Sabah evin içinde büyük bir karmaşa dönüyordu .
Agnes kısa çiçekli etek giymiș bilgisayar oyunu oynuyordu . Annesi Amelia mutfakta çeşitli ikramlıklar hazırlamakla meşguldü . Masaya koyduğu vazonun içindeki çiçekler solmuş ve kötü duruyorlardı . Bu yüzden üst katta odasında başında oyuncu kulaklıĝında son ses oyun oynayan kızına bağırdı . " Agnes bahçeden çiçek toplar mısın ? " Agnes duymuyordu . Amelia bunca işin arasında hala oyun oynamakla meşgul olan kızına söylendi ve Agnes ' in odasına girdi . Kulaklığı kafasından çıkardı . "Agnes bana yardım etmen gerekmez mi ? Buna rağmen oturmuş bilgisayar oynuyorsun . Git ve bahçeden bana biraz çiçek topla . "
Agnes öfkelenmiști bile . Sinirle merdivenlerden indi ve bahçeye çıktı . Koșar adım çiçeklerin bol olduğu araziye çıkıyordu ki , Çiçeklerin arasında ayak sesleri duymuştu . Ne olduğunu anlamamıștı ve korkmuștu . Yoksa bu rüyasında gördüğü Cometlilerden miydi ?
Ağaçların arasında yürümeye ve sesin kaynaĝına yaklașmaya başladı . Ağacın arkasına geçip beklemeye başladı .
Ağacın arkasında bekliyordu ve hem heyecanlı hem de ürkmüştü ta ki biri yanına gelip
" Sen kimsin ? " diye sorana dek . Onun bir Cometli olduğunu zannetmişti ama o küçük bir oğlan çocuğuna başkası değildi . " Asıl sen kimsin ve bizim bahçemizde ne arıyorsun ? ! " diye bağırdı . Oğlan çocuğu ona bakıp sırıttı " Sen Agnes olmalısın . " dedi kız iyice sinirlenmişti . Bu boş bakan oğlan çocuğu onların evinin bahçesinde ne arıyordu ? " Hayır bana baksana ! Niye buradasın bana cevap vermeni istiyorum . "
" Ben Nancy ' in oğlu lio . "
Agnes bu sefer ikna olmuştu . Bugün annesi misafir bekliyordu . " Bugünkü koşturmaca Bahçeden çiçek toplama , hepsi bu misafirler için miydi ? " diye düşündü . Agnes çocuğu șöyle bir süzdü . Çocuk onunla yaşıt olmalıydı . Bu yüzden ona " Of tamam o zaman sen de benimle beraber çiçek topla . Annem istiyor . " dedi .
Biliyordu , bu çocuğun zaten garip bir kız olduğunu . Ve tahmin etmişti davranışlarından ama bu kadar da tuhaf biri olmasını beklemiyordu. Annesi zaten söylemişti . " Agnes nasıl anlatsam biraz garip bir kız . " demiști oğluna . Kız evlerinin yanında bir yabancıyla karșılaștığınì saniyeler sonra unutuvermiști . Cometlilerden bahsetmeye ve onların garip yașamlarını anlatmaya ve bu tuhaf yaratıkların nasıl konuștuğunu taklit etmeye başlamıştı.. Lio içten içe onunla dalga geçiyordu . " Bu kız tamamen kafayı yemiş ! " diyordu . Sonunda içinden düşündüklerini dışına da vurmuştu .
