İçeriğe geç

Zamanların Kırılgan Döngüsü

Bölüm 1 · 11 dk okuma

Zamanların Kırılgan Döngüsü

Bölüm 1

Griş Kısmı

Bir kaç yıl önce

Savaş ve Yıkım Tanrısı Ares bir kez daha savaş kazanırken -12 tanrıdan biri olmamasına rağmen- Zafer Tanrısı Nike, Savaş Ve Yıkım Tanrısı Ares'in zaferini kutlamak için Parti ve Eğlence Tanrısı olan Dionisos'dan yardım ister. Dionisos bu teklifi kabul eder ve Nike ile birlikte parti düzenler. Parti günü geldiğinde tek eksik baş konuk olan Tanrılar Tanrısı Zeus ve eşi Baş Tanrıça Hera'dır. Bir de Yeraltı Tanrısı Hades'in eşi Persephone hariç kimsenin eksikliğini fark etmediği Demeter ortalıkta yoktu.

Hera aynanın karşısında üzerindeki ince askılı, biraz göğüs dekoltesi olan ve vücudunu saran elbiseye bakarken; sol bacağındaki biraz derin olan yırtmaçla birlikte kırmızı rujuna dikkat ederek gülümsedi. Hera’nın hizmetçisi Alya hızlıca hanımına en çok yakışan parfümü seçti ve yavaşça kadının bileklerine parfümü sıktı. Hera, Alya'nın elindeki parfümü alarak, bir kaç kez boynuna da sıktı. En sonunda hazır olduğunu düşündüğüne, büyük bir asalet ile odasından ayrıldı. Baş Tanrıça büyük bir asalet ile koridorda yürürken, onu gören tüm cinler ve hizmetli periler onun güzel asaletine hayranlıkla bakıyorlardı. Baş Tanrıça Hera eşi Zeus'un odasına girerken, muhafız bir şey diyecek gibi olsa da Hera'nın bakışları ile sustu.

Hera içeri girdiğinde, yatakta gördüğü Tanrım ve Bereket Tanrıçası Demeter ile birlikte sinirlice bir nefes aldı. Demeter ise çıplak vücudunu saklama gereği duymadan ayağa kalktı. Hera kadının vücudundaki morlukları gördüğünde, sabrının sınırlarında geziniyordu. Demeter yavaş yavaş üzerini giyinirken, Hera kadına kendisini sinirlendirme zevkini yaşatmamak için sabırlı olmaya çalışıyordu. Demeter olağan üstü bir yavaşlıkla askılı yeşil elbisesini giyinip, Hera’nın karşısına geçti.

“Merhaba abla.” Demeter'in sesi ile birlikte Hera konuştu

“Derhal dışarı.” Demeter, Hera’nın sesinden sinirlendiğini anladı ve keyifle odadan çıktı. Odadan çıkarken kızıl tonlarındaki saçlarını sol omzunda toplayarak sağ taraftaki diş izlerini Hera'nın gözüne sokmaktan geri kalmadı.

Demeter çıktığı an Hera vakit kaybetmeden, balkona doğru yol aldı. Balkonda sandalyede oturarak, kristal bardağından içkisini yudumlayan Zeus'u gördüğünde, sinirlice nefesler almaya devam ediyordu. Hera hızlıca Zeus'un dudaklarına yaklaştırdığı bardağına uzandı. Bardağı elinden alıp, yere fırlatırken Zeus karısını sürerek güldü. Sonunda karısının inadını kırdığını düşünen Zeus, kadını kucağına çekti. Kadının dudaklarına yaklaşırken Hera, Zeus'un şehvet boşluğundan yararlandı. Hızlı bir hareket ile Zeus'un kucağından kalktı. Zeus ise istediğini alamadığı için eşine kaşlarını çatarak baktı.

“Madem sonunda sen de boş yere inat ettiğini anladın ve inadını kırdın. O zaman ne diye uzatıyorsun?” Zeus hızlıca Hera'ya yaklaşırken, Hera kaşlarını çatarak uzaklaştı.

“Ne inat kırması ne diyorsun sen?” Hera soruyu sorarken, Zeus bunu Hera’nın kendini naza çekmesi olarak algıladı. Hızlıca eşini kucağına alıp içeri girdi.

“Utanma zaten daha önce de birlikte olduk. Hatta çocuklarımız da var.” Zeus'un bu sözleri ile olayı anlayan Hera, Zeus'un kucağında çırpındı. Zeus ise hiç bir şeyi umursamadan kadının yırtmacından açık kalan sol bacağını okşuyordu. Zeus, Hera'yı öpmek için yaklaşırken; Hera kafasını çevirdi.

