Zeth eve gelmişti. Kapıda onu Selt karşıladı. "Selam" dedi Zeth. "Selam! Ne o gülücükler saçıyorsun?" dedi Selt imalı bir gülüşle.
Zeth içeri girdi ve oturdu. "Güzel bir gündü" dedi Zeth.
"Hmm, eminim öyledir. Toran ile birlikte miydin?"
"L-lan? Sen bunu nereden biliyorsun?"
"Hahahaha, sadece şanslı bir tahmin."
"Ahh, evet onunlaydım."
"Ee? Nasıl gitti? Ona açıldın mı?"
"Şey... Sanırım."
"Ne demek sanırım? Anlatsana ya!"
"Kutsal ormanda oturuyorduk... Birden beni ö-öptü," dedi kızarmış Zeth.
"Aaaa! Annee!"
"Bağırmasana lan!"
"Anne! Oğlun öpüşmüş!"
Mutfaktan tabak kırılma sesi geldi ve hemen ardından Selda salona girdi.
"Ne?! Toran ile mi? Gerçekten mi? Oğlum, seni bunca zaman pısırık sanıyordum."
"Hahaha, benden cesuru mezarda anne." dedi Zeth.
"O itiraf etmemiş anne, Toran artık dayanamayıp onu öpmüş!"
"L-lan sussana!"
"Hahaha, oğlum benim."
Şimdi hep beraber gülüyorlardı. Zeth ise utanmıştı, ama hep beraber gülebildikleri için mutluydu. Zeth ailesine çok düşkün biriydi, onları severdi. Akşam olduğunda Zeth yatağa gitti ve uyumaya çalıştı, fakat sabaha kadar uyuyamadı. Toran ve öpüşmeleri aklından çıkmamıştı. Yarın antrenmandan sonra gidip onunla konuşacaktı.