Başladığın tarih ve saati buraya yazabilirsiniz🍀
Bölüm şarkısı (derinden -barış diri- )
İyi okumalar;
1.BÖLÜM
Hayatta bizi sınırsız seven tek kişi annemizmiş öyle diyorlar, gerçekten öyle mi? Bu sorunun cevabını hiçbir zaman öğrenemedim. Bir gün sınırsız bir amaç gütmeden beni seven birisi olmasını isterdim, daldığım tavandan gözlerimi çektim üstümdeki yorganı kenara attım, yattığım yerden kalkıp banyoya gittim. Odamın içinde bana ait banyo da vardı sanırım, bunu düşünen biricik Osman Bey'e teşekkür etmem lazımdı. Düşündüğüm şeye koca bir kahkaha attım hadi ama Karaca, Osman seni mi düşünüp yapacak böyle bir şeyi iç sesime hak verip banyoya girdim.
İşlerimi hallettikten sonra formalarımı giyip beni bekleyen yeni üyelerin yanına gitmek için merdivenlerden indim burası büyük bir arazinin üstüne yapılış bir hapishane... Ben öyle düşünüyordum OİA örgütün hapishanesi beni beş yaşımda Osman kaldığım yurttan almıştı.
O günü hiç unutmuyorum. Çünkü ilk hayal kırıklığımdı... Üstüme çiçekli eskimiş pembe elbisemi giymiştim. Çünkü yurdun müdürü bana demişti ki 'seni almaya geliyorlar güzel bir kız ol'. Sözünü dinleyip güzel bir kız olmuştum beni güzel olduğum için seçtiler keşke seçmeseydi beş yaşındaki bir çocuğun katılmayacağı eğitimlere maruz kaldım kan kustum ölmedim, ellerim bacaklarımı kırdılar. Ölmedim, pes etmek bana yakışmazdı şu an olduğum kadın kötü, bencil, kibirliydi. Beş yaşındaki çocukluğum her gün Yüzüme tükürüyordu.
Eğitimin yapılacağa alana geldiğimde kafamı kaldırıp Önümdeki on beş kişilik altı yaşından küçük çocuklara bakıp kaşlarımı çattım. Ben on sekiz yaşından büyükleri eğitmeyi kabul etmiştim. Osman bu pisliği de yapmıştı hızla Osman'ın odasına doğru yürümeye başladım, ayağımdaki postallar yeri dövüyordu Osman KURT yazan kapıyı hızla açtım.
"SANA DEMİŞTİM BEN KÜÇÜK ÇOCUKLARI EĞİTMEM DİYE" dedim bağırarak, bağırmaktan ziyade üstüne çıkıp yumruklarımı yüzüne indirmek istiyordum yüzünde pis sırıtmasıyla
"Bana bağırmaman gerektiği öğrenemedin mi küçük Karaca?" Diye söyledi ayını zamanda ayağa da kalkmıştı oturduğu siyah sandalyeden. Dişlerimi sıkıp ellerimin yumruk haline getirdim.
"Karaca ben senin üstünüm unutma bunu! Dediklerimi yapmak zorundasın. Ama sen benim küçük kadınım olduğun için sana seçenek sunacağım senden başkasına da sunamam ikinci seçeneği kıymetimi bil kadınım. Ya o küçük çocukları eğiteceksin normal eğitmelerin gibi sert şekilde ya da vereceğim dosyadaki Cesur'dan istediğim, bana ait olan dosyayı alırsın." Dedi tam karşımda dururken
"Benim o çocukları eğitmeyeceğimi bilirsiniz Osman Bey" Ben onları eğitemem, yapmam yaptıklarım için zaten çocukluğum benden tiksiniyordu bir de bunu yapamazdım. Gözlerine bakıp devam ettim
"ikinci teklifinizi kabul ediyorum" dedim başka çarem yoktu.
"Daha kim olduğunu bilmiyorsun Karaca" Dedi Osman kibirli gülmesini pis suratında yer edinmişti.
"İkici teklifi kabul edeceğimi biliyordunuz zaten Osman Bey uzatmadan dosyayı verin akşama halleder gelirim" dedim Yan tarafımdaki deri koltuğa otururken yüzüne bakıp daha da midemi bulandırmak istemedim ayak ayak üstüne atıp karşı duvara bakıp dosyayı bekledim masasının altında olan kasasından dosyayı çıkarıp bana uzattı.
