İçeriğe geç

Zambak Çiçeği

Bölüm 9 · 7 dk okuma

Zambak Çiçeği

Bölüm 9

Sonların Başlangıcı

-Bir daha bu saatte bu eve gelirsen dışarda yatarsın!

Öfkesini üzerime kusan babama ters ters bakıp odama geçtim ama o pes etmeyip peşimden geldi.

-Sana diyorum küçük ukala neredeydin bu saatte? Nerede sürtüyordun?

Annem eline omzunu koyup onu sakinleştirmeye çalıştığında ayağa kalkıp karşısına geçtim.

:Korkma adın kötü geçmez bir yerde sürtmedim.

-Terbiyesiz lanet olsun senin gibi evlada!

:Arkadaşlarımın yanındaydım saat daha dokuz buçuk ne diye üzerime geliyorsun? Parkta oturuyorduk!

-Ben bilirim o parkta oturmaları

Onu geride bırakıp banyoya ilerlediğimde annemle bağırışıyorlardı.

-Karış kadar kıyafetle senin kızın niye orada burda sürtüyor Sümeyye? Bir şey desene şuna benim ağzımdan anlamıyor! En sonunda ağzının üzerine çarpacağım görecek babaya saygısızlığı!

-Ahmet sakin olur musun biraz?

-Yok bu iş böyle gitmez gönder bunu oğlunun yanına biraz terbiye versin yoksa benim elimden bir kaza çıkacak!

Duyduğum seslerle elimde ki makyaj temizleme pamuğunu bırakıp odaya daldım.

:Nereye gönderiyorsunuz beni?

-Bak hala karşımda ötüyor! Abin olacak itin yanına gönderiyorum yoksa elimde kalacaksın!

:İt dediğin abim vatana hizmet ediyor!

-Bana etmediği hizmeti kime ederse etsin umurumda değil!

Anneme tiksintiyle baktım

:Evlendiğin adama bak bize ettiği yetmemiş gibi birde vatanıma laf ediyor. Sanki biz sana bakamayacakmışız gibi hala boşanmıyorsun.

-Senin o dilini koparırım!

-Düzgün konuş Gece o senin baban

: Yerler böyle babayı ben abimin yanına gideceğim sizde ne halimiz varsa görün.

Onları arkamda bırakıp odama gittim. Hala babamın söylenmeleri duyuluyordu.

Telefonumu elime alıp biletlere bakmaya başladım. Diyarbakır'da çalışıyordu abim askerdi. En yakın bilet yarın akşamdı. Abime durumu bildiren bir mesaj atıp telefonumu yanıma bıraktım.

Babamın psikolojik sorunları vardı. Terapi almayı reddetmiş, "Ben deli değilim." Demişti. Sinir krizleri vardı. Anneme defalarca yalvardım, gerekirse okumayım, çalışayım ama ne olursun boşan bu adamdan diye ama annem hep susup onu savundu.

İlk başlarda babam kıyafetime karışmaya başladı. Ülkemizin durumu ortada olduğu için ona hak verdim ama sonra kıyafetlerim normal olsada bir şey bulduğunu fark ettim. Muhafazakar desem muhafazakar değil korumacı desem o da değil ama bir süre sonra arkadaş çevrem bile kalmadı. Dışarı çıkmama hatta markete gitmeme bile izin vermiyordu. Sürekli uyuyor hiç bir şey yemiyor yapmıyordum. Okulu bıraktırmakla da tehdit ettiği için sözünden çıkamıyordum. Sonra fark ettim ki bu benim hayatım, istediğim kadar ona göre yaşayım mutsuz olan benim. Zaten mutsuzum o halde kendime koyduğum sınırlar içerisinde bari istediğimi yapayım dedim.

İlk piercing deldirdiğimde kafayı yemiş hatta sökmeye bile çalışmıştı. Buna ne ad verirseniz verin ister geri kafalılık ister koruma ister iyi niyet ister hastalık ister yapması gereken diyin ama sonuç olarak bundan etkilenen benim hayatımdı

Sonuçta mezarda da babam bana yardımcı olmayacaktı.

Düşüncelerimi erteleyip yatağıma girdiğimde kapıdan içeriye annem girdi.

Sessizce yatağa oturduğunda ona baktım.

-Gece ben-

: Açıklama yapmak zorunda değilsin biliyorum babamı değiştiremeyiz filan

-Seni hayal kırıklığına uğrattığım için özür dilerim kızım ama olmuyor bazen.

-Neden susuyorsun anne?

:Anne olunca anlayacaksın tek isteğim sizi korumak.

Düşünceli bir şekilde ona baktım.

:Biliyor musun anne ben hiçbir zaman seni anlamayacağım çünkü biriyle evleneceğim zaman sadece kendimi düşünmeyeceğim. İyi geceler.

