İçeriğe geç

ZAYIF

Bölüm 1 · 33 dk okuma

ZAYIF

Bölüm 1

1. Derinden

7 YIL ÖNCE

Sıradan bir okul günüydü...

Hayır öyle değildi. Hele sıradan hiç değildi. Bildiğiniz bir erkek lisesi asla ama asla değildi. Okul baştan aşağıya kurallarla dolu. Sınıfın seviyesi okul kadar anne baba için daha önemliydi. Birde öğrencilerini düşünün hepsi birbirinden farklı ve bir o kadar zor. Başarılı olmak hatta birinci olmak onlar için hayat memat meselesiydi. Sanki birileri onlara iyi olamazsan yok olucakmış gibi hissettiriyordu ve bu onları deli ediyordu.

Matematik yarışmasının sonucu açıklayan öğretmenleri oldukça ciddiydi.

"11 B okul matematik yarışmasının kazananı ilk üç ödülün ikisi bu sınıftan tebrik ederim. İsimlerini söylediğim tahtaya çıksın.

Uygar taşçı

Yağız korkusuz"

Uygar arkadaşları ile tokalaşırken Yağız masasından kalktığı gibi geldi. Yüzünde sevinme , heyecanlanma duygusu dahi yoktu. Sanki duyguları alınmış gibiydi.

Öğretmeni ilk Uygar'ı tebrik etti.

"Tebrik ederim Uygar üçüncüsün"

"Sağolun hocam"

"Yağız tebrik ederim okul birincisi oldun" öğretmeni onu tebrik ederken o sadece başını sallamakla yetindi. Yağız Uygar'ın ona olan bakışlarını görmüyordu ama ona karşı inanılmaz bir kin besliyordu. Birincilik ödülünü onun alması buna tuzla biber olmuştu.

Herkes yerlerine geçerken. Uygar'ın bakışı hala ondaydı. Bu çocukta anlam veremediği ve onu aşırı rahatsız eden birşey vardı. Tavrı oldukça tuhaftı. Hiç arkadaşı dahi yoktu. Soğuk ve ruhsuzdu. Sınıfın en zekisi olmasa kimse adını dahi bilmezdi. Yağız sınıfın soru işaretiydi zekiydi ama devamı yok. Çözülmesi gereken bir çok tarafı vardı.

Tenefüs zili çalmıştı bir çok kişi kafeteryaya giderken bazıları arkadaşları ile şakalaşıyordu. Yağız ise kulağında kulaklıkla test çözmeye devam ediyordu.

Uygar ve arkadaşları köşeye sıkıştırdıkları çocukla alay etmeye başladılar.

"İşte böyle akıllı ol. Ödevleri saatinde bana getir" dedi ve yanağına şaka manasında vurdu ama vuruşu sertti. Çocuk korkusundan yüzüne dahi bakmıyordu."Tamam mı?" Diye sertçe sordu. Uygar ve çetesi zorbaydı üstün görünmek hoşlarına gidiyordu.

"T-tamam" dedi kekeleyerek. Onun bu kadar korkması onlara derin bir kahkaha attırmıştı.

"Sesin biraz erkek gibi çıksın. Daha güçlü" diyerek omuzlarına sertçe vurdu.

"Tamam" dediğinde başını önüne eğdi.

"Bunu sevdim"

"Tanrım tam bir erkek" diyerek kendi aralarında alay ettiler.

Uygar'ın gözü Yağız'a kaydı. Yine her zamanki gibi tenefüste dahi ders çalışıyordu. Eline aldığı defteri sertçe kafatasına attı.

Yağız kulaklıkarını çıkarak Uygar'a baktı.

"Pardon" dedi gülerek.

"Dikkat et" dediğinde yüzünde her zaman ki ifade vardı. Uygar'ı sinir edende buydu onda anlam veremediği bir kin bir nefret vardı.

"Senin sorunun ne dostum" diyerek yanına geldi belki de şimdi hesaplaşma zamanıdır.

"Senin dostun falan değilim" diye tersledi.

"Bana bak..." ikiside burun buruna gelirken içeri bir grup ögrenci girdi ve bu giriş hiç hayrı alemet degildi.

"Poyraz Kaya kim? Nerde çabuk söyleyin" içeri bir anda dalan spor kulübünden bir grup ögrenci içeri girdi. Aradığı kişi Poyraz'dı her zaman masasında uyuklayan ve devamlı yorgun olan kişi yine her zaman ki gibi uyuklarken ismini duyduğu an gözlerini ovalayarak ayağa kalktı.

"Benim"

"Sen benim sevgilim Ezgi ile mi buluştun?" Dedi tek bir nefesle ama öfkesi gözlerinden okunuyordu.

"Ha o mu? Bana yazdı sonra biraz takıldık, bir sorun mu var?" dedi rahatlıkla. Bu rahatlığı çocuğu deli etti.

"Benim sevgilimle..." diyerek dişlerine sıkarak. Elini yumruk yaparak hazır bekledi.

"Dostum sevgiline senin sahip çıkman gerekir. Suçu bende arama"

"Sen bittin" bir anda arkadaşları ile beraber Poyraz'ın üstüne atladılar.

Poyraz bu hamleyi bekliyordu. Onlara karşılık verdi. Herkesin şaşırdığı ise oldukça iyi dövüşmesiydi. Çevik ve bir o kadar hızlıydı. Hepsini tek tek yere serdi. Yağız ve Uygar dahi tartışmalarını bırakıp onları izledi.

"Başka isteyen" Poyraz meydan okumaya devam etti. Yere serilen ögrenciler ayağa kalktı hepsi bitmiş durumdaydı."Bende öyle sanmıştım" diyerek üstünü düzeltti hepsi sınıftan çıktı ve daha sonra ögretmenleri içeri girdi.

-------

Uygar ve çetesi ile barda takılıyordu. Aralarında üç kız daha vardı. Hep beraber alkol alıp oldukça eğleniyordu. O sırada yanlarına Uygar'ın kuzeni Rüzgar gelir.

"Önce paralar" herkes cebinden bir ton parayı çıkararak ona uzattı. O da elindeki poşeti onlara verip parayı cebine attı.

"Sağol dostum"

"Özel konuşalım mı kuzen?" Uygar yerinden kalkıp kuzenin omzuna kolunu attı. Rüzgar kolunu çekip terasa doğru yürüdü.

Beraber terasta durup sigara içtiler.

"Ne konuşacaksın benimle?"

"Bana birşey lazım uyuşturu ama farklı türü içmedende kendinden geçecek birşey anladın mı?" Uygar tek bir nefesle söylemeye çalıştı. Kuzeni istediği şeye anlam veremedi.

"Neden istiyorsun?"

"Biriyle sorunum var. Küçük bir ders. Var mı yok mu sen onu söyle" diye merakla baktı.

"Ama tehlikeli olabilir" Diyerek baştan onu uyarmak istedi.

"Sorun değil"

"Şunu al boynuna veya herhangi bir yerine yapıştırdığın takdirde anında etkisini verir. Sersemler, gözleri kararır, uykusu gelir yada bayılır. Etkisi o kadar uzun sürmez ama" her sözü onu heyecanlandırdı. Ondan intikam almak istiyordu. Yağız'ı tüm sınıfa rezil etmek istiyordu.

"Bu kadarı bile işimi görür. Sağol bro" diyerek omzuna vurdu.

"Hey başıma iş açma sakın"

"Sorun yok bende" diyerek göz kırptı. Yarın için şimdiden heycanlıydı.

....

Bir sonraki gün herkes sınıfta öğretmenlerini beklerken öğretmenleri ile beraber bir çocukta sınıfa girer.

"Arkadaşlar okulumuza yeni bir arkadaşınız transfer oldu adı Demir. Bu yıl bizimle olacak. Yerine geçebilirsin Demir" başıyla onaylayarak arkadaki boş masaya geçti. Yan masasındaki çocuk meraklı gözlerle Demir'e baktı.

"Hey Demir hangi okuldan geldin?"

"Alpay Arslan okulundan" deyince hepsinin gözleri büyüdü.