“Beni yere bırak.” Kadının sert sesi ile birlikte Zeus eşinin söylediğini yaptı. “Öncelikle şu konuyu bir netleştirelim. Ben seninle evlendikten sonra başka bir kadına dokunduğunu öğrendiğim ilk günden beri birlikte olmuyorum ve olmayacağım. İkinci olarak şu an hazırlanma nedenim sandığın gibi sana saçma gelen inadımı kırmak değil. Hazırlanma nedenim Nike ve Dionisos’un, Ares'in savaşı kazanama şerefine yaptığı parti. Bizim baş konuk olarak çoktan orada olmamız gerekiyordu. Sen ise başka şeylerle meşgul olduğun için geç kaldık.” Hera sonlara doğru sesinin imalı çıkmasını engelleyememişti. Zeus ise Demeter yüzünden aklımda çıkan düşünce ile ofladı. Hızlıca giyinme odasına girdi. Zeus hızlıca giyinme odasına girip, büyü gücünü kullanarak hazırlandı. Hera’da büyü gücü ile odayı topladı. Hera yerde gördüğü kırmızı sütyeni yakarken, Zeus odaya girdi.

İkisi birlikte parti yerine ışınlandığında, müzik kesildi ve kısa bir sessizlik oldu. Zeus elini Hera'ya uzattı. Hera sahte bir gülümseme ile ona uzatılan elli tuttu ve hızlıca onlar için ayrılan tahta oturdular. Onların tahta oturması ile müzik devam etti. 12 tanrı ve diğer tanrılar buradayken bir kez daha oturduğu taht ile egosu artan Zeus'u bozan şey, etrafın bir anda siyah dumanlarla kaplanmasıydı. Herkes Hades'in geldiğini anlarken, Hera hariç, hepsi korku ile yutkundu. Hades tüm ihtişam ve kudreti ile birlikte parti salonunun ortasında belirirken, Persephone titreyerek yalnızca bir kez birlikte olduğu, kandırdığı ve sevmediği kocasına doğru yürüdü. Hades ise kızıl gözleriyle birlikte tüm salonu süzdü. Hades ve Hera göz göze geldiğinde, ikisinin de aklına yüz yıllar öncesi canlandı. Salondaki sekiz tanrı hariç kimse Hera ve Hades arasında olanları bilmiyordu. Hera ve Hades hariç diğer altı tanrı nefesini tutup ikilinin ne yapacağını bekliyordu. Hera olduğu yerde daha da dikleştiğinde, Hades kimseye yapmadığını yaptı ve Hera hariç kimsenin anlamayacağı bir pişmanlık utancıyla gözlerini kaçırdı.

Zeus ise daha fazla dayanamayıp bir çok defa aldattığı eşinin elini tuttu. Yalnızca Hades'e inat olsun diye yaptığı bu hareket, Hades'in çenesini sıkmasına yol açtı. Hades yanına gelen ve kandırarak karısı olan Persephone'ye bakmadan, bakışlarını tekrar Hera'ya çevirdi. Hera buz bakışları ile Hades'e baktı. Hades ise yüz yıllar önce birbirlerine yaptıkları büyüyü kullanarak, ağzını kıpırdatmadan Hera’nın zihnine sözcükleri fısıldadı.

“Lütfen bir kez beni dinle.” Zihninde beliren sesle Hera’nın içindeki özlem sızlasa da duygularına yenilmeden Hades'in zihnine fısıldadı.

“Eşine dön.” Hera’nın buz gibi sesi ile birlikte Hades kimsenin anlamayacağı özlemle birlikte kısa ve derin bir nefes aldı.

“Özür dilerim.” Hades'in pişman sesi Hera’nın zihin duvarlarında yankılanırken, Hera başımı çevirdi ve kısa bir baş hareketi ile müziği başlattı.

Aradan saatler geçtiğinde Hera, Hades hariç her yere bakmıştı. Hades ise Hera hariç hiç kimseye bakmamıştı. Bir kaç istisna hariç hiç bir tanrı Hades'e bakacak cesarete sahip olmadığından sorun yoktu. Hades kızıl gözleriyle birlikte dans müziğinin çalışmasını istedi. Hızlıca ayağa kalkıp hiç vakit kaybetmeden Hera’nın yanına gitti. Hera başka yerlere baktığı için Zeus ise içki içtiği için Hades konuşana kadar onu fark etmediler.

