Hayır hayır ben kabul etmiyorum. Bunun olmasını istemiyorum. Olduğum yerden uzaklaştım. Mutsuzdum. Ben ona karşı bir şeyler hissetmiyordum. Gitmekten vazgeçtim. Gitmeyecektim. Burada olacak emanete sahip çıkacaktım. Bu benim görevim ve Tecri Kraliçe'nin isteğiydi. Derhal Yorhun Bey ile konuşacak bu işe çözüm bulacaktım. Bir yandan Nastanya Kraliçe'nin vezirlerinden, bir yandan Kollakan Kral'dan kaçıyordum. Bu benim mücadelemdi. Kaderimdi. Emanete sahip çıkmam gerek. Burada kalmalıyım. Bana verilen görevi yerine getirmeliyim.
Küçücük bebek ne kadar da masum. Onun için zor bir gün. Nasıl katlanıcaktı annesinin ölümüne. Onunla sadece 1 ay vakit geçirebilmiş annesinin yüzünü görmüştü. Belkide tam olarak ezberinde değildi annesinin yüzü. Bu güzel gözleri büyüdüğünde durumu anlayıp ağlamaktan şişecekti.
"Oooo Zeynep. Seni gökte ararken yerde bulduk. "
"Tankyun."
"Evet ya Tankyun. Hesaplaşma zamanı"
"Hayır hayır"
"O nerede. "
"Kim? "
"Hani beni dövmeye çalışan ama dövemeyen"
"Bilmiyorum"
"Eminmisin"
"Evet"
"O zaman ilk seni alalım sonra o gelir"dudağı kıvrılmış sertçe bakıyordu. Biz ise sarayın önündeydik. Yorhun Bey yoktu. Onun gelmesini istemiyordum zaten. Ben kendi başımın çaresine bakardım. Başkalarına ihtiyacım yoktu. Size Tankyun'u anlatmışmıydım bilmiyorum.
Tankyun
Nastanya Kraliçe'nin baş veziri. Bunu biliyoruz. Kaba sana bir görünüşü var. O şehirde yaşadığımda bize hep yardım ederdi. Şimde ise öldürmeye çabalıyor. Demek ki korku her insanı duyguyu siliyordu. Bu kötü bir durum. İnsan bir durumdan korktuğu için arkadaş olduğu birinden vazgeçmemeli. Bunu Lidya için söylüyordum. Tankyun uzun boylu şişman biri. Eşinin adı ise Jülid. Ben Jülid ile anlaşamıyordum. Hep tartışırdık. Kendini beğenmiş bir tavırı vardı. Tankyun bir çocuk babası. Ben bu şehirde geldiğimde çocuğu 10 yaşındaydı. Bir erkek çocuğu vardı. Çocuk bile annesinden daha iyiydi.
Ben kaçmaya çalışıyordum. Yavaş ilerleyişim Tankyun'un işine yaramıştı.
"Bir aydır seni arıyordum. Şimde ise buldum. "
"Bana ne yapacaksan yap. "
"Ben kaçmayacağım"
"Demek öyle işime gelir. "
Beni kolumdan tutup boş kimsenin olmadığı bir yere götürmüştü. 5 kişi daha vardı. Hepsinin elinde sopa vardı. Lidya da arkalarından sırıtıyordu. Tankyun beni bırakmıştı. Kaçmayacağımı anlamış olmalıydı. Ben hızımı alamadan Lidya'nın yanına gittim. Sertçe bir tokat attım.
"Sen benim arkadaşımdın. Bunu bana nasıl yaparsın"
"Arkadaş olduğumuzu sanmıyorum. "dedi gülümseyerek.
"Öylemi sana güvenmemeliydim."
"Güvenmen için bir çaba sarf etmedim. Saf olan sensin"dedi. Haklıydı. Ona çabuk güvenmiştim. Bu benim hatamdı. Dövmeleri umurunda değildi. Beni sadece dost bildiklerimin bana ihanet etmesi kırmıştı.
Onlar acımasızdı. Vurdukça vuruyorlardı. Bu sefer kafama değil, kollarıma vuruyorlardı. Bu 2 ay kötü geçiyordu. Ben ise bağırmayı bırakıyordum. Bağlı değildim. Kaçsam kaçabilirdim. Kaçmayacaktım ama dayakta yemeyecektim. Vurmayı kestiklerinde son kez vurmaya çalışan Lidya'nın elinden tutup diğer elimle yanağına bir yumruk attım. Gücüm ortaya çıkıyordu. Yalnız gücüm sadece kızlarla sınırlı olmamalıydı. Erkeklere de yetmeliydi. Bir tane de Tankyun'a vurdum.
