BÖLÜM 1
Jayla krallığında sıradan bir gün İvory ile Vanessa her zaman ki gibi sabah kahvaltılarını yapmış küçük bir bahçe gezintisine çıkmışlardı.O muhteşem mavilikte olan berrak hava, yemyeşil ağaçlar kuşların cıvıltısı adeta cennetten bir kare gibi onları öylesine büyülüyordu ki ne kadar süre dolandıklarını bile bilmiyorlardı. Büyüknineleri Valerie ise bahçenin diğer bir ucunda sandalyesine oturmuş zamanın ne kadar hızlı geçtiğiyle ilgili yine konuşup duruyor bütün hizmetlilerin başını aynı konuları ile şişiriyordu.Saray görevlileri bu sohbetlerden o kadar sıkılmıştı ki hemen bir fırsat çıksa da kaçabilsek diye dört gözle etraflarına bakıyorlardı.Sarayda bugüne kadar gelmiş olan bir güç simgesi vardı.Bu güç ise sadece bu soyun kadınları arasında paylaştırılabiliyordu.Yani daha detaylıca söylemek gerekirse bu güç o soy da doğan bütün kız çocuklarına doğdukları andan itibaren bir güç belirler.Bu güç herşey olabilir aslında,İvory'nın telekinezi yeteneği, vanessa'nın doğa hakimiyeti,anneleri Nora'nın ki gibi ışınlanma ya da büyükanneleri Sophie'nın ki gibi hipnoz yeteneği de olabilir.Aslında görüldüğü üzere bu güçlerin dağılış biçimi asla düzenli ya da bir kurala göre değil sanki kura çekermişcesine karışık fakat bunun sebebini kimse bilmiyor.Ayrıca saray halkının geri kalanı ise gününün çoğunu içeride kendi işleri ile ilgilenerek geçiriyorlardı. Bunlardan biri de dedeleri Edwin ve dayıları Chris idi. Onlar özellikle bu ailede kan yoluyla kız çocuklarına taşınan bu gücün dışarısında kaldıkları için gerçekten bu ailede olan erkekler olarak kendilerini çok fazla geliştirip kanıtlamaları gerekiyordu.
Gel zaman git zaman İvory ve vanessa'nın kuzenleri olan Brian ve Dahlia da tekrardan saraya gelmişlerdi. Brian kızların teyzesinin oğlu, Dahlia ise dayılarının kızıydı.Tekrardan demiştim çünkü Her ikisi de eğitimlerini daha iyi tamamlayabilmek açısından civar ülkelerin en iyi okulullarına gitmişlerdi.Ayrıca her ne kadar kuzen de olsalar çok fazla konuşmazlardı birbirleriyle zaten sarayda Dahlia yı seven çok az kişi vardı. Brian ise eh işte kızlara karşı olan centilmenliği ile bir yerden kurtarsa da boşboğazlığı ile İvory ve Vanessa yı sinir ediyordu. Yani kısacası araları bir soğuk bir sıcaktı.
Aslında İvory ablası Vanessa'nın güçlerini maalesef az da olsa kıskanıyordu. Ablası Vanessa çok naif bir kişiliğe sahip ve tabiat ana ile işbirliği içinde güçlerini kullanarak doğada ki neredeyse herşeyin hakimiyetini elde edebiliyorken. İvory ise sadece telekinezi gücüne sahipti. Aslında elinde olan gücünü sevmediği söylenemezdi fakat Vanessa nın çoğu şey ile bağlantılı olan bu gücünün getirdiği birçok ayrıcalık da vardı. İvory büyük ihtimalle bunu kıskanıyor, biraz da çekemiyordu. Bunun kendi de farkındaydı Ama bütün bunlara rağmen ablasını çok seviyor onunla vakit geçirmekten çok hoşlanıyordu.Çünkü o da olmasa koskoca sarayda yalnız, bir başına kalacaktı, hem kardeşler böyle değilmiydi, bazen kavga etseler bile birbirlerini her şeyden çok severler. Ayrıca yapayalnız kalabileceği ihtimali şaka değildi İvory ve Vanessa nın annesi olan Nora çok iyi bir kadın olmasına rağmen çok ama çok fazla disiplinli, mükemmeliyetçi ve sinirli biri idi. Bu da hayatta biraz daha eğlenmeyi seven kızları ile çoğu fikir ve karar da ters düşmelerine neden oluyordu.Bu yüzden onu en iyi anlayan kişi yine ablasıydı.
Günler sonra yine ailecek her gün ki klasikleri ile dolu olan bir gündeler iken İvory o gün sanki bazı şeyler ters gidecekmiş gibi hissettiğini söylese de ne annesi ne de evdekiler ona aldırış etmedi, İvory bu duruma biraz bozulsa da belki de haklılardır ben kafamda kuruyor olabilirim diye düşünerek etrafta dolanıyordu. Ta ki Vanessa'yı görene kadar aslında ona direkt selam vermeyi düşünüyordu ama Vanessa'ya gitgide yaklaştıkça orada garip bir şeylerin olduğunu direkt farketmişti. Biraz daha dikkatli bakınca ise kendini durduramadı ve Vanessa!! NASIL?Bu nasıl olabilir diye bir çığlık kopardı İvory....