurdu. Önce kazağımı çıkarttı. Sutyenle kaldığımda eğilip göğüslerime dudaklarını bastırdı. Geçtiğimiz gecelerden kalma ısırık izleri yeşillenmeye dönmüş kendilerini belli ediyorlardı.

İlk gün ki gibi soluğum ciğerlerimde tıkalı kalmış yatıyordum.

-"Şuraya hapsolmak istiyorum." Göğüslerimin arasına burnunu sürtmesiyle bacaklarımı birbirine bastırma isteği duydum.

Islak bir şekilde öptü. İnlememek için dudağımı ısırmıştım.

Yönünü aşağı çevirirken tenimi okşamaktan geri kalmıyordu. Belime hafif baskı uygulayarak parmaklarını sıklaştırdı. Taytımın belini çekiştirip bacaklarımdan sıyırdı. Küçük bir külotla kaldım. Neredeyse kadınlığım görünecek kadar küçüktü.

İç çekmesiyle elleri dizlerimi kavradı ve bacaklarımı geriye ittirdi. Eğilip külodun üstünden dudaklarını bastırdı.

Tepeden tırnağa kadar ürpermiştim.

-"Demirhan..."diye sızlanırken ayaklarımı yatağa bastırdım.

-"Efendim bebeğim?"

Sanki beni çıldırtan o değilmiş gibi gülümseyerek gözlerime baktı ve belimden tutarak beni kaldırdı.

-"Çok kötüsün."dediğimde alnını alnıma yaslamış sırıtıyordu.

-"Hımm...bence bunu banyoda tartışalım güzel karım." dedi ve ayaklandı.

Banyoya girdiğinde suyun sıcaklığını ayarladı. Sonra soyunmaya başladı. Heykelleri andıran kusursuz fiziği ile kalbimi eritiyordu.

Suyun altında eğlencemiz uzun sürmedi. Çünkü akşam yemeği için hazırlanmam gerekiyordu.

-"Sevgilim...bu akşam birazcık iddialı giyinsem...acaba kızar mısın?"

Havluyla kucağına tünediğim kocam bana kaşlarını çatınca gülümsedim.

-"Kızarım." dedi direkt.

-"Ben üzülürsem?"diyip dudak büktüm.

-"Bakma şöyle kedi gibi." Popomdan tutup kolayca yatağa bıraktı ve kalktı.

-"Ama sende kızma." Dizlerimin üstüne kalkıp hemencecik beline sarıldım. Çıplak tenine sokulduğumda dayanamamış beni kucağına almıştı. Ayaktayken bacaklarımı beline doladım.

-"Tamam güzelim istediğini giyebilirsin." demesiyle dudaklarına öpücük bıraktım.

Ben makyaj için banyoya giderken Demirhan da üzerine kazak geçirmiş küçük balkonumuza çıkmıştı. Sigara içtiğini gördükten sonra makyajıma odaklandım.

Olabildiğince sade bir makyaj yapıp sadece gözlerimi belirginleştirdim.

Elbisemi giyinmek için döndüğümde Demirhan hala balkondaydı. Neyse ki kapıyı kapatmıştı da içeriye soğuk girmiyordu.

Soyunup dolaptan elbisemi çıkarttım. İç çamaşırımın üstüne geçirdiğimde hemen aynanın karşısına yöneldim.

Çok güzel olmuştu.

-"Tenine nasıl her renk yakışabilir?"

Omzuma dokunan dudaklarıyla gülümsedim. Henüz kapatmadığım fermuarı yavaşça yukarı çekerken dudakları boynuma doğru ilerliyordu.

-"Güzel oldu mu?"diye sordum heyecanlanarak.

Başını sallayıp sıcak nefesini tenime üfledi. Saçlarımın arasından çekilirken nefes alışverişlerinin hızı kendimi iyi hissettiriyordu.

-"Üşümeyecek misin?"

