İçeriğe geç

Zalim Vampir ve Aşk⏳

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Zalim Vampir ve Aşk⏳

Bölüm 6

Hoşgeldin...

Yatağın kenarında oturmuş buradan nasıl gidebileceğimi düşünüyorken odanın kapısı çalınmıştı.

1X:Bayan Vienna, girebilir miyiz?

Vn:Kimsiniz?

2X:Bay Jeon gönderdi bizi Bayan Vienna.Sizi davete hazırlamamızı emretti.

İki kadının sesiydi bu.Ben buradan kaçmak için kafa patlatıyorum burada ne daveti ya?

Vn:Anladım gelebilirsiniz içeri.

Kapı açıldığında siyah elbiseli ve beyaz önlük giyen iki kız gelmişti içeri ve birinin elinde makyaj çantası, diğerinin elinde de saç maşasıyla kırmızı bir elbise vardı.İkisi de çok güler yüzlü ve nazikti.Küçük oldukları anlaşılıyordu benden ve makyajımla saçımı yapıyorlarken sohbet edip tanışıyorduk.

1X:Ne zaman tanıştınız Bayan Vienna?

Vn:Lütfen Vienna diyin bana:)

Vn:Çok tanışmak gibi olmadı aslında, anlatmam gerektiğinden emin değilim...

1X:Hannah, neden böyle şeyler soruyorsun?!

2X:Merak ediyorum Eun, ne yapayım!

Vn:İsimleriniz...Hannah ve Eun mu?

E:Evet, bundan sonra davetlere veya Bay Jeon'un sizinle çıkacağı buluşmalara sizi biz hazırlayacağız ama sizin yapmamızı istediğiniz değişiklikler varsa söyleyin lütfen.

Vn:Makyaj işiyle pek alakam yok, kendimi sizin elinize bıraksam daha iyi olacak XD.

H:Makyajsız da çok güzelsin zaten, aranın olmaması normal^^

Vn:Ya teşekkür ederim cidden çok tatlısınız^^

(...)

Giyinme odasından çıkmış, Hannah ve Eun'un yanına gelmiştim gülümseyerek.Cidden beğenmişlerdi.Aynanın karşısına geçip askılı ve balık modeli kırmızı elbiseme, doğal dalgalı saçlarıma ve hafif makyajıma bakmıştım.Kendimi ilk defa bu kadar güzel ve süslenmiş görüyordum.

E:Biz çıkalım artık davet de yaklaşık yarım saate başlar Bay Jeon da gelir odanıza.

Vn:Teşekkür ederim hanımlar, elinize sağlık her şeyi çok beğendim.

H:Rica ederiz iyi eğlenceler^^

Hannah ve Eun'un çıkmasıyla kendime aynadan tekrar kısa bir süreliğine bakmış, ardından pencere kenarına oturup Jungkook'u beklemeye başlamıştım.

(...)

Tam içim kıyıldı demeye başlarken kapı hiddetle açılmış, kapı ağzında siyah gömlek ve kravatla lacivert smokin giymiş, saçlarını da arkaya doğru sabitlemiş Jungkook'u görmüştüm.

Elbise mi yakışmadı acaba niye böyle bakıyor bu şimdi?!

Vn:Şey...Bir şey mi var elbisede filan, niye öyle bakıyorsun?

Jk:Vienna...Aklımı kaybetmemi sağlıyor güzelliğin...

Vn:(Bir şey diyemez)

Vn:Sen de iyi görünüyorsun,Umm...Ama geç kalmayacak mıyız?

Jk:Ha evet..Huh her neyse.Dinle, oradaki hiçbir erkekle onlar seninle konuşmadıkça konuşma.Kadınlarla istediğin gibi konuşabilirsin ama.En önemlisi bu söylediklerimin dışına sakın çıkayım deme ve benleyken rahat olduğunu belli et!!

