•••
Temizlik sonrası yine sırayla duş almıştık. Akşam yemeği için hazırlanıyorduk. Bu sefer saçlarımın uçlarını dalgalandırmış açık bırakmıştım. Güzel bir makyajla aynanın önünden çekildiğimde kendime hayret ettim.
Bir kaç saat önce yas tutuyordum. Böylece kısa sürede iyi hissetmem delilik miydi? Çünkü hiç normal değil.
-"Sırıtıp durmayın sinirim bozuluyor." diye kızdım.
Elbette kenara sıkıştırmışlardı. Konuştuklarımızı anlattığımdan beri üçü de otuz iki diş sırıtarak makyaj yapıyordu.
Oflayarak az önce ütülediğim takımı elime aldım. Yarım saattir yerde külot ve cropla oturuyordum. Önce eteği giyindim. Ardından kızlara arkamı dönerek crop bluzu çıkarttım ve eteğin takımı olan parçayı dikkatlice giyindim.
-"Ne de güzel olmuşsundur beyaaazlar içinde sen." İğrenç sesiyle bağırarak şarkı söyleyen Nesli'ye kızamadım çünkü içimde tutamadan güldüm.
Yerde duran ayakkabılarımız arasından bağcıklı beyaz sandaletleri aldım. Zar zor giyinip parfüm sıktıktan sonra çantamı hazırladım.
Kahvaltıda doğru düzgün bir şeyler yemediğim için artık şekerim düşmüştü çok acıkmıştım.
-"Şükür kızlar sonunda." dedi Sedat indiğimizi görünce.
Bakışlarım tabiki tahmin edersiniz ki Demirhan'a uçtu gitti. Kalçasını koltuğun koluna yaslamış bekliyordu. Üzerinde krem rengi keten şort onun üstünde beyaz içini neredeyse gösteren bir gömlek giymişti.
Yalnızca tek yaptığım gözlerimi kaçırıp yutkunmak oldu.
Hep birlikte arabalara yerleştik. Yanımda abim vardı ve Batı abinin arabasındaydık. Dediği gibi izin süresi kısalmıştı. Bu akşam İstanbul'a giden bir arkadaşıyla yemekten sonra yola çıkarak annemleri görmeye gidecekti.
Bu akşam eğlenceli bir mekana rezervasyonumuz vardı. İşlek caddenin kenarında meyhane tadında bir yerdi.
Ve bu akşam Hakan Altun gecesi olduğunu öğrenmemiz en çok beni sevindirdi.
Uzun uzun kurulmuş masalardan birine yerleştik. Çoğu kişi gelmişti. Akşam yemeğine aynı saatte başlayacaktık. Eğlenceliydi çünkü aynı yaşlarda insanlarla aynı masaya oturup sohbet edebiliyordunuz.
Kızlarla hep yan yana oturmuştuk. Erkekler karşımızdaydı. Tam karşımda kaderin cilvesi Demirhan varken nasıl yemek yiyecektim bilemiyorum.
Mezeler donatıldı. Sipariş ettiğimiz yemekler de gelince başlamıştık.
-"Kızlar. Diyorum ki bu akşam şöyle bir güzel içelim."
Nesli'nin teklifine kaşlarımı kaldırarak karşılık verdim.
-"Ben almayayım." dedim. Hiç sarhoş olacak kadar içmemiştim. Açıkçası gözümü korkutuyordu.
-"Yaa mızıkçılık yapma." diyip bacağımı çimdikledi.
Sessiz söylediği için karşımızdakiler duymuyordu.
-"Ben varım. Başım resmi olarak bağlanmadan önce dağıtmak hakkımdır." dedi Kumru bize doğru eğilip.
Aslı dünden razıydı. Haliyle bende tamam demiştim. Bu gece bizi çekecek olan erkeklerin durumdan haberi yoktu.
Umuyorum ki hemen sızar kalırdım.
Karşıma hiç bakamıyordum. Demirhan çok gergin ve sinirliydi. Her göz göze gelişimizde kaşlarını çatıp bir şeyler mırıldanıyordu.