-"Çizme ve kabanla halledeceğimi düşünüyorum."diyip kenarda bekleyen streç siyah çizmelerime ilerledim.

Sırayla bacaklarımdan geçirdim. Dizlerimin üstüne kadar gelmişti.

Demirhan'ın da giyinmesiyle onu beklediğim yerden süzdüm. Burnuma ulaşıp ciğerlerimi alan talan eden parfümünü sıktıktan sonra bana döndü.

Yine yakışıklılığından söz etmeme gerek var mı? Sanmıyorum.

Neredeyse dizlerimden biraz daha aşağıya uzanan siyah yün kabanı giyindim. Önünü kapattığımda şimdiden ısınmıştım.

Otelin önünde bizi bekleyen taksiye binene dek sıcak kalmıştım.

El ele yolun bitmesini bekledik. Sıcak elinin içinde elim olduğu sürece yüzüm hep gülecekti.

-"Demirhan?"

Sabah gelmek için konuştuğumuz restorana girmiştik. Bir binanın teras katında yer alan lüks bir mekandı.

Fakat boştu.

Loş ışıklar altında şehirin ışıkları büyüleyici manzara sunuyordu.

Masaların hepsinde birer mum yanıyordu ve kısık sesle hoş bir şarkı çalıyordu.

-"Sana değen gözler olmadan rahatça yemek istedim sevgilim. Bir mahsuru mu var?" Çekici kısık bakışlarıyla elimi sıkıca kavradı. Camın önünde ki masaya ilerletti.

Resmen restoranı kapatmış!

Deli mi romantik mi ikisi arasında kalmış haldeyim.

-"Sana inanamıyorum."diye mırıldanıp çektiği sandalyeye oturdum. Girişte kabanlarımızı vermiş rahatça yerleşmiştik.

Ayakta bekleyen bir garson yanımıza yaklaştı.

Gece boyunca restoranda yer alan o erkek garson varlığını bize unutturmuştu.

Baş başa belki de olabilecek en romantik şekilde yemeğimizi yemiştik.

'

Gitmeden önceki sabah günü dolu dolu geçirmek için erkenden uyanmıştık. Aslında hiç enerjim yoktu. Hem gece birileri uyutmamış hem de regl dönemim geldiğinden halsizdim.

Demirhan da tahmin edersiniz ki bekleyeceği günlerin acısını çıkarmak istemişti.

Sabah ilk iş geceden ıslak bıraktığım saçlarıma güzel bir fön çekmek oldu. Ardından hafif bir makyaj yapıp odaya girdim.

-"Kalksana sevgilim."

Hala yatağın ortasında uyuyordu. Koca bebek.

-"Öpersen kalkarım."diyince kıkırdadım.

-"Öpersem ikimizde yatağa dönüyoruz."dedim. Sözlerime gülmüş esneyerek doğrulmuştu.

-"Vücudum senden etkileniyorsa ne suçum var?"diye söylenerek banyoya gitti.

Bende o sırada ayarladığım kombini giyindim. Bu sabah yağmur yoktu. Bulutluydu fakat hava güzel sayılırdı.

O yüzden sevimli bir kombin yapmıştım.

Beyaz çantama eşyalarımı sığdırırken Demirhan bacaklarıma ters ters bakarak kazağını giyiyordu.

Otelden yürüme mesafesinde olan bir kafeye kahvaltı için girdik. Bizimki gibi serpme kahvaltı seçeneğimiz olmayınca doyacağımız şeyler yemiştik.

-"Dışarıda yürüyelim mi?"diye soru yönelttiğimde başını bana çevirmişti.

Eğilip saçlarımı öptü.

-"Hayır."

Net cevabı üstüne kaşlarım çatıldı.

-"Şimdi anlamıyorsun ama üşüteceksin. Hasta olduğunda daha fazla ağrın olacak. Yanlış mıyım bebeğim?"derken saçımı okşuyor sessizce konuşuyordu.

