İçeriğe geç

ZERRİN

Bölüm 22 · 7 dk okuma

ZERRİN

Bölüm 22

Işığa Doğru

Yapılan büyü hakkında hiçbir şey bulunamamış Zerrin, Şehzade Turgut'u göreli neredeyse üç gün olmuştu. Aslında o olaydan sonra her akşam ya yanına geliyor ya da bahçeye çağırıyordu ama nedense son birkaç gündür habersizce kesmişti görüşmeyi. Ne bir haber göndermiş ne de son görüşmelerinde bir şeyden bahsetmişti. Zerrin, Afife'nin durumunun yanı sıra bir de buna üzülüyordu. Üçüncü günün akşamı Zerrin'in kaldığı dairenin kapısı çaldı. Sıdıka tereddütle açtı kapıyı ve karşısında Afife'yi gördüğünde ağlayarak kızın boynuna sarılmıştı. Odayı bir şenlik havası sararken günlerdir üzüntüden ne düşündüğünü bilemeyen Zerrin'in artık yüzü gülüyordu. Afife'nin söylediğine göre sarayda çalışan hatunlardan birisi yaptığını itiraf etmişti ve söylediğine göre sadece Zerrin'den hoşlanmıyordu. Ona kimin yaptırdığını söylemiyordu. Zerrin'in o sırada kimin bu pisliği yaptığı falan umurunda değildi arkadaşı sağ salim karşısındaydı ya yeterdi. Bir süre oturup konuştular. Sıdıka yiyecek bir şeyler çıkarıyor Afife'nin etrafında dört dönüyordu o da olanlar için çok üzgündü. Afife, Sıdıka'ya yanına gelmesi için sitem ettiğinde iki kadın nihayet yan yana oturabilmişti. Uzunca bir süre olanlar hakkında konuştular çok şey atlatmışlardı ve bunun etkisiyle üçü de mutluydu. Zerrin'in aklındaki tek şey Şehzade Turgut'tu artık onu da sağ olsun Afife çözmüştü "Zerrin Hatun, oradaki hatunların söylediğine göre Şehzade Turgut'un sayesinde olayın aslı ortaya çıkmış nasıl oldu ya da nasıl yaptı bilmiyorum ama olayı soruştururken saraya giren yabancı bir hatun ile çalışanlardan birisinin gizli gizli bir şeyler alıp verdikleri ortaya çıkmış". Şehzade'nin yokluğunun sebebini anlıyordu kalbi onun iyi olduğunu bilmenin verdiği hisle rahatlamıştı. Ağabeyinin her zaman yaptığı ziyaretten sonra Afife ve Sıdıka ile biraz daha vakit geçiriyorlardı ki Şehzade Turgut geldi, hep olduğu gibi önce Sungur Alp kapıyı çalmış Şehzade'nin beklediğini haber vermişti. Zerrin, iki kıza uzaklaşmamaları şartı ile izin verirken Sungur Alp'ten eğer Şehzade de izin verirse kapıda beklemesini rica etmişti. Şehzade içeri girdiğinde Sungur Alp kapının dışında bekliyordu. Şehzade içeri girdiğinde Zerrin'in yüzünde gezdirdi gözlerini, çehresinde sanki çiçekler açıyor günlerdir hüzünlü bakan gözleri nihayet gülüyordu. "Zerrin Hatun yüzün gülüyor nihayet". Zerrin'in içinden adamın boynuna atlamak yüzünü öpücüklere boğmak gelse de yapmadı zira bırakın bunları yapmak sevincinin yanı sıra duyduğu iltifattan sonra utancından yüzü yanıyordu sanki. Turgut yanına kadar geldiğinde ancak cesaretini toplamış adamın geniş sırtına kollarını sarmıştı. Yüzünü Şehzade'nin göğsüne gömdüğünden adamın nasıl bir tepki verdiğini görmüyor bu yüzden ufacık bile hareket etmiyordu. Şehzade beklemediği sarılmaya aynı şekilde karşılık verip saçlarından öptüğünde yüzünü yukarı kaldırmış adamın gözlerinin içine bakabilmişti. Şehzade her zamanki gibi cesur davranıyordu Zerrin'i dudaklarından öptükten sonra yüzüne doğru mırıldandı "sana çaresine bakacağımı söylemiştim" Zerrin'in çenesindeki morluğu öpüyor sevdiği kadının güzel yüzünü bir an önce terk etmesini istiyordu. Eliyle Zerrin'in belini sıkı sıkı tutarken dudaklarını sıkıca öptü. Bu ona bir uyarıydı her anlamda sabrını sınıyordu sanki genç kadın "gözümün önünden kaybolmasan iyi edersin hâlâ olayın aslı ortaya çıkmış değil sadece seninkilerin masum olduğundan eminiz". Sessiz kaldı Zerrin yakında ailesi ile birlikte saraydan ayrılacak evine dönecekti bu yüzden sarayda geçireceği son birkaç günün kıymetini bilmeye kararlıydı o sırada Şehzade'nin