İçeriğe geç

Zamansız Rüya

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Zamansız Rüya

Bölüm 2

Kapılar ve Aynalar

Gelecek geçmişin kapısı mıdır?Yoksa aynası mıdır?Benim için geçmiş neydi bilmiyorum Gelecek aynadan ziyade benim için bir anahtardır.Geçmiş ise kapı. Geçmişim geleceğimin kapısı olacak şimdi ise aynam. Tiziano kaşlarını kaldırdı. "Ne düşünüyorsun Rou-Jian?" Rou-Jian başını hafifçe eğdi. "Ne düşünebilirim acaba?" Tiziano güldü. "Orasını ben nereden bileyim? Onu sana soruyorum işte." Rou-Jian gözlerini kıstı. "Tiziano, şuradan bir çakacağım, göreceksin!" "Ne dedim şimdi? Aklın beş karış havada bence. Sadece ne olduğunu soruyorum, o kadar." "Aklım havada değil, sadece başka yerde," diye iç çekti Rou-Jian. Tiziano gözlerini kısarak ona baktı. "Aklın nerede peki? Yoksa güzel karında mı?" "Ne alaka şimdi Yu-Lan?" Tiziano kollarını göğsünde kavuşturdu. "Eee, sevdiğin kadını düşünmeyeceksin de kimi düşüneceksin?" "Şu an Yu-Lan’ı bile düşünecek halde değilim," dedi Rou-Jian, sesi biraz titrek çıkmıştı. Tiziano’nun yüzü bir an ciddileşti. "Oha! Yu-Lan’ı bile düşünecek halde değilsin? O zaman büyük bir şey olmuş olmalı." "Belki olmuştur… belki de olmamıştır." Tiziano kaşlarını çattı. "Bu ne şimdi? Olmuş olmamış, yapmış yapmamış gibi konuşuyorsun." Rou-Jian iç çekerek başını iki yana salladı. "Off, seninle uğraşamayacağım." "Uğraş diyen yok zaten canikom. Ama beni merakta bırakmasan mı acaba? Kahırlı kahırlı düşünüp duruyorsun, ne olduğunu anlat bari." Rou-Jian bir süre sustu, sonra derin bir nefes aldı. "Keşke ben de bilsem. Sadece… kafam çok karışık. O kadar karışık ki ne yapacağımı bile bilmiyorum. Sanki… sanki ölecekmişim gibi hissediyorum." Tiziano irkildi. "Tanrı korusun!" Rou-Jian acı bir gülümsemeyle başını salladı. "Ne kadar koruyacaksa… Belki bir süre sonra korumaktan vazgeçer." Tiziano iyice yaklaştı. "Rou-Jian, neler oluyor? Açık konuş artık." Rou-Jian başını kaldırdı, gözlerinde fırtınalar dönüyordu. En sonunda pes etti ve anlatmaya başladı. "Biliyorsun, zaman yolcusu olduğumu bilen tek kişi sensin. Ama kafamı karıştıran birçok şey var, Tiziano." Tiziano hafifçe gülümsedi. "Evet, biliyorum. Bunu bana söylediğine göre acaba bana mı aşıksın, sevgili Rou-Jian?" Rou-Jian kaşlarını çattı. "Cıvıtma da dinle!" Tiziano ellerini havaya kaldırdı. "Tamam, tamam, dinliyorum." Rou-Jian bir an duraksadı, sonra devam etti. "Şu sıralar bazı tuhaflıklar yaşıyorum. Mesela, aynı zamana iki kez gittim. Ve her gidişimde o zaman değişmişti. Daha da kötüsü, zaman çok hızlı ilerliyor. Bazen hangi zamanın doğru olduğunu kestiremiyorum. Hatta… şu an gerçekten seninle mi konuşuyorum, yoksa başka bir zamanda mıyız, bilmiyorum." Tiziano sessizce onu izledi, sonra sakince konuştu. "Rou-Jian, kafanı zaman yolculuğuna fazla takıyorsun. Sürekli zaman içinde gidip geliyorsun, gerçeklik algın sarsılıyor." Rou-Jian gözlerini kıstı. "Gerçeklik algım mı gidiyor?" "Evet," dedi Tiziano net bir sesle. Rou-Jian başını iki yana salladı. "Zaman yolculuğu yapan biri nasıl gerçeklik algısını kaybedebilir ki? Sanki yıllarca zaman yolculuğu yapmışım gibi konuşuyorsun." Tiziano başını eğdi. "Ama yapmadın mı?" Rou-Jian derin bir nefes aldı. "Yaptım mı?" Tiziano gözlerini devirdi. "Rou-Jian, zaman yolcusu olan sensin. Ne kadar yolculuk yaptığını bilmez misin?" Rou-Jian hafifçe gülümsedi. "Bilmeli miyim?" Tiziano ellerini saçlarına götürdü. "Soruya soruyla cevap vermen beni deli ediyor, biliyorsun değil mi?" "Bilmez miyim?" dedi Rou-Jian. Tiziano derin bir nefes aldı ve ona dikkatlice baktı. Rou-Jian’ın gözleri, içinde fırtınalar kopan bir denizin ortasındaki kayalıklar gibiydi. Rou-Jian başını ellerinin arasına aldı. "Gerçekten… ne kadar zaman yolculuğu yaptım?" diye fısıldadı. Tiziano bir an sessiz kaldı, sonra ona daha da yaklaştı. "Rou-Jian, senin gibisini daha önce görmedim. Zamanın içinde kaybolmuş gibisin. Ama bazen çok fazla geriye ya da ileriye bakmak insanın aklını çeler. Şu an buradasın. Benimle konuşuyorsun. Gerçeklik dediğin şey, hissettiğin yer değil mi zaten?" Rou-Jian gözlerini kıstı. "Ya burası bir yanılsamaysa? Ya sen aslında burada değilsen?" Tiziano kahkaha attı. "Eğer ben bir hayalsem, epey konuşkan bir hayal olmalıyım. Ayrıca hayaller bu kadar yakışıklı olmaz." Rou-Jian hafifçe gülümsedi ama yüzündeki keder geri döndü. "Tiziano, ben zamanın içinde sıkışmış gibiyim. Bazen başka bir zamanın içine çekildiğimi hissediyorum. Ve… dün başka bir versiyonumla karşılaştım." Tiziano’nun gözleri büyüdü. "Ne demek başka bir versiyonunla karşılaştın?" Rou-Jian derin bir nefes aldı. "Beni izliyordu. Gölgesi bile titriyordu. Göz göze geldik ve ben… ben kendi gözlerime baktım. Ama o ben değildim. Daha yorgundu. Daha… kırılmıştı. Beni uyardı, ‘Zaman seni yutacak’ dedi." Tiziano ciddileşti. "Bu gerçek miydi? Yoksa zihnin mi sana oyun oynuyor?" Rou-Jian başını iki yana salladı. "Bilmiyorum. Ama hissettiğim korku çok gerçekti. O bendim ama benden farklıydı." Tiziano dostunun omzuna dokundu. "Belki bir yere bağlanmalısın, Rou-Jian. Yu-Lan mesela. Onun yanındayken hangi zamanda olduğunu biliyor musun?" Rou-Jian düşündü. "Eskiden öyleydi ama şimdi… hiçbir şeyden emin değilim." Tiziano iç çekti. "Belki de geçmişin mi, geleceğin mi olduğunu çözmeye çalışmayı bırakmalısın. Çünkü belki de tek gerçek zaman, şu an." Rou-Jian gözlerini açtığında gökyüzü kararmış, yıldızlar parıldıyordu. Ama o hâlâ hangi zamanda olduğunu bilmiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.