" zaafı olan saltanat kuramaz"
-
Yuvarlak masanın etrafında toplanmış başkanın sinirli gidiş gelişlerini izliyorduk.. Ekipteki herkes buradaydı.. Ortamdaki gerginlik üst safadaydı.. Korku Herkesin gözünden belirgin bir şekilde okunuyordu..
"nasıl olur! Her geçen gün başka biri eksiliyor! Bu adamlar nasıl olursa bu kadar görünmez olur!" dedi sinirle bağırarak. Gür sesi bütün odada yankılanırken sinirle solumaya dvvam etti..
Taehyung dudaklarını ıslatarak başkana dikti koyu mavi gözlerini. "efendim ben aramızda bir sıçan olduğunu düşünmeye başladım." herkes ona bakmıştı. Derin bir nefes aldım ve gözlerimi kıstım, "aramızda sıçan olsaydı şuana kadar açık verirdi taehyung.. Saçmalıyorsun" alayla gülümsemişti. Diyeceklerini tahmin edebiliyordum "aslına bakarsan daha önce bu adamların arasına sızmayı başardın? Neden sen üstlenmiyorsun görevi?" dedi dimdik gözlerime bakarak. tzuyu sinirle taehyunga baktı," patronun sen olduğunu bilmiyordum taehyung "
Bir şeye de burnunu sokmasa olmazdı..
Taehyunga bakarak tekrardan göz devirdim ve başkana baktım. "Lalisa en iyi ajanlarımızdan, saçma sapan bir işe en iyi ajanımı gönderemem, bu çete şuanlık bir tehdit oluşturmuyor.. Kaçmaları tamamen şanstan ibaret.. Bu işi kökten çözüp lideri bulmalıyız" dedi. İmkansız geliyordu açıkçası.. Çete kendini yeni yeni belli etmeye başlamıştı..Ve işin aslı 3 baskınımızda da sanki olacaklardan haberleri varmış gibi ortadan yok olmuşlardı.. Bu kadar iyi korunan çetenin lideri kendini çabucak ele vermezdi.. Başkanın aksine farklı şeyler düşünüyordum..
Bu çete yeni olamazdı. Eminim ki önceden de vardı. Ve hep çevremizdeydi.. Kendilerini emniyete belli etmelerinin iki sebebi vardı.. Ya çok aptallardı, ya da fazlası ile zekilerdi.. 2. Seçenek beni korkutuyordu
"bu çeteyi hafife almıyor musunuz efendim?" dedim Ciddiyetle.. Az önceki haline göre daha sakin gözüküyordu.. Kafasını iki yana salladı ve baş sandalyeye oturdu. "köklü bir çete olduklarını düşünmüyorum.. Şuanlık bir sorun yok.. İlerde düşünürüz bunları.. Er yada geç açık verecekler, siz ölen kişilerin ailelerine baş sağlığı dileyin taehyung ile birlikte" dediğinde gözlerim taehyung salağına kaydı. "ikimiz mi?" dedim oflayarak.
"çocuk gibi atışmayı kesene kadar evet. Toplantı bitmiştir.." dedi ayağa kalkarak. Başkan odadan hızlı adımlar ile çıkarken sehun gülerek ikimize baktı. Eşyalarını topluyordu aynı zamanda. "kolay gelsin çifte kumrular" dediğini pek umursamasamda taehyung sinirle ona bakmıştı. "kafan bedenine ağır geliyor sanırım sehun" dediği ile tzuyu ile birlikte gülmeye başlamıştık. Sehunda kavga çıkarmamak adına gülümseyerek göz devirmişti. Ayağa kalktım ve derin bir nefes aldım.
Herkes tek tek çıkarken taehyung ile yalnız kalmıştık odada "yine başbaşa kaldık ajan lalisa" dedi ayağa kalkarken umursamadan kapıya doğru yürümeye başladım.
"mümkünse gidene kadar konuşma taehyung, seni çekecek durumda değilim, boş laflarını kendine sakla" dediğimde sessizce arkamdan geliyordu..
Herkes çalışırken biz aralarından sıyrılarak merkezden çıkmıştık. Bu çeteden henüz kimsenin haberi yoktu.
Dediğim gibi bir ay olmuştu kendilerini belli edeli.. Bizim ekibimizden başka bilen kimse yoktu. Ve bu çete ile uğraşmaya başladığımızdan beri ekipten her geçen gün birileri eskiliyordu.. Kimine intihar süsü veriliyordu.. Kimi ise arkada tanıklar bırakarak öldürülüyordu.. Bu kadar rahat davranmamız beni tedirgin etsene başkana bağlı olduğumuz için pekte sesimizi çıkaramıyorduk çünkü bütün meslek hayatımızı tek bir rapor ile silip atabilirdi..
Taehyungun arabasına bindiğimizde vakit kaybetmeden çalıştırdı. Gideceğimiz yeri navigasyondan açtım ve arkama yaslandım "sence diğerlerinden gizlememiz doğru bir karar mı?" dedim yüzüne bakarak. Her ne kadar birbirimizden nefret etsekte çok güzel fikirleri vardı.. Danışılması gereken bir insandı. Her ne kadar kindar ve boş konuşmaları olsa da..
