İçeriğe geç

ZERRİN

Bölüm 19 · 8 dk okuma

ZERRİN

Bölüm 19

Kiraz Kırmızısı

Şehzade'nin kollarından sıyrılıverdi bir anda. Utanmış yanı sıra hayli de öfkelenmişti çünkü haftalarca çektiği sıkıntının, uğradığı aşağılamaların ardından Şehzade'nin bir anda her şeyin yoluna girebileceğini düşünmesi Zerrin'in sinirlerini bozmuştu. Neredeyse içini çeke çeke ağlamak üzereydi ve titreyen elleri de üzerine tuz biber oluyordu. " Ailemi perişan etmek istemiyorum üzüldüğümü anlayıp benim için endişeleniyorlar, izninizle". Koşar adım Afife ve Sıdıka'nın yanına gitti. Kızların yüzüne dahi bakmamış ne olduğunu sorduklarında ise cevap vermemişti. Dairesine girince bir süre sedirin üzerinde oturdu konuşmak istemiyor bu denli hafife alınmak canını sıkıyordu. Afife saat geç olmaya yakın gitti. Zerrin uyumak üzere yatınca Sıdıka da aynısını yapmıştı. İki kadın da gözlerini kapatıp uzandı, saatlerce düşünmüş en azından içinden geçenleri söylediği için biraz rahatlamıştı. Şehzade eğer bir şeyleri çözecekse kendi yapmalıydı, kendisine yapılanlardan sonra Zerrin de mücadele edecekti elbette ama o kadardı daha fazlası için çabalamaya niyeti yoktu gelmeden önce söz verdiği gibi saray için çabalamayacaktı. Ertesi gün sabah Sıdıka ile birlikte kahvaltı etti, onunla aralarındaki sınıf farkından elbette haberdardı ama yalnız kaldıklarında umurunda bile olmuyordu çünkü sırdaşı sayılırdı ve kadının aklı başındaydı hem Zerrin'i de hizmet ettiği evin sahibesi değil de bir kardeş gibi görüyordu. Sıdıka kahvaltıdan sonra Afife ile birkaç ufak işi hallettikten sonra daireye döndüğünde bir haberi vardı "Yusuf Bey seni çağırıyor arka bahçede bekliyormuş". Zerrin meraklanmıştı, ağabeyinin onu neden çağırdığını düşünüp durmuş bunu yaparken de hazırlanmıştı; üzerine giydiği sade elbise ayak bileklerinden aşağıya kadar geliyor azıcık eğildiğinde yere değiyordu. Elbisenin göğüs kısmı kendinden kapalı olduğundan sadece ipek kumaşlı bir başlık takması yeterli olmuştu. Sıdıka ve Afife'nin eşliğinde sarayın arka bahçesine dolandı. Şehzade Turgut ve ağabeyini gördüğünde kalbi ağzında yürüdü yanlarına önce şehzadeyi selamladı ve ağabeyine döndü zira neden çağırdığını merak ediyor şehzade ile alakalı olmamasını umuyordu. O sırada bahçenin diğer girişinde birkaç kişi göründü. 2 genç adamın yanında yürüyen Ayşe Hatun'u gördüğünde önceki akşam bahsettiği ağabeyleri olduğunu anlamıştı. Kadının yüzü önceki güne göre daha güzel görünüyordu, giydiği kıyafet ona fazlasıyla yakışmıştı. Ayşe ve ağabeyleri Şehzade'yi selamladılar. Aslında buluşma daha öncesinde Yusuf ve Ayşe'nin büyük ağabeyi Abay tarafından kararlaştırılmışsa da Şehzade Turgut bahçede yapılan ayaküstü daveti reddetmemişti. Bizzat Şehzade Turgut'un yönlendirmesi ile oturdukları bahçede erkekler daha çok kendi aralarında konuşurken Zerrin hemen yanında oturan Ayşe ile muhabbeti dinliyor direkt ona soru yöneltilmedikçe dahil olmuyordu. Bir ara Şehzade Turgut, Yusuf'a neler yaptığını sorduğunda genç adam, baba mesleğini devam ettirdiğini ve çoğu zamanını kardeşiyle birlikte geçirdiğini söylemişti. Zerrin o sırada bir şeyin farkına vardı. Yusuf hoş