İç çekip yanağımı omzuna yasladım.

-"Değilsin...ama sonuçta bir daha burada olma şansımız az. O yüzden değer diye düşünüyorum."

Başını salladı.

-"Hiç laf dinlemiyorsun Peri kızım."

Sonuç olarak bir tanecik kocamı ikna etmiş kahvelerimizi içtikten sonra yürümek için caddeye çıkmıştık.

'

Gece saat 2 civarında evimizden içeri girdik. Kısacık kalmış bile olsak gerçekten evimizin huzuruyla rahatlamıştık.

Bavulları olduğu gibi giysi odasında bırakıp duş almış ardından direkt yatağa girmiştik.

Demirhan'ın sıcak göğsüne sokulduğumda uyumam çok kısa sürmüştü.

Aynı güne gözlerimi açmama sebep olan yüzüme değen dudaklar oldu.

-"Uyu bebeğim atölyeye gidip geleceğim."

Uykulu mırıldanmalarımla daha fazla uyuyamadım. Yatağın soğumasından dolayı gözlerim açılmıştı.

Kocam olmadan yatak gözüme büyük geldi. Yalnızlık ne kötü bir hismiş. Ne çabuk birlikte uyuyup uyanmayı benimsemişim.

Yaklaşık 1 saat yatakta telefonla oyalandım. Saat öğleye yaklaşıyordu.

Herkesle kısa kısa görüşmeler yapmış ondan sonra yataktan çıkmıştım.

Bugünün pazar olmasından dolayı kızlar da geç uyandıklarını söylemişlerdi. Kumru hepimizi kahvaltıya davet ediyordu.

Evli bir çift olarak bir yere gidecek olmamız beni mutlu ederken hızlıca saçlarımı dalgalandırdım. Yüzüme sadece renkli bir nemlendirici ve maskara sürdüm.

Giysi odasına girecekken yatak odasının kapısı açılınca elimi kalbime götürdüm.

-"Ödümü kopardın Demirhan."

Yanıma yaklaşıp belime sarıldı.

-"Uyuyorsundur diye sessiz girdim güzelim."diyip dudaklarını dudaklarıma bastırdı.

Uzandım ve boynuna sarıldım.

-"Neden karını yatakta bırakıyorsun?"

Burnumu öpüp yüzümü göğsüne bastırdı.

-"Ufak bir işim vardı onu yaptım geldim. Seni hemen özledim."dedi huysuz bir homurdanma şeklinde.

Kıkırdayıp sakallarının çevrelediği yanağını öptüm.

-"Bende sensiz üşüdüm yatamadım." Nazlı nazlı konuşmam onu gülümsetirken gözlerinde ki parlama gözlerime yansıdı.

O kadar çok seviyorum ki.

-"Gelip ısıtırdım güzelim neden kalktın?"Minik öpücükleri yüzümün her yerinde gezinip en son alnımda durdu.

-"Çünkü kahvaltıya davetliyiz. Kumru çağırdı. Acele edelim bekletmeyelim."dedim ve kollarından üzülerek ayrıldım.

Demirhan giyinmiş olduğu için ben giysi odasına girdim. İç çamaşırlarımı beyaz renkte seçip krem renkli triko bir elbise aldım. Evde rahat olmak adına seçtiğim elbiseyi giydikten sonra omuzlarını düzelttim.

Üzerime bir şey almadan yalnızca telefonumla evden ayrıldım. Bir de kızlara aldığım hediyeler vardı.

-"Ne öyle önden yürüyorsun? Gelsene kocanın yanına."

Sırıtmamı gizlemeden elimi tutmasını bekledim. Evleri mahallede olduğu için yürüyerek gitmeyi teklif etmiştim. Beş on dakika yürüyecektik.

-"Bu sokaklarda tekrar seninle yürüyeceğimi sanmazdım."derken gözlerimi etrafta gezdiriyordum. Her köşede ayrı hayallerim gizliydi. Yıllar önce tek hayalim Demirhan'dı. Gerçek olmuştu.

