Her sabah olduğu gibi çalan saat yerine , karganın gaklamasıyla uyandı.
"Off karga sus artık!"
Karga gaklamaya devam edince sinirle yatağından kalktı.
"Tamam , işe geç kalacağımın farkındayım ama bir sus artık! Kulağım patladı!"
Karga tuhaf bir bakış atttıktan sonra pencereden uzaklaşıp, gökyüzüne karıştı.
"Hay aksi! Sanırım bana küstü."
Aynanın karşısına geçti ve kendini görüp gülümsedi.Her zamanki gibi siyah pelerinini ve takım elbisesini giydikten sonra, saçlarını taramaya başladı.
Evden çıkacakken, bir kez daha aynanın karşısına geçti.
"Hay aksi! Çok yakışıklıyım . Beni çok kıskanacaklar!!"
Bakanlığa gitmek için evden çıktı. Bindiği taksi onu trafiğin fazla olduğu bir yoldan götürüyordu.
"Geç kalacağım!!"
Taksiden indi ve koşarak yolu geçti. Kaldırımlar tıklım tıklımdı. Kalabalığın arasından geçmek tam bir çileydi. Sonunda bakanlığın önüne geldi.
Tam binanın içine girecekken, arkadaşı " Alex " ona selam verdi.
"Hey! Cornoy nasılsın?"
"Geç kalacağım!"
Sinirli bir şekilde kapıdan içeri girdi. Alex onun bu huysuz hâline alışıktı o yüzden aldırış etmedi.
"Sana da günaydın Cornoy!!"
Alex'te Cornoy'un peşinden içeri girdi. Alex hızlı bir şekilde yürüyen Cornoy'un peşinden koşarak ona yetişmeye çalışıyor, fakat bir türlü başaramıyordu.
"Duyduğuma göre senin için yeni bir görev varmış!"
Cornoy hızlı yürümeyi bıraktı ve arkasını dönüp , Alex'in yanına geldi. Yüzü bir anda ciddileşti.
"Bu doğru mu?"
"Yalan söyleyecek değilim ya!"
"Peki neden şimdi? Yıllardır bu berbat ofiste çalışıyordum, şimdi mi akıllarına geldim?"
"Bu işi bir tek sen yapabilirmişsin."
"Ama ben cezalıydım. Neler olduğunu iyi biliyorsun . Bana bir daha görev vermezler sanıyordum."
"Gördün mü bak şans sana da güldü! Artık sürükleyici bir işin var!"
"Sürükleyici mi? Tehlikeli demek istedin galiba . Ben artık eskisi kadar genç değilim nasıl yapacağım bilmiyorum "
"Gitmek istemezsen yeni gelenlerden birini yollayacaklar."
Cornoy kaşlarını çattı, düşünmeye başladı. Uzun zamandır görev yapmıyordu ve bu fırsatı geri çevirmelimiydi?
"Müdürle konuşucağım."
"Peki ama bence bu görevi kabul etmelisin, ucunda çok para var."
Cornoy para lafını duyunca bir anlığına gözleri parladı. Koşarak müdürün odasına gitti. Kapıyı çaldı ve içeri girdi.
"Bu ne telaş ? Bir sorun mu var Cornoy?"
"Bana verilen görevi kabul ediyorum efendim."
"Kabul edeceğini tahmin etmiştim ama bu kadar çabuk olacağını bilemezdim. Sanırım para senin için elmadan daha değerli oluvermiş."
"Şey... Sadece o parayla elma alabilirim dimi?"
Müdür bir kahkaha attı. Koskoca adam olmasına rağmen , karşısında çocuk gibi davranan bu çalışanını çok seviyordu.
"Yıllar önce olduğu gibi olmamasını ümit ediyorum."
"Merak etmeyin , kimseyle konuşmayacağım."
Müdür oturduğu heybetli koltuktan kalktı ve arkasındaki kasayı açtı. Müdürün elini dokundurmasıyla kilidi yere düşen kasanın içinden ışıklar çıkmaya başladı. Bu mor ışıklar etrafı kapladı.
Cornoy küçük bir çocuk gibi olduğu yerde zıplıyordu. İçi kıpır kıpırdı.
Müdür kasadan kocaman siyah bir şapka çıkardı ve Cornoy'a uzattı.
"Hay aksi! Ağlıyacağım sanırım! Gençlik yıllarım aklıma geldi."
"Ağlama aksine kahkaha at , senin yerinde olmak isteyen yüzlerce kişi var."
Şapkayı büyük bir sevinçle kafasına geçirdi. Çok mutluydu. Cebinden çıkardığı aynadan kendine baktı ve gençleştiğini hissetti.
"Gençleştim resmen bu kadar mı farkeder!"
"Şaka yapmayı kes Cornoy! Şimdi gelelim asıl göreve."
Cornoy müdürün oturması için işaret ettiği koltuğa oturdu ve pür dikkat onu dinledi.
"Aslında gençken yaptığın hatadan ders aldığını ve pişman olduğunu biliyorum fakat yine de bu anlaşmayı imzalamanı istiyorum, eğer şartlara uymazsan gün gün ölüme sürükleneceksin. Bu özel bir imza olacak , bunu kabul ediyor musun?"
