İçeriğe geç

ZİHNİMİN KATİLİ

Bölüm 1 · 3 dk okuma

ZİHNİMİN KATİLİ

Bölüm 1

Kaçık Şehir

Heyecanın damarlarımdan geçtiğini hissedebiliyordum. İnsan ilk cinayetini işlerken bu kadar heyecanlı olmamalıydı, soğukkanlı ve stresli olmalıydı ama ben durduramıyordum. İçim kıpır kıpırdı. Bu ilk cinayetime özel değildi. Bu insana zarar vermenin, katletmenin verdiği ve ilk defa kökten kurtulacağımı bilmenin heyecanıydı. İnsan katletmeye karar vermeden önce işkence üzerinde çalışıyordum. Ailemle ıssız bir yerde yaşıyordum ve tahmin edemeyecekleri çok fazla şey vardı. Mesela evimizin yanındaki ahırımızın altında özel bir alanım olduğundan ve gün içinde canımı sıkan küçük bile olsa bir hareket yapan insanları kaçırıp işkence yaptığımı tahmin edemezlerdi. Ahır macerama gelecek olursak tesadüf eseri keşfettiğim bir yerdi. Yeni doğan buzağıma bakmaya gittiğimde zemindeki kapağı görmüştüm. İnip baktığımda ahırın daha önce bir kilise olduğunu öğrendim ve alt katında işkence yapabilmem için pek çok alet ve kafeslerin olduğunu gördüm. İşkence maceram bu şekilde başladı. İlk işkence yapmaya on sekiz yaşımda başladım. Annemle kasabadaki bir marketten alışveriş yapıyorduk. Annem marketin arka taraflarında gezerken ben kasada annemi bekliyordum. Kasada duran elli yaşında olduğunu tahmin ettiğim giydiğim kıyafetten dolayı bel altı konuşmuştu ve saçma şeyler gevelemeye başlamıştı. Annemin zaten umurunda olmayacağı için söyleme ihtiyacı duymadım ve kendim halletmek istedim. Adamın zaten dünden razı olacağını bildiğim için ona ahırda gizlice buluşmayı teklif ettim. Geldiğinde su ikram ettim içinde uyku hapı olan suyu kana kana içmeye başladı aptal herif. Uykuya daldığında zorda olsa ahırın altına taşıdım onu ve sonrasını tahmin edebiliyorsunuzdur. Zevk aldığımı hissettiğimde şaşırmıştım. Böylece canımı sıkan küçük bir harekette bile işkenceye başvurmaya başladım. İşkence yaptığım kişileri nereye koyduğumu soracak olursanız ahırın altında derinlerde keşfettiğim mahzenlerin olduğunu gördüm bende onları öldürmeden günde sadece bir şişe su ve avuç içinin dörtte biri kadar ekmek vererek hayatta kalmalarını sağlıyorum ve aklımdaki fikirler için kullanıyorum. Ama ilk cinayetimi işledikten sonra öldürmenin bir anlamı kalmayacak ve onları artık istediğim gibi istediğim zaman istediğim kişiyi öldürebileceğim. Zevk vermesi de benim için avantaj tabi. Cinayet işlemeye başlama sebebim ise kasabadaki bir insan evladının kahve sırasında önüme geçmesiydi. Hayır, bu kararımdan asla pişman değilim. Ben bunun önünü kesmezsem başka bir gün başkasına da yapmaya devam edecek. Tamam, yalan söyledim insanların birbirine nasıl davrandığı umurumda bile değildi. Bana nasıl davrandıklarıydı. Bunu işkenceyle de çözebilirdim ama önüme geçmesi o kadar sinirimi bozmuştu ki kendimi onu öldürme isteğinden alıkoyamadım. Önüme geçmesi gerçekten canımı çok yakmıştı. Çünkü o kahveyi gerçekten içmek istiyordum ve yapmak istediğim eylemden alıkonmayı hiç sevmem. Planım kısaca şuydu takipte olduğum adamı kaçırıp önce güzelce ahırımın alt katında misafir edip öldürmekti ve cesedini belki köpeklerime yem ederim bilmiyorum. Her şey canımın nasıl istediğine bağlı. Kasabanın ıssız, soluksuz bir sokağında, kurbanımın adımlarını duymaya odaklanmış halde bekliyordum…

DAWN kalk artık okula geç kalıyorsun. Yine aynı rüya ve yine aynı şey kendimi rüyalarımda psikopat bir katil olarak görmekten bıkmıştım. Yine aynı rüyaydı işkence ile başlayıp cinayete giden uzun ve soluksuz bir yol. Bu rüyaları neden gördüğümü hiçbir zaman bilemeyeceğim. Asla böyle korkunç şeylere ilgim olmamıştı. Kendi halinde annesiyle yaşayan, her gün okula giden sıradan bir lise öğrencisiydim. Hayatta görebileceğiniz en normal insan olabilirdim. Sıradan bir okul günüydü. Gerçi sıradan demek ne kadar doğruysa. Yaşadığım şehirde en azılı suçluların bulunduğu hapishane bulunuyordu ve oradan kaçmak imkânsızdı. Kimsenin güvenmediği bu şehirden çıkmak imkânsızdı. O şehirde doğduysan o şehrin insanısındır ve hiçbir yere kaçamasın. Annemle kaç kere şehirden kaçmaya çalışmıştık ama nafile. Bu şehirde gece sokağa çıkılmayacağını uçan sinek bile bilirdi. İki yıl öncesine kadar iki mahkûmun firar ettiği haberi sızdırıldığında bir hafta kimse dışarı çıkmamıştı. Gerçi bir önemi yoktu. Sadece bir haftada üç cinayet, bir ev kundaklama ve iki tecavüz olayı olmuştu. Yakalanan mahkûmlar tekrardan güvenlikli(!) hapishaneye atılmıştı. Şehirde polis yok denecek kadar azdı. Sözde hepsi hapishanede görevliydi. Şuan endişelenecek bir şey yoktu. Hazırlanmaya devam ettim ve evden çıktım. Annemin zoruyla servisle gidiyordum. Okulun kapısına geldiğimde arkamda birinin izlediği hissine kapıldım. Her zamanki gibi annem hep psikolojik olduğunu söylerdi. Ama bu seferki farklıydı. Gün boyu arkadaşlarımla olacaktım. Asla yalnız kalmayacaktım. Bugün ya da yarın ne olacağını kimse kestiremezdi değil mi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.