Kafamı tamam anlamında sallamıştım.Ardından Jeon'un hafif aralık bıraktığı koluna girmemle kapıyı açmıştı ve malikanesini görebilmiştim artık.Malikane de değil, bir saraydı sanırım ve merdivenleri indikten sonra öndeki uzun koridordan geçmiş, sonra da üç veya dört insan uzunluğundaki kapıdan sağa yönelmiştik.Arka tarafta birkaç odanın kapısı daha vardı ve en sondaki kapının önünde de görevliler duruyordu ve sanırım çıkış kapısı orasıydı.Bizim yürüdüğümüz taraf ise çıkış kapısının karşı tarafının alt katına inen merdiveniydi.Davet alanıydı burası ve merdivenlerden inerken, odanın ortasında duran koskocaman dikdörtgen masadaki herkes kafalarını çevirip ikimize, özellikle de bana bakmaya başlamışlardı.Ayağa kalkmalarıyla Jungkook konuşmuştu.

Jk:Bayanlar ve baylar, beni kırmayıp davetime katılımınız için teşekkür ederim.Düzenlediğim yemek, sizleri eşimle tanıştırmam içindi.Evrenin artık sadece bir kralı değil, kraliçesi de var.Bana yapılan ona, ona yapılan en ufak ters bir davranış bile bana yapılmış sayılır.Afiyet olsun herkese.

Masanın başındaki iki sandalyeye yürümüş, ardından benim sandalyemi çektikten sonra kendisinin oturmasıyla herkes tekrar yerleşmişti sandalyelerine. Odanın sonunda devasa bir ekran ve birkaç kadın odanın köşelerinde, yemeklerin başındaydı.Kolları bileklerine doğru genişleyen, vücutlarına yapışık ve uzun elbiseler giymişlerdi.Hepsinin saçları dalgalı ve uzundu.Ayrıca aralarından iki tanesi sarı saçlıydı.

Jk:Servise başlansın!

Yemekleri koydukları kazanlarıyla beraber odanın ucundan buraya, havada süzülerek tabaklara yemek servisi yapılmaya başlamışlardı.Kusmak üzereydim...Çiğ et, yanında da demir kokan koyu kırmızı bir sıvı vardı.Jungkook'a yaklaşıp sormuştum.

Vn:Ş-şey Jungkook...

Jk:Noldu?

Vn:Bu kadehdeki ne?

Jk:Kan?

Vn:Ne!

Jk:Ne va-Ha doğru kan o, ama sen şarap da içmiyorsun değil mi?

Vn:Benim ailem de *çki içmiyor ben de içmiyorum...Bir de bu et çiğ?

Jk:E ye işte?

Vn:İyi de ben çiğ et yemem ki, ı-ırkımız...Aynı değil ya...Siz çiğ et mi yiyorsunuz ki?

Jk:İstersen başka bir şeyler hazırlatayım?

Vn:Peki olur...

Jk:Kremalı makarna yer misin?

VnSen onu sevdiğimi nereden biliyorsun-

Jk:Yanında ne içersin?

Vn:Su yeterli...

(...)

Yemekler bitmiş, herkes şarap içip sohbet ederken kumral bir adam ve Jungkook'un konuşmasıyla işler sarpa sarmaya başlamıştı...

X:Jungkook, Bayan Vienna ve seni bir yemeğe davet etmek isterim, tabii Bayan Vienna için de uygunsa.

Jk:Karım bu aralar davete katılacak kadar müsait değil.

X:Ahh hadi ama Jungkook, karını bizden mi sakınıyorsun?Bu kadar güzel ve genç bir kızla gerçekten sohbet etmek istiyorum!

Jungkook hızla adamın oturduğu yere gitmiş, arkasından boğazını sıkmaya başlamıştı.Gözleri kızarmış, kanla karışık kusmuş olmasına rağmen adam hareketsiz kalana kadar ellerini çekmemişti.Herkesin odağı orasıydı ve irkilmişti herkes.Ellerini nihayet çektiğinde adam sandalyesinden yere doğru devrilmiş, boğazını tutarak öksürüyordu.Tanrım lütfen bu gördüklerim bir kabus olsun sadece...