"Merak etmeyin ben dersimi aldım , artık bir yetişkinim bir daha hata yapmayacağım."
Cornoy müdürün uzattığı kalemi aldı ve anlaşmayı imzaladı. Anlaşmayı imzaladığı an soğuk bir esinti içini kapladı. Ellerine baktığında, damarlarının belli olduğunu ve karardığını gördü.
"Bu ne böyle! "
"Sakin ol , sadece bir belirti eğer şartlara uymazsan uzun süre böyle gezeceksin."
"Bu böyle olmaz!"
"Nasıl yani?"
"Ben hep böyle gezersem, yakışıklı olamam !"
"Cornoy 500 yaşındasın bence yeterince yakışıklı oldun, hem bu sadece kurallara uymazsan belli olucak."
Cornoy biraz pişman olmuştu fakat yinede görevi merak ediyordu.
Müdür söze devam etti.
"Çok eski yıllarda yaşanan bir suçu düzelteceksin, bize para ödeyen kadın, kocasının süpheli ölümün nedenini öğrenmek istediğini söyledi. Bu kolay bir cinayet değil , kadın yıllar sonra parasını toplayıp bize başvurdu. Yani olayın üstünden çok zaman geçti."
"Hiçbir zaman geç değildir!"
Müdür ayağa kalktı ve ellerini cebine koyarak, Cornoy ile konuşmaya devam etti.
"Kendine çok güvenme , dediğim gibi kolay bir iş değil."
"Şapkam sayesinde geçmişe gidip , olayı çözeceğim ve kadının kocası ölmemiş olacak."
"Peki, ama kimseyle konuşup şüphe çekme! Bakanlığımızın gizlilik kurallarını biliyorsun. Kader değiştirsek bile kendimizini ifşa edemeyiz."
"Merak etmeyin efendim , bana güvenin."
"Elimdeki en iyi kader uzmanı sensin. Yani sana güveniyorum."
Cornoy bunu duyunca gülümsedi. Kapıdan çıkıcakken, onu müdür durdurdu.
"Karga da seninle olucak, seni denetleyecek ve bir şeyler ters giderse bize haber verecek . Ona iyi davran , yine sana küsmüs barışmaya çalış."
"Off ama efendim aptal bir karganın gözetmenim olup, hep yanımda olmasından bıktım."
"Emin ol o karga senden daha becerikli. Bu yüzden onu küçümseme ."
Cornoy sıkıcı bir iş günü geçirdikten sonra evine gitti. Pencerisine konan kargayı görür görmez , ayağa kalktı ve konuşmaya başladı.
"Özür dilerim karga, biliyorum bana kızgınsın ama bir görev aldım. Eskisinden de fazla beraber zaman geçireceğiz, barışalım hadi."
Karga öfkeli bir şekilde gaklamaya başladı.
"Tamam be! Ne küfrediyorsun? İki katı yem istiyorsan veririm bağırmana lüzum yok!"
Karga kafasını sallayıp , uçup gitti.
Cornoy yolculuk için gerekli eşyaları ayarlamaya başladı dolabı epey dağılmıştı. Bavulu hazırlayana kadar gece olmuştu ve o çok yorulmuştu.

Cornoy ışıkları kapatıp uykuya daldı.
Fakat beklediği gibi olmadı.
Rüyasında , bir büyücünün kralın huzurunda eğilip bir şeyler söylediğini gördü.
"Efendim , araştırmamızı istediğiniz o sonsuz gücü bulduk. Dünyadaki en güçlü şey."
"Söyle nedir o güç?"
"Şans ve bu dünyadaki sadece bir kişinin damarlarında saf şans akıyor."
"Bulun onu ve şansın son damlasına kadar bana getirin."
Kralın büyülü aynasında , genç sarışın bir kızın resmi belirdi.
Cornoy bağırarak uyandı. Kimse bilmezdi. Bakanlıktaki memurlarda bilmezlerdi fakat Cornoy'un rüyaları kehanet içerirdi yani geleceği gösterirdi .
Düşünmeye başladı. Ne yapacaktı? Bu yakın bir gelecek olabilirdi belki de asırlar sonrası. Gidip o kızı kurtarmalı mıydı? Ne yapacağını bilmedi ve kendi kendine konuşmaya başladı.
"Bu böyle olmaz. Bir şey yapmalıyım. Ama ne yapabilirim ki geçmişe gitmeye iznim yok."
Yatağının başındaki özenle koyduğu şapkayı gördü. Yüzünde bir gülümseme beliridi.
"Artık geçmişe, geleceğe istediğim zamana gitmemi sağlayacak bir şapkam var. "
Aklına yaptığı anlaşma geldi. Kurallara uymazsa yavaş yavaş ölecekti. Bu şapkayı ona yapacağı görev için vermiştiler yani görev dışında kullandığı için gençliğinde cezalandırılmıştı.
"Belki o kız bana daha fazla elma verebilir."
Elma yemek onun için çok mütiş bir şeydi. Elmaların tadı onun çok hoşuna giderdi.
Karga cama kondu ve gaklamaya başladı.
"Haklısın karga o kızın bana ihtiyacı var! Benim de elmalara"
Karga gaklamaya devam etti.
"Tamam kızma, sana da elma vereceğim."