Arada bir dekolteme baktığını hissediyordum.
-"Favorim." Aldığı mezeyi yerken eriyen Nesli'ye baktım bende uzanıp bir çatal aldım.
-"Bayılıyorum bu şarkıya." Hemen solumda olan kız grubundan birisi söylemişti.
Ona baktığımı anlayınca bana gülümsedi.
-"Bende öyle." dedim hafif tebessümle.
İçtiğimiz üçüncü bardak rakıydı. Abim gözleriyle uyarmış ama tek laf etmemişti.
Şarkının nakarat kısmında Nesli yerinde sallanırken omzuyla omzuma vurdu.
-"Ağlamak yok yüreğiiim!"
-"Sızlamak yok yüreğiiim!"
-"Ne acılaar yaşadık biz seninlee!!"
Yanımızdaki kızlarla aynı tonda şarkıya eşlik edince hep birlikte kıkırdadık. Ayağa kalkıp rakı bardaklarını uzattılar.
Ben oturduğum yerden uzanırken bizim kızlar kalkıp uzatmışlardı.
-"Güzelliğimize." dedi kızlardan biri. Yüzündeki neşeli sırıtma bulaşıcıydı. Çok cana yakınlardı.
Kadehlerimizi tokuşturup yerimize oturduk.
Hava karanlıktı. Masaların üstünden geçen ince led ışıklar aydınlatıyordu.
-"Yavaş gidin yavaş. Yeter o kadar." diyen Batı abi oldu.
-"Aşkım bıraksana bizi ya."
-"Kaç kere geleceğiz dünyaya be abi." Aslı çoktan uçmaya başlamıştı.
-"Has bin Allah. Bela olmayın kızlar ne olur." dedi Sedat.
Omuz silkip rakı bardağını dudaklarıma yaklaştırdım.
Yeni bir şarkı yükseldiğinde bilenler ooo diye bağırmış bardakları şimdiden doldurmuşlardı.
Saçma sapan sallantılarla kendimce ritme uyuyordum. Görüş açıma ara sıra giren Demirhan'dan yükselen sigara dumanıydı. Hepsi içiyordu ama en sık yakıp söndüren oydu.
-"Hep birlikte kızlar." Yanımdaki kız kalkmış bardak olan elini havaya kaldırmıştı.
Hiç ağlamazdım ama
Nesli gülerek ayaklanmış son yudumunu diklemişti. Yüzümde minik tebessümle herkes gibi şarkıya girdim.
-"Ben ağladım sende ağla!"
-"Yaptıkların yanına kâr kalır sanmaa!"
Nesli yanımda hem elini hem kendini sallarken kıkırdamama neden oldu.
-"Söz vermiştin şimdi yoksun"
-"Ayrılığın günahı bir tek senin boynuna"
İşaret ve baş parmağım arasında salladığım bardağa bakarak sustum. Masadan kalkan bakışlarım karşıya geçti. Zaten o bana bakıyordu.
İç çekerek ona bakmayı kestim. Bu defa Aslı ve Kumru'ya göz gezdirdim. Aslı kendi kendine sessizce konuşup içiyordu. Kumru ise yanına geçen Batı abinin omuzunda rakısını yudumluyordu.
-"Dolduruyorum." dedi yanımdaki kız.
Başımı sallayıp bardağımı uzattım.
-"İsmin neydi?" diye sordum.
Durdu.
-"Ay bir an adımı unuttum." demesiyle kahkahayı aynı anda attık.
-"Selin. Senin?"
-"Peri."
-"Ya ne güzelmiş. Memnun oldum."
Aynı karşılığı verip bu seferki bardağımı daha hızlı dikledim.
İnsanın karşısında acısına bakarak içmesi ayrı bir tat veriyormuş.
Biten şarkı yerini yenisine bıraktığında artık masaların çoğu sessizliğe bürünmüştü. Sanırım herkes yarasını hatırlamaya başlamıştı.
İçimden güldüm.
Dirseğimi masaya koyup yanağımı avucuma yerleştirdim. O sırada Nesli de başını omzuma yaslamıştı.