Yan gözle beni izlerken uzun boyu ve heybetinden dolayı yanında ufacık duruyordum.

-"Mahalleye döndüğünde ben o mucizenin gerçekleşeceğine emindim."

Gözlerimi büyütüp ona baktım.

-"O melül melül bakmalarında hiç umut ışığı görememiştim."Cümlemin sonunda gülmem onu sinir etmiş olmalı ki elimi hafifçe sıktı.

-"Ne dalga geçiyorsun? Yıllar sonra seni yanımda bulmuşum nasıl bakacaktım?"

-"Daha çok bana kavuşmuş gibi değil de ciğere bakan kedi gibiydin." Dudaklarıma yerleşen kocaman gülümsemenin sonunda bir kahkaha patlattım.

Ters bakışlarının isabeti olmak beni iyice eğlendirirken belimden tuttuğu gibi ayaklarımı yerden havalandırdı.

-"Ya Demirhan bırak bak rezil oluyoruz!"

Çırpınmalar eşliğinde hala gülmeye devam ediyordum. Sokak kalabalık olmasa bile bir kaç bakış bize dönmüştü.

-"Düş önüme. Daha sana bakmam. Ciğerci kediymiş laflara bak."

Önünden kıkırdayarak yürürken arkamdan söylene söylene geliyordu.

Bizim mahalleye girdiğimizde yüzüme yerleşmiş gülümseme ile Demirhan'ın koluna sarıldım. Homurdanarak beni kendine çekmişti.

Tanıdık yüzlere Demirhan selam verip geçerken ben yalnızca tebessüm ediyordum.

Evlerimize yaklaştığımızda kapının önünde bir şeylerle uğraşan Hasan amcayı gördük.

Bizi fark ettiği gibi yüzü güldü.

-"E hadi içeri geçelim."dedi kısa sohbetin ardından.

-"Batı'ya geçiyoruz. Dönüşte geliriz baba."dedi Demirhan.

Sonrasında biraz daha ilerleyip Kumru ve Batı abinin oturduğu apartmanın önüne geldik.

Merdivenleri kullanarak çıktık. İçeri girdiğimizde herkesin gelmiş sadece bizim geç kaldığımızı fark ettim. Teker teker hepsiyle sarıldım.

En son Sedat'ın yanına sıkışıp oturduğumda kolunu omzuma atmış sarılmıştı.

-"Kocayı buldun bizi unuttun ne iş?" Kaş göz işaretleriyle kulağıma kısık sesle söyledi.

Salonda konuşma sesleri olduğundan duyulmamıştı.

Gülerek bacağına vurdum.

-"Bak kocam duymasın döver seni."dedim abartılı yüz ifademle.

-"Çüş lan. Kalk ordan. Ben karımla öyle dip dibe oturmuyorum puşt!"

Sedat ensesine yediği şamar yüzünden kafası öne gidince gülmemek için dudağımı ısırdım.

-"Ya abi ne yapıyorsun ya? Beynim çıktı yerinden. Al yemedik karını. Zaten sen yeterince yemişsindir."

Ağzım aralanırken Demirhan kalkmakta olan Sedat'a okkalı bir şamar daha patlattı.

-"Edepsiz." dedim ve ayağa kalktım.

Büyük yemek masasına kurdukları sofraya yerleşip yanıma oturan Aslı'ya döndüm.

-"İlk fırsatta konuşalım. Neler oldu merak ediyorum."diye fısıldadım.

Yanakları pembeleşince kaşlarımı havaya kaldırdım. Başını sallayarak onayladı.

Kahvaltıya başladığımızda masadan her zamanki sohbetlerimizin gülmelerimizin sesi yükseliyordu.

-"Sizinkilere gittiniz mi?"diye sordu Nesli.

