İçeriğe geç

Zehrin Gölgesi

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Zehrin Gölgesi

Bölüm 2

2. Bölüm – Kaçış Yok : “Nefesim hızlandı, kalbim çarptı. Ondan kaçmaya çalıştıkça, gölgesi hep önümdeydi.”

Ayaklarım pistin sert zeminine her değdiğinde içimdeki ağırlığı biraz olsun atmaya çalışıyordum. Akşamüstü serinliği yüzüme çarpıyordu ama içimde yanıp duran o his hiç sönmüyordu. Nereye koşarsam koşayım, zihnimde aynı yüz vardı.

Aras.

Antrenmandan önce incinin dedikleri kulaklarımda çınlıyordu.”o okulun zorbası kesin sana da zorbalık yapacaktır ona dikkat et” resmen bütün gün bunu düşünüyordum. Koçun dediğine göre yarışlar bi sonraki hafta başlıyordu bütün zamanımı antrenman yaparak geçirmem gerekiyor. Koşmaya devam ediyordum ki yanımda birinin olduğunu fark ettim İnci altın sarısı saçlarını tepeden toplamış üstünde dar bi koşu tulumu vardı ince bedenini çok güzel sarıyordu bende mi alsam acaba? Aramızda sessizlik hakimiyetini korumaya devam ediyordu.

“Koşu takımında olduğunu bilmiyordum inci ne zamandır burdasın?”

“Yeni katıldım, annemin zoruyla” diyerek gülümsedi.

“Geç kalma rekorunu kıracaksın sanırım” dedi gülümseyerek bende ona gülümseyerek cevap verdim.

“Bir dahakine uçarak gelirim” dediğimde ikimizde sesli gülmeye başladık.

“Bak Gece, sana yine söylüyorum… Aras’tan uzak dur. Koşuya odaklan, kendi hayatına odaklan. O başka bir dünya.” Dediğinde inci sanırım haklıydı.

“Sanki kendi kararlarımı veremiyormuşum gibi konuşuyorsun.”

“Ben sadece gerçekleri söylüyorum. Babası okulun sahibi. O ne yaparsa yapsın, kimse dokunamaz. Ama sen… en ufak hatanda atılırsın. O buna bayılır.” Bi anda nefesim kesildi sadece koşudan değil içimdeki öfkeden. Tam o sırada tribünde tanıdık bi ses duydum bu ses tanıdıktı evet, bu arastı ama yanında kimse yoktu tek gelmişti bu işte bi iş vardı.

“Hadi Kara, ayaklarını biraz daha hızlandır. Ben bile sıkıldım bu tembelliğinden.” Kalbim çok hızlı atmaya başladı inci başını sallayıp mırıldanmaya başlayınca ona baktım.

“İşte bu yüzden diyorum… o seni gözüne kestirdi.” Bunun ne demek olduğunu bilmiyordum ama galiba inci haklıydı aras bana zorbalık yapacaktı okulun ilk gününden bana çok yakındı. Antrenman bitince inciyle soyunma odasına gittik bugünkü antrenmanda çok az kız vardı bundan dolayı bütün duşlar boştu inci benden önce duşa girmişti kardeşi burda okuyordu onu futbol takımına yazdırmak için görüşmeye gidecekti inci soyunma odasına gelince dior parfüm kokuyor üstüne siyah şort ve crop giymişti sarı saçlarını açık bırakmıştı.

“Gece ben çıkıyorum kardeşimi okul takımına yazdıracağım biliyorsun erkekler ve futbol” diyerek gülümsedi konuşmasına devam etti.

“Haberleşelim olur mu yarın buluşalım seni çok öptüm dediklerimi unutma lütfen” dediğinde kafamı salladım. O kadar terlemiştim ki hemen soğuk duşa girmek istiyordum duştan çıktından sonra derin bi nefes aldım o kadar iyi gelmişti ki resmen rahatladım ama içimde bi şeyler vardı. Havluyu üstüme sararken bi anda kapı açıldı bu kimdi? Bu saatte buraya kimse gelmez ki kim geldiyse beni bu halde görmemeliydi çünkü sadece baldırlınlarıma kadar geliyordu havlu göğüslerimi zor zar kapatıyordu. Kapı açıldığında gelen kişinin kim olduğuna bakacaktım ki Aras gelmişti.

