İçeriğe geç

Zaman tanrıçası

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Zaman tanrıçası

Bölüm 1

Kaza

Şu an ne mi yapıyorum. Aracı son sürat kullanıp eve varmaya çalışıyorum. Çünkü nerde yaşadığımı öğrendiler. Sonunda evinin önünde durduğumda hızla eve çıktım. Eve girince bavulumu açtığım gibi ihtiyacım olanları doldurmaya başladım. Sonunda her şeyimi aldığıma ikna olduktan sonra aynı hızla evden çıkıp araca bindim. Arabayı kullanırken bir yandan nereye gideceğimi düşünüyordum. "Kahretsin, çok erken buldular." İçimden geçenleri sesli dile getirince kendime daha çok kızdım. Her zaman planlı hareket ederdim fakat bu sefer hiç bir hazırlık yapmadan beni bulmuşlardı.

Şehirden uzaklaşınca hiç yavaşlamadım. Eminimki Şuan peşimdeler. Arabayı daha hızlı kullanırken bir yandanda nereye gideceğimi düşünüyorum. "Ülkeden ayrılmalıyım." Diye düşündüm ancak bunun için hiç bir hazırlığım yok. Bir yere gitmek benim için elimi sallamak kadar kolay ancak, güçlerimi kullanamam. Kullanmamak için kaçmadım mı sanki.

Hava kararmaya başlasada hızımı kesmedim.

Şuan durmak için kötü bir zaman. "zaman" dedim tekrar Zamanı inkar ederken aslında kendimide inkar ediyordum ama buna mecburdum.

Saatler geceyi gösterdiğinde, hızımı düşürdüm şimdilik güvende olduğu hissettim. Ama tüm gün durmaksızın kullandığım araba yüzünden, her yerim uyuşmuştu.

Aç, susuz saatlerdir devam ediyordum. Ben zamandan kaçmadan önce bu tarz ihtiyaclarım asla olmazdı. Keşke yine olmasaydı demeden geçemedim. İnsanlar gibi yaşamak benim için başlarda çok zordu. Özellikle yemek ve su ihtiyacı bu korkunç iki şeyden nefret ediyorum, ama gel gör ki yemek zorundaydım.

Hala nereye gideceğimi bilmeden sürüyordum arabayı, elimi torpido gözüne atıp, haritayı çıkardım. Bunu telefonla yapardım fakat yerimi tespit edebilirler diye telefonu kapalı tutuyordum. Hem araba sürüyor hemde haritaya bakışlar atıyordum. En sonunda gözüm haritada bir yere takıldı. Burası şimdilik iyi diye düşünürken, son anda virajı gördüm ama biraz geç kalmıştım. Araç yoldan çıkıp uçurumdan aşağı yuvarlandı. Ölmeyeceğimi biliyordum, ama arabayı bir daha kullanamayacağım için üzülüyordum. Ne kadar sürdü bilmiyorum fakat en sonunda araba durdu.

Ölmeyeceğim belki ama bu yaralanıp, acı çekmeyeceğim anlamına gelmiyordu. Her insan gibi fiziksel acı çekebiliyorum. Yemek yemediğimde hastalandığım gibi. Araba o kadar yuvarlandıki baş dönmem geçmiyordu. Hareket edemiyordum. En sonunda başımı yavaşça kaldırıp dışarıya bakmaya çalıştım. Birileri gördüyse yardım edebilirler. Böylece tekrardan yola çıkabilir. Haritada gördüğüm yere gidebilirdim.

Ama öyle olmadı. Öyle olmadığı gibi dışarda gördüğüm kar,ve tipi ile bir an şaşırdım. Arabam Şuan karların içinde "kar var" dedim sesli ve inanamaz bir şekilde. Çünkü böyle bir şeyin olması imkansızdı. Ben zamana dokunmadan, zaman bana dokunmazdı. Fakat Şuan zamanın bana dokunduğunu düşündüm. Gözlerimi kapatıp neler olduğunu hissetmeye çalıştım. Ancak hiç bir şey bulamadım. Zaman ile ilgili en ufak bir his yok. Böyle bir şeyin olması imkansızdı. Ama olmuştu. Nerde olduğumu bilmek istesemde araçta sıkışmıştım. Telefonumu bulmaya çalıştım ama ne yaparsam yapayım bulamadım.