-"Yok dönüşte uğrarız. Elvin ablaya da gitsek Asya'yı severiz özledim."diye ekledim kocama bakarken.

Başını salladı.

-"Gideriz güzelim."

-"Bir tane yapın da onu sevin kaç yaşına geldiniz?"

Sedat'ın cümlesini herkes gülerek onaylarken ikimiz sessiz kaldık.

-"Yaparsam sen mi bakacaksın?"diye sordum.

Omuz silkip çayını içti.

-"Dayısı...yada yok amcası olarak tabi bakarım. Siz yeter ki yapın."

Gözlerimi devirip tabağıma döndüm.

-"Galiba en son düşüneceğim şey çocuk olabilir." diye mırıldandı Nesli.

Soner abi ona bakınca ikisini süzdüm. Evlilik hazırlığından yorgun düşmüş görünüyorlardı.

-"Biraz daha zamanı var tabii."dedi hak verircesine.

-"Yani zor olabilir."diyen Kumru oldu.

Nesli onu onayladı.

-"E yani herkesten uzakta çok zor. Ama siz yapın biz gelip severiz. Yeni evliler sizsiniz."diye olayı bize ve Kumru'lara döndürdü.

Ellerimi kaldırıp sandalyeye yaslandım.

-"Çalışırken pek mümkün değil gibi. Bizden sırayı geçin. Kumru yapsın çifter çifter."dediğimde Sedat'la birlikte kıkırdadık.

Gülümsemem solmadan Demirhan'a yan gözle baktım. Konuya dahil değil gibi ifadesiz bir yüzle kahvaltıyı sürdüyordu.

Haliyle onun yüzünü görünce bende durgunlaşıp önüme döndüm.

-"Oldu canım her yıl bir tane veririm elinize." dedi Kumru çatık kaşlarıyla.

Bizi güldürürken Batı abi omzuna sarılmıştı.

-"Tabi aşkım yoksa şüphen mi vardı?"

Bir kaç saat daha böyle gülerek sohbet ettik. Evlerinden ayrılırken hep birlikte kalkmıştık. Nesli ve Soner abi dışarı dolaşmaya gidiyorlardı. Aslı ve Sedat evlerine dönmüş biz de ailelerimize gidiyorduk.

Çaldığımız kapıyı Nigar teyze açtığında anında ikimize de sarıldı. İçeriden gelen gürültüyle çoktan herkesin toplandığını gördük.

Paytak adımlarla koridora çıkan Asya'yı görür görmez koltuk altlarından onu havaya kaldırdım.

-"Pamuk şeker mi oldun sen? Yiyeyim mi seni?" Pembe tüllü elbisesine baktığımı görünce elleriyle tutup havalandırdı.

Gülümseyip küçük bedenine sarıldım. Bütün aile buradaydı. Abim de hala gitmemişti ve buraya gelmişti.

Günü burada bitirmiştik. Hep birlikte sohbet halindeyken nedense değişik hissediyordum. Kocam karşımda otururken onu özlemem normal miydi?

Bir an önce evimize gitmek Demirhan'ın kollarının arasına girmek istiyordum.

Fakat kendileri bu akşam pek bir suratsızdı. Eve gittiğimizde bu durumu çözeceğimden şimdilik kendimi ana bırakmıştım.

•••

İyi geceler ❤

Umarım beğenmişsinizdir. Bir sonraki bölümde görüşürüz 🌸

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bu kızın boş boş konuşması sinir bozucu. Çocuk konusunda kocanla danışıp konuşman gerekir. Sonra neden durgun falan filan diyorsun.Aslına bakarsanız Demirhan ve Peri nin yaşam ve düşünce şekilleri çok farklı ve bu uyumsuzluk yıpratacak onları. Kitap da olsa kızmayın ama Peri iş hariç her şeyde uyumsuz. Kendi istekleri konusunda çok baskıcı. Rahat bir kız Peri. Dikkat etmediği sürece evlilik hayatı sıkıntılı geçer