Bİ SANİYE NE!

ARAS NEDEN BURAYA GELMİŞTİ

Kapıya yaslanmış bi şekilde beni izliyordu. Üstünde siyah kaslarını zor kapatan bi gömlek vardı altında ise siyah bi pantolon bi çocuğa her şey mi yakışır be! Beni izlemeye devam ederken aramızdaki sessizliği bozarakkonuşmaya başladım.

“Burda ne arıyorsun burası kızların soyunma odası bi anda girmezsin ayrıca müsait değilim çık git!” Dediğimde alttan alta gülmeye başladı neden gülüyordu?

“Hmmm, çıkmazsam nolur ve ayrıca seni görmek istedim bi sorun mu var kara?”

“Evet var çıkmazsan koçu çağırırım çık git!”dediğim bana yaklaşmaya başladı ama beklemediğim bi şey oldu arkasını dönüp kapıyı kitledi! Hayatımın en kötü anıydı resmen ecel teri dökmeye başladım. Bir adım daha attığında o kadar yakındık ki aramızda milimetre vardı resmen.

“Gider misin müsait değilim ayrıca burası kızlara ait sen kız mısın?” Dediğim de hiç bi şey yokmuş gibi bana bakmaya başladı sanırım arasın karşında böyle durmak başıma gelebilecek en kötü durumdu.

“Okul benim, ayrıca seni görmek istedim kara bunda bi sorun görmüyorum ve müsait olup olmaman umrumda değil bi gün zaten göreceğim” dediğin hiç bi şey anlamamıştım ne diyordu bu herif ya!

“Bana kara deme koçu çağırıyorum” dediğim beni ciddeye almamış gibiydi ama ben çığlık atınca ayını tepkiyi vermedi. Eliyle hemen ağzımı kapadı.

“Ne yaptığını sanıyorsun kara? Karşında kim var senin çıkar şunu” diyince hiç bi şey anlamamıştım eli hala ağzımdaydı.

“Sana çıkar dedim ben mi yapayım bence benim yapmamı istemezsin” şuan o kadar korkuyordum ki anlatamam havluyu çıkarmamı istiyordu bunu yapamazdım gerçekten olmazdı elini ağzımdan çektiğinde rahat bi nefes aldım.

“Havluyu çıkarmam istemiyorum git”

“Çıkar dedim”

“İstemiyorum git dedim anlamıyor musun?”

“Kara yada gece çıkar şunu bi daha demeyeceğim son şansın” dediğinde havluyu o kadar fazla tutuyordum ki sanki can simidiydi tırnaklarım havluya batıyordu.

“Çıkarmıyor musun”

“Çıkarmıyorum” dediğimi de bi anda dudaklarıma yapıştı çok ani olduğu için bi anda ne olduğunu anlamadım dudakları sanki beni keşfediyormuş gibiydi yavaş ama vahşiydi. Birbirimizi öpmeye başladığımızda kendimi kaybetmiştim ellerimi onun yanağına koyduğumda havlu yere düşmüştü.

SİKTİR! SİKTİR SİKTİR

Dudaklarını ben çektiğinde gözleri çıplak vücudum da oyalanıyordu evet arasın karşısında çıplaktım. Gözleri parlıyordu sanki ilk defa kadın vücudu görüyormuş gibiydi nedense korkuyordum şuan neyin içinde olduğumu bilmiyordum acaba kaçsam mı? Gözleri pembe meme uçlarımda oyanalanırken meme ucumu sıkmaya başladı canım çok acıyordu bu acı içinde gözlerim dolarken aramızdaki sessizliği bozdu.