"Bu öyle yaptığın gibi bir görev değil Karaca! Bu hafife alacağın bir adam da değil. Beş ay veriyorum sana alman için. İstediğim dosya nerede kimse bilmiyor Cesur dışında. Yarın akşam maçı var. Dövüşçü, kafes Dövüşçüsü rakibi olarak sen çıkacaksın karşısına adın verildi bile sana ev de ayarlandı" Dedi cebinden dediği eve ait olan anahtarı çıkarken.
"şimdi çıkıp görevine çalış" dosyayı ve anahtarı alıp hızla çıktım odadan kendi katıma gelip odama girdim kapımı üç defa kilitleyip çalışma masamın yanına gelip oturdum. Elimdeki dosayı açtığımda esmer yakışıklı bir adam çıktı. Dağınık saçları, hafif sakaları, kemerli burnu, dolgun dudakları olan bir esmer çikolataydı bu... Yakışıklılığı dünyadaki bütün erkeklere haksızlıktı...kendime gelmek için gözlerimi fotoğraftan çektim diğer bilgilere çevirdim gözlerimi.
Cesur ZAHİR.
28 YAŞINDA.
KAFES DÖVÜŞÇÜSÜ
BABASINDAN YÜKLÜ MIKTARDA MIRAS KALMIŞTIR.
BABASI KİMLİĞİ BİLİNMEYEN KİŞİ VE KİŞİLER TARAFINDAN
ÖLDÜRÜLDÜ.
SEVGİLİSİ YOK.
Benim için en önemli bilgi tabi ki sevgilisi olup olması kendime göz devirip panomun başına geçip dosyadaki fotoğrafı panonun ortasına yapıştırdım.
3 Saatin sonunda hiçbir şey bulamadım. Kapalı kutu gibiydi adam hatta instagram hesabı açıp oradan bile baktım, ama yoktu artık yarın akşamki maçtan sonra düşünecektim. Özel eşyalarımı toplayıp Osman'ın ayarladığı eve gitmeye karar verdim. Arabama binip navigasyondan konumu açtım.
İki saatin sonunda istediğim yere varmıştım. Ev iki katlı villaydı. Yan tarafında sadece bir ev vardı. Sessiz, sakin yerdi kırk yılda bir işe yaramıştı Osman. Arabamı park edip indim özel eşyalarımı arka koltuktan alıp girdim içeriye. Sade beyazın hâkim olduğu salon karşıladı beni. Kapının sağ tarafında kalan merdivenlere çıkıp odaları karıştırdım üç kapı vardı birisi banyoya çıkıyordu
Birisi misafir odası diğeri yatak odası odanın içine girip özel eşyalarımı makyaj masasın üstüne koydum kendimi yatağın üstüne atıp gözlerimi kapattım.
~~~~~~~~
Gözlerimi hızla açtığımda hatırlamadığım bir kabustan daha sıçrayarak uyanmıştım... çoğu zaman kabuslarımı hatırlayamazdım. Yattığım yerden kalkıp yatak odası olan iki kapıdan sağ taraftakini açtım tavandan asılmış kum torbası karşıladı beni kocaman gözlerle baktım kum torbasına. Osman'ın beni bu kadar iyi tanımasından nefret ediyordum yatak odasına tekrar dönüp yatağın karşısındaki dolabı açtım. İçi kıyafetlerle doluydu spor kıyafetler alıp üstüme geçirdim hızla çıktığım odaya tekrar girdiğimde kum torbasına ilk darbeyi atım bütün biriktirdiğim ne varsa kum torbasından çıkardım.
6. yaşım! Yumruk darbesi.
7. yaşım! Bir yumruk daha,
12. yaşım...
Yumruklarımı her bir yaşım için indirmiştim kum torbasına sanki karşımda Osman varmışçasına.
Ellerimin parçalandığını hissettiğimde kendimi sakinleştirdim. Yarın güce ihtiyacım vardı sıcak bir duşa ihtiyacım vardı terden sırılsıklam olmuştum. Yatak odasında olan ikinci kapıyı açtığımda tahmin ettiğim doğru çıkmıştı. Üstümdeki kıyafetleri çıkartım ayarladığım sıcak suya girdim.
Öyle bir hale gelmiştim ki acıdan güç alıyordum. Acı olmayınca gücüm olmuyordu. Osman beni keşke beş yaşında yurttan almasaydı. Neden beni seçmişti neden bedenime, ruhuma büyük gelen yaralar açmıştı. Osman' dan etimle kemiğimle nefret ediyordum öyle bir nefret ki beni yok ediyordu yavaş yavaş...