ortama hatta Şehzade'nin arkadaşça yaklaşmasına rağmen oldukça mesafeliydi. Ayşe'nin ağabeyleri oldukça samimiyken sanki Yusuf hep bir adım geride kalmayı tercih ediyordu. Bunu neden yaptığını anlamaya çalışırken Ayşe ona ikinci kez seslendiğinde daldığı düşüncelerden sıyrıldı. Diğerleri de Zerrin'e bakıyor ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ve Şehzade Turgut ile kısacık bir an göz göze geldiğinde endişelendiğini gördü "kusura bakmayın hâlâ yol yorgunluğunu üzerimden atabilmiş değilim". Şehzade Turgut tebessüm ettikten sonra tekrar sordu "ağabeyin işlediğin hançerlerden bahsetti onları görebilir miyiz?". Zerrin aynı şekilde gülümsemeye çalıştı ağabeyi kafasını karıştırmıştı "elbette Şehzade'm lakin saraydayken üzerimde taşımaya cüret edemedim izninizle hizmetimdeki hatun getirsin". Hafif bir baş hareketiyle onaylandıktan sonra zaten iki dudağından çıkacak bir kelime ya da emir veren ufacık bir hareketi için tetikte bekleyen Sıdıka'ya eliyle işaret etti. Sohbet kaldığı yerden devam ederken dakikalar sonra Sıdıka elinde nerdeyse eli büyüklüğünde deri bir kılıfla geldi ve Zerrin'in işaretiyle doğrudan Şehzade'ye uzattı eğilerek. Şehzade Turgut hançerleri kılıfından çıkarıp önce elinde tuttu doğrudan ve parmaklarının arasında çevirdi. Hafiftiler sonra narin kabzalarındaki işlemeler çekti dikkatini. Hafifçe aydınlık havaya doğru kaldırdı işlenen kuş desenleri değerli taşların tozlarıyla bezenmiş bazı yerlerinde de kırık inciler kullanılmıştı. Bütün desenlere dakikalarca dokunmak istese de anlaşılmamak için yapmadı hem Zerrin'in son söylediklerinden sonra onu zor bir durumda bırakmak istemiyordu. İncelediği hançerleri merakla bakan kardeşlere uzattı. Oradakilerin beğenisini kazanmak ya da övgülerini duymak başka zaman Zerrin'in hoşuna gidecek olsa da o an her şey o kadar anlamsız gelmişti ki, kalbi hızlı hızlı atıyor Şehzade doğrudan ona bir şey derse diye içten içe panikliyordu. Ayşe arkasına dönüp gelenleri fark ettiğinde etrafındakilerin de dikkati dağılmıştı. Rahma arkada babası önde yürüyerek yanlarına geliyordu. Zerrin de oradaki herkes gibi gelenlere baktı. İçinden kambersiz düğün olmaz diye geçirmişti. Yanlarına kadar geldiklerinde Rahma'nın yüzünde öfkenin yanı sıra tuhaf bir şey vardı. Düşünceli gibiydi ve hayli tedirgin görünüyordu üstelik Şehzade Turgut da her zaman olduğunun aksine farklı davranmıştı onlara. Rahma'nın Bey babası düzgünce konuştu "Şehzade'm bizi çağırmışsınız duyar duymaz geldim". Şehzade Turgut ayağa kalkmadı hatta doğru düzgün yüzlerine bile bakmadan konuştu o sırada bahçenin diğer ucunda bekleyen Sungur da koşar adımlarla gelmişti "Sungur size benim çalışma salonuma kadar eşlik etsin. Sana edeceğim iki çift laf var" Sinan Bey anlamaz bakışlar atarak Sungur'u takip etti. Tuhaf olansa onlar gittikten sonra Şehzade hiç istifini bozmadan uzun bir süre kendi misafirleri ile oturdu Sinan Bey'i ve kızını bekletmekten hiç çekinmiyordu. Zerrin'e sadece onu gördüğünü sadece onu düşündüğünü kanıtladığından emindi artık. Nihayet yanlarından kalkıp çalışma salonuna gittiğinde Sinan Bey ve kızı Rahma onu ayağa kalkarak