"Vay canına ordaki çocukların hepsi zengin çocukları. Sen neden geldin?" diye sordular Demir'in bu sorusuna yüzü düşsede belli etmemeye çalıştı. Uygar ve çetesinin dikkatini çekmişti bu durum.

"Ailevi nedenlerden dolayı" diyerek kestirip attı. Ögretmenleri dersi anlatmaya geçerken herkes susmuştu ama Uygar'ın aklında soru işareti kalmıştı bu çocuk.

Ders bittiginde herkes dağıldı. Uygar Demir'i araştırmak için o okulda olan eski arkadaşlarını aradı ve onlardan bilgi aldı.

Demir tuvalette elini yıkarken Uygar ve çetesi tuvaletin kapısını kapatarak yanına geldi.

"Demek eziğin tekisin'' dediğinde Demir ne olduğunu anlamadı ama Uygar gereken bilgiyi almıştı ve Demir'in üzerine dogru yürüdü."Baban milletvekili ama ona rağmen nasıl bu kadar ezik olmayı başardın bu inanılmaz'' onunla alay ederken Demir'in yüzü düştü. Eski okulunda da onun gibi zorbalar yüzünden ayrılmıştı ve şimdi onlardan biri ile yine karşılaştı.

"Ben..."tuvaletin kapısı açılırken Uygar ve çetesi Demir'den uzaklaşır. İçeri giren Yağız'dı onlara göz ucuyla bakarken lavaboya girdi.

"Kendine dikkat et dostum. Arkanı kolla" Uygar kulağına fısıldarken çetesi ile beraber gitti. Demir derin nefes alarak sakinleşmeye çalıştı.

...

Ertesi gün okulda deneme sınavı vardı. Herkes bunun için çok çalışmıştı. Uygar'ın çetesi Demir'i zorla spor odasına götürür.

''Sana bir görev vericem bunu yaparsan sana bir daha bulaşmam. Huzur içinde yaşarız'' bu çocuk ona hiç güven vermiyordu. Arkadaşları kendi aralarında gülerken Demir merak edip sordu.

''Ne istiyorsun?'' diye sorduğunda cebinden çıkardıgı şeffaf yapışkanlı şeye eline alıp gösterdi.

"Basit. Bunu Yağız'ın boynuna çaktırmadan yapıştır o kadar"

"Bu ne?" bunu neden yapması istediğini anlamadı. Neyin içine sürüklüyordu onu? Bu ona doğru gelmiyordu.

"Seni ilgilendirmez. Dediğimi yap" diyerek sert bir bakış attı. Demir korkuyordu ama ne yaptığını bilmemek onu daha çok korkutuyordu.

''Yapamam. Bu yaptığın doğru degil'' kendini geri çekmeye çalıştı ama Uygar'ın çetesi duvar gibi duruyordu arkalarında.

''Dogruyu yanlışı senden mi ögrenicem lan it. Dediğimi yap sonra otur aşağıya'' sesi olduğundan daha yüksek çıkmıştı onu korkutmaya çalışıyordu ama Demir zaten korkuyordu.

''Olmaz ben kimseye zarar veremem'' başını ben yapamam diyerek salladı. O şeyin ne olduğunu dahi bilmiyordu. Başını belaya sokmak istemiyordu.

''O zaman biz sana zarar veririz. Eski okulundaki gibi'' dediğinde sertçe yutkundu. Uygar elindeki şeffaf yapışkanlı şeyi Demir'in eline verdi.''İyi düşün'' elindeki şeye öyle baka kaldı. Uygar ve çetesi giderken spor salonunda yalnız kaldı.

*

Ögretmenin sınıfa girmesiyle herkes yerlerine geçti. Demir elindeki şeyle ne yapması gerektigini bilmiyordu. Uygar ona tehtitkar bakışlar atarken Yağız'ın hiç birşeyden haberi yoktu.

Ögretmen sınav kağıtlarını dağıtırken sınıf sessizlige büründü. Herkes sınav kağıtlarını eline alırken ögretmenlerinin ' başlayabilirsiniz' lafıyla herkes sınav kağıtlarına gömüldü. Demir stresten terlemeye başladı. Yağız'ın tam önünde ama bunu yapmalı mıydı bilmiyordu. Uygar ona ters bir bakış atarken Demir'in eli ayağına dolandı ve bir anda elindeki şeyi Yağız'ın boynuna yapıştırdı.

Yağız arkasına dönüp ona baktı.

''Sinek vardı'' diyerek ağzında bir şeyler geveledi. Ögretmenlerin onlara ters bakışıyla önlerine döndüler.

Yağız çok geçmeden gözleri bulanıklaşmaya başladı. Elini başına koydugunda terlediğini fark etti. Kendini oldukça tuhaf hissediyordu sanki ayağa kalksa bayılcakmış gibiydi. Sınava odaklanmalıydı ama bunu bir türlü yapamıyordu. Toparlamayınca kendine tokat attı.O kadar sert atmıştı ki sınıftaki herkes ona baktı.

Bir kez daha tokat attı. Sonra bir kez daha...

Herkes şaşkınlıkla Yağız'a bakarken Uygar keyif alır gibi sırıtıyordu.

''Yağız iyi misin?'' Ögretmeninin sorusuna cevap vermeden koşarak lavaboya gitti. Sınıftaki herkes öylece bakakaldı. Demir stresten ellerini sıkarken .Uygar ona göz kırparak önüne geri döndü.

Herkes eve gitmek için hazırlanırken Yağız ortalıkta yoktu. Uygar ve çetesi gülerek sınıftan çıkarken. Demir çantasını koluna takarak sınıftan çıktı. Bir iki adım atmaya kalkmadan kolundan tutuldugu gibi boş bir sınıfa çekildi ve kendini yerde buldu.

Onu zorla içeri çekenin Yağız olduğunu görünce yutkundu.

''Sen... Ne yaptın bana?'' kızgındı, gözlerinden ateş çıkıyordu. Hesap sormucağını mı sanmışti aksine bedelini ödetmek istiyordu. Demir onun bakışlarından gerçekten korkmuştu yerde kendini geriye dogru çekti.

''Ö-özür dilerim. Ben hiç birşey yapmadım'' Yağız bir hışımla yanına gidip yakasına yapıştı ona yumruk atmak için kolunu kaldırırken içeri Poyraz'ın girmesiye duraksar.

''Kavga mı var? En sevdigim. Ama şiddete karşıyım'' diyerek duvara yaslanır ve gözlerini onlara diker.

''Defolup git burdan. Hemen'' Yağız hala orda dikilmeye devam eden Poyraz'ı umursamadı ve Demir'e tekrar yumruğunu kaldırdı.

''Bak yemin ediyorum benim bir suçum yok. Bırak beni''

''O şeyi boynuma sen koydun. Neydi o?'' ısrarla sormaya devam etti. İstediği sadece bir cevaptı.

''Yemin ediyorum bilmiyorum. Bilmiyorum bırak artık'' ondan kurtulmaya çalıştı ama Yağız buna izin vermedi.

''Dostum bilmiyorum diyor. Bırak istersen artık'' olaya yeniden müdahil olan Poyraz lafı havada kaldı Yağız onu duymadı bile.

''Anlat. Anlat dedim sana'' öfke ile bağırdı sesi sınıfın içinde yankılandı.

''Uygar. O istedi. Yemin ediyorum ben mecbur kaldım'' sonunda gerçegi söylemesiyle Yağız elinden yakasını çekerek uzaklaştı. Aslında şaşırmamalıydı onunla uğraşmasından belliydi.

''Pisligin teki oldugunu duymuştum. Söylenilen dogruymuş'' Poyraz bu duruma yorum yapmadan edemedi.

''Onu geberticem'' Yağız sinirle kapıya dogru ilerdi ama Poyraz kolundan tutarak durdurdu.

''Hey öfkeyle hareket etme. Sonra pişman olursun'' desene onu dinlemedi.

''Bırak'' kolunu ondan kurtardı ama o devam etti konuşmaya.

''Tamam. Ama bizde geliyoruz'' Dedi kendiyle beraber Demir'i de içine katınca Demir şaşkın bir ifadeyle ona baktı.''Biz derken evet seni de kastettim'' ona gözünü kırparken. Yağız sınıftan sinirle çıktı.