-"Bak seninki çalıyor." Soner abinin neşeli sesine göz ucuyla baktım. Elini Demirhan'ın sandalyesinin arkasına atıp omzuna elini koymuştu.
Demirhan elinden bırakmadığı rakı ve sigarasıyla gözleri dalgındı.
Bende bakışlarımı üstünden çektim. Sanırım sarhoş olmuştum. Nesli ile birlikte şarkıyı mırıldanmaya başladık.
-"Kimseler dolduramadı yerini."
-"Hala kabullenmedim gidişini."
-"Varsa bir günahım gel de konuşalım."
-"Bir bilene soralım."
Dertli bir iç çekmeydi bu. Kendimi hep ona bakarken buluyordum. Şimdi karşılıklı bakışma sıramız gelmişti. Haliyle dudaklarım kıpırdamadı.
-"Yaşanmaz ki böyle vurdum ta dibine."
-"Yok mu biraz hatırım?"
-"Yok da bir günahım."
-"Gururdan inadım."
-"Birbirimize soralım."
-"Yaşanır da böyle yaşanmak denirse anasını satayım." Nesli bir anda omzumdan kalkıp şarkıyı söyleyince ona baktım ama umursamadım.
Uykum gelmişti.
-"Sapıttı iyice bu da."diyen Soner abiydi.
Gülümseyerek ağzıma masadan ne olduğunu bilmediğim bir şey attım. Midem bir tuhaftı ama içtikçe içesim geliyordu.
Aradan bir saat daha geçtiğinde masadan zorla kaldırılıyordum. Pek hatırlamıyorum ama sanırım abim az önce gitmişti.
-"Dur bir dur." dedim Sedat'a.
Eğilip bardağın dibinde kalanı başıma dikleyip yüzümü ekşittim.
-"Rahat dursana düşeceksin." dedi ve belimi daha sıkı tuttu.
-"Düşmüşüm düşeceğim kadar." Çantamı omzuma asıp kayıp giden yere baktım.
Nasıl yürüyeceğim ya?
-"Hata bizde hata! Birader hesabı masaya alalım."
-"Bu akşam bendensiniz." Nesli elini masaya vurunca herkes bize baktı.
-"Ulan bunun sarhoşluğu ne pis!" Soner abi Nesli'yi tutarak kendine yasladı.
-"Siz de yakıştınız." demekten çekinmeden.
Bana öyle bir baktı ki biraz ürktüm ama gülmeden duramadım.
-"Saçma sapan konuşma Peri." diye kızdı.
Omuzlarımı silktim. Bir kaç adım attığımda düşecek gibi olunca Sedat'ın omzuna tutundum.
-"Boyuna posuna bak da utan." diye söylendim.
Beni daha taşıyamıyordu.
-"Oraya buraya dönüyorsun ben ne yapayım?!"
Burun kıvırıp adımlarımı caddeye çevirdim. Diğerleri de geliyordu.
-"Sedat bırak bana."
Hop
Başka kollar
-"Beni sana bıraksınlar." diyip göğsünde kıvrıldım. Yürümek için çok uykuluydum. Şuracıkta uyusam.
-"Sedat cebimden anahtarı alsana kardeşim."
Ayaklarım yerden havalandığında yüzümde memnuniyet içeren bir tebessüm belirdi. En sevdiğim koku burnumdayken yanağımı omzuna yaslayarak burnumu boynuna doğru kaydırdım.
-"Eve gitmek istemiyorum ben." dediğimde başını oynatıp oflamıştı.
-"Bende ya bende! Oynuyordum ne güzel."
Başımı kaldırıp seçmeye çalıştım. Aslı kendi kendine yürürken bir oraya bir buraya tökezliyordu. Sedat elini Aslı'nın sırtına koyup kendine çekince geri yattım.
-"Susadım." dedim bu sefer.
-"Eve gidince içersin sabret."
Demirhan'a ters bakmaya çalıştım ama omzunda olduğum için yüzümü görmüyordu.
-"Sen niye beni kucağında taşıyorsun?" diye sordum.
-"Yürüyemediğin için."