~~~~~~
BÜYÜK MAÇA BIR SAAT KALA
Bugün büyük gündü görevimin başlangıç günüydü, Osman'ının beni alması için gönderdiği dosyayı merak ediyordum. Hırslanmıştım bana verilen odada bir o yana bir bu yana dönüyordum. Aynada kendimle göz göze geldiğimde beğeni ile süzdüm kendimi kalçalarımı tam saran kısa tayt beyaz tenimi de ortaya çıkarmıştı. Üstümde sporcu sedyeni, kızıl saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yapmıştım. Kirpiklerimde bol rimel vardı dövüşe giderken de rimel sürmezsin be Karaca rimel olmadan yaşayamam.
İç sesime karşılık verdiğimi fark ettiğimde aynadan gözlerimi çevirdim dışarıdan bağırma sesleri gelmeye başladığında kulak kabartıp kapıya doğru yöneldim.
"BEN BIR KADINLA DÖVÜŞEMEM CANER" diye bağırıyordu biri bu kişi Cesur olmalıydı. Kadın da ben oluyordum... İçimden kahkahalarla güldüm salak beni güçsüz biri sanıyordu. Sesler kesildiğinde gittiklerini anladım. Biraz daha bana verdikleri oda da durduktan sonra kapımı tıklatıp içeri kısa, kilolu bir adam girdi.
"Karaca maç başlıyor! kafese bekliyorlar" Dedi. Kafamı sallamakla yetindim fazlasına gerek yoktu elime sargı bandını sararken yürüyordum. Alana geldiğimde kalabalık beni karşılamıştı bazıları Karaca derken birçoğu da cesur diye tezahürat yapıyordu. Kilolu adamı yönlendirmesiyle dört tarafı tellerle kaplı olan alana girdim. Leş insanlar tellere vurup bağırıyorlardı.
Karşımdaki tellerin olduğu taraftan kapı açılınca fotoğrafından çok iyi bildiğim Cesur
girdi içeri. Altında şortu vardı üstü çıplaktı şerefsiz gereksiz şov yapıyordu. Karaca gereksiz değil adamın her yeri kas! Kes sesini! İç sesime göz devirip Cesura doğru yürüdüm eş zamanlı olarak oda bana doğru yürüye başladı. Aramızda az bir mesafe kaldığında durduk gözleri ile yüzümün her yerine bakıyordu kavisli burnum dolgun dudaklarım vardı burnumun üstünden başlayıp sağ ve sol gözümün altından sıklıkla olan küçük yıldızlar vardı çillerime yıldız derdim Osman'dan dayak yediğim bir gündü Yüzüme bakıp benim yıldızlarım var diye sevinmiştim. O zaman vücudumdaki yaralara bakıp acı çekmektense yüzümdeki çillere bakıp mutlu olmayı seçmiştim...
"1. Kural ya pes edecek bir taraf ya da ölecek... Başka türlü çıkamaz kimse bu kafesten 2. Kural yok ya ölüm ya pes" dedi ve gitti. Gözlerimi izleyicilere çevirdiğimde istemediğim birisi ile göz göze geldim Osman'la, hayatımı boka çeviren adamla, burada olmama sebep olan adamla. Gözlerinde gurur vardı yarattığı insanla... gurur duymuştu, sağ çenemde darbe hissettim. Vurmuştu...
Dövüş sırasında dikkat önemliydi benim odaklanmam lazımdı.
"Şerefsiz" dedim bağırarak sağ elimi öne sol elimi arkasına alıp yarım daire şekilde dönmeye başladım kibirli bir şekilde de sırıtıyordum çenem kopacakmış gibi ağrıyordu. Ama bundan başka hasar almayacaktım, diyaframına sağ ayağımla vurdum. İki büklüm olduğunda sağ dirseğimle ense köküne darbe indirdim. Yere düştüğünde
"Ebeni sikiyim Caner" dedi bu kapının orda duyduğum isimdi arkadaşı olmalıydı. Diz kapağımla bir darbe de karın boşluğuna indirdim bana karşılık vermiyor gibiydi vermesini istiyordum hırslansın istiyordum.
Yere düştüğünde yüzüne yumruklarımı indirmeye başladım "karşılık versene yoksa herkesin bahsettiği Cesur cuk bu kadar mı?" Dedim hırslansın istiyordum "Ben kadınlara vurmam!" Dedi beni yan tarafa itip kalktı. Bende hızla
Düştüğüm yerden kalktım tam tekrar vurmaktım ki siren sesleri duyulmaya başladı.
"POLİS BASKINI VAR" diye bağırmaya başladılar birileri. Tanımıyordum bu sesleri...
Bölüm sonu
ilk bölümü nasıl buldunuz?
yorum yapmayı ve yıldıza basmayı unutmayın lütfen! bir kelime bile emekle yazıyorum.