''Ama ben...''

''Pişman degil misin yoksa? Ona borçlusun bence. Hem en azından kalabalık görünürüz''kendini suçluyordu ama bir kavganın ortasında olmak ona göre değildi. Poyraz Demir'in kolundan tutarak Yağız'ın peşinden gitti.

''Hey bizi de bekle''

.....

Yağız Uygar'ın takıldıgı mekana gelirken tam arkasında Poyraz ve Demir de vardı. En uç tarafta arkadaşlarıyla şakalaşan Uygar'ı görünce oldugu yerde durdu ve yumrugunu sıktı.Poyraz da onlara gözlerini kısarak baktı. Demir buraya zorla gelirken kaçmak için uygun anı kovalıyordu.

''Evet plan ne?'' diye sordu Poyraz hevesle her ikisine baktığında sessiz kaldıklarını görünce ellerini birbirine vurarak güldü.''Güzel demek bir planımız yok. Sevdim bunu'' diyerek etrafa bakındı.

''Bu benim meselem''Yağız onların yanında kalmasını istemiyordu hatta gelmelerini bile istemedi.

''Ama bazıları sana borçlu o yüzden kalkmak isteyebilir'' gözlerini Demir'e dikti. Demir ona gözlerini devirmeden edemedi.

Yağız Uygar'ın masasına doğru hareketlendi.

''Başlıyoruz''

Arkalarından Poyraz ve Demir de onu takip etti. Yağız Uygar'ın yanına gider gitmez yumrugu yapıştırdı.

''Sesi duydun mu? Eminim çok acımıştır'' Poyraz ona acıyarak baktığında Uygar agzındaki kanı sildi ve sinirle Yağız'a baktı. Masadaki herkes onlara bakıyordu.

''Sen... Sen bittin''diyerek tısladı hala olayın şaşkınlığını üstünden atamadı.

''Bana bulaşmayacaktın'' gözlerini sinirle ona dikti o ise bakışlarını Demir'e çevirdi.

''İspiyoncu ezik seni'' dedi ve gülerek devem etti.''Ama dostum inan pişman değilim. Hatta oldukça eğlendim. Neydi o kendine tokat atmalar. İzlemesi aşırı zevkliydi''arkadaşlarıyla gülmeye başladı arsızca Yağız onu yakasından tutarak çekti.

''Gel buraya'' Ona tekrar yumruk atarken olanların acısını çıkarıyordu.

''Koru kendini''

Cafe de kavganın boyutu git gide büyüyordu. Yağız Uygar'a ardı ardına yumruk atarken digerleri de yumruk yumruga kavga etmeyi sürdürdü. Poyraz aralarında en iyi dövüşmeyi bilen kişi onun sayesinde onlarda bir çoğunu yere serdi.Demir kavgadan kaçınırken içerisi ana baba günüydü. Mekan sahipleri polisleri çagırınca herkes kaçmaya başladı.

Yağız , Poyraz ve Demir birbirlerine baktı ve hemen koşmaya başladılar. Polislerde onları kovarlarken tabana kuvvet kaçmaya devam ettiler. Çok geçmeden atlatmışlardı polisleri... Bir köşeye çekilip nefeslenirken. Poyraz gülmeye başladı. Yağız ve Demir ona delirmiş gibi bakıyordu ama o dizlerini döverek gülmeye devam etti.

''Çok iyi degil miydi?Ben hayatımda böyle macera yaşamadım. İyiydi iyi. İyi geldi'' diyerek hem nefeslendi hemde gülmeye devam etti.

Poyraz gerçekten haklıydı. Demir de gülmeye başlayınca Yağız da sadece gülümsedi. Haklıydı bu onlar için bir ilkti. Onlar için arkadaşlığın ilk adımıydı. Birbirlerine baktılar ve gülümsediler.

''Arkadaş mı olsak? Yani siz istersiniz diye düşündüm''Poyraz ilk adımı atarak konuşmaya o başladı. İkisine meraklı gözlerle baktı.

''Olur'' Demir kabul ederken Poyraz bu cevabı duyunca sevindi.

''Degil mi? Bizden efsane arkadaş olur. Hem ben iyi sır tutarım?'' sevinçten adeta havalara uçmuştu.

''Sen ne düşünüyorsun?'' diye sordu Demir oldukça sessiz olduğunu fark etti.

''Ben arkadaş edinmem'' cevabını duyunca her ikisininde yüzü düştü.

''İyi biz ilk olucaz demek'' Poyraz Yağız'ın gözlerinin içine bakarken en sonunda pes etti. ''Var mısınız?'' diyerek elini ortaya koydu.

''Ben varım'' Demir de Poyraz'ın elinin üstüne koydu. İkiside Yağız'a baktı elini koyması için bekledi. O da düşünür gibi yaptı ama o da elini ellerinin üstüne koydu.

''Bende''

''Birbirimize efsane üçlü mü desek'' Poyraz iyice havaya gelmişti. Ama şu an aşırı mutlulardı.

'' Abartma''

'' Hadi ama havalı bir ismimiz olsun'' dedi ve düşündü sonra anında aklına bir fikir gelince çocuk gibi sevindi.''Yakışıklı , ateşli ve... dostum aklıma birşey gelmiyor'' Demir ona gözlerini devirdi ama hiç kızmadı aksine gülümsedi. Yağız da gerçekten mutluydu.

''İyi arkadaş olsak yeter''

'' Bu da olur eğer sadelikten yanasanız bana uyar''

''İyi ARKADAŞLAR...''

7 YIL ÖNCE

Sıradan bir okul günüydü...

Hayır öyle değildi. Hele sıradan hiç değildi. Bildiğiniz bir erkek lisesi asla ama asla değildi. Okul baştan aşağıya kurallarla dolu. Sınıfın seviyesi okul kadar anne baba için daha önemliydi. Birde öğrencilerini düşünün hepsi birbirinden farklı ve bir o kadar zor. Başarılı olmak hatta birinci olmak onlar için hayat memat meselesiydi. Sanki birileri onlara iyi olamazsan yok olucakmış gibi hissettiriyordu ve bu onları deli ediyordu.

Matematik yarışmasının sonucu açıklayan öğretmenleri oldukça ciddiydi.

"11 B okul matematik yarışmasının kazananı ilk üç ödülün ikisi bu sınıftan tebrik ederim. İsimlerini söylediğim tahtaya çıksın.

Uygar taşçı

Yağız korkusuz"

Uygar arkadaşları ile tokalaşırken Yağız masasından kalktığı gibi geldi. Yüzünde sevinme , heyecanlanma duygusu dahi yoktu. Sanki duyguları alınmış gibiydi.

Öğretmeni ilk Uygar'ı tebrik etti.

"Tebrik ederim Uygar üçüncüsün"

"Sağolun hocam"

"Yağız tebrik ederim okul birincisi oldun" öğretmeni onu tebrik ederken o sadece başını sallamakla yetindi. Yağız Uygar'ın ona olan bakışlarını görmüyordu ama ona karşı inanılmaz bir kin besliyordu. Birincilik ödülünü onun alması buna tuzla biber olmuştu.

Herkes yerlerine geçerken. Uygar'ın bakışı hala ondaydı. Bu çocukta anlam veremediği ve onu aşırı rahatsız eden birşey vardı. Tavrı oldukça tuhaftı. Hiç arkadaşı dahi yoktu. Soğuk ve ruhsuzdu. Sınıfın en zekisi olmasa kimse adını dahi bilmezdi. Yağız sınıfın soru işaretiydi zekiydi ama devamı yok. Çözülmesi gereken bir çok tarafı vardı.

Tenefüs zili çalmıştı bir çok kişi kafeteryaya giderken bazıları arkadaşları ile şakalaşıyordu. Yağız ise kulağında kulaklıkla test çözmeye devam ediyordu.

Uygar ve arkadaşları köşeye sıkıştırdıkları çocukla alay etmeye başladılar.

"İşte böyle akıllı ol. Ödevleri saatinde bana getir" dedi ve yanağına şaka manasında vurdu ama vuruşu sertti. Çocuk korkusundan yüzüne dahi bakmıyordu."Tamam mı?" Diye sertçe sordu. Uygar ve çetesi zorbaydı üstün görünmek hoşlarına gidiyordu.