karşıladılar. Turgut her zaman çalıştığı masasına yerleştiğinde baba kız karşısındaydı. "Seni ve kızını neden çağırdığıma dair en ufak bir fikrin olmadığının farkındayım Sinan Bey. Beni tanırsın seninle babamın da iyi bir muhabbeti var lakin bu kadar. Elbette senin kızın olduğu için Rahma Hatun'un sarayda yaptığı şımarıklıklara göz yumdum keza annem Begüm Hatun ile olan muhabbetinin de farkındayım lakin kızın çizgiyi aştı Sinan Bey." Orta yaşlarındaki adam anlamayan bakışlar atarken Turgut'un siniri daha da tepesine çıkıyordu. Rahma ise korkudan ve utançtan kafasını dahi kaldırmıyordu titreyen ellerini birbirine kenetlemişti. "Kızının yaptıklarından haberin yok anlaşılan. Sarayda ağırladığım ve annemin de çok değer verdiği misafirime yaptığı saygısızlıklar saymakla bitmez. Misafirimin evine giden mektupların haddi hesabı yok! Olmadık ithamlar karalamış kızın! Üstelik bizzat kendi mührünü basmış yetmezmiş gibi o pis uşağını misafirimin evine kadar sokmuş!" Öfkeyle tuttuğu bakır bardağı masanın üzerine bıraktı Şehzade, karşısındaki adam kızına tepki vermek için yeltendiğinde "olduğun yerde kal!" diye bağırdı. "Misafirim ailesine olanlardan bahsetmeyecek kadar merhametli olduğu için şanslısın. Özellikle rica ettiği için ben de babam Sultan Alpay'a bahsetmeyeceğim". Sinan Bey'in kızı adına dilediği özürleri dinlerken sabırla bekledi sakinleşmeye başlıyordu nihayet. Özürleri bittiğinde Sinan Bey, kızının kime saygısızlık yaptığını sorduğunda Şehzade söylemedi "Kızınla düzgünce konuş o sana kim olduğunu söyler". Gözleriyle kapıyı gösterdiğinde çıktılar. Bir belayı defetmenin rahatlığıyla arkasına yaslandı. Balkona çıktığında misafirlerinin çoktan gittiklerini gördü. Pek umursamadı zira başka planları vardı. Akşam yemeğini sakinlik ve keyifle yerken Sungur'u yanına çağırıp gözlerini Zerrin'in üzerinden ayırmamasını söyledi. Onunla bizzat konuşabilmek için bir fırsat kolluyordu. Akşam yemeğinden sonra babası ve onun misafirleri ile birlikte vakit geçirdi orta yaşlardaki 4 adam ve onların oğulları ile muhabbet ediyordu. Sungur salona girip girişte belirdiğinde izin isteyerek masadan kalktı ve salondan çıktı. Sungur kulağına eğilip Zerrin Hatun'un sarayın arka tarafındaki mermer bahçede yalnız oturduğunu söyledi. Yanında uşağı ya da Afife olmadan çıktığı için ona kızsa da kaftanını giyinip hızla yürüdü. Sungur'a da gerisini kendi halledeceğini eğer birisinin gelecek olduğunu fark ederse oyalamasını emretti. Mermer bahçeyi evliliklerinin ilk yıllarında Sultan Alpay karısı için yaptırmışsa da son günlerde Valide Begüm genç hatunlarla muhabbet etmek ya da misafirlerini ağırlamak için kullanıyordu aslında hava artık serinlediğinden mevsimi değildi ama söz konusu Zerrin olunca pek de şaşırmıyordu Şehzade. Genç kadın kendisine doğru gelen Şehzade'yi son ana kadar fark etmemiş onu gördüğünde de korkudan yerinde sıçramıştı. Bu hali Şehzade'nin gülmesine neden olurken genç adam onunla biraz daha uğraşmaya karar verdi "Ne işin var burada Zerrin Hatun? Bu bahçenin kime ait olduğunu bilmiyor musun?" Zerrin, Turgut'u selamladıktan sonra göz ucuyla etrafına bakındı. Özür dileyerek