"Gel buraya oturalım!" dedi Toran.
"Tamam," dedi Zeth.
"Manzara ne kadar güzel, değil mi?"
"Şey, evet... Gerçekten de güzel."
Manzara uzun bir ormana ve hemen arkasında sonsuz bir denize bakıyordu. Manzara harikaydı. Zeth de bu manzaradan büyülenmişti. Aralarında uzunca bir süre konuşma geçmeden sadece manzarayı izlemişlerdi. Sonra Zeth'in aklına sabah gördüğü büyücüler geldi. Sohbet olması açısından bunu Toran'a sormak istedi.
Zeth, Toran'a döndü. Toran da Zeth'in gözlerinin içine bakıyordu.
"Hey Toran, bu saba-"
Toran, Zeth'in dudağına yapışmıştı. Zeth'in gözleri bir anlığına fal taşı gibi açılsa da bu fırsatı tepmeden tempoya ayak uydurdu. Deliler gibi öpüşüyorlardı. Bu ikisinin de ilk öpüşmesiydi. İlk Toran çekildi.
..
..
"Çok güzeldi," dedi Toran.
Zeth ise sadece Toran'ın gözlerinin içine bakıyordu.
"Gözlerin çok güzel," dedi Zeth.
"Haha, bu da nerden çıktı?"
"Uzun zamandır farkındayım da şimdi söyledim sadece," dedi Zeth utangaç bir şekilde.
Aralarında bir sessizlik oldu. İkisi de manzarayı izliyordu. Zeth çok mutluydu, ama utanmıştı. Bir şey diyemiyordu. Toran ayağa kalkıp Zeth'in elinden tutarak, "Hadi gidelim, geç oluyor!" dedi. "T-tamam," dedi Zeth.
Eve doğru yol aldılar. İlk olarak Toran'ın evine geldiler. Toran hızlı bir şekilde Zeth'in yanağına bir öpücük kondurup eve girdi. Zeth şaşkın ve utanmış bir halde kapıya baka kaldı. Eve doğru yürümeye başladı.