"T-tamam" dedi kekeleyerek. Onun bu kadar korkması onlara derin bir kahkaha attırmıştı.

"Sesin biraz erkek gibi çıksın. Daha güçlü" diyerek omuzlarına sertçe vurdu.

"Tamam" dediğinde başını önüne eğdi.

"Bunu sevdim"

"Tanrım tam bir erkek" diyerek kendi aralarında alay ettiler.

Uygar'ın gözü Yağız'a kaydı. Yine her zamanki gibi tenefüste dahi ders çalışıyordu. Eline aldığı defteri sertçe kafatasına attı.

Yağız kulaklıkarını çıkarak Uygar'a baktı.

"Pardon" dedi gülerek.

"Dikkat et" dediğinde yüzünde her zaman ki ifade vardı. Uygar'ı sinir edende buydu onda anlam veremediği bir kin bir nefret vardı.

"Senin sorunun ne dostum" diyerek yanına geldi belki de şimdi hesaplaşma zamanıdır.

"Senin dostun falan değilim" diye tersledi.

"Bana bak..." ikiside burun buruna gelirken içeri bir grup ögrenci girdi ve bu giriş hiç hayrı alemet degildi.

"Poyraz Kaya kim? Nerde çabuk söyleyin" içeri bir anda dalan spor kulübünden bir grup ögrenci içeri girdi. Aradığı kişi Poyraz'dı her zaman masasında uyuklayan ve devamlı yorgun olan kişi yine her zaman ki gibi uyuklarken ismini duyduğu an gözlerini ovalayarak ayağa kalktı.

"Benim"

"Sen benim sevgilim Ezgi ile mi buluştun?" Dedi tek bir nefesle ama öfkesi gözlerinden okunuyordu.

"Ha o mu? Bana yazdı sonra biraz takıldık, bir sorun mu var?" dedi rahatlıkla. Bu rahatlığı çocuğu deli etti.

"Benim sevgilimle..." diyerek dişlerine sıkarak. Elini yumruk yaparak hazır bekledi.

"Dostum sevgiline senin sahip çıkman gerekir. Suçu bende arama"

"Sen bittin" bir anda arkadaşları ile beraber Poyraz'ın üstüne atladılar.

Poyraz bu hamleyi bekliyordu. Onlara karşılık verdi. Herkesin şaşırdığı ise oldukça iyi dövüşmesiydi. Çevik ve bir o kadar hızlıydı. Hepsini tek tek yere serdi. Yağız ve Uygar dahi tartışmalarını bırakıp onları izledi.

"Başka isteyen" Poyraz meydan okumaya devam etti. Yere serilen ögrenciler ayağa kalktı hepsi bitmiş durumdaydı."Bende öyle sanmıştım" diyerek üstünü düzeltti hepsi sınıftan çıktı ve daha sonra ögretmenleri içeri girdi.

-------

Uygar ve çetesi ile barda takılıyordu. Aralarında üç kız daha vardı. Hep beraber alkol alıp oldukça eğleniyordu. O sırada yanlarına Uygar'ın kuzeni Rüzgar gelir.

"Önce paralar" herkes cebinden bir ton parayı çıkararak ona uzattı. O da elindeki poşeti onlara verip parayı cebine attı.

"Sağol dostum"

"Özel konuşalım mı kuzen?" Uygar yerinden kalkıp kuzenin omzuna kolunu attı. Rüzgar kolunu çekip terasa doğru yürüdü.

Beraber terasta durup sigara içtiler.

"Ne konuşacaksın benimle?"

"Bana birşey lazım uyuşturu ama farklı türü içmedende kendinden geçecek birşey anladın mı?" Uygar tek bir nefesle söylemeye çalıştı. Kuzeni istediği şeye anlam veremedi.

"Neden istiyorsun?"

"Biriyle sorunum var. Küçük bir ders. Var mı yok mu sen onu söyle" diye merakla baktı.

"Ama tehlikeli olabilir" Diyerek baştan onu uyarmak istedi.

"Sorun değil"

"Şunu al boynuna veya herhangi bir yerine yapıştırdığın takdirde anında etkisini verir. Sersemler, gözleri kararır, uykusu gelir yada bayılır. Etkisi o kadar uzun sürmez ama" her sözü onu heyecanlandırdı. Ondan intikam almak istiyordu. Yağız'ı tüm sınıfa rezil etmek istiyordu.

"Bu kadarı bile işimi görür. Sağol bro" diyerek omzuna vurdu.

"Hey başıma iş açma sakın"

"Sorun yok bende" diyerek göz kırptı. Yarın için şimdiden heycanlıydı.

....

Bir sonraki gün herkes sınıfta öğretmenlerini beklerken öğretmenleri ile beraber bir çocukta sınıfa girer.

"Arkadaşlar okulumuza yeni bir arkadaşınız transfer oldu adı Demir. Bu yıl bizimle olacak. Yerine geçebilirsin Demir" başıyla onaylayarak arkadaki boş masaya geçti. Yan masasındaki çocuk meraklı gözlerle Demir'e baktı.

"Hey Demir hangi okuldan geldin?"

"Alpay Arslan okulundan" deyince hepsinin gözleri büyüdü.

"Vay canına ordaki çocukların hepsi zengin çocukları. Sen neden geldin?" diye sordular Demir'in bu sorusuna yüzü düşsede belli etmemeye çalıştı. Uygar ve çetesinin dikkatini çekmişti bu durum.

"Ailevi nedenlerden dolayı" diyerek kestirip attı. Ögretmenleri dersi anlatmaya geçerken herkes susmuştu ama Uygar'ın aklında soru işareti kalmıştı bu çocuk.

Ders bittiginde herkes dağıldı. Uygar Demir'i araştırmak için o okulda olan eski arkadaşlarını aradı ve onlardan bilgi aldı.

Demir tuvalette elini yıkarken Uygar ve çetesi tuvaletin kapısını kapatarak yanına geldi.

"Demek eziğin tekisin'' dediğinde Demir ne olduğunu anlamadı ama Uygar gereken bilgiyi almıştı ve Demir'in üzerine dogru yürüdü."Baban milletvekili ama ona rağmen nasıl bu kadar ezik olmayı başardın bu inanılmaz'' onunla alay ederken Demir'in yüzü düştü. Eski okulunda da onun gibi zorbalar yüzünden ayrılmıştı ve şimdi onlardan biri ile yine karşılaştı.

"Ben..."tuvaletin kapısı açılırken Uygar ve çetesi Demir'den uzaklaşır. İçeri giren Yağız'dı onlara göz ucuyla bakarken lavaboya girdi.

"Kendine dikkat et dostum. Arkanı kolla" Uygar kulağına fısıldarken çetesi ile beraber gitti. Demir derin nefes alarak sakinleşmeye çalıştı.

...

Ertesi gün okulda deneme sınavı vardı. Herkes bunun için çok çalışmıştı. Uygar'ın çetesi Demir'i zorla spor odasına götürür.

''Sana bir görev vericem bunu yaparsan sana bir daha bulaşmam. Huzur içinde yaşarız'' bu çocuk ona hiç güven vermiyordu. Arkadaşları kendi aralarında gülerken Demir merak edip sordu.

''Ne istiyorsun?'' diye sorduğunda cebinden çıkardıgı şeffaf yapışkanlı şeye eline alıp gösterdi.

"Basit. Bunu Yağız'ın boynuna çaktırmadan yapıştır o kadar"

"Bu ne?" bunu neden yapması istediğini anlamadı. Neyin içine sürüklüyordu onu? Bu ona doğru gelmiyordu.

"Seni ilgilendirmez. Dediğimi yap" diyerek sert bir bakış attı. Demir korkuyordu ama ne yaptığını bilmemek onu daha çok korkutuyordu.

''Yapamam. Bu yaptığın doğru degil'' kendini geri çekmeye çalıştı ama Uygar'ın çetesi duvar gibi duruyordu arkalarında.