Arkamı dönüp yattığımda o da çıkmıştı.

Gözlerimi uykuya kapadığımda sabah olunca abimin mesajımı görmesini umdum.

🌑 🌑 🌑

Sabahın ışıklarıyla gözlerimi açtığımda heyecanla telefonumu kontrol ettim.

Abimm🤍: Biletini aldıysan geleceğin zamanı söyle seni almaya geleyim güzelim.

:Tamammm abisss.

Bu şehri seviyordum ama artık gitmenin vakti gelmişti. Bazı sonlar gelecekte ki başlangıçlar için gerekliydi.

Sonuçta kurtuluyordum değil mi bu evden? Eminim ki bir köşede tek çaresi okumak ya da evlenmek olan kız çocukları da vardı. Halime şükür edip yataktan çıktım.

Yüzümde dünden kalan temizlemeyi unuttuğum makyajı temizleyip bavulumu hazırlamaya koyuldum.

Bu sırada orada ne yapacağımı düşünüyordum. Ana sınıfı öğretmeniydim. Orada gidip bir ana sınıfında özelde de olsa çalışabilirdim.

Zaten şimdi yaz tatiline yeni girmiştik o yüzden kafamı da toparlayabilirdim.

Her şeyimi topladıktan sonra gitarımı da yerine koyup üzerimi giyindim.

Bavulumu dışarı çıkardığımda annemin yanına gittim. Babam televizyon izliyordu salonda.

:Anne.

Arkasını dönüp bana baktı.

: Hoşçakal gidiyorum.

-Bir daha dönmeyeceksin değil mi?

Zoraki bir tebessüm edip kafamı salladım.

:Hayır.

Kafasını sallayıp önüne döndü. Belki sarılırız diye düşünmüştüm ama arkamı dönüp salonun kapısından babama baktım.

Beni fark edip ters ters baktığında kafamı sallayıp evden çıktım.

Telefonumu alıp Zeynep'in numarasını tuşladım.

-Efendim balım

: Diyarbakır'a gidiyorum güzelim.

-Gece sen ne diyorsun ne alaka ne oldu?

: Kavga ettik yine abinin yanına git dediler. Bende gidiyorum işte.

-Neredesin son kez görseydim bari.

:Evinizin ordayım aşağı in.

Telefonu kapattığımda Zeyno elinde bir saklama kabı ve poşetle aşağı indi. Boynuma atladığında gülerek sarıldım.

-Annem verdi bunları yiyecekmişsin kendine de çok dikkat edecekmişsin yoksa bacaklarını kırarmış.

:Niye zahmet ettiniz ben bir şeyler atıştırırdım.

-Annem için sen ben mi fark eder Gece saçmalama.

Biraz daha onunla kaldıktan sonra poşetleri alıp Zeynoya sarıldım son kez. Gitme vaktim geliyordu.

-Kendine dikkat et kuzum seni Allah için seviyorum.

:Bende seni çok seviyorum kardeşim dikkatli ol ararım varınca.

Ordan ayrılıp taksiyle otogara geldim.

Diyarbakır otobüsünü görünce numaramın olduğu yere oturdum. Cam kenarıydı. Başımı cama yasladığımda yanımda bir hareketlilik hissettim. Dönüp baktığımda resmen koltuğa bile sığmayan bir kas yığınıyla karşılaştım.

-Pardon ben yanlış yere mi oturdum çünkü bileti alırken yanımın boş olduğunu söylemiştiniz.

Pardon ne zırvalıyordu bu asıl benim yanım boştu.

:Pardon. Asıl benim yanım boştu.

Ters ters bana bakınca ne bakıyorsun der gibi kafa salladım o da ya sabır çekip önüne döndü.

Gelen görevli kadın ikimize bakıp numaralarımızı kontrol etti ama doğruydu.

-Üzgünüz bir hata olmuş olmalı ama şuanda boş bir koltuğumuz yok iyi yolculuklar.

Malum benim koltuğuma doğru yayıldığı için iyice cama yapışmıştım.

:Biraz kayabilirmisin?

Cins cins bana bakıyordu. Hiç bir şey yapmayınca yerimde kıpırdanarak ona baktım.

:Konya ovasında yatar gibi yayılmışsın ama biraz toparlan da sıkışmayım.

Yüzüme öfkeyle döndüğünde biraz korkmuş olabilirim ama gerçekten çok az.

-Pardon küçük hanım ama gördüğünüz gibi sığamıyorum.

-Ben mi dedim sulak alanda yetişir gibi büyü diye sıkışıyorum işte.

Biri ağzımı tutmalıydı. Yoksa sonum hayırlı değildi.

- Ya sabır çattık.

Oflaya puflaya cama döndüm tekrar.