kuşkulu bakışlarını yakalamıştı "Birkaç güne eve döneceğimizi söyledi ağabeyim Yusuf". Şehzade Turgut biliyorum dercesine kafasını salladı "haberim var, Yusuf bu sabah gelip benimle konuştu. Baban bana bir hediye bile göndermiş ağabeyinle". Zerrin şaşkınlıkla baktı adamın suratına o sırada saçındaki kısa örgüden sallanan gümüş zinciri gördü ucuna minyatür parlak bir kılıç iliştirilmişti. Babasını bu takıyı işlerken görmüştü Zerrin bu yüzden gülümsedi. Turgut onu gülüşünden öperken mırıldandı "ailecek beni hediyelerle şımartıyorsunuz ama öyle bir şey var ki en pahalı hatta en gösterişli hediyeden bile daha kıymetli". Zerrin'in gülümsemesi genişlerken Turgut'un göğsüne gömdü yüzünü. O akşam Şehzade her zamankinden daha kısa durdu yanında halletmesi gereken işleri vardı söylediğine göre. Ertesi sabah geçen günlerin aksine Zerrin çok dinç uyandı keyfi yerindeydi. Sıdıka ile birlikte kahvaltı etmiş yine onun eşlik etmesiyle ağabeyinin yanında oturmuş onunla vakit geçirmişti. Gün boyu Şehzade'yi göremedi akşam da yanına uğramamıştı aslında onunla birlikte vakit geçirmek istiyordu belki akşamüzeri birlikte yürürüz diye düşünmüştü ama olmamıştı. Kaldığı odada geç saatlere kadar beklese de gelen giden olmayınca uykuya dalmak için çabaladı durdu. Ertesi sabah hafif bir serinlikle uyandı odasının içerisi serindi Sıdıka duvarın içine oyulmuş ocağı yakmıştı ama Zerrin erken uyandığından serinliğe denk gelmişti. Zerrin'in erken uyanmasına anlam veremeyen Sıdıka çareyi kıza kalın kıyafetler giydirmekte buldu. Birlikte kahvaltı etmiş ardından Afife'yi de alıp yürümüşlerdi. Yakında eve döneceklerini söyledi Afife'ye, ayrılacak oldukları için üzgünlerdi. İyi kötü birlikte vakit geçirmişlerdi ve aralarındaki arkadaşlık bağı başlarına gelen musibetle sanki daha da güçlenmişti. Bahçede otururlarken yanlarına koşar adım gelen bir hatunla muhabbetleri bölündü. Hatun, Valide Begüm'ün Zerrin'i çağırdığını söyledi. Hızlıca kaldığı odaya dönüp kızların yardımıyla kendisine çeki düzen verdi ve Afife'nin eşliği ile daha önce girmediği bir daireye gittiler. İçeri girer girmez Begüm Sultan ile göz göze geldi ve onu saygıyla selamladı. Valide Begüm'ün yanı sıra hemen ayaklarının dibinde oturan yüzü fark ettiğinde ürperdi. Rahma'yı görmeyi beklemiyordu onca kötülüğüne rağmen nasıl olurdu da yakınlarına kadar gelirdi anlam verememişti buna rağmen hiçbir aksi tepki vermeden onu da selamladı. Valide Begüm ona oturması için işaret ettiğinde Rahma gibi yere oturmaya yeltense de Valide Begüm buna engel olup sağ çaprazındaki sedire oturmasını söyledi. Rahma bakışlarını yerden kaldırmazken Begüm Sultan artık çıkabileceğini söylediğinde ona düzgünce veda edip çıksa da Zerrin'e tek bir kelime bile etmeden gitmişti. Zerrin neler olduğunu anlamaya çalışırken Begüm Sultan'ın düşünceli yüzünü fark etti aslında içinden ona canını sıkan şeyin ne olduğunu sormak gelse de yapmadı. Sessizliği bozan Valide Sultan oldu "Başımıza gelen bu musibet hayli canımı sıktı Zerrin Hatun. Kimin seninle ne alıp veremediği var az çok tahmin ediyorum lakin çok ileri gittiler. Rahma Hatun ile konuştum bir alakam yok diyor lakin senin yüzüne bakamadığının da farkındayım fakat elle tutulur hiçbir şey bulunmadı. Rahma işlerini iyi yapan saygın bir Bey'in kızı babasının hatırına artık bu meselenin üzerine gitmeyeceğim yanı sıra saraya eskisi gibi girip çıkmasına izin verilmeyecek". Zerrin kendisine anlatılana hak veriyordu artık bu meseleyi hatırlamak dahi istemiyor bir an önce üzerlerinde dolanan kara bulutlar dağılsın istiyordu "Haklısınız Sultan'ım bu meseleyi unutmak hepimiz için en iyisi olacak. Sizlere sıkıntı verdiğim için de ayrıca