“Neden ağlıyorsun kara?” Dediğin konuşamıyordum Boğazım düğümlendi. Söylemek istedim ama kelimeler çıkmadı. Gözyaşlarım yanağımdan akarken nefesim hızlandı.Parmağıyla gözümden süzülen yaşı sildi. Tenine değdiğimde ürperdim. Onun sıcaklığı bana iyi gelmemeliydi. O benim düşmanımdı. Ailemi elimden alan soyadının sahibi.“Benden korkma.” dedi alçak bir sesle.İnanmadım. Korkuyordum. İçimde kıvranan şey korkudan fazlasıydı. Onu istemek istemiyordum.“Seninle hiçbir şeyim yok Aras.” dedim kısık sesle.Dudak kenarıyla güldü. Eğildi, nefesi boynuma çarptı.“Bunu ne kadar söylersen söyle, gözlerin bana her şeyi anlatıyor Kara.” Dediğinde nefesim kesildi ne yapacağımı bilmiyordum elim ayağım birbirine dolandı aras belki haklıydı ondan korkmama gerek yoktu ama içimde bi şeyler vardı. Gözlerimden yaşlar hala akıyordu bunlar durmayı hiç bilmiyor muydu? Arasın eli hala yanığımdaydı ellerini yanaklarımdan çekerek çenemi parmaklarının arasına aldı başımı kaldırmaya zorladı. “Bana bak” dedi sesi sertti bakmak istedim çok istedim ama yapamadım çünkü gözlerim onun gözlerinde boğulacaktı çeneme uyguladığı baskı yüzünden bakmaya mecbur kaldım. Gözlerimiz buluştuğunda nefesim kesildi. İçimdeki bütün nefret, korku ve… başka bir şey birbirine karıştı.“Kaçsan da, saklansan da… sen benimsin, Kara.”Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Onun gözlerindeki karanlığa bakarken kendimi kaybettim. Koçun sesini duyunca kendini geri çekti koç kapının kitli olduğunu anlayınca “Gece her şey yolunda mı neden kapı kitli” ağladığımı belli etmemek için güçlü bi sesle “İyiyim koç birazdan yanınızda olacağım” dediğim de ayak sesleri gitmişti aras tekrar bana yaklaşınca yere düşen havluyu vücuduma sardım aramızdaki mesafeyi azalttığında siyahlarında kayboldum gözleri bana her şeyi anlatıyor gibiydi aramızdaki sessizliği bozarak konuşmaya başladı.”Neden hala ağlıyorsun gece bi sorun mu var?” Hiç düşünmeden ona sarıldığım da daha çok ağlamaya başladım artık ağlamanında ötesindeydi aras hiç şüphe etmeden güçlü kollarını bana sararak ince bedenimi kapladı saçlarımın kokusunu içine çekerek başını boynuma gömdü bense onun göğüsüne kafamı koyarak ağlıyordum ama o temiz kokusunda içime çektim sanki ikimizinde buna çok ihtiyacı varmış gibi sarılıyorduk geri çekilince ellerini yüzüme koydu. “Benden korkma Kara gerçekten korkma” bunu yineden dediğinde yinede inanmamıştım ama öyle bi sesle söylüyordu ki gerçekten inanmak istedim. Ama yapamadım kimseye güvenemezken arasa nasıl güvenecektim? Yanımdan akan göz yaşlarımı eliyle sildi. “Bilmiyorum aras, bilmiyorum ben sana güvenemem sen bana zorbalık yapacaksın buna adım kadar eminim bana bunun güvencesini nasıl vereceksin veremezsin dimi?” Aras parmaklarını çenemin altına bastırdı, yüzümü kaldırmaya zorladı. “Benden kaçma, Gece.” Sesindeki öfke, damarlarımda buz gibi dolaştı. “Kaçtıkça daha çok yakalarım seni. Daha çok üstüne gelirim. Bunu hâlâ öğrenemedin mi?” Gözleri kıpkırmızı yanıyordu, ama orada başka bir şey daha vardı. Çaresizlik. Tutunmaya çalışan bir adamın kırıntısı. “Bana güvenmek istemiyorsun, değil mi?” dedi, sesini alçaltarak. “Peki… güvenme. Ama şunu bil: senden başka kimseyi istemiyorum. Ve bu da seni asla rahat bırakmayacağım anlamına geliyor.” Nefesim boğazıma takıldı. Kaçmak istedim ama adımlarım kıpırdamadı. O kadar yakındı ki, dudakları kulağıma sürtünerek fısıldadı: “Benim savaşım seninle değil, Gece. Senin için. Ve eğer buna rağmen benden kaçarsan… en büyük düşmanın ben olurum.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.