''Dogruyu yanlışı senden mi ögrenicem lan it. Dediğimi yap sonra otur aşağıya'' sesi olduğundan daha yüksek çıkmıştı onu korkutmaya çalışıyordu ama Demir zaten korkuyordu.

''Olmaz ben kimseye zarar veremem'' başını ben yapamam diyerek salladı. O şeyin ne olduğunu dahi bilmiyordu. Başını belaya sokmak istemiyordu.

''O zaman biz sana zarar veririz. Eski okulundaki gibi'' dediğinde sertçe yutkundu. Uygar elindeki şeffaf yapışkanlı şeyi Demir'in eline verdi.''İyi düşün'' elindeki şeye öyle baka kaldı. Uygar ve çetesi giderken spor salonunda yalnız kaldı.

*

Ögretmenin sınıfa girmesiyle herkes yerlerine geçti. Demir elindeki şeyle ne yapması gerektigini bilmiyordu. Uygar ona tehtitkar bakışlar atarken Yağız'ın hiç birşeyden haberi yoktu.

Ögretmen sınav kağıtlarını dağıtırken sınıf sessizlige büründü. Herkes sınav kağıtlarını eline alırken ögretmenlerinin ' başlayabilirsiniz' lafıyla herkes sınav kağıtlarına gömüldü. Demir stresten terlemeye başladı. Yağız'ın tam önünde ama bunu yapmalı mıydı bilmiyordu. Uygar ona ters bir bakış atarken Demir'in eli ayağına dolandı ve bir anda elindeki şeyi Yağız'ın boynuna yapıştırdı.

Yağız arkasına dönüp ona baktı.

''Sinek vardı'' diyerek ağzında bir şeyler geveledi. Ögretmenlerin onlara ters bakışıyla önlerine döndüler.

Yağız çok geçmeden gözleri bulanıklaşmaya başladı. Elini başına koydugunda terlediğini fark etti. Kendini oldukça tuhaf hissediyordu sanki ayağa kalksa bayılcakmış gibiydi. Sınava odaklanmalıydı ama bunu bir türlü yapamıyordu. Toparlamayınca kendine tokat attı.O kadar sert atmıştı ki sınıftaki herkes ona baktı.

Bir kez daha tokat attı. Sonra bir kez daha...

Herkes şaşkınlıkla Yağız'a bakarken Uygar keyif alır gibi sırıtıyordu.

''Yağız iyi misin?'' Ögretmeninin sorusuna cevap vermeden koşarak lavaboya gitti. Sınıftaki herkes öylece bakakaldı. Demir stresten ellerini sıkarken .Uygar ona göz kırparak önüne geri döndü.

Herkes eve gitmek için hazırlanırken Yağız ortalıkta yoktu. Uygar ve çetesi gülerek sınıftan çıkarken. Demir çantasını koluna takarak sınıftan çıktı. Bir iki adım atmaya kalkmadan kolundan tutuldugu gibi boş bir sınıfa çekildi ve kendini yerde buldu.

Onu zorla içeri çekenin Yağız olduğunu görünce yutkundu.

''Sen... Ne yaptın bana?'' kızgındı, gözlerinden ateş çıkıyordu. Hesap sormucağını mı sanmışti aksine bedelini ödetmek istiyordu. Demir onun bakışlarından gerçekten korkmuştu yerde kendini geriye dogru çekti.

''Ö-özür dilerim. Ben hiç birşey yapmadım'' Yağız bir hışımla yanına gidip yakasına yapıştı ona yumruk atmak için kolunu kaldırırken içeri Poyraz'ın girmesiye duraksar.

''Kavga mı var? En sevdigim. Ama şiddete karşıyım'' diyerek duvara yaslanır ve gözlerini onlara diker.

''Defolup git burdan. Hemen'' Yağız hala orda dikilmeye devam eden Poyraz'ı umursamadı ve Demir'e tekrar yumruğunu kaldırdı.

''Bak yemin ediyorum benim bir suçum yok. Bırak beni''

''O şeyi boynuma sen koydun. Neydi o?'' ısrarla sormaya devam etti. İstediği sadece bir cevaptı.

''Yemin ediyorum bilmiyorum. Bilmiyorum bırak artık'' ondan kurtulmaya çalıştı ama Yağız buna izin vermedi.

''Dostum bilmiyorum diyor. Bırak istersen artık'' olaya yeniden müdahil olan Poyraz lafı havada kaldı Yağız onu duymadı bile.

''Anlat. Anlat dedim sana'' öfke ile bağırdı sesi sınıfın içinde yankılandı.

''Uygar. O istedi. Yemin ediyorum ben mecbur kaldım'' sonunda gerçegi söylemesiyle Yağız elinden yakasını çekerek uzaklaştı. Aslında şaşırmamalıydı onunla uğraşmasından belliydi.

''Pisligin teki oldugunu duymuştum. Söylenilen dogruymuş'' Poyraz bu duruma yorum yapmadan edemedi.

''Onu geberticem'' Yağız sinirle kapıya dogru ilerdi ama Poyraz kolundan tutarak durdurdu.

''Hey öfkeyle hareket etme. Sonra pişman olursun'' desene onu dinlemedi.

''Bırak'' kolunu ondan kurtardı ama o devam etti konuşmaya.

''Tamam. Ama bizde geliyoruz'' Dedi kendiyle beraber Demir'i de içine katınca Demir şaşkın bir ifadeyle ona baktı.''Biz derken evet seni de kastettim'' ona gözünü kırparken. Yağız sınıftan sinirle çıktı.

''Ama ben...''

''Pişman degil misin yoksa? Ona borçlusun bence. Hem en azından kalabalık görünürüz''kendini suçluyordu ama bir kavganın ortasında olmak ona göre değildi. Poyraz Demir'in kolundan tutarak Yağız'ın peşinden gitti.

''Hey bizi de bekle''

.....

Yağız Uygar'ın takıldıgı mekana gelirken tam arkasında Poyraz ve Demir de vardı. En uç tarafta arkadaşlarıyla şakalaşan Uygar'ı görünce oldugu yerde durdu ve yumrugunu sıktı.Poyraz da onlara gözlerini kısarak baktı. Demir buraya zorla gelirken kaçmak için uygun anı kovalıyordu.

''Evet plan ne?'' diye sordu Poyraz hevesle her ikisine baktığında sessiz kaldıklarını görünce ellerini birbirine vurarak güldü.''Güzel demek bir planımız yok. Sevdim bunu'' diyerek etrafa bakındı.

''Bu benim meselem''Yağız onların yanında kalmasını istemiyordu hatta gelmelerini bile istemedi.

''Ama bazıları sana borçlu o yüzden kalkmak isteyebilir'' gözlerini Demir'e dikti. Demir ona gözlerini devirmeden edemedi.

Yağız Uygar'ın masasına doğru hareketlendi.

''Başlıyoruz''

Arkalarından Poyraz ve Demir de onu takip etti. Yağız Uygar'ın yanına gider gitmez yumrugu yapıştırdı.

''Sesi duydun mu? Eminim çok acımıştır'' Poyraz ona acıyarak baktığında Uygar agzındaki kanı sildi ve sinirle Yağız'a baktı. Masadaki herkes onlara bakıyordu.

''Sen... Sen bittin''diyerek tısladı hala olayın şaşkınlığını üstünden atamadı.

''Bana bulaşmayacaktın'' gözlerini sinirle ona dikti o ise bakışlarını Demir'e çevirdi.

''İspiyoncu ezik seni'' dedi ve gülerek devem etti.''Ama dostum inan pişman değilim. Hatta oldukça eğlendim. Neydi o kendine tokat atmalar. İzlemesi aşırı zevkliydi''arkadaşlarıyla gülmeye başladı arsızca Yağız onu yakasından tutarak çekti.

''Gel buraya'' Ona tekrar yumruk atarken olanların acısını çıkarıyordu.

''Koru kendini''

Cafe de kavganın boyutu git gide büyüyordu. Yağız Uygar'a ardı ardına yumruk atarken digerleri de yumruk yumruga kavga etmeyi sürdürdü. Poyraz aralarında en iyi dövüşmeyi bilen kişi onun sayesinde onlarda bir çoğunu yere serdi.Demir kavgadan kaçınırken içerisi ana baba günüydü. Mekan sahipleri polisleri çagırınca herkes kaçmaya başladı.