üzgünüm". Valide Begüm, kızın sözlerine gülümsedi onun bu hallerini seviyor oğlu Turgut ile yakışacaklarını düşünüyordu. "Turgut, Rahma'ya hiç başka bir niyetle bakmadı aslında Rahma'nın öfkesi de sen ya da başkasına değil o karşılıksız sevgisinin acısını çıkarıyor". Elbette bunu biliyordu Zerrin fakat Valide Begüm'den duyunca tüyleri diken diken olmuş Şehzade Turgut'un ellerini başka bir kadının tutması ondan başkasının hoşlanıyor olabilmesi kalbine bir ağırlık çökmesine neden olmuştu bu yüzünden de anlaşılıyor olacak ki Begüm Sultan bıyık altından güldü onunla biraz uğraşmaya kararlıydı "duyduğuma göre mermer bahçeyi sevmişsin ara sıra gidiyormuşsun oraya". Zerrin utançtan kızarırken ne diyeceğini bilemeden bakışlarını ellerine indirdi "Sultan'ım mermer bahçenin sizin için özel olduğunu sonradan öğrendim haddimi aşmak niyetinde değildim, affedin". Valide Begüm bu sefer gülümsemesini saklamadı hayli eğleniyordu "ziyanı yok Zerrin Hatun orası ferahlamak için güzel Şehzade'm Turgut da seviyor orayı sanırım gençler bugünlerde öyle yerlerden hoşlanıyor". Utançtan iyice kabuğuna çekilirken önlerine gelen ikramlarda gezdirdi gözlerini. Hoş tatlılar ve içeceklerle donatılmıştı sini. Utancını üzerinden atınca Valide Begüm ile saatlerce oturdular. İki kadının arasındaki muhabbetle birlikte samimiyet ilerlemişti, Begüm Sultan açıkça söylemese de Zerrin'i onaylıyor ailesini de saygın buluyordu. O akşam Zerrin kendi dairesine geçtiğinde vakit çoktan akşam olsa da gece yarısına daha çok vardı. Sıdıka ve Afife sedirin üzerinde oturmuş konuşurken Zerrin yatağına uzanmış onları dinliyor gibi görünse de aklı başka yerdeydi. Şehzade Turgut'u düşünüyor mermer bahçede yaşananlardan dolayı utançtan ölüyordu. Kapı çalıp dikkati dağıldığında toparlandı Sıdıka kapıyı açtığında gelenin Sungur Alp olduğunu gördü söylediğine göre Şehzade, mermer bahçede bekliyordu lakin Zerrin bu sefer daveti kesince reddetti. Sungur Alp gidip kapı kapandıktan sonra Afife ve Sıdıka'nın şaşkın bakışlarına cevap verdi "artık mermer bahçeye gitmeyeceğim nedenini sormayın". Dakikalar sonra Şehzade Turgut kapıya geldiğinde suratı asıktı, sinirli görünüyordu içeri girdiğinde Sıdıka ve Afife apar topar çıktı "Hayırdır Zerrin Hatun neden gelmedin mermer bahçeye?". Zerrin, karşısındaki adamın sert bakışlarından çekinse de meraklı suratının ardında kalbinin kırıldığını da görebiliyordu "Şehzade'm, artık orada buluşamayız". Turgut sedire oturdu yine bir şey olmasından korkuyordu "ne demek bu Zerrin Hatun düzgünce anlat ne olduysa". Zerrin, Şehzade'nin tam karşısındaydı ve bakışlarını etrafta gezdiriyor utandığından Şehzade ile göz göze gelmemek için çabalıyordu "Valide Begüm Sultan bugün bana orayı sevdiğimden haberi olduğunu söyleyip güldü. Size beni..." cümlesini tamamlayamadan durdu ne diyeceğini bilememişti üstelik Turgut'un da güldüğünü görünce hem daha da utanmış hem de sinirleri bozulmuştu anne oğul uğraşıyorlardı onunla "ne seni Zerrin Hatun ne diyeceksen tam de". Genç kadın olduğu yerde kıvranacak hale gelmişti ellerini yüzüne kapattı "Şehzade'm beni utandırıyorsunuz size söylemiştim birisi görür demiştim". Şehzade Turgut ayağa kalkıp kızın ellerini yüzünden çekti gülmemek için kendini zor tutuyordu ciddi bir şey olmadığı için de ayrıca rahatlamıştı "mühim değil annem kimseye laf ettirmez". Zerrin çattığı kaşlarının altından gözlerini Turgut'un gözlerine dikti "olsun yine de dikkatli olmalıydınız bakın ne kadar utandım Validenizin karşısında" boşa konuşuyordu zira Turgut onu dudaklarından öperek susturdu gülmeyi durduramıyordu, sevgilisinin bu öfkeli hali hoşuna gitmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.