Odanın içindeki saat, sessizliği bölen tek sesti.
Tık.
Tık.
Tık.
Rüya, karşısındaki adamın masasının önünde sessizce oturuyordu. Uzun, dalgalı kahverengi saçları omuzlarından aşağı dökülüyor; mavi gözleri ise odanın herhangi bir köşesine sabitlenmiş gibi görünüyordu.
Karşısındaki kişi ise elindeki dosyaya bakıyordu.
Dr. Eren Aras.
Yirmi dokuz yaşında, hastanenin psikiyatristlerinden biriydi.
Rüya'nın dosyasını ilk kez birkaç gün önce incelemişti.
Dosyada çok fazla soru vardı.
Ama cevap yoktu.
Eren dosyadan gözlerini kaldırdı.
“Bu sadece bir sonuç, Rüya.”
Rüya yavaşça ona baktı.
Eren devam etti.
“Kardeşinin hayatta olmamasının ve senin neden burada olduğunun cevabı değil.”
Rüya'nın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Sonuçlar her zaman insanın hayatını kurtarmaz, sayın psikiyatrist.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Her sonucun bir bedeli, acımasız bir sonu vardır.”
Eren onun gözlerinin içine baktı.
Sesi sert değildi.
Ama söyledikleri oldukça keskindi.
“Senin bedelin neydi?”
Rüya cevap vermedi.
Eren birkaç saniye bekledi.
“Kardeşine zarar vermeye çalışmak mı?”
Rüya'nın bakışları bir anlığına değişti.
Eren bunu fark etti.
“Yoksa şu an burada, yabancı bir adamın karşısında oturup hayata karşı bu kadar sert durmak mı?”
Rüya başını hafifçe eğdi.
“Aslında kişinin bakış açısına bağlı.”
Sonra gözlerini yeniden Eren'e çevirdi.
“Ama bana göre ikisi de.”
Eren kalemini parmaklarının arasında çevirdi.
“Bu kadar erken kabullenmiş olman ya çok güçlü olduğunu gösteriyor…”
Bir an durdu.
“Ya da artık hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmadığını.”
Rüya'nın yüzündeki ifade silindi.
Eren son sorusunu sakin bir şekilde sordu.
“Hangisi, Rüya?”
Rüya birkaç saniye boyunca sustu.
Ardından gözlerini pencereden dışarı çevirdi.
“Yanlış seçim, doktor.”
“Hangisi?”
Rüya'nın sesi bu kez daha alçaktı.
“Hiçbiri.”
Eren bekledi.
“Ben sadece yoruldum.”
Odanın sessizliği bir anda daha ağır geldi.
“İnsanlar vazgeçmeyi her zaman yenilgi olarak görüyor.”
Rüya ellerini birbirine kenetledi.
“Ama bazen insanın kendini korumak için geri çekilmesi gerekir.”
Eren, onun sözlerini dikkatle dinledi.
Sonra defterine birkaç kelime yazdı.
Kendini korumak.
Kalemi bir an havada kaldı.
Bu cümle, Rüya'nın ağzından daha önce duyduğu hiçbir şeye benzemiyordu.
Çünkü Rüya konuşurken kendisinden değil, sanki yıllardır içinde taşıdığı bir şeyden söz ediyordu.
Eren başını kaldırdı.
“Bunu daha önce de söyledin mi?”
Rüya kaşlarını hafifçe çattı.
“Neyi?”
“İnsanın kendini korumak için geri çekilmesini.”
“Hatırlamıyorum.”
“Hatırlamıyor musun?”
Rüya birkaç saniye düşündü.
“Belki de hatırlamak istemiyorumdur.”
Eren'in bakışları keskinleşti.
“Bu ikisi aynı şey değil.”
Rüya hafifçe gülümsedi.
“Bazen aynı şey.”
Eren cevap vermedi.
Dosyayı önüne çekti.
Sayfaları tek tek çevirdi.
Rüya'nın hastaneye getirildiği gece…
Kardeşiyle ilgili raporlar…
Olayın ardından alınan ifadeler…
Ve ardından gelen uzun sessizlik.
Eren'in dikkatini çeken şey ise raporların arasındaki boşluktu.
Dosyada bir sayfa eksikti.
İlk başta bunun basit bir kayıt hatası olduğunu düşünmüştü.
Fakat hastanenin eski arşivlerini incelediğinde aynı sayfanın başka bir kayıtta da bulunmadığını fark etmişti.
Bu artık bir hata gibi görünmüyordu.
Eren dosyayı kapattı.
“Rüya.”
“Efendim, doktor?”
“Kardeşinle ilgili sana daha önce sorduğum bir şeyi tekrar soracağım.”
Rüya'nın yüzündeki ifade değişti.
“Hangisini?”
“Onu son gördüğün geceyi.”
Rüya'nın parmakları birbirine daha sıkı kenetlendi.
