Ben hayatım boyunca hep dışardan çok mutlu göründüm. Hatta bazen öyle dertsiz tasasız gözüküyordum ki en sonunda düştüğüm durumlar ortaya çıktığında insanlar buna inanmakta güçlük çekerdi. Ve bunların neredeyse tamamı sevgiden dolayı oldu. Yani sevgi miydi bilmiyorum ama, benim tanımım bu şekilde.
Ben sürekli hayatıma yeni birisini alırım. Yani daha eskisinin acısını çekmeden yenisiyle başlarım. Biraz garip özelliklerim var. Hatta hayatta hiç aşk acısı çekmedim denebilir. Genelde kendime üzülürüm.
Bazen narsist miyim diye düşünmüyor değilim. Ama narsistler böyle boktan seçimler yapabilir miydi cidden?
Her şey 16 yaşımla başladı. Belki size çok erken gelebilir ama bir çok gencin olduğu gibi benim de 16 yaşımda sevgilim oldu tabii ki.
Tam bir gençlik rüyasıydı benim için. Tabii onunla yüz yüze gelene kadar fark etmemiştim. Sosyal medya üzerinden tanışmıştık. Yani kendisi bana yazmıştı, ben de beğendiğim için cevap vermiştim. O zamanlar yaz aylarıydı. Ben tatilde hep yaptığım gibi yine çalışıyordum. Eve gelince de o ve onun dışında herkesle konuşuyordum.
Evet. Ne var bunda? Başka ne yapabilirdim ki sanki? Her neyse…
Nerede kalmıştık? Gençlik rüyası değil mi… Evet, motorcu ve dövmeliydi. Şaka yapmıyorum, çok da yakışıklı geliyordu gözüme. Zaten hep böyle tiplerden hoşlanmışımdır. Biz 1 hafta boyunca mesajlaşarak konuştuktan sonra buluşmaya karar verdik. Ve o gün erkenden buluştuk. Beni evime yakın bir yerden motoruyla almaya gelmişti. Onu ilk gördüğümde o kadar heyecanlanmıştım ki anlatamam. Zaten benden 1 yaş büyüktü. Üzerinde ne giydiğini hiç hatırlamıyorum, kendi üstümde ne giydiğimi de hatırlamıyorum böyle şeylere hiç dikkat eden biri değilim. O gün onun motoruna ilk binişimdi. İlk başta ellerimi beline koyup koymamak arasında kaldım ve ilk buluşmadan böyle bişey yaparsam garipseyebileceğini düşündüm. Bu yüzden oturduğum koltuğun arkasındaki demirlere tutunmayı seçtim. Ben demirlere tutununca sanki benim onun belini tutmamı istiyor gibi motoru ileri geri yapıp duruyordu. O öyle yaptıkça ben sarsılıyordum, aynı zamanda yandan yandan gülümsemesini de unutmadım hala. Bu yüzden mecburen, -bu arada cidden mecburen- ellerimi beline doğru götürdüm. Tutundum ve yavaşça ilerlemeye başladık. Sahile gitmeye karar verdik ve evimden 1 saat uzaklıkta olan o sahili seçtik.
”Hız yapmamdan korkar mısın?” Diye sordu bana.
”Hayır sorun değil benim için.” Dedim ezik görünmemek adına. O da peki diyip gazlamaya başladı. O motora gaz verdikçe ben korkudan geberdiğim için ellerimi karnına doğru bastırdım. Karın kasları vardı. Çok fazla olmasa da vardı. Ben orda tabi öldüm çocuğa. Hem motorcu hem kaslı hem de tatlı! Hepsinin bir arada olması benim için çok hoştu.
Sahile vardığımızda beraber yürümeye başladık. Sonra bir kafe seçtik ve yemek yemeye karar verdik.
Evet ilk buluşmada yemek yemek normalde saçma olur ama ben pek anlamadığım için yemek yiyelim dedim. Tabii yemeği yiyemedim orası ayrı konu.
O gün o kadar çok sohbet ettik ki o masada. Hatta konuşması ve anlattıkları o kadar akıcıydı ki yemeği unutup onu dinlemeye başladım. Ben normalde aşırı derecede konuşkan biri olmama rağmen onu dinlemekten zevk almaya başladım. Gülüşü çok güzeldi. Yanağında kocaman bir çizgiden oluşan gamzesi vardı. Belki gamze denmiyordur yanağındakine bilmiyorum çünkü baya uzundu. Bana yaşadığı garip olayları, o kadar dövmesini nasıl yaptığını, komik anılarını anlattı. Büyülenmiştim çünkü çok kibar ve nazikti. O anlatırken belki kafamda gelinlik seçmiş olabilirim…
Konuşmamız bittikten ve zaman ilerledikten sonra motorla gezmeye karar verdik. Bu sefer büyük bi güvenle arkasındaydım. Yanımda dünyanın en tatlı kişisi vardı!
Bizim eve yakın olan bir sahile gitmeye karar verdik. Beni eve bırakmadan önce biraz oturalım dedi. Ben de kabul ettim.
Daha sonra sahilin dibindeki taşlık yeri seçtik ve taşların üstünde oturduk. Bana bir şey söylemek istediğini açıkladı. Ben de merak ettim.
”Ben bugün hiç kimseyle konuşmadığım ve yakın hissetmediğim kadar yakın hissettim, cidden güzel bir gündü. Teşekkür ederim…”
”Ne demek, ben de seni dinlerken çok zevk aldım ve ben normalde çok konuşurum! Müsait olursak eğer bir daha buluşuruz.”
”Aslında sadece müsait olunca değil de, seni daha fazla görmek istiyorum. Benimle çıkar mısın?”
Yuh! O az önce bana çıkma teklifi mi etti? İlk günden mi? MÜKEMMEL GEÇİRDİĞİM İLK GÜNDEN Mİ???
İçimde bir kelebek halay çekiyordu sanki, konuşurken o kadar mütevazi ve sakinim ki gören içimdeki halaycı kelebeklere inanmazdı.
”Olur, çok mutlu olurum.” Dedim. Çok mutlu olurum ne??? Nesin sen iş görüşmesinde mi? 16 Yaşındasın ne bu ciddiyet?
Her neyse, işte böylece konuşmaya başladık ve sevgili olduk. Yıl henüz 2017 olduğu için çıkma teklifi meşhurdu. Biraz hızlı bir giriş yaptığımı biliyorum ama aşkla ilgili o kadar çok hatırlayamadığım anılarım var ki nasıl anlatacağımı bilemedim. Ama ilk ciddi ilişkim böyle başladı. Daha doğrusu ilk kendine ilişki denilebilecek ilişkim. Gerçek ismini vermek istemediğim için bu kişiye Armut diyeceğim. Çünkü suratı bana hep Armutu andırıyordu. Hatta ona tatlı bir lakap bile takmıştım. Armut suratlı diyordum. Hakaret için değildi, gerçekten çok tatlı bir armut gibiydi. Yanaklarından dolayı da öyle hissetmiş olabilirim gerçi…
Sonraki bölümde görüşmek üzere!