“Baş tanrıçam ve ablam Hera lütfen bu dansı bana lütfeder misiniz?” Olayı bilenler hariç kaçamak bakışlar atan diğerleri şaşırmışlardı. Hades, Persephone'yi dansa kaldırmamalı yüzyıllar oluyordu. Şimdi Hera'ya dans teklifi etmesi, Persephone’yi pişman bıraktı.

“Keşke yüz yıllar önce annem ve babamın teklifini kabul edip, Hades'i kandırmasaydım.” Kimse Persephone’nin pişman sesini duymadı.

Hera ise içindeki özleme karşı gelemeden Hades'in teklifini kabul etti. Hera kalkarken, Zeus Hera'yı kolundan tuttu. Hades'in kaşları çatılırken, Zeus sinsice sırıtarak konuştu.

“Sevgili bir tanecik canım eşimin” Zeus özellikle bu kısma yapmıştı. Hades’in çenesinin kasıldığını görünce daha fazla sırıtarak devam etti Zeus. “ilk benimle dans etmesi daha doğru olur.” Hades her şeyin kendi suçu olduğunu bilerek kısa ve acılı bir nefes aldı.

“Aslında bu pekte doğru değil. İlk teklif Hades'den geldiği için Hera nezaket gereği Hades ile dans etmedi.” Bilgelik ve Strateji Tanrıçası Athena'nın konuşulması ile birlikte Zeus, Hades ve Hera üçlüsü bakışlarını o yöne çevirdi. “Ayrıca siz evliniz. Her zaman dans edebilirsiniz ama Hades ve Hera her zaman dans edemezler.” Babasına karşı arkadaşı Hera'nın safına tutan Athena ile birlikte Zeus'un kaşları çatıldı. Hades ise minnet ile Athena'ya baktı. Hades kimseye bir şey deme fırsatı vermeden, Hera'yı şansa kaldırdı.

Hades, yüzyıllar sonra Hera’nın kokusu aldığı için mutluluktan çocuk gibi ağlamak istiyordu. Hera'da kabule etmese de kalbi ilk günkü gibi atıyordu. Zeus sinirden köpürürken, Hades ne kaybettiği ile bir kez daha yüzleşiyordu. Hera ise Hades ile dans etmesine rağmen asla Hades'e bakmıyordu.

“Özür dilerim Güzel Tanrıçam.” Hera kulağına fısıldanan cümle ile birlikte kısa bir an titredi. Yüzyıllar sonra ‘Güzel Tanrıçam’ sözünü Hades'den duymak ona eski duygularını hatırlattı. Hera acı ile gülümserken, Hades bu gülümsemeyi anladı ve konuşmaya devam etti. “Bizi berbat ettiğim için özür dilerim.” Hades pişmanlık ile sevdiği kadına konuşurken, Hera’nın kedisini affetmeyeceğini biliyordu. Ama yine de en azından eskisi gibi ona baksın istiyordu.

“Sen tüm zamanların en korkulan tanrısı Hades’sin. Bense ablanım. Bizden olmaz.” Hera en sonunda konuşurken, Hades'e yapmaması için yalvardığı son gününe gönderme yaptı. Hades ise Persephone'nin oyununa geldiği için bir kez daha pişman oldu.

“Ben Ölülere ve Yeraltına Hükmeden Hades’im. Sen ise başkalarının sözlerine inanıp kıydığım, şimdi ise pişmanlık ile beni yakan Güzel Tanrıçam'sın.” Hades'in bu ikisinin arsındaki her şeyin özetiydi. Hera yavaşça Hades'den ayrıldı.

“Eşine dön." Hera’nın buz gibi sesi, Hades'i yaktı. Hera kendi yerine yürüdüğünde, Hades'de biraz önce kalktığı yere oturdu. Hera tahta oturduğunda Zeus onun elini tuttu. Hades ise bir kez daha kendi elleri ile yıktığı ile yüzleşti. Hızlıca önündeki içkiyi kafasına dikerken, hızlıca diğer içkiyi aldı ve dışarı çıktı. Denizlerin ve Okyanusların Tanrısı Poseidon hızlıca Hades'in peşinden gitti.

“Ben yaptım. Her şey benim yüzümden.” Poseidon erkek kardeşinin pişman sesini duyunca, ona üzülmeden edemedi.