-"Hım...ondandır." dedim inanmadığımdan.
Bir kaç dakika içinde yere indirmişti. Belimi tutarak beni arabanın koltuğuna oturttu ve kemerimi taktı. Yakınlığıyla daha bir sarhoş oldum.
Kendi arabasındaydım.
Uykulu mayışık halim gidince arabayı çalıştırmasını bekleyip camı sonuna kadar indirdim. Kemerin izin verdiği kadarıyla camdan dışarı sarktım.
Rüzgar yüzüme vurdukça gözlerim kapanmıştı.
-"İçeri gir Peri. Gece gece iş açma başımıza."
-"Çok da umrunda sanki." dedim.
Camdan çekilmeyince bir hamlede belimden tutup geri çekmişti.
-"Ay midem bulandı ne yapıyorsun?" diyip karnımı tuttum.
-"Sakın kusayım deme. Kusacaksan söyle duralım."
Yüzüm de mimiklerim donarken başımı ona çevirdim.
-"Ne yani araban benden değerli mi?" diyince dudağının kıvrıldığını gördüm.
Hayal miydi?
Gözlerini yoldan çekmeden başını salladı.
-"Hayatımda senden daha çok değer verdiğim bir şey yok." demesiyle mideme kelebekler doluştu.
Bakışlarımı kaçırıp koltukta resmen utançtan şekil değiştirdim.
-"Kusarım o zaman." dediğim gibi gülme sesi kulaklarıma doldu.
O nası güzel bir ses?
Bir şey dememişti. Araba tekrar durduğunda kendi başıma indim ve kızlarla ortada buluşup birbirimize sarıldık.
-"Ay nasıl özlemişim." dedi Aslı.
-"Bir daha sarılayım." diyip boynuna sarıldım.
-"Kızım deli misiniz lan? Korkutmayın beni." Birbirimizden koparıldığımızda dudağımı büküp yürümeye başladım.
Kapının açılmasını beklerken aheste aheste sallanıyordum.
-"Şimdi banaaa kaybolan yıllarımııı verseler!" Aniden şarkıyı bağırınca kapıyı açan Sedat irkilmişti.
Kıkırdayarak geri kaydım. Popomun üstüne düşecekken sırtım güvenilir bir göğse yaslandı.
-"Sessiz ol." diye uyaran Demirhan'dı.
-"Veremezsin tabi. Kim verebilir ki? Ömrümün çeyreğini harcadım sana." diye mırıldandım.
-"Umarım sabah yaptıklarınızı hatırlamazsınız." dedi Batı abi. Ona baktığımda Kumru kucağında uyuyordu.
-"Beni bu hale getirenler utansın." Elimi sallayarak önden eve girdim. Basamağı unuttuğum için bir metre öteye uçacaktım ki yine kurtarıldım.
-"Düşseydi de gülseydik."
Yanımdan geçen Nesli'ye gözlerimi kısarak baktım. Pis.
Sırayla girdiğimiz evde ben salona yöneldim. Bedenimi koltuğa atıp bir güzel yayıldım.
Diğerleri üst kata çıkmışlardı.
-"Ben nerde yatacağım şimdi?" dedim homurdanarak.
-"Kalk sende."
Tepemde dikilen bedene baktım.
-"Sanane git sen." diye tersledim.
-"Hadi Peri. Merdivenlerden yuvarlanırsan görürüz."
Koltukta doğrulup oturur pozisyona geldim ve ayaklarıma eğildim.
-"Hoşuna gider. Beni düştüğüm yerde izlemeyi seversin sen."
Bağcıklarını açtığım sandaletlerimden kurtulup rahat bir nefes aldım.
-"Şöyle şeyler söyleme."
Gözlerimi devirerek koltuktan kalktım.
-"İyiyim ben. Git yat." derken dilim dolanıyordu.
Mutfağa girip karanlıkta buzdolabını açtım. Kapakta bir şişe bira görünce sevindim ve ona uzandım.
-"Bokunu çıkartma istersen."
Elimden çekilen şişeyle kaşlarım çatıldı.
-"Terbiyesiz."
