Ben Cyla hayatımın bir çoğunu kasabada çalışarak geçirdim.Kasaba dediğime bakmayın burada öyle çok ev olmaz üç beş anca vardır. O evlerden biride bizim evimiz….
Cyla gergin giderdi o göle her gece, yorulmadan sırf aşkından öldüğü adam için giderdi.Sabahları çok kalabalık olur o göl insanlar başında piknik yaparlar, çocuklar oyun oynar, bazılarıda huzur bulmak için gider. Cyla sevdiği adam hakkında hiç bir şey bilmezken yinede ona bakmaya doyamaz onu her gece izlerdi. Sevdiği adamda o göle her gece gider suyun içerisine ayaklarını daldırır otururdu. Hiç konuşmadan izlerdi gölü.Cyla bu gölün efsanesini bilmiyordu ta ki o gün gelene kadar…Önceden zehirli göle insanlar gelir orada krallığın en önemli kişilerinin kıyafetlerini yıkarlardı. Çünkü bir inanca göre zehirli gölde bolluğun ve bereketin olduğu düşünülürdü.Efsaneye göre ise o göle kraliçenin en değerli elbisesini yıkamaya giden bir kız gölün içerisine doğru gider ve oracıkta boğulur.Efsane ise burada başlar. O kız her gece kraliçenin elbisesini giymiş bir şekilde suyun yüzeyine çıkarmış.kızın göz yaşları o gölü zehirli yapmış ve artık insanlar burada kıyafet yıkamamış.Efsaneden dolayıda buraya Zehirli Göl denmiş.