“Sana söyledim. Önce Hera'yı dinle dedim.” Poseidon'un sözünü kesen şey Artemis'di.

“Sen ise Persephone'ye kanıp tüm Olympos'a Hera ve Zeus'un evleneceğini duyurdun. Hera senin yüzünden aldatıldığı bir evliliğe ebediyen kadar katlanmak zorunda.” Artemis'in acımasız sözleri ile birlikte Hades utançla sustu. Artemis, Hades'e onaylamazcasına bakıp, arkadaşları Hera ve Athena'nın yanına gitti.

“Keşke başka bir yol olsaydı.” Kardeşinin acılı sesi ile Poseidon derin bir nefes aldı.

“Aslında başka bir yol olabilir ama bu tüm evrenlerin dengesi parçalar.” Poseidon’un sesi ile Hades hızlıca ona döndü. “Bana öyle bakma Hades. Bunu ikimizde tek başımıza yapamayız. Hera’nın, Athena'nın, Artemis'in ve Hekate'nin yardımı lazım. Ve onların kabul etmesi için Hera'nın kabul etmesi gerekli.” Poseidon'un sesi ile birlikte Hades hızlıca içeri girdi. Hades'in kızıl gözleri Hera'yı ararken çoktan gitmiş olduğunu fark etti. Hades hızlıca boş bir koridora geçip, yeraltına geçmek için geçit açtı. Hades görünmezlik miğferini alarak, Zeus'un şaşalı şatosuna geçit açtı. Hera ise Zeus ile saraya geldiğinde odasına geri dönecekken kolu tutuldu.

“Umarım o kırmızı şeytan kafanı karıştırmamıştır.” Zeus'un söyledikleriyle birlikte Hera tepki vermeden odasına geçti. Hera hızlıca büyü ile birlikte üzerindekileri değiştirdi. Siyah geceliği ile aynanın karşısına geçtiğinde onu izleyen Hades'den haberi yoktu. Hera büyü ile yüzündeki makyajı çıkarttığında, sıra saçlarına gelmişti. Hades ise dayanamayıp görünmezlik miğferini çıkarttı. Aynadan gördüğü Hades ile birlikte çığlık atacakken, son anda ağzını kapattı. Hades ise Hera’ya yüzyıllar önce hediye tarağı çekmeceden alarak, tıpkı yüz yıllar önceki gibi Hera’nın saçlarını taradı. Hades yuzundkei gülümseme ile Hera’nın tüm saç telleri ile ilgilenirken, Hera ise içindeki duygulara karşı koyamayarak bu anın keyfini çıkarttı.

“Poseidon her şeyi değiştirecek, belki de Zeus'u tahttan indirecek bir yol olduğunu söyledi. Yardımın gerek.” Hades sözleri bitince Hera'ya aldığı tarağı çekmecece geri koydu. Hera ise Hades'n delirdiğini düşünüyordu.

“Hades delirdin mi sen?” Hera dehşet içinde aynadaki yansımadan Hades'in gözlerine bakarken, Hades yüzündeki içten gülümsemeyi büyüttü. Hera, anlamsızca Hades'e baktığına Hades keyifle konuştu.

“Yüzyıllar sonra dilinden adım döküldü.” Hades, Hera'nın saçlarına öpücük bıraktığında Hera yavaşça ayağa kalktı. Hades ise bir kaç adım geri çekilerek ona detayları anlattı.

“Sen cidden delirmişsin.” Hera'nın dehşet sesi ile Hades güldü.

“Evet senin pişmanlığın beni delirtti. Lütfen teklifi kabul et.” Hades'in sesi ile kısa bir sessizlik oldu. Hera Hızlıca bir cevap verdi.

“Hayır şimdi git odamdan.” Hades duyduğu keskin cevapla omuzlarını düşürdü.

“İstediğin zaman fikrini değiştirebilirsin.” Hades kırkınca postalama geçerken, salisilik farkla odaya Zeus girdi. Hades, Hera’nın kedisini kurtarmak için hayır dediğini bilmeden gitti.

Şimdiki Zaman

Tanrılar Tanrısı olduğunu idea eden Zeus, ihtişamlı ve gösterişli odasının camından kan içinde aldığı Olympos'a bakıyordu. Tamamen elmastan yapılma gösterişli bardağı dudaklarına götürürken, duyduğu adım sesleri ile vücudunu dikleştirdi. Pencere kenarından hafifçe uzaklaştı ve gelen kişiye döndü.