İç çekerek dolabı kapattı ardından bana döndü. Bir saniye içinde kendimi kollarında buldum.
İtiraz etmeden kollarımı boynuna doladım.
-"Yatmak istemiyorum." dedim. Biraz daha boynuna sokulunca boğuk bir ses çıkarmıştı.
-"Ne istiyorsun?" Az öncekine nazaran sesi yumuşak çıktı.
-"Bilmem. Sen ne istiyorsun?" diye sordum.
Salona yönelip koltuğa oturduğunda yan şekilde kucağındaydım.
-"Neler istediğimi bir bilsen." Zorla duyacağım yükseklikte konuşmuştu.
Yutkunarak elimi göğsüne koydum. Göğüs kası adeta taş gibiydi. Avuç içimi bilerek bastırdım.
Kasılmıştı.
-"Yapma Peri. Yıllardır sana dokunmayan birisine sende böyle dokunma."
Omuz silktim.
-"Banane." diyip elimi göğsünden boynuna oradan yanağına çıkarttım. Parmaklarıma batan sakalları yıllar öncesinde kalan huzuru gün yüzüne çıkarttı.
-"Sarhoşsun. Yarına bana kızacaksın."
Muhtemelen.
-"Unutacak kadar değilim." dedim fısıldayarak.
Neden bahsettiğimi biliyordu. Sessiz kaldı.
Ben yıllar boyu yarasını taşıdığım adamın kucağında oturuyordum. Bu ilk ve sondu.
Yarına kafamı duvarlara sürtecektim.
-"Deliriyorum Peri. Üstüne baktıkça ve bir şey diyemedikçe kendimi dövesim geliyor."
Kıkırdadım.
-"Benim için de döv."
-"Of...sabır diyorum sabır."
Dakikalar geçmişti. Uykum tekrar baş göstermişti. Yanağımı göğsüne sürtüp gözlerimi yumdum.
Başını eğmiş burnunu saçlarımın arasına gizlemişti. Hissediyordum.
-"Ben hiç tekrar seni soluyacağımı sanmazdım. Kokunu o kadar özlemişim ki...dayanacak canım kalmamıştı." Mırıl mırıl konuşuyordu.
Sesinin güçsüzlüğü beraberinde benim gözlerimi doldurdu. Süzülen bir damla yaş gömleğine düşmüştü.
Ben onun gibi içimi dile dökemezdim. Bu bana çok ağır geliyordu.
-"Seni çok özledim Peri kızım."
Fısıldayışında benim bedenim uykuya yenik düştü.
Ama duymuştum.
'
Sıcaktan fenalık geçireceğim düşüncesiyle gözlerimi açtığımda kızlarla birbirimize sokulmuş yatakta yatıyorduk.
-"Çekilin Allah aşkına nefessiz kaldım." Konuşurken başım zonkladı. Yüzümü buruşturup ortalarından kalktım.
Oda çok sıcaktı. Kapı da kapalıydı ve nefes yoktu.
Tam klimayı açmış karşısında serinleyecekken gözümün önünden geçen film şeridiyle birlikte dondum.
Siktir.
Tam olarak siktir.
-"Kızlar büyük sıçtım kızlar!!"
Yatağa uçunca bağırtımla birlikte kalkmışlardı. İkisine aynı anda vurdum.
-"Ne oluyor be?!"
-"Kalkın bana bakın! Mahvoldum ben!" Saçlarımı geri ittirip yüzümü ağlamaklı hale getirdim.
-"Evet makyajın akmış."dedi Nesli gözlerini ovalarken.
-"Ya deli misin?!" diye yüksek sesle bağırdım. Elimi yüzüme kapattığımda kendime sövüyordum
-"E ne oldu?" diye sordu Aslı.
Elimi indirdiğimde çaresizlik içinde ikisine baktım.
-"Gece olanları hatırlıyor musunuz?"
-"Yani az biraz."
Nefesimi üfleyip ellerimi yastığa vurdum.
-"Gece Demirhan'ın kucağında uyudum!" derken fısıldadım.
-"Nee!!! Neee?!!"