Jk:Haddini aşmaman gerektiğini öğrenemedin mi seni p*ç kurusu.Hele ki benim olana sarkmaman gerektiğini hiç mi öğrenmedin ulan g*tveren!!

Üzerime gelip kolumdan tutarak beni sandalyeden kaldırıp davetlilere veda ettikten sonra paldır küldür odaya çekiştirmişti beni.Odaya geldiğimizde de bağırıp çağırmaya devam etmişti.

Vn:Jungkook ne oluyor bıraksana beni!!

Jk.KES SESİNİ!

Vn:Ben naptım şimdi?!!

Jk:KES SESİNİ DEDİM SANA DEĞİL Mİ!?!!

Kapıyı çarparak gitmişti.Sinirle giyinme odasına gidip siyah bir kazak, altına da yine kumaş pantolon giymiş, makyajımı silmiştim.Pencereden dışarıyı izlerken kapı aniden açılmıştı.

Vn:AAAYYY ANANI Sİ-

Jk:BAĞIRMA!!

Vn:Birden gelince şey e-ettim...

Üstüme yürümeye başlamıştı...KAHRETSİN BİR YERE AYRILAMIYORUM!!

Boynuma yaklaşmış burnunu boynuma sürterek konuşurken sıcak nefesini hissediyordum...

Jk:Beni çıldırtıyorsun...Güzelliğin, kokun iyi yüreğin, herkesi etkisi altına alabilecek kadar güçlü...

Vn:Şey b-biraz uzaklaşsan?

Jk:(Kafasını hayır anlamında sallar)

Belimden çekip yatağa yatırmıştı beni nazikçe, ardından odadan çıkmamamı tembihleyerek çıkıp gitmişti.Göz kapaklarım ağırlaşmaya başladığında kontrol edemeyecek kadar fazla bir ağırlık çökmüştü üzerime.Ardından gevşeyerek uykunun kollarına bırakmıştım bedenimi...

(...)

Kalktığımda yüzümü yıkayıp giyinme odasına bakmıştım.Jeon hala gelmemişti.Dışardan anlam veremediğim sesler gelmeye başladığında ''nasılsa hemen geri dönerim'' diyip dışarı çıkmıştım.

G.Efendim, kralın izni olmadan saraydan çıkmanız yasak.

Vn:Kraliçe olan benim?

G:Peki efendim siz bilirsiniz...(Kapıyı açar)

Dışarıdaki her şey çok garipti.Gökyüzüne baktığımda...Yine o sembol...Dünya'da gördüğüm sembolle aynıydı, doğruymuş...

Bahçedeydim henüz ve sera gibi bir yer vardı.Çiçekleri çok severdim ve belki biraz oyalanabilirim ve kafam dağılır diye içeri girmiştim.Fakat mor ve kırmızı yaprakları olan bir çiçeğe yaklaşınca etraf kararmaya, dengemi kaybetmeye başlamıştım. Gerisi karanlıktı...

X:Kralım!!

Jk:Ne var?

Kraliçe cadının şifahanesinde!Sizin sarayınızın bahçesinde baygın bulunmuş!

giggiewq'den

Jeon, karşısındaki görevliyi itip şifahaneye koşmuştu, içinde endişe ve korkuyla karışık sinir vardı.Vienna'nın başında cadıyla konuşuyorlardı.

C:Fazla telaşlanacak bir şey yok, sadece treus çiçeğinin kokusu onu bayıltmış.

Jk:Her gün oradan geçenler nasıl bayılmıyor peki?

C:Biz vampiriz kralım, insan vücudu treus çiçeğine karşı dirençsizdir.

Jk:Öyleyse ne zaman götüreceğim onu?

C:İksirini verdim.Vücudu kokunun etkisinden çıkarken istirahete sarayda da devam edebilir.Yalnız lütfen yorulmasın ve birkaç saat yatağından çıkmasın.

Jeon, hafif bedeni kucağına almış, saraya yürüyorken, bir anlığına mırıldanmıştı,

Jk:Sözümden çıkmanın bir bedeli olacak kraliçem...

''Vienna, canı için neleri göze alabilir...?''

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.