“Yine mi? Sen nasıl bir tanrısın? Kaç kere söyledim. Evlilik ve aile kurumunu bu denli zedeleyemezsin. Aile öncelikli ve önemlidir." Hera her zamanki gibi eşine boş gelen bir şekilde konuşurken, Zeus elindeki elmas kaplı bardağı çalıma masasının üzerine bıraktı. Hera'nın sarı saçları sinirden önüne gelirken, kadın kocasının umursamaz tavrı ile daha da sinirleniyordu.

“Sen benimle evleneli yüz yıllar oluyor. Sen benim evlenirken nasıl bir adam olduğumu biliyordun” Zeus eşine yaklaştı, kadının saçlarımı boynundan çekti. Zeus kafasını eğerek başını Hera'nın boynu ile kulağı arasındaki bölgeye koydu ve sözlerine devem etti. “şimdi bunun konuşmasını tekrar yapmayalım.” Zeus, Hera’nın dudaklarına yaklaşırken, Hera geri çekildi.

“Sen başkasına değdirdiğin ellerini bana değdiremezsin. Ben baş tanrıçayım ve sen bana bunu yapamazsın.” Hera'nın sözleri ile Zeus geri çekilip arkasını döndü. Zeus tekrar elmas bardaktaki içkisini yudumlarken, arkasındaki gözleri dolmuş kadını umursamadı. “Senin beni bu kadar değersizleştirmeye hakkın yok.” Hera sözlerini bitir bitirmez, Zeus ani bir şekilde arkasını döndü. Zeus elindeki elmas bardağı yere atarken, gökyüzü adamın duygularına itaat ediyordu. Arkasındaki pencereden şimşekler çektiğini gören Hera kısa bir an titredi ve bir adım geri çekildi. Hera gözlerini Zeus'a değdiremeden Zeus harekete geçmişti. Tanrılar tanrısı olduğunu söyleyen Zeus, Hera'nın çenesini sıkarak kadar kadını duvara kadar sürükledi. Hera çırpınsa da nafileydi. Hera’nın sırtı sert bir şekilde duvara çarpınca kadının ağzından acı bir inleme döküldü. Zeus ise eşinin acı izlemesini umursamadan, kadının çenesindeki elini daha çok sıktı. Kadın bir kez daha acı bir şekilde inlere de Zeus'un baskın sesi Hera’nın iniltisini yuttu.

“Sen bana neye hakkım olup olduğunu söylemezsin. Sen ben baş tanrıyım ve benimle evlisin diye bu kadar önemlisin. Eğer benimle evli olmasaydın ne önemin kalırdı ne gücün.” Hera, eşinin her kelimesinde sıklaşan eli ile acı bir feryat kopardı. Zeus ise Hera’nın çenesindeki elini Hera’nın boğazına sardı. “Sen yalnızca ben güçlü olduğum sürece adı anılacak basit bir tanrıçasın.” Zeus, Hera'nın renginin iyice kopardığını görüp bir kaç adım geri çekildi. Hera boğazını tutarak yere çöktü ve artarda öksürdü. Zeus ise eşinin halini umursamadan, odanın diğer tarafındaki çalışma masasına doğru yürüdü. Zeus kristal bardağına içki koydu ve keyifle eserini izledi. Kadın ise bir kez daha bu olayı yaşamanın etkisi ile fısıldadı.

“Bir gün çok pişman olacaksın.” Zeus ise eşinin dediklerine derince bir kahkaha attı.

“Ben Tanrılar tanrısı Zeus'um. Ben pişman olmam.” Zeus kibirle konuşurken, Hera’ya arkasını döndü. Zeus balkona çıkıp Olympos’u izlerken, Hera ellerinden destek alarak ayağa kalktı ve sinsice sırıttı. Hera hızlıca odadan çıkarken, Zeus balkonundan bakarak kibirleniyordu.

Hera geniş, kocaman, altın ve elmaslarla kaplı koridorda yürürken ona bir kaç yıl önce söylenen teklifi kabul etmeye karar verdi.

Kader Tanrıçaları hariç hiç kimse, Baş Tanrıça Hera'nın verdiği bu kararın tüm evrenlerde bir döngü kırılmasına yol açacağını bilmiyordu.

☆☆

Hades

(Hades'in gözlerini kızıl tonda hayal edin.)

Hera

Zeus

Poseidon

Athena

Artemis

Demeter

Sizce bölüm nasıldı?

İlerleyen bölümler hakkında teorileriniz neler?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.