Hiç konuşmamış sürekli birbirimizi ittirip durmuştuk. Hava kararmıştı ve çoğu kişi uyuyordu. Aklıma Zeynonun verdiği poşet gelince hemen çıkardım ve saklama kabında ki sarmaya baktım.

İştahla ağzıma bir tane attığımda yanımdaki Konya ovası gorilinin uyumadığını görünce uzattım.

-İstemez.

Alttan alttan ona bakıyordum.

: Acıkmışsındır al zehirli değil.

-Neden sana güveniyim.

Zehirli olma ihtimalini gerçekten düşündüğünü fark edince kaşlarımı çattım.

:Bende yiyorum çünkü.

Gülerek bana baktı alay ediyor gibiydi.

-Bak sen şu işe

:En sevdiğim yemeğimi seninle paylaşıyorum al artık.

Hafiften ettiği tebessümü görünce sebepsizce içim rahatlamıştı.

Uzanıp bir sarma aldığında kaşlarını havalandırdı.

-Sen mi yaptın?

:Yok arkadaşımın annesi yaptı.

-Zaten tahmin etmiştim.

Elini tekrar uzattığında saklama kabını geri çektim.

:Yeme o zaman

Yüzüme bakıp kafasını salladı sonra elimdeki kabı alıp bir tane aldı ve ağzına attı.

:Uzuna benziyorsun.

-Sende huysuza

:Çok mu komik?

-Ben güldüm seni bilemem.

Mal sanırım adlı bakışımı atarak bir tane daha aldığım sarmanın kabını kapatıp poşetine koydum.

Biraz daha dışarıyı izledikten sonra kendimi uykunun kollarına istemesem de bıraktım.

Başımın üzerinde ki sıcak nefes beni huylandırırken kıpırdanmaya başladım

Uyanmak istemiyordum açık ara uyuduğum en huzurlu uykuydu.

Bir dakika

Nefes?

Sıcak ?

Otobüs?

Gözlerimi açtığımda karşımda bronz esmere yatkın bir tenle bakıştım. Bol bol gelen temiz parfüm kokusu beni mayıştırıyordu.

Hala olayları kavrayamamışken bir anda irkilerek kalktığımda kafamı bir çeneye çarptım.

-Lan sen manyak mısın?

Anlam veremediğim olay ve hala ayıkamadığım için korkuyla yüzüne baktım.

Korktuğumu anlamış olacak ki sesinin seviyesini alçaltıp bana döndü

-Uyuyordun muhtemelen beni sevgilin ya da birisi zannedip boynuma doğru geldin bende öylece uyumuşum.

:Kaldırsaydın ya.

-Denedim uyanmadın.

Şaşkınlıkla ona baktığımda sonra aklıma sözleri takıldı.

:Sevgilim ya da hayatımda biri yok

-Açıklamana gerek yoktu.

:Senin için açıklamadım eğer sevgilim olsaydı yabancı bir adamla bu durumda olmazdım.

Kaşlarını kaldırıp kafasını geriye yasladı tekrar uyumaya çalışacaktı muhtemelen.

Aradan geçen biraz zamanın ardından omzuma doğru bir ağırlık ve nefes hissedince irkildim.

-Pardon kalkarmısınız?

Sesim benim bile zor duyacağım bir seviyede çıkıyordu. Sebepsizce kalkmasını istememiştim. Belki de uykuya ihtiyacı vardır diyerek susup omzumda ki nefes ve ağırlığa razı geldim.

Otobüs otogara gelmişti. Abime bir mesaj atıp yanımda ki adamı dürttüm.

:Hey geldik!

İrkilerek kalktığında bana baktı.

-Ben uyudum mu?

: Hemde saatlerdir.

-Nasıl olur?

Ona anlamayarak baktım

: Uyumanın neresi garip?

Düşünceli görünüyordu.

: Hadi çekilde çıkalım artık.

Kafasını sallayıp ayağa kalktı bende poşetimi alıp aşağıya indim.

Bavulumu aldıktan sonra tam gidecektim ki gelen sesle durdum.

-Pardon

Otobüsteki adamdı.

:Efendim.

- Bari adını söyle

: Gece ben Gece Kuzgun

Kaşları çatık bir şekilde bana baktı.

-Kerem Ateş Kara

: Memnun oldum Kerem.

-Bende Gece bir şey soracağım.

:Tabi buyur.

Karşıdan gelen sesle oraya döndüm abim arabasından çıkmış yanıma ilerliyordu. Kerem anlam veremediğim bir şekilde bir küfür savurdu. Koşarak abimin boynuna atladığımda belimden tutarak beni döndürmüştü.

:Abiii seni çok özledim.

-Bende seni birtanem.Abim beni yere indirince kafasını kaldırıp Kereme baktı.

-Kerem?

-Arslan komutanım.

:Siz tanışıyor musunuz?

Oy ve yorumlarınızı bekliyorummm

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.