Yağız , Poyraz ve Demir birbirlerine baktı ve hemen koşmaya başladılar. Polislerde onları kovarlarken tabana kuvvet kaçmaya devam ettiler. Çok geçmeden atlatmışlardı polisleri... Bir köşeye çekilip nefeslenirken. Poyraz gülmeye başladı. Yağız ve Demir ona delirmiş gibi bakıyordu ama o dizlerini döverek gülmeye devam etti.

''Çok iyi degil miydi?Ben hayatımda böyle macera yaşamadım. İyiydi iyi. İyi geldi'' diyerek hem nefeslendi hemde gülmeye devam etti.

Poyraz gerçekten haklıydı. Demir de gülmeye başlayınca Yağız da sadece gülümsedi. Haklıydı bu onlar için bir ilkti. Onlar için arkadaşlığın ilk adımıydı. Birbirlerine baktılar ve gülümsediler.

''Arkadaş mı olsak? Yani siz istersiniz diye düşündüm''Poyraz ilk adımı atarak konuşmaya o başladı. İkisine meraklı gözlerle baktı.

''Olur'' Demir kabul ederken Poyraz bu cevabı duyunca sevindi.

''Degil mi? Bizden efsane arkadaş olur. Hem ben iyi sır tutarım?'' sevinçten adeta havalara uçmuştu.

''Sen ne düşünüyorsun?'' diye sordu Demir oldukça sessiz olduğunu fark etti.

''Ben arkadaş edinmem'' cevabını duyunca her ikisininde yüzü düştü.

''İyi biz ilk olucaz demek'' Poyraz Yağız'ın gözlerinin içine bakarken en sonunda pes etti. ''Var mısınız?'' diyerek elini ortaya koydu.

''Ben varım'' Demir de Poyraz'ın elinin üstüne koydu. İkiside Yağız'a baktı elini koyması için bekledi. O da düşünür gibi yaptı ama o da elini ellerinin üstüne koydu.

''Bende''

''Birbirimize efsane üçlü mü desek'' Poyraz iyice havaya gelmişti. Ama şu an aşırı mutlulardı.

'' Abartma''

'' Hadi ama havalı bir ismimiz olsun'' dedi ve düşündü sonra anında aklına bir fikir gelince çocuk gibi sevindi.''Yakışıklı , ateşli ve... dostum aklıma birşey gelmiyor'' Demir ona gözlerini devirdi ama hiç kızmadı aksine gülümsedi. Yağız da gerçekten mutluydu.

''İyi arkadaş olsak yeter''

'' Bu da olur eğer sadelikten yanasanız bana uyar''

''İyi ARKADAŞLAR...''

____ BÖLÜM SONU___

7 YIL ÖNCE

Sıradan bir okul günüydü...

Hayır öyle değildi. Hele sıradan hiç değildi. Bildiğiniz bir erkek lisesi asla ama asla değildi. Okul baştan aşağıya kurallarla dolu. Sınıfın seviyesi okul kadar anne baba için daha önemliydi. Birde öğrencilerini düşünün hepsi birbirinden farklı ve bir o kadar zor. Başarılı olmak hatta birinci olmak onlar için hayat memat meselesiydi. Sanki birileri onlara iyi olamazsan yok olucakmış gibi hissettiriyordu ve bu onları deli ediyordu.

Matematik yarışmasının sonucu açıklayan öğretmenleri oldukça ciddiydi.

"11 B okul matematik yarışmasının kazananı ilk üç ödülün ikisi bu sınıftan tebrik ederim. İsimlerini söylediğim tahtaya çıksın.

Uygar taşçı

Yağız korkusuz"

Uygar arkadaşları ile tokalaşırken Yağız masasından kalktığı gibi geldi. Yüzünde sevinme , heyecanlanma duygusu dahi yoktu. Sanki duyguları alınmış gibiydi.

Öğretmeni ilk Uygar'ı tebrik etti.

"Tebrik ederim Uygar üçüncüsün"

"Sağolun hocam"

"Yağız tebrik ederim okul birincisi oldun" öğretmeni onu tebrik ederken o sadece başını sallamakla yetindi. Yağız Uygar'ın ona olan bakışlarını görmüyordu ama ona karşı inanılmaz bir kin besliyordu. Birincilik ödülünü onun alması buna tuzla biber olmuştu.

Herkes yerlerine geçerken. Uygar'ın bakışı hala ondaydı. Bu çocukta anlam veremediği ve onu aşırı rahatsız eden birşey vardı. Tavrı oldukça tuhaftı. Hiç arkadaşı dahi yoktu. Soğuk ve ruhsuzdu. Sınıfın en zekisi olmasa kimse adını dahi bilmezdi. Yağız sınıfın soru işaretiydi zekiydi ama devamı yok. Çözülmesi gereken bir çok tarafı vardı.

Tenefüs zili çalmıştı bir çok kişi kafeteryaya giderken bazıları arkadaşları ile şakalaşıyordu. Yağız ise kulağında kulaklıkla test çözmeye devam ediyordu.

Uygar ve arkadaşları köşeye sıkıştırdıkları çocukla alay etmeye başladılar.

"İşte böyle akıllı ol. Ödevleri saatinde bana getir" dedi ve yanağına şaka manasında vurdu ama vuruşu sertti. Çocuk korkusundan yüzüne dahi bakmıyordu."Tamam mı?" Diye sertçe sordu. Uygar ve çetesi zorbaydı üstün görünmek hoşlarına gidiyordu.

"T-tamam" dedi kekeleyerek. Onun bu kadar korkması onlara derin bir kahkaha attırmıştı.

"Sesin biraz erkek gibi çıksın. Daha güçlü" diyerek omuzlarına sertçe vurdu.

"Tamam" dediğinde başını önüne eğdi.

"Bunu sevdim"

"Tanrım tam bir erkek" diyerek kendi aralarında alay ettiler.

Uygar'ın gözü Yağız'a kaydı. Yine her zamanki gibi tenefüste dahi ders çalışıyordu. Eline aldığı defteri sertçe kafatasına attı.

Yağız kulaklıkarını çıkarak Uygar'a baktı.

"Pardon" dedi gülerek.

"Dikkat et" dediğinde yüzünde her zaman ki ifade vardı. Uygar'ı sinir edende buydu onda anlam veremediği bir kin bir nefret vardı.

"Senin sorunun ne dostum" diyerek yanına geldi belki de şimdi hesaplaşma zamanıdır.

"Senin dostun falan değilim" diye tersledi.

"Bana bak..." ikiside burun buruna gelirken içeri bir grup ögrenci girdi ve bu giriş hiç hayrı alemet degildi.

"Poyraz Kaya kim? Nerde çabuk söyleyin" içeri bir anda dalan spor kulübünden bir grup ögrenci içeri girdi. Aradığı kişi Poyraz'dı her zaman masasında uyuklayan ve devamlı yorgun olan kişi yine her zaman ki gibi uyuklarken ismini duyduğu an gözlerini ovalayarak ayağa kalktı.

"Benim"

"Sen benim sevgilim Ezgi ile mi buluştun?" Dedi tek bir nefesle ama öfkesi gözlerinden okunuyordu.

"Ha o mu? Bana yazdı sonra biraz takıldık, bir sorun mu var?" dedi rahatlıkla. Bu rahatlığı çocuğu deli etti.

"Benim sevgilimle..." diyerek dişlerine sıkarak. Elini yumruk yaparak hazır bekledi.

"Dostum sevgiline senin sahip çıkman gerekir. Suçu bende arama"

"Sen bittin" bir anda arkadaşları ile beraber Poyraz'ın üstüne atladılar.

Poyraz bu hamleyi bekliyordu. Onlara karşılık verdi. Herkesin şaşırdığı ise oldukça iyi dövüşmesiydi. Çevik ve bir o kadar hızlıydı. Hepsini tek tek yere serdi. Yağız ve Uygar dahi tartışmalarını bırakıp onları izledi.

