2045 yılında teknoloji ve bilimin ilerlemesi, dünya tarihinin en üst noktasındaydı. O kadar ilerlemişti ki bilim insanları zaman yolculuğunun artık mümkün olduğunu düşünmüş ve zaman makinesi için çalışmalara başlamışlardı.
Beş profesör, bu beş profesörün on beş yardımcısı ve birer asistanı vardı. Bende bu beş profesörlerden birinin asistanıyım.
Ekip toplanır toplanmaz araştırmalara ve çalışmalara başladık, aradan tam yirmi iki yıl geçtikten sora nihayet makineyi bitirebilmiştik ve bu gün 02\06\2067 tarihinde zaman makinesi ilk yolcusunu uğurluyordu.
Zaman makinesine yolcunun en az otuz günlük hayati ihtiyaçlarını karşılayacak kadar erzak, bir arazi motoru ve son olarak bir günlük verdiler.
Ve ilk kez zaman makinesi içinde insan varken 02\06\2067 tarihinde saat 12.08 de çalıştırıldı.
Makineden beyaz ışıklar yanmaya başladı bu ışıklar o kadar çok parlamaya başladılar ki bütün odayı kapladılar.
Işıklar sönünce ne bir patlama ne bir yangın çıkmıştı. Görevliler makinenin kapağını açınca ne zaman yolcusu ne de içine koyduğumuz eşyalar vardı. Biz başarmıştık. İlk zaman yolcusunu başarı ile göndermiştik.
Zaman yolcusu gitmeden önce aldığı eğitimde geri dönmek için makineye bulunduğumuz günden tam kırk beş gün sonrasına ayarlaması konusunda ders almıştı.
Zaman yolcusu gideli tam kırk bir gün olmuştu. Araştırmalar bittiği için bazı araştırmacılar eşyalarınızı tesisten toplamaya bile başlamıştı.
Ben ise şu anda zaman makinesine bakan camlı bir balkondaydım. Zaman makinesi ile ilgili her şey normaldi ta ki makineden tekrar ışıklar yanmaya başlayana kadar.
Makineden tekrar ışıklar yükseldi, bütün odayı kapladı ve tekrar söndü.
Hemen profesörlere haber verip onlarla birlikte zaman makinesinin yanı başında kapağının görevliler tarafından açılmasını bekledik. Makinenin kapağı açıldığında içinden ilk başta bir lazer fırladı, o lazer pek te ‘önemli’ olmayan bir makineyi patlatmıştı.
Zaman makinesinin içinden sadece bir lazer ışını değil eski bir güncede çıkmıştı.
Dikkatli bakılınca zaman makinesinin içinde sadece bir günce değil bir de kilitli metal bir kutu ve bir anahtar vardı.
Görevliler eşyaları aldılar ve uzun süren bir analizin ardından kutunun içinden çıkanlarla ile ilgili bizlere şu bilgileri verdiler:
Çıkan lazer sadece aletleri değil zaman makinesini de parçalamış ve üzerinde yıllarca uğraştığımız makine kullanılmaz durumdaydı.
Anahtar kutuyu açmak için vardı. Metal kutunun içinden papatyayı andıran, beş taç yapraklı, yemyeşil, ışıl ışıl bir çiçek ( köklerin toprağa sımsıkı tutunması gerektiği yerde daha ne olduğu çözülemeyen, zifte benzeyen kimyasal bir maddeye sımsıkı tutunmuştu.
Günceye gelirsek günce çok eski olduğu için içindekiler çoğaltılıp profesörlere ve onların izin verdiği kişilere dağıtıldı. Bende tabi bunlardan birisiyim.