" Daha benimle tanışmadın bile . Az önce bana bağırıyordun ve șimdi bana saçma sapan yaratıklardan bahsediyorsun . Sen neyden bahsediyorsun , böyle neler oluyor ? ! " Agnes kafasını dikleștirdi . Ve direkt Lio'nun gözlerinin içine baktı " Eğer inanmayacaksan benimle konuşmana gerek yok zaten . " dedi evde vazonun içine koymak için topladıkları çiçeklerle beraber evinin yolunu tuttu . Lio , Agnes ' ın arkasından bakakaldı . Kız sinirliydi . Elindeki bir avuç dolusu rengarenk çiçekle ve fırfırlı eteğiyle güneș ıșıklarının saçlarının üzerinde meleksi bir hale bırakmasına garipseyen gözlerle inceledi . Bahçenin güzelliğine söyleyecek kelime dahi bulamıyordu . Tepesindeki göğe baktı . Șapșal Agnes böyle bir bahçede Tabii ki sihirli yaratıklar olduğunu söyler dedi.. Bahçede çeşitli çeşitli bitkiler çeşitli çeşitli yaratıklar varmış gibi hissediyordu zaten en başından beri . O bir peri masalında yaşıyor sanırım diye güldü . elinde topladığı bir vazo dolusu güzel kokusunun ellerini doldurduğu çiçeklerle Agnes ' in arkasından yürümeye koyuldu. Agnes ' i kaybetmemeye çalışıyordu . Çünkü bu araziyi bilmiyor ve kaybolmaktan da korkuyordu . Kendini bildi bileli yol duygusu yoktu . Hemen kaybolur ve annesi tarafından azarlanırdı .
Yeșil yapraklar , sarı yapraklar , mor çiçekler , masmavi gökyüzü derken Agnes bir sağa dönüyor , bir sola dönüyor ağaçlar arasında kayboluyordu .
Onu takip edeyim derken çoktan Agnes ' i kaybetmiști bile . Agnes ' in beyaz çiçekli fırfırlı eteğinin ve puantiyeli kısa kollusunun hıșırtısını da hiçbir yerde duyamıyordu . Ona yetișememek ve kaybolma korkusundan çocuk bir ağaç gövdesinin arasına sıkıştırmıştı ayağını.. Etraf ne kadar aydınlık olsa da endişe ve korku onu ele geçirmiști . Bu sefer acıyla bağırdı. " Hey Agnes kurtar beni ! Agnes , Agnes ! Hey Agnes sesimi duymuyor musun ? diye acınası çığlıklar atan Lio en sonunda tüm dirayetini toplayarak sakinleșerek ayağını kurtarmayı başarmıştı ağaç ovuğundan . Yapraklarını kendini sonbahar gelmeden ağaçlarından ayrıldığı boș bir araziye çıkmıştı . Burada ne bir ev ne de bir kız çocuğu hissi geliyordu içine . Sadece boş bir araziydi burası . " Burada dikileyim , belki Agnes beni bulur ve beni evlerine götürür . " diye düşündü. Sonra da yağmur bulutlarının kafasının ve arazinin üstünde endise verici bir yavaşlıkla toplandığını ve dev bahçenin - orasının orman olduğunu günler içerisinde anlayacaktı . - içinin kararmaya başladığını farketti " Nasıl olabilir ? Haziran ayındayız.. Yaz aylarında yağmur yagmaması gerekmez mi ? Yağmur mevsiminin kalkmış olması gerekmez miydi ? " diye düşündü . Sonra buranın kırsal bir yer olduğu aklına geldi . Annesi , lio ve kendine neon renkli yağmurluklar getirmiști . Bunu çok garipsemişti ama şu an sebebini çok net anlıyordu . " Keşke En azından bir yağmurluğum olsaydı ya da saklanabilecek bir ağaç içi kovuğum olsaydı . " diye düşündü korkuyordu içine artık yeter diyordu. Ayağı morarmıștı zaten istese de evin yolunu bulamayacaktı. son ses çığlıklar atmaya başladı " Agnes beni burada bıraktığında inanamıyorum ! " diye bağırdı . O
sırada Agnes çoktan eve varmıştı bile ' Annesinin yanında lio ' nun annesini endişeli bakışlarını görünce şaşırdı. Annesinin arkadaşının yanına geldi ve " lio senin yanında değil miydi ? " diye sordu . Evet Benim yanımdaydı , ama çoktan eve gelmiştir . " diye düşünmüştüm . dediğinde iki kadın da endișe ile birbirlerine bakıp camdan dışarı baktılar .