"Başka isteyen" Poyraz meydan okumaya devam etti. Yere serilen ögrenciler ayağa kalktı hepsi bitmiş durumdaydı."Bende öyle sanmıştım" diyerek üstünü düzeltti hepsi sınıftan çıktı ve daha sonra ögretmenleri içeri girdi.

-------

Uygar ve çetesi ile barda takılıyordu. Aralarında üç kız daha vardı. Hep beraber alkol alıp oldukça eğleniyordu. O sırada yanlarına Uygar'ın kuzeni Rüzgar gelir.

"Önce paralar" herkes cebinden bir ton parayı çıkararak ona uzattı. O da elindeki poşeti onlara verip parayı cebine attı.

"Sağol dostum"

"Özel konuşalım mı kuzen?" Uygar yerinden kalkıp kuzenin omzuna kolunu attı. Rüzgar kolunu çekip terasa doğru yürüdü.

Beraber terasta durup sigara içtiler.

"Ne konuşacaksın benimle?"

"Bana birşey lazım uyuşturu ama farklı türü içmedende kendinden geçecek birşey anladın mı?" Uygar tek bir nefesle söylemeye çalıştı. Kuzeni istediği şeye anlam veremedi.

"Neden istiyorsun?"

"Biriyle sorunum var. Küçük bir ders. Var mı yok mu sen onu söyle" diye merakla baktı.

"Ama tehlikeli olabilir" Diyerek baştan onu uyarmak istedi.

"Sorun değil"

"Şunu al boynuna veya herhangi bir yerine yapıştırdığın takdirde anında etkisini verir. Sersemler, gözleri kararır, uykusu gelir yada bayılır. Etkisi o kadar uzun sürmez ama" her sözü onu heyecanlandırdı. Ondan intikam almak istiyordu. Yağız'ı tüm sınıfa rezil etmek istiyordu.

"Bu kadarı bile işimi görür. Sağol bro" diyerek omzuna vurdu.

"Hey başıma iş açma sakın"

"Sorun yok bende" diyerek göz kırptı. Yarın için şimdiden heycanlıydı.

....

Bir sonraki gün herkes sınıfta öğretmenlerini beklerken öğretmenleri ile beraber bir çocukta sınıfa girer.

"Arkadaşlar okulumuza yeni bir arkadaşınız transfer oldu adı Demir. Bu yıl bizimle olacak. Yerine geçebilirsin Demir" başıyla onaylayarak arkadaki boş masaya geçti. Yan masasındaki çocuk meraklı gözlerle Demir'e baktı.

"Hey Demir hangi okuldan geldin?"

"Alpay Arslan okulundan" deyince hepsinin gözleri büyüdü.

"Vay canına ordaki çocukların hepsi zengin çocukları. Sen neden geldin?" diye sordular Demir'in bu sorusuna yüzü düşsede belli etmemeye çalıştı. Uygar ve çetesinin dikkatini çekmişti bu durum.

"Ailevi nedenlerden dolayı" diyerek kestirip attı. Ögretmenleri dersi anlatmaya geçerken herkes susmuştu ama Uygar'ın aklında soru işareti kalmıştı bu çocuk.

Ders bittiginde herkes dağıldı. Uygar Demir'i araştırmak için o okulda olan eski arkadaşlarını aradı ve onlardan bilgi aldı.

Demir tuvalette elini yıkarken Uygar ve çetesi tuvaletin kapısını kapatarak yanına geldi.

"Demek eziğin tekisin'' dediğinde Demir ne olduğunu anlamadı ama Uygar gereken bilgiyi almıştı ve Demir'in üzerine dogru yürüdü."Baban milletvekili ama ona rağmen nasıl bu kadar ezik olmayı başardın bu inanılmaz'' onunla alay ederken Demir'in yüzü düştü. Eski okulunda da onun gibi zorbalar yüzünden ayrılmıştı ve şimdi onlardan biri ile yine karşılaştı.

"Ben..."tuvaletin kapısı açılırken Uygar ve çetesi Demir'den uzaklaşır. İçeri giren Yağız'dı onlara göz ucuyla bakarken lavaboya girdi.

"Kendine dikkat et dostum. Arkanı kolla" Uygar kulağına fısıldarken çetesi ile beraber gitti. Demir derin nefes alarak sakinleşmeye çalıştı.

...

Ertesi gün okulda deneme sınavı vardı. Herkes bunun için çok çalışmıştı. Uygar'ın çetesi Demir'i zorla spor odasına götürür.

''Sana bir görev vericem bunu yaparsan sana bir daha bulaşmam. Huzur içinde yaşarız'' bu çocuk ona hiç güven vermiyordu. Arkadaşları kendi aralarında gülerken Demir merak edip sordu.

''Ne istiyorsun?'' diye sorduğunda cebinden çıkardıgı şeffaf yapışkanlı şeye eline alıp gösterdi.

"Basit. Bunu Yağız'ın boynuna çaktırmadan yapıştır o kadar"

"Bu ne?" bunu neden yapması istediğini anlamadı. Neyin içine sürüklüyordu onu? Bu ona doğru gelmiyordu.

"Seni ilgilendirmez. Dediğimi yap" diyerek sert bir bakış attı. Demir korkuyordu ama ne yaptığını bilmemek onu daha çok korkutuyordu.

''Yapamam. Bu yaptığın doğru degil'' kendini geri çekmeye çalıştı ama Uygar'ın çetesi duvar gibi duruyordu arkalarında.

''Dogruyu yanlışı senden mi ögrenicem lan it. Dediğimi yap sonra otur aşağıya'' sesi olduğundan daha yüksek çıkmıştı onu korkutmaya çalışıyordu ama Demir zaten korkuyordu.

''Olmaz ben kimseye zarar veremem'' başını ben yapamam diyerek salladı. O şeyin ne olduğunu dahi bilmiyordu. Başını belaya sokmak istemiyordu.

''O zaman biz sana zarar veririz. Eski okulundaki gibi'' dediğinde sertçe yutkundu. Uygar elindeki şeffaf yapışkanlı şeyi Demir'in eline verdi.''İyi düşün'' elindeki şeye öyle baka kaldı. Uygar ve çetesi giderken spor salonunda yalnız kaldı.

*

Ögretmenin sınıfa girmesiyle herkes yerlerine geçti. Demir elindeki şeyle ne yapması gerektigini bilmiyordu. Uygar ona tehtitkar bakışlar atarken Yağız'ın hiç birşeyden haberi yoktu.

Ögretmen sınav kağıtlarını dağıtırken sınıf sessizlige büründü. Herkes sınav kağıtlarını eline alırken ögretmenlerinin ' başlayabilirsiniz' lafıyla herkes sınav kağıtlarına gömüldü. Demir stresten terlemeye başladı. Yağız'ın tam önünde ama bunu yapmalı mıydı bilmiyordu. Uygar ona ters bir bakış atarken Demir'in eli ayağına dolandı ve bir anda elindeki şeyi Yağız'ın boynuna yapıştırdı.

Yağız arkasına dönüp ona baktı.

''Sinek vardı'' diyerek ağzında bir şeyler geveledi. Ögretmenlerin onlara ters bakışıyla önlerine döndüler.

Yağız çok geçmeden gözleri bulanıklaşmaya başladı. Elini başına koydugunda terlediğini fark etti. Kendini oldukça tuhaf hissediyordu sanki ayağa kalksa bayılcakmış gibiydi. Sınava odaklanmalıydı ama bunu bir türlü yapamıyordu. Toparlamayınca kendine tokat attı.O kadar sert atmıştı ki sınıftaki herkes ona baktı.

Bir kez daha tokat attı. Sonra bir kez daha...

Herkes şaşkınlıkla Yağız'a bakarken Uygar keyif alır gibi sırıtıyordu.

''Yağız iyi misin?'' Ögretmeninin sorusuna cevap vermeden koşarak lavaboya gitti. Sınıftaki herkes öylece bakakaldı. Demir stresten ellerini sıkarken .Uygar ona göz kırparak önüne geri döndü.

Herkes eve gitmek için hazırlanırken Yağız ortalıkta yoktu. Uygar ve çetesi gülerek sınıftan çıkarken. Demir çantasını koluna takarak sınıftan çıktı. Bir iki adım atmaya kalkmadan kolundan tutuldugu gibi boş bir sınıfa çekildi ve kendini yerde buldu.