kaçar gibi gitmek üzereyken Turgut onu kolundan tuttu kahkahalarla gülüyordu "dur Zerrin Hatun dur şaka yapıyorum". Genç kadın ne tepki vereceğini bilemese de tebessüm etmekle yetindi gülmemek için kendini zor tutuyordu. Şehzade'nin eli ince ve narin parmaklarına kaydığında beyni uyanmıştı sanki. Öyle ki parmaklarını okşayan güçlü eller yerini hafif öpücüklere bıraktığında saçlarına kadar ürperdi yanı sıra birisi görecek diye de aklı çıkıyordu. Şehzade, avuçlarından öptüğünde kıkırdadı gıdıklanmıştı. Ellerini çekmeye çalıştığında yapamamıştı aksine Şehzade onu bahçenin karanlık tarafına doğru kendisiyle birlikte götürmüştü. İkisi de mermer tırabzanın üzerinde oturuyordu artık. Üzerlerindeki mermer çatı üst katlardan bakabilecek birilerinin görüşünü kapatırken karanlık ise daha çok işine geliyordu. "Seninle konuşmalıyım Zerrin Hatun". Zerrin az çok tahmin ediyordu öğlenki olaydan sonra yine de sesini çıkarmadan dinledi "Düşündüm söylediğin bazı şeylerde haklısın. Sana, ailene ve özellikle rahmetli annene yapılan saygısızlık beni de çok öfkelendirdi". Zerrin kafasında çakan şimşekle birden Turgut'un yüzüne baktı doğrudan "Rahma Hatun'un babasına bahsettiğinizi söylemeyin bana. Ya size kötülük etmeye kalkarlarsa, iftira atarlarsa ya da benim aileme bir şey söylerlerse ne olacak Şehzade'm?". Turgut uzanıp kızın başlığından sarkan ipek kumaşın altına saklamaya çalıştığı saçlarına dokundu, ona göre ipekten bile daha yumuşaktı "Sakin ol Hatun, düşündüğün gibi bir şey olmaz Sinan Bey'i iyi tanırım onuruna düşkün bir adamdır sadece kızına haddini bildirmesi gerekiyor". Aralarına bir sessizlik girmişti Zerrin neler olabileceğini düşünürken Turgut nasıl lafa gireceğini planlamaya çalışıyordu "Lakin Zerrin Hatun söylediklerinde haklı olmadığın bir şey var". Zerrin kuşku ve ilgiyle bakarken Turgut onu öpmemek için mücadele ediyordu "Baban saygı duyulası bir adam ağabeyin Yusuf da yufka yürekli merhametli birisi keza ikisi de onurlu insanlar buna rağmen yine de nasıl seni hor göreceğimi düşünürsün? Üstelik seni tanıdığımda ailenden bihaber olduğumu bilmene rağmen". Cevap veremedi başta, haklıydı ama o kadar aşağılanmıştı ki bazı şeyleri fark edemeyecek kadar kötü bir durumdaydı "çok aşağılanmıştım, okuduğum satırların bana nasıl acı verdiğini bilseydiniz halime hak verebilirdiniz". Zerrin'in gözlerine dolan yaşlara rağmen bakışları birbirine değdiğinde Şehzade Turgut dakikalardır verdiği mücadeleye devam edemedi. Kısa bir uğraştan sonra çözdüğü örgülü saçları parmaklarına dolarken yüzünden defalarca öptü Zerrin'i. Dudaklarına yaklaşsa da sanki dokunmamak için özellikle dikkat ediyor gibiydi. Nihayet kendi dudaklarını onu ilk gördüğünden beri aklını başından alan kiraz kırmızısı dudaklara değdirdiğinde Zerrin'in titrediğini fark etti. Onu utandırdığını bilmek yaptığı şeyi daha cazibeli hâle getirirken tekrar tekrar öptü dudaklarını. Sıyrılmayı başarıp çenesinden yanağına doğru ilerlerken fısıldadı "Melik olarak gitmeden önce evlenmem gerekiyor. Validemle konuşacağım seninle evlenmek istediğimi söyleyeceğim".

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.