Slytherin ortak salonu o akşam sakin görünüyordu.Ama sakinlik Slytherin'de hiçbir zaman gerçekten huzur demek değildi.
Olivia Malfoy şöminenin karşısındaki koltukta oturuyordu. Parmakları açık kitabın kenarında, ama sayfa uzun süredir çevrilmemişti.
Kapı açıldı.Mattheo Riddle içeri girdi.
Odayı incelemedi. Kimseye selam vermedi. Ama gözleri bir noktada durdu.
Olivia.
Bu ilk değildi.
Son zamanlarda aynı odaya her girdiklerinde görünmez bir çizgi çekiliyor gibiydi. Kimse açıkça bir şey söylemiyordu ama herkes farkındaydı.
Riddle ve Malfoy'lar.
Bu iki soyadı aynı cümlede geçtiğinde geçmiş de peşinden gelirdi.
⸻
Draco Malfoy koltuğun arkasına yaslanmış, sessizce etrafı izliyordu. Bakışları bir an Mattheo'ya kaydı, sonra kız kardeşine.
Draco bir şeylerin farkındaydı.
Olivia'nın dik duruşunu, Mattheo'nun ölçülü bakışlarını.
Ve o bakışların dostça olmadığını.
Draco hafifçe öne eğildi.
"Olivia."
Olivia başını çevirmedi.
"Ne var?"
"Yukarı çıkıyor musun?"
Bu bir soru değildi. Uzaklaştırma girişimiydi.
Olivia anladı.
Ama kalkmadı.
"Birazdan."
Draco'nun gözleri kısaldı. Mattheo hâlâ bakıyordu.
⸻
Mattheo bakmayı özellikle seçmiyordu.
Sadece... Olivia Malfoy dikkat çekiyordu.
Gürültülü değildi. Gösterişli değildi.
Ama geri adım atmıyordu.
Üçüncü sınıfta bir kez tartışmışlardı.
Konu ailelerdi.
Mattheo, Malfoy'ların eski ittifaklarını ima etmişti.
Olivia o gün şöyle demişti:
"Ben babamın kararları değilim."
O cümle hâlâ aklındaydı.
Çünkü o an ilk kez biri ona meydan okumuştu. Üstelik bağırmadan.
Sakin bir şekilde.
Ve o sakinlik onu rahatsız etmişti.
⸻
Ortak salonda hafif bir kahkaha yükseldi.
Theodore Nott bir şey anlatıyordu. Yanında Blaise vardı.
Gündelik hayat devam ediyordu.
Ama görünmez gerilim de devam ediyordu.
Mattheo birkaç adım attı. Olivia'nın koltuğunun arkasından geçerken yavaşladı.
"Malfoy."
Olivia sonunda başını kaldırdı.
"Riddle."
İsimler değil, soyadları.
Aralarında mesafe bırakan küçük bir tercih.
"Yerleşim düzeninizi değiştirmeyi düşünmelisiniz." dedi Mattheo, etrafı işaret ederek. "Merkez fazla kalabalık."
Bu açık bir sataşma değildi.
Ama dostça da değildi.
Olivia kitabı kapattı.
"Rahatsız olan sensin gibi görünüyor."
Draco ayağa kalktı.
Yeterince.
"Bir sorun mu var, Riddle?"
Mattheo bakışını Draco'ya çevirdi.
"Yok."
"Emin misin?"
"Gayet."
İki erkek arasındaki hava bir saniyeliğine sertleşti.
Draco kız kardeşine baktı.
"Olivia, gel."
Bu sefer Olivia ayağa kalktı.
Mattheo'nun yanından geçerken omuzları neredeyse değecekti.
Değmedi.
Ama ikisi de mesafenin farkındaydı.
⸻
Merdivenlere yönelirken Olivia'nın aklından tek bir düşünce geçti:
Neden her karşılaşma hesaplaşma gibi hissediyor?
Bu basit bir okul gerilimi değildi.
Aile geçmişi vardı. Gurur vardı.
Ve belki de en tehlikelisi...
İkisi de kontrolü bırakmayı sevmiyordu.
⸻
Mattheo arkasından bakmadı.
Ama merdivenlerde kaybolduğunu fark etti.
Draco geri dönüp ona son bir kez baktı.
Bu bakış açıktı:Yaklaşma.
Mattheo hafifçe gülümsedi.
Henüz bir savaş yoktu.
Ama zemin hazırdı.
Ve bu okulda hiçbir gerilim sonsuza kadar sessiz kalmazdı.
—