İçeriğe geç

Zalim

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Zalim

Bölüm 2

1.Bölüm-Beklenmedik

Rüzgarların eşlik ettiği bir sonbahar akşamıydı. Çimenlerin üstüne uzanmış, yıldızların oluşturduğu görsel şöleni izlemeye koyulmuştum.

Haftalardır vücuduma yüklenmiş olan tüm sinir ve stresimin toprağa aktığını hissedebiliyordum. Yerimden kalkıp bir yere gitmemi veya birilerinden kaçmamı gerektiren bir durum kalmamıştı. En azından ben öyle olduğunu düşünerekten kendimi teselli etmeye çalışıyordum.

Yaşadığım o zorlu ve tehlike dolu vakitlerin geride kaldığına inanmak zor geliyordu. Ne zaman bitti desem yine bir şeyler ortaya çıkıyor ve çözülecek sırlar beni bekliyordu.

Neyse ki son beş dakikadır ses seda yoktu etrafta. Ben, toprak ve yıldızlar vardı sadece. Bir zamanlar ailem de vardı, kurulu bir düzenim ve başımı sokacak bir evim. Şimdi her biri hatıralarımda yaşar haldeydiler.

Gözlerim yıldızlardan yızdızlara dolaşırken uzaklara daldım. Gözlerimin önünde hatıralarım canlanıverdi. Her şeyin başladığı o ilk günü düşledim. Hafızama öyle bir yer edinmişki saati saatine her şeyi hatırladığımı fark ettim.

Buraya gelene kadar başıma gelenleri tekrar göz önünden geçirmeye başladım... Her şeyin başladığı o güne odaklandı zihnim. Başıma geleceklerden habersiz normal bir hayata sahip olduğum o son anları tekrar canlandırdım kafamda.

Babamın bulunduğu uçağın düştüğünü öğrenmemizle başlamıştı her şey, düşen uçakta olduğu bile sonradan ortaya çıkmıştı. Gariplikler sinsilesi işte o anda başladı...

ÜÇ HAFTA ÖNCE, KAZA GÜNÜ

Annem mutfakta yemek hazırlarken, ben de televizyonda izlenecek bir şey var mı diye bakınıyordum. Kanallara sırayla bakınırken, haber kanallarının birer birer kırmızı bülten vermeye başladıklarını fark ettim.

İçlerinden birini açıp izlemeye koyuldum. Haber bir uçak kazasıyla ilgiliydi, uçak Ankara'dan Berlin'e saat iki buçukta kalkmış ve birkaç saat sonra uçaktan haber alınamamaya başlanmıştı. Uçağın enkazı ancak daha yeni saat akşam sekize gelirken Romanya ile Macaristan sınırına yakın bir ormanda bulunmuştu.

Ölü ve yaralı sayısı daha tam olarak belirlenememişti fakat havayolu şirketi web sitesinden uçakta yolculuk yapan kişilerin isimlerini yayınlamıştı.

Tüm haber kanallarında, internetteki tüm sosyal mecralarda kazadan bahsediliyordu fakat bu durum benim pekte ilgimi çekmemişti. Bir insanın ölmesiyle doğmuş olmasının arasında fark yoktu bana göre.

Doğarken ve her yaşımızı alırken ki kutlamaların temelinde bir sona yaklaşıyor oluşumuzu kutlamak, ölüme varınca da bayrakları indirip üzülmemizle aynı derece absürttü.

Bu yüzden, kaç kişi ölmüş, kaç yaralı var, kaza mıydı yoksa terör saldırısı mıydı gibi soruların cevabını aramaktan uzaktım. İnsanlar bunları tartışadursun ben ise yemek yerken izleyebileceğim bir dizi arıyordum.

Olaylardan bu kadar soğuk ve umarsızca bakmamın diğer bir nedeni kişiliğimdi, ölüm ya da ani olaylar bende hiçbir etki yaratmıyordu.