Omuzlarımdan sarsıldığımda kendimi yüz üstü yatağa bıraktım.
Mahvoldum.
Bittim.
-"Ay kalk kalk! Anlat nasıl oldu?!" Kolumdan çekip doğrulmamı sağlayan Aslı'ya baktım.
Hatırladığım kadarını onlara anlattım.
İsteyerek olmamıştı ki. Sarhoştum. Evet çok sarhoştum ve kendimde değildim.
-"Ya kıyamam. Nasıl özlemiş seni." dedi Nesli dudağını bükerek.
Ona ciddi misin dercesine baktım.
-"Şuan sorun bu mu? Ne yapacağım ben? Zaten dün de saçma sapan yakınlaşmalar oldu bir de bu çıktı başıma! Of ya of!"
Şimdi saçımı başımı yolacağım.
-"Ben gidiyorum duş almaya. Ağzım yüzüm yamulmuş. Neremizle içtiysek?"
Kızların yataktan kalkmasıyla üzerimi örtüyle tamamen örttüm. Belki boğulur bayılırım.
Dakikalar sonra iç sesimden dolayı örtüyü ittirdim.
Tavana bakarak geceyi hatırlamaya çalıştım. Kulağımdan gitmiyordu. Özledim diyişi.
İç çekip gözlerimi yumdum.
Çok güzeldi. Utanıyorum ama itiraf ediyorum ki şefkatini hissetmeyi çok özlemiştim.
Hayır
Hayır daha fazla ağlamak yok.
Yataktan çıktığım gibi koşarak banyoya girdim. Havluya sarılan Nesli'nin çığlığıyla duraksadım.
-"Soner abi girmiş gibi çığlık atıyosun." diyince yüz ifadesi dondu.
-"Ne alaka Peri Allah aşkına?!" diye çıkıştı.
Dudağımı büküp kıkırdadım.
-"Gül gül. Görücez seni birazdan." dedi ve banyodan çıktı.
Gıcık. İki saniye unutmuştum.
Suyun altına girmiş oyalanmadan çıkmıştım. Odaya girdiğimde bir tek Nesli vardı. O da makyaj yapıyordu.
-"Kahvaltıya gidiyoruz."
Oradan denize de gideceğimiz için içime direkt siyah bir bikini takımı giyindim. Üzerime hafif transparan elbise geçirdim.
Kurumaya dönmüş saçlarımı tepeden sıkı bir topuz yaparak yüzüme hafif makyaj yaptım.
-"Ne yapacağım ben?" dedim aynanın karşısından çekilip.
-"Ne yapacaksın ya? Akışına bırak. Gelip de yüzüne vuracak hali yok. Sen normal davran zaten iletişim halinde değilsiniz."
Bunu kabullenerek çanta hazırlamaya koyuldum. O sırada Aslı da gelmiş hazırlanmaya başlamıştı. Biz Nesli ile odadan çıktığımızda Kumru yan odadan yanakları al al çıktı.
-"Odada ne yaşanıyorsa artık domates olmuş." dedi Nesli sırıtarak.
Kumru hemen omzuna vurdu.
-"Sussana Batı duyacak."
Merdivenleri inmiş bulunduğumuz için konuyu orada sonlandırdık. Benim avuç içlerim terlemişti.
Beni özlediğini fısıldayışını hatırlıyor ateşler içinde yanıyordum.
Salona döndüğümüzde Soner abiyle oturmuş sigara içiyordu.
-"Sabah sabah içmeseniz olmuyor mu?" diye söylendi Nesli.
Karnım sancılansa bile her şey çok normalmiş gibi onlarda gözümü gezdirdim.
-"Olmuyor demek ki hanımefendi." diye karşılık veren Soner abiydi.
Evden çıktığımız ana kadar herhangi bir can sıkıcı durum yaşamamıştım.
Şimdi ki önemli meselemiz Batı abinin yapacağı evlenme teklifiydi.
•••
Yine tutamadım kendimi bir an önce yazıp yayınladım 🙆
İlişkileri hakkında ne diyorsunuz?
Sizce ilerleyişi yavaş mı?