Sanırım başımı fena çarpmışım çünkü yüzümde hissettiğim sıcaklık bunu gösteriyordu. Hava giderek soğumaya başladı. "Ölmeyeceğim" dedim "istesemde ölemem" bu umutsuz durumdan kurtulup düşünmem lazımdı. Ama başıma aldığım darbe ve kaybettiğim kan uykumu getirdi. Soğuk işime yarar diyordum, en azından dinç tutar ama gözlerim usul usul kapandı.

Ne kadar baygın kaldım bilmiyorum fakat etrafımda duyduğum seslerle mutlu oldum. Yoluma devam edebilirdim. Onlara yakalanacağım diye korkmaya başlamıştım. Gözlerimi açmak istedim ama ne gözlerimi açabiliyor nede hareket edebiliyordum. Sadece zihnimin uyanık olduğunu anladım.

"Sedat arka kapıyı açmaya çalışın çabuk"

"Araçta, kaç kişi var Ömer."

"Komutanım, sadece bir kişi var gibi görünüyor."

"Kapılar,sıkışmış kırmamız gerek"

Gelen sesleri sadece dinleyebiliyordum. Sonunda arka kapılardan birini açtıklarını duydum.

"Komutanım, burda bir kadın var"

"Kadın mı?"

Arabayı o sürüyormuş komutanım"

"Bir kadının arabayı sürdüğü nerede görülmüş."

"Akif, derhal müdahale et, yaşıyor mu kontrol et"

Boynuma uzatılan elle zaten üşüyordum, daha çok üşümeye sebep oldu, dışarda yağan tipinin sesini duyduğumda bu gecenin karanlığında beni nasıl bulduklarını merak etmeden edemedim.

"Yaşıyor, komutanım onu hemen çıkarmalıyız"

"Ömer, bu nasıl araba lan daha önce hiç görmedim. Sen gördün mü"

"Valla bende görmedim, böyle bir şeyi"

İşte bunu duyduğumda "kahretsin" dedim. Çünkü zamanda geriye gittiğimi anladım. Ben zamandan kaçarken o beni geriye yollamış. Ama Buda mümkün değildi ben istemeden zaman asla hareket etmez.

O zaman buraya nasıl geldim. Kafamda büyük bir soru işareti ile kendimi beni arabadan çıkaran kişilerin ellerine bıraktım. Zihnim açık olsa bile hareket edemiyor konuşamıyordum.

"Sedye getirin"

"Durumu nasıl, Akif"

"Komutanım, nabzı düşük ama iyi durumda başından darbe almış kanaması durmuş. Ayaklarında ve göğsünde kırık veya çatlaklar olabilir. Hemen şifahaneye götürmeliyiz."

"Ne kadar güzel bir kadın" bu iltifatlara alışıktım, tanrıçayım ben heralde güzel olucam.

"Kesin konuşmayı, derhal şifahaneye götürün"

Üstüne yatırdıkları şeyin ne olduğu hakkında hiç bir fikirim yoktu. Eğer sıradan bir insan olsam bu kazada ölmesem bile bu üstünde uzandığım şeyin sarsıntısından ölebilirdim. Sonra düşününce her yer kar doluydu sanırım karda yürümekte oldukça zorlanıyorlardı. Üstüne birde beni taşıyorlardı. Bu durumu Şuan normal karşılamaya başladım.

"Komutanım, bu araba nerden geldi uçurumdan düşmüş ama orda yol yok ki, sadece dağ, kayalık biz bile zor yürüyorduk."

"Anlamadım bende ama izlere bakılırsa uçurumdan düşmüş."

" üstündekileri gördün mü?"

"Gördüm Akif, gördüm.kadın belliki ecnebi , ama bu dağ başında bu havada ne işi vardı?"

"Siz ne düşünüyorsunuz, komutanım"

"Hiç bir fikirim yok Akif, ölmezde uyanırsa cevabı ondan alırız?"

Duyduğum son konuşmalar bunlar. Sonra bedenim gibi zihnimde uykuya daldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.