Uzun süre konuşmadı.
Sonunda fısıldadı:
“Hatırlamıyorum.”
“Bunu daha önce de söyledin.”
“Evet.”
“Peki neden her seferinde aynı noktada duruyoruz?”
Rüya cevap vermedi.
Eren masasındaki dosyadan küçük, katlanmış bir kâğıt çıkardı.
“Çünkü bugün dosyana yeni bir şey eklendi.”
Rüya'nın bakışları kâğıda kaydı.
“Ne?”
Eren kâğıdı masanın üzerine bıraktı.
“Bunu ben yazmadım.”
Rüya yavaşça kâğıda baktı.
Üzerinde yalnızca tek bir cümle vardı:
“Rüya hatırlarsa, gerçek ortaya çıkar.”
Rüya'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
İlk kez Eren onun gerçekten şaşırdığını gördü.
“Bu…”
Sesi kesildi.
Eren dikkatle ona baktı.
“Ne oldu?”
Rüya kâğıttan gözlerini ayırmadan sordu:
“Bunu nereden buldunuz?”
“Dosyanın arasında.”
“Kim koymuş?”
“Bilmiyorum.”
Rüya birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra başını kaldırdı.
Gözlerindeki o soğuk ifade gitmişti.
Yerine ilk kez gerçek bir korku gelmişti.
“Doktor…”
“Evet?”
Rüya'nın sesi neredeyse fısıltıydı.
“Beni buradan çıkarmaya çalışmayın.”
Eren kaşlarını çattı.
“Neden?”
Rüya cevap vermeden önce kapıya baktı.
Sanki odanın dışında birinin onları dinlediğinden emin olmak istiyordu.
Sonra Eren'e döndü.
“Çünkü bazı insanlar burada kalmamı istiyor.”
Eren'in yüzündeki ifade ciddileşti.
“Kim?”
Rüya cevap vermedi.
Sadece masanın üzerindeki kâğıda baktı.
Ve çok sessiz bir şekilde söyledi:
“Sanırım nedenini hatırlamaya başlıyorum.”
Eren'in eli dosyanın üzerinde donup kaldı.
Çünkü o anda anladı:
Rüya'nın problemi yalnızca geçmişini hatırlayamaması değildi.
Birileri onun hatırlamasından korkuyordu.
Rüya birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra başını kaldırdı.
Gözlerindeki korku, Eren'in dikkatinden kaçmadı.
“Doktor…”
“Evet?”
Rüya'nın sesi neredeyse fısıltıydı.
“Beni buradan çıkarmaya çalışmayın.”
Eren kaşlarını çattı.
“Neden?”
Rüya kapıya baktı.
“Çünkü bazı insanlar burada kalmamı istiyor.”
“Kim?”
Rüya cevap vermedi.
Bakışları masanın üzerindeki kâğıda kaydı.
Rüya hatırlarsa, gerçek ortaya çıkar.
Eren kâğıdı eline aldı.
“Rüya, bu cümle sana ne anlatıyor?”
Rüya uzun süre sustu.
Sonra başını kaldırdı.
“Hiçbir şey.”
Eren onun gözlerine baktı.
“Emin misin?”
Rüya'nın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Hayır.”
Eren'in kaşları çatıldı.
Rüya devam etti:
“Çünkü bazı şeyleri hatırlamak istememekle, gerçekten unutmak aynı şey değildir.”
Eren bu kez hiçbir şey söylemedi.
Rüya sandalyesinden kalktı.
Kapıya doğru ilerlerken bir an durdu.
Sırtı Eren'e dönüktü.
“Doktor?”
“Efendim?”
Rüya başını hafifçe çevirdi.
“Size bir soru sorabilir miyim?”
“Tabii.”
“Kardeşimin ölümünü gerçekten araştırıyor musunuz?”
Eren'in bakışları sertleşti.
“Evet.”
Rüya birkaç saniye ona baktı.
Sonra gözlerini indirdi.
“Öyleyse dikkatli olun.”
“Niçin?”
Rüya kapının koluna uzandı.
“Çünkü bazen gerçeği bulmak…”
Kısa bir sessizlik oldu.
“…onu söylemekten daha kolaydır.”
Kapı kapandı.
Eren odada tek başına kaldı.
Masadaki dosyaya baktı.
Sonra eksik sayfaya.
Ardından Rüya'nın bıraktığı boş sandalyeye.
Fakat Eren'in bilmediği bir şey vardı.
Rüya koridora çıktığında yüzündeki o sakin ifade tamamen değişmişti.
Çünkü az önce söylediği bir şey yalandı.
Kardeşinin ölümünü hatırlamıyormuş gibi davranıyordu.
O geceyi hatırlıyordu.
Hem de her şeyi.
Ve kardeşinin ölümüne sebep olan kişinin kim olduğunu da biliyordu.
Kendisiydi.