Gücüm beni eşsiz kılan şey
Beni kaçmaktan alı koyan,
Cesaretimi hatırlatan
Onu tekrar ortaya çıkarmam
En mutlu an
Yerde yatıyorlardı. Diğer 5 kişi ise kaçmıştı. Kızlara güçsüz demek isteyenler ağlıyordur şuan.
Kadınlar güçlerini sır olarak saklar. O an geldiğinde ise tek yumruğu ile yere serer.
Ben bu sefer kaçmadım. Benden kaçtılar. Arkamı dönüp yürüyerek Saray'ın kapısına gittim. Kollakan Kral dışarıda güçlü durmaya çalışıyordu. Tüm olanların nasıl gerçekleştiğini sindirememişti. Olanlara anlam veremiyordu. Acısını içine çekmişti. Kimseye göstermek istemiyordu ama içinde çok ağır bir yük vardı. Saray Tecri Kraliçe gittikten sonra yaşa bürünmüştü. Ben ona gözükmek istemiyordum. Nedense olanlardan kendimi sorumlu tutuyordum. O yüzden Kollakan Kral'a gözükmesem daha iyi olacaktı. Zaten bir kaç dakika sonra tekrar içeri girmişti. Gözü birbirine yaklaşan yağmur bulutlarına takılmıştı sanırım. Benim de takılmamış değil. Yağmur başlamıştı ki Tankyun'un bana doğru ilerlediğini görmüştüm. Benim burada olabileceğimi biliyordu. Diğer yandan ise Yorhun Bey görünmüştü. Olanlar olacaktı.
"Burada olduğundan emindim. Seni yakaladım"
"Evet yakaldın ama korkmuyorum. "
"Korkmuyormusun"
"Korkmuyorum"
Kolumu sertçe tuttu ve kendine çekti.
"Hop hop sen kime böyle davranıyorsun"dedi Yorhun Bey.
"Sanane sanamı soracağım. Belki arkadaşız. "
Yorhun Bey dahada gerilmişti. Yumruğunu sıktığı gözüme çarpmıştı.
"Demek arkadaşsınız. "Yorhun Bey yumruğuna sahip çıkamıyordu. Tankyun onu kızdırmak için arkadaş olabileceğimizi söylemişti. Başarılıda olmuştu. Yorhun Bey sinir küpüne dönmüştü. Yüzü kırmızı rengi anımsatıyordu. Ben ise bu durumdan hoşnut değildim. Bir erkeğin beni korumasına ihtiyacım yoktu. Ben kendime sahip çıkabilirdim. Aramızda bizi yakıştıranlar varsa söyleyeyim. Biz beraber olmayacağız. Ben ondan hoşlanmıyorum. Sadece konuştuğum bir arkadaşımdı. Ama artık o da değil. Arkadaş olarak gördüğüm biri benden hoşlandığını söylüyor. Bana yapış yapış geliyor.
Kendi gücümün farkına varmışken kaybetmek istemiyordum. Eminim ki bu durum benim gücümü yitirmeme sebep olacaktı. Arkamda bir erkeğin durmasını değil, arkanda daima gücümün olmasını istiyorum. Yalnız olmak ama güçlü olmak... Aranızda bana katılanlar varsa mutlu oldum demektir. Benimle aynı fikirde olmayanlar ise kitabın sonunda fikrini belirtebilir. Her fikre saygım var. Fikirleriniz benim için önemli...
Yorhun Bey'in attığı yumruk ile yere yapışan Tankyun ayılmıştı. Yorhun Bey ise bana döndü ve
"İyimisin sana bir şey yaptı mı? "
"Sence kollarımdan anlaşılmıyor mu? "dedim sert bir tavırla.
"A pardon doğru. Bir hekime gidelim istersen"
"Gerek yok ben giderim. Sana ihtiyacım yok"
dediğim söz Yorhun Bey'i üzmüştü.
"Pekalâ ben gideyim o zaman"
"Bencede"
Dediklerim gerçekten kırıcıydı. Beni korumak istemişti. Ben ona orada kaba davranmıştım. Fikirlerim ise aynı. Onu istemiyordum. Arkadaşımdı ama beni gözünde küçük mü görüyordu. Bir şeyler yapamayacağımı düşündüğü için mi beni koruyordu. Arkadaşlar arkadaşını desteklemeli ve küçümsememeli. Şimde ise onu arkadaşım olarak görmüyorum. Yorhun Bey'i üzmem Tankyun'u mutlu etmişti. Ben ise ona dönüp
"Sen niye buradasın. Birde benden mi dayak yemek istiyorsun"dedim.