Onu zorla içeri çekenin Yağız olduğunu görünce yutkundu.

''Sen... Ne yaptın bana?'' kızgındı, gözlerinden ateş çıkıyordu. Hesap sormucağını mı sanmışti aksine bedelini ödetmek istiyordu. Demir onun bakışlarından gerçekten korkmuştu yerde kendini geriye dogru çekti.

''Ö-özür dilerim. Ben hiç birşey yapmadım'' Yağız bir hışımla yanına gidip yakasına yapıştı ona yumruk atmak için kolunu kaldırırken içeri Poyraz'ın girmesiye duraksar.

''Kavga mı var? En sevdigim. Ama şiddete karşıyım'' diyerek duvara yaslanır ve gözlerini onlara diker.

''Defolup git burdan. Hemen'' Yağız hala orda dikilmeye devam eden Poyraz'ı umursamadı ve Demir'e tekrar yumruğunu kaldırdı.

''Bak yemin ediyorum benim bir suçum yok. Bırak beni''

''O şeyi boynuma sen koydun. Neydi o?'' ısrarla sormaya devam etti. İstediği sadece bir cevaptı.

''Yemin ediyorum bilmiyorum. Bilmiyorum bırak artık'' ondan kurtulmaya çalıştı ama Yağız buna izin vermedi.

''Dostum bilmiyorum diyor. Bırak istersen artık'' olaya yeniden müdahil olan Poyraz lafı havada kaldı Yağız onu duymadı bile.

''Anlat. Anlat dedim sana'' öfke ile bağırdı sesi sınıfın içinde yankılandı.

''Uygar. O istedi. Yemin ediyorum ben mecbur kaldım'' sonunda gerçegi söylemesiyle Yağız elinden yakasını çekerek uzaklaştı. Aslında şaşırmamalıydı onunla uğraşmasından belliydi.

''Pisligin teki oldugunu duymuştum. Söylenilen dogruymuş'' Poyraz bu duruma yorum yapmadan edemedi.

''Onu geberticem'' Yağız sinirle kapıya dogru ilerdi ama Poyraz kolundan tutarak durdurdu.

''Hey öfkeyle hareket etme. Sonra pişman olursun'' desene onu dinlemedi.

''Bırak'' kolunu ondan kurtardı ama o devam etti konuşmaya.

''Tamam. Ama bizde geliyoruz'' Dedi kendiyle beraber Demir'i de içine katınca Demir şaşkın bir ifadeyle ona baktı.''Biz derken evet seni de kastettim'' ona gözünü kırparken. Yağız sınıftan sinirle çıktı.

''Ama ben...''

''Pişman degil misin yoksa? Ona borçlusun bence. Hem en azından kalabalık görünürüz''kendini suçluyordu ama bir kavganın ortasında olmak ona göre değildi. Poyraz Demir'in kolundan tutarak Yağız'ın peşinden gitti.

''Hey bizi de bekle''

.....

Yağız Uygar'ın takıldıgı mekana gelirken tam arkasında Poyraz ve Demir de vardı. En uç tarafta arkadaşlarıyla şakalaşan Uygar'ı görünce oldugu yerde durdu ve yumrugunu sıktı.Poyraz da onlara gözlerini kısarak baktı. Demir buraya zorla gelirken kaçmak için uygun anı kovalıyordu.

''Evet plan ne?'' diye sordu Poyraz hevesle her ikisine baktığında sessiz kaldıklarını görünce ellerini birbirine vurarak güldü.''Güzel demek bir planımız yok. Sevdim bunu'' diyerek etrafa bakındı.

''Bu benim meselem''Yağız onların yanında kalmasını istemiyordu hatta gelmelerini bile istemedi.

''Ama bazıları sana borçlu o yüzden kalkmak isteyebilir'' gözlerini Demir'e dikti. Demir ona gözlerini devirmeden edemedi.

Yağız Uygar'ın masasına doğru hareketlendi.

''Başlıyoruz''

Arkalarından Poyraz ve Demir de onu takip etti. Yağız Uygar'ın yanına gider gitmez yumrugu yapıştırdı.

''Sesi duydun mu? Eminim çok acımıştır'' Poyraz ona acıyarak baktığında Uygar agzındaki kanı sildi ve sinirle Yağız'a baktı. Masadaki herkes onlara bakıyordu.

''Sen... Sen bittin''diyerek tısladı hala olayın şaşkınlığını üstünden atamadı.

''Bana bulaşmayacaktın'' gözlerini sinirle ona dikti o ise bakışlarını Demir'e çevirdi.

''İspiyoncu ezik seni'' dedi ve gülerek devem etti.''Ama dostum inan pişman değilim. Hatta oldukça eğlendim. Neydi o kendine tokat atmalar. İzlemesi aşırı zevkliydi''arkadaşlarıyla gülmeye başladı arsızca Yağız onu yakasından tutarak çekti.

''Gel buraya'' Ona tekrar yumruk atarken olanların acısını çıkarıyordu.

''Koru kendini''

Cafe de kavganın boyutu git gide büyüyordu. Yağız Uygar'a ardı ardına yumruk atarken digerleri de yumruk yumruga kavga etmeyi sürdürdü. Poyraz aralarında en iyi dövüşmeyi bilen kişi onun sayesinde onlarda bir çoğunu yere serdi.Demir kavgadan kaçınırken içerisi ana baba günüydü. Mekan sahipleri polisleri çagırınca herkes kaçmaya başladı.

Yağız , Poyraz ve Demir birbirlerine baktı ve hemen koşmaya başladılar. Polislerde onları kovarlarken tabana kuvvet kaçmaya devam ettiler. Çok geçmeden atlatmışlardı polisleri... Bir köşeye çekilip nefeslenirken. Poyraz gülmeye başladı. Yağız ve Demir ona delirmiş gibi bakıyordu ama o dizlerini döverek gülmeye devam etti.

''Çok iyi degil miydi?Ben hayatımda böyle macera yaşamadım. İyiydi iyi. İyi geldi'' diyerek hem nefeslendi hemde gülmeye devam etti.

Poyraz gerçekten haklıydı. Demir de gülmeye başlayınca Yağız da sadece gülümsedi. Haklıydı bu onlar için bir ilkti. Onlar için arkadaşlığın ilk adımıydı. Birbirlerine baktılar ve gülümsediler.

''Arkadaş mı olsak? Yani siz istersiniz diye düşündüm''Poyraz ilk adımı atarak konuşmaya o başladı. İkisine meraklı gözlerle baktı.

''Olur'' Demir kabul ederken Poyraz bu cevabı duyunca sevindi.

''Degil mi? Bizden efsane arkadaş olur. Hem ben iyi sır tutarım?'' sevinçten adeta havalara uçmuştu.

''Sen ne düşünüyorsun?'' diye sordu Demir oldukça sessiz olduğunu fark etti.

''Ben arkadaş edinmem'' cevabını duyunca her ikisininde yüzü düştü.

''İyi biz ilk olucaz demek'' Poyraz Yağız'ın gözlerinin içine bakarken en sonunda pes etti. ''Var mısınız?'' diyerek elini ortaya koydu.

''Ben varım'' Demir de Poyraz'ın elinin üstüne koydu. İkiside Yağız'a baktı elini koyması için bekledi. O da düşünür gibi yaptı ama o da elini ellerinin üstüne koydu.

''Bende''

''Birbirimize efsane üçlü mü desek'' Poyraz iyice havaya gelmişti. Ama şu an aşırı mutlulardı.

'' Abartma''

'' Hadi ama havalı bir ismimiz olsun'' dedi ve düşündü sonra anında aklına bir fikir gelince çocuk gibi sevindi.''Yakışıklı , ateşli ve... dostum aklıma birşey gelmiyor'' Demir ona gözlerini devirdi ama hiç kızmadı aksine gülümsedi. Yağız da gerçekten mutluydu.

''İyi arkadaş olsak yeter''

'' Bu da olur eğer sadelikten yanasanız bana uyar''

''İyi ARKADAŞLAR...''

____ BÖLÜM SONU___

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.