Duygularımı içimde yaşamaya programlanmış gibiydim. İstesemde üzüntü veya aşırı bir mutluluk belirtisi gösteremiyordum. Ailem bu tutumuma alışmıştı fakat yeni kişilerle ne zaman tanışsam bu özelliğim kendini belli ediyor ve insanlarla olan ilişkime kalın bir duvar örüyordu. Neyse ki bende pek tanışma meraklısı biri değilim, yalnız şövalye olmak bana yakışıyordu.

Kaza haberleri dışında izleyebilecek bir şey bulamadığım için televizyonu kapatıp, yemek masasına geçtim. Annem benim aksime kazayla ilgili haberleri çoktan izlemeye başlamıştı bile.

Telefonundan açtığı haber sitelerinden okuduklarının bir kısmını ara ara bana da bahsetmeye başladı, yüzü asılmış belli ki ölen onca kişeye ve ailelerine üzülmüştü. Annemle zıt düşmemek için çoğu kez yaptığım gibi birkaç gereksiz teselli de bulundum ve babamın ne zaman geleceğini bilip bilmediğini sordum.

''Aslında şimdiye gelmiş olması gerekirdi, bugün telefonlarımı hiç açmadı.' 'dedi annem.

Ardı sıra annemin telefonu çaldı.

"Baban arıyor olmalı.''dedi.

Ve telefonu salondan almaya gitti. Arayan komşumuz Hilal'di. Annem telefonu hoparlöre verdi ve yemekleri koymak için tabakları almaya başladı.

Hilal teyzenin sesinde gerginlik hakimdi.

''Esma televizyondaki uçak kazasıyla ilgili haberleri gördün mü? ''diye sordu Hilal teyze.

''Evet gördüm.Can kaybı çok olur diyorlar, Allah rahmet eylesin,mekanları cennet olsun. ''dedi annem.

Hilal bir süre sessizleşti ve titreyen bir ses tonuyla.

'' Esma canım, şuan her ne yapıyorsan hemen bırak ve sakince bir yere otur lütfen. Sana çok önemli bir şey söylemem lazım... Şey... oğlun yanındaysa odasına bir süreliğine gönderir misin? Lütfen, diyeceklerim önemli.''dedi Hilal teyze.

Telefon hoparlörde olduğundan denilenleri duymuştum ve anneme dış kapıyı işaret ederek, kapının önüne çıkacağımı belirttim. Annem kafasını salladı ve telefonu normal ses seviyesine alıp kulağına götürdü, tekli koltuklardan birine oturdu.

Dışarıya çıktığımda sonbaharın habercisi olan rüzgarlar boy gösteriyordu ve hava iyice kararmıştı.

Mavi renkli iki katlı sıradan bir eve sahiptik. Evin önünde müstakil, güzel bir arazimiz vardı. Ankara' nın nadir bina dikilmemiş, düzlük arazilerinden birindeydik.

Çevrede fazla ev yoktu, burası genel olarak büyük bir araziye düzensiz bir şekilde yayılmış müstakil evlerden oluşuyordu.

İnsanlardan uzakta ve doğayla iç içe olan bir yer olsa da, hiçbir zaman burayı sevmeyi başaramadım. İnsanoğlu daha fazlasını istemeye meyillidi.

Belki de benim huzuru bulabileceğim tek yer mezarlıklardı, çok kalabalık fakat sessiz olan bir yerdi. Bu aralar ölüm kelimesinin hayatımda çok yer ediğindini fark ettim.

Yaşımın verdiği ergence duygularla ölümü güzel sanıyor olmam çoğu zaman komiğime gidiyordu. Elime batan en küçük kıymıktan bile çektiğim acıyı düşünce inandığım inanca göre gideceğim cehennemde yanarken hissedeceğim acıyı ölçemiyordum. O yüzden bir süre daha ormanları olan bir cehenemde takılmayı yeğlerim.

Bu düşünceler eşliğinde kapının önündeki çimenlere uzanmış, yıldızları seyretmeye başlamıştım ki telefonumun ekranın açıldığını fark ettim. Telefonum sessizdeydi, telefonun ışığının yanmasıyla birinin aradığını tahmin etmiştim fakat arayan kişinin Lamin olacağını değil.

Devam ediyor...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.