"Seninle sonra görüşeceğiz Zeynep. "
"Bi dahaki sefere"diye geçiştirdim.
Kimileriniz gücünü keşfettiğim zaman değiştiğimi düşünüyor olabilir. Bunu şöyle açıklayayım. Yıllarca güçsüz ve ezik biri olduğunuzu düşünüyordunuz ama güçlerinizi keşfettiniz. Yani sizde güçlüsünüz. Yıllarca sizi başka biri korudu. Güçlerinizi keşfettiğiniz için size koruyan tek şey artık sizsiniz. Artık sizi başkalarını korumasını istemiyorsunuz. Tabi sizi koruyan bir erkek arkadaşınız olabilir. Ben ise gücümü yeni keşfettim ve onlarla baş başa kalmak istiyorum. Neler yapabileceğimi bilmek istiyorum. Umarım beni anlamışsınızdır.
Kolumda ağrı vardı. Hekime gitmem iyi olurdu. Yakındı. 10 dakika sonra hekimin yanına varmıştım. Yorhun Bey ise Saray'daki herkese olanları anlatmış. Bu olaya Kollakan Kral'ı da karıştırmıştı. Kral'ın zaten acısı vardı. Bir de benimle mi uğraşacaktı. Ben ona görünmek istemiyordum. Yorhun Bey herkesi çağırmıştı ama kendisi uzaktan bana bakıyordu. Son dediklerimden sonra yanıma gelmek istemiyordu. Haklı değil demek istesemde yine haklıydı.
"İyi misin Zeynep"bu Kollakan Kral'ın sesi idi.
"Sadece kolumda çatlak var"dedim.
"Saçmalama bu büyük bir sorun"dedi başka bir yerden Nefis Hanım.
1 ay önce bacağı kırılmış ben kolumun çatlamasını hafif buluyordum. Daha hafif şeylerde vardı ama bilmiyordum. Rahatlama hissini almam gerekti. O hissin nasıl bir şey olduğunu merak ediyordum. Bana en çok acı veren buydu. Nefis Hanım'ı uzun zamandır görmüyordum. Yüzünde hüzün eksik olmuyordu. Mutlu olduğunu görmek istiyordum.
"Tatlı prensesimiz nerede"
"Hee Mariya'yı mı diyorsun"
"Evet"
"Uyuyor"
"Şimdiden uykucu çıktı başımıza. "
"Evet evet"
Bu Kardelen Hanım ile geçen konuşmamızdı. Heyecanlı ve bol gülücüklü bir konuşmaydı. Kenardan bakan Yorhun Bey de gülüyordu. Ona baktığımda gülüşünü gizledi. Sevimliydi. Dikkat ettiyseniz sadece "Sevimli" . Başka yanlış anlaşılmaların olmasını istemiyorum. Bu iş bana sıkıcı gelmeye başladı.
Kollakan Kral'a da durup dururken sıkıntı çıkarmıştım. Belkide şimde o kişiyi arayacaktı. Araması çokta uzun sürmesede. Beklediğim cevap gecikmedi.
"Sana bunu kim yaptı. " bu Kollakan Kral'ın sesiydi.
"Bilmiyorum"
"Bunu bilmiyormusun"bu sefer ses Yorhun Bey'in sesiydi. Yanıma gelmiş bana bakıyordu. Ben ise ona kal, göz haraketi ile bunu söylemeyeceğimi dile getirdim. Anlamasını diliyordum. Anlamamışa benziyordu.
"Hadi söylesene gerçektende bilmiyormusun"
"Bilmiyorum"
"Öyleyse ben söylerim"
Halâ anlasın diye işaret veriyordum. Anlamıştı ama yinede söylüyordu.
"Nastanya Kraliçe'nin başveziri. "
Hayır hayır bunu söylememeliydi.
Bunu bana ve Kollakan Kral'a yapmamlıydı. Ben tek başıma halledebilirdim. Yani en azından halletmeye çalışırdım. Masallardaki prensesler gücünü keşfettiğinde nasıl baş başa kalıyorlarsa bende kalmak istiyordum. Yorhun Bey ise bu isteğimi mahvetti. Ben o masallardaki bir prenses olmasamda o masaldaki bir faniyim. Şimde olaylar daha da çok büyüyecekti. Ben bunun olmasına izin veremezdim. O yüzden konuşmadım. Ama Yorhun Bey konuştu.
"Demek zorla savaş istiyorlar"
"Hayır hayır. Yalan söylüyor. O değil"
"Ben anlayacağımı anladım Zeynep. Merak etme"
"Merak etmiyorum. Endişe ediyorum. "
"Niçin? "
"Benim yüzümden şehit olmanızdan. "
"O bebek hem annesiz hem babasız büyüyemez"
"Babasız büyümeyecek. "
Konuşmam işe yaramamıştı. Kollakan Kral yine bildiğini okuyacaktı. Endişem gitgide büyüyordu. Sanki içimden biri benim yiyip yiyip bitiriyordu. Ben Tecri Kraliçe'nin ölümüne bile beni sorumlu tutuyordum. Ya şimdi Kollakan Kral'a da benim yüzümden bir şey olursa. Ben Mariya büyüdüğünde yüzüne nasıl bakardım.
"Lütfen yapmayın. "
"Niye bu kadar ısrarcısın. Yoksa arkadaşına bir şey olur diye mi korkuyorsun"Bu haddini bilmez ses Yorhun Bey'den gelmişti. Beni kıskandığı barizdi.
"Evet ona bir şey olmasından korkuyorum. O benimle evlenmek istiyor. "dedim. Tankyun'un evli olduğunu bilmiyordu. Bende onu kızdırmak için böyle bir şey demiştim. Bir anda şaşkınlık içinde
"O zaman kesin öldürmeliyiz"dedi ardından bana dönerken gülümsedi. Bu sefer şaşkın olan bendim. O değil.
"Öldüreceğiz zaten. Onlar yaşamayacak. "
"Hayır hayır yapmayın"
"Yapacaklar" Yorhun Bey halâ inatçılığını koruyordu.
"Yapmayacaklar"
"Yapacaklar"
"Yapmayacaklar"
"Yapacaklar"
"Durunnnn" Yorhun Bey ile olan tartışmamızı Kollakan Kral bozmuştu.
"Yapacağız"
Yorhun Bey bana dönmüş kahkaha patlatıyordu. Benim modum ise düşmüştü.
10 dakika sonra
Yorhun Bey ile yalnız kalmıştık. Ona doğru yanaştım.
"Sen nelere sebep olduğunu biliyormusun? "
"Nelere sebep olmuşum. Arkadaşının ölümüne mi?"
Kendimi tutamayıp bir tokat attım. Güç gösterisi yapmıyorum. Beni kıskandığı için sinir ediyor.
"Ne dediğinin farkına var. O evli. "
"Ama ama sen evlenecektik deyince"
"Arkadaşız diyen Tankyun'a inanmıştın da bana inanmamıştın. Şimdi niye inanıyorsun. "
"Pardon hata yaptım. Affet"
"Birçok kötülüğe yol açtın"diyerek yanından uzaklaştım. Evime doğru gidiyordum ki. Nefis Hanım'ın evinden bağırma sesleri geliyordu. İçerdeki seslerden biri Nefis Hanım'ın diğeri Tankyun'undu.
Tankyun:"Biz seni buraya ajan olarak göndermiştik"
"Sen ise bize bilgi göndermiyorsun. "
Nefis Hanım:"Biliyorum. Çünkü buradaki insanlar bana çok iyi davrandı ben onlara kötülük yapamazdım. "
Demekki sadece benim kaderim böyle değildi. Başkalarınında kaderi böyle yazılmıştı.
Tankyun :"Öylemi? "
Ardından dayak sesleri gelmişti. Kendime hakim olamadan kapıyı tekmemle açtım. Bana saldırmayı bekleyen Tankyun'a tokadımı bastım. Yerde duran Nefis Hanım'ın elinden tutup kaldırıyordum. O da bana şaşkın gözlerle bakıyordu. Arkamdan biri sopa ile kafama vurup bayıltmıştı.
Geldiğimde ise Karasular şehrinde Nastanya Kraliçe'nin yanındaydım. Bir savaştan dönüyorlardı. Ah olamaz bu Latibule şehri ile yapılan bir savaş olmalıydı. Aralarında bir vezir
"Bebeği esir olarak aldık işleri bitti"dedi.
İçimden bu bebeğin Mariya olduğunu anlamıştım.