"gözlerim yaşardı sen bana mı danışıyorsun şuan" dedi alayla gülümseyerek.. Tam olarak bundan bahsediyordum.. Göz devirdim ve kafamı başka tarafa çevirdim. "birşeyi de alaya vurma tanrı aşkına." dedim bıkkınlığımı belli ederek. "benimde aklıma yatmadı bunu sallamamız, belli ki çete ekipteki herkesi ortadan kaldırarak merkeze sızmaya yol açıyorlar.." dedi yüzüme bakarak. Kafamı hafifçe sallamıştım. "ilk defa korkmaya başladım bir vakada.."
Dediğimde gülmeye başlamıştı..
"yanılıyorsun lalisa.. Jack vakasında korkudan ağlamıştın.."dediği ile istemsizce bende gülmeye başlamıştım..
" onu karıştırma.. Hepsi senin yüzünden olmuştu lanet olası.. "
Dedim hala gülümseyerek." adam şaka olsun diye rol yapıyormuş.. Amcık" derin bir nefes alarak gülmeyi kesmiştim.. Ortamda bir sessizlik oluşmuştu..
"yurttaki yugyeom amcayı hatırlıyor musun?" dedi sessizliği bozarak. Kafamı hafifçe sallamıştım.. "evet" derin bir nefes aldı "geçen hafta ölmüş.." dediğinde kaşlarım havalandı. "gerçekten mi? İyi biriydi.." dedim. "jungkooku çok severdi." dedi sessizce. Dediği şey ile gözlerimi üzerinden çekmiştim.. Yüzüm istemsizce düşerken gözlerim saniyesinde yanmaya başladı. İsmini duymak bile büyük bir eziyetten ibaretti..
Taehyung ile çocukluk arkadaşıydık. Yurtta tanışmıştık, eskiden büyük bir arkadaş grubumuz vardı. Ancak jungkookla ayrıldıktan sonra hepsi ile arama baya bir mesafe girdi.. Sadece taehyung ve ben kalmıştık koskoca arkadaş grubundan.. Onunla her ne kadar itişip kakışsakta onu seviyordum.. Çünkü ondan başka kimsem kalmamıştı..
"jungkook nerelerde?" dedim boğazımdaki yumruyu zarzor yutarak. Taehyung bir kaç saniye konuşmadı.. Daha sonra derin bir nefes aldı. "bilmiyorum.. Uzun süredir görüşmüyoruz" dediğinde kafamı hafifçe sallayarak önüme dönmüştüm..
Onun hakkında konuşmak garip hissettiriyordu. Uzun zamandır görmüyordum onu.. En son 4 yıl önce onu başka bir kızla birlikte görmüştüm.. O gün onu dinlemeden çekip gitmiştim. Sonraki gün ise gelip açıklamaya çalışmıştı. Ancak onu dinlememiştim o kadar kötü ağlamıştı ki.. Bir adam bir kadının karşısında anca o kadar güçsüz gözükebilirrdi..
Gitmemem için saatlerce ağlamıştı..
Ancka ben ona o kadar sinirli ve kırgındım ki ağlamasına rağmen o uçağa binmiştim.. Onun aşkını ve gururunu ayaklar altına alarak binmiştim ben o uçağa.. O günden beri hiç görmemiştim onu.. O kadar özlüyordum ki.. 1 sene sonra dönmek istedim.. Ancak hiçbiryerde bulamadım onu.. Aramama rağmen telefonlarıma da bakmıyordu.. Mesajlarıma da aynı şekilde.
Taehyunga gittiğimde ise bana sinirle herşeyi söylemişti.. Ancak o kadar kötü bir durumdaydım ki taehyung beni affetmişti.. Bazen bana kaba ve kırıcı davranıyordu Ancka hak veriyordum..
Jungkookun sesini ve yüzünü.. Hiçbir şeyini hatırlamıyordum.. Elimde sadece küçüklük fotoğrafımız vardı..
Birden Taehyung arabayı durdur - duğunda öne doğru savrulmuştum. Sinirle ona bakmıştım. "mal mısın!? Gerizekalı!" dedim omzuna vurarak. Gülmeye başladığında göz devirmiştim. "çocuklarının öldüğünü nasıl söyleyeceğiz?" dedi ciddileşerek. Ciddi bir şekilde ona baktım. "ben söylerim" dedim kafasını salladı. Yüzündeki üzgün ifade nedense komik gelmişti. Dalga geçiyordu hala Tanrım.. Ölüm haberi vermeye gelmiştik?
"ben ağlarım söylersem" dedi, göz devirdim ve arabadan indim. Hala dalga geçiyordu
Minimalist bir evdi, küçük birde bahçesi vardı. 2 tane kız çocuğu oyun oynuyorlardı bahçede. Küçük olmasına rağmen oldukça ferah bir evdi. İçeri girdiğimizde zile basmıştım. Birkaç saniye sonra kapı açılmıştı. Genç bir kadın bize şaşkınca bakarken taehyung boğazını temizledi.
Arkasından yaşlı Bi kadın gelmişti
"iyi günler efendim.. Bay.. Jinin tanıdıkları siz misiniz?"
Genç olan yaşlı kadına bakmıştı. Daha sonra kafasını hafifçe sallamıştı. Anlamış olacak ki gözleri parlıyordu.
"buyrun lütfen" dedi geri çekilerek
Yutkunarak içeri adımladım.
İçeride 2 küçük kız ve uyuyan bir kadın vardı. Derin bir nefes alarak taehyunga baktım. Yaşlı kadın anlamış olacak ki söze girdi hemen
"kaç gündür kocasından haber alamadı yeni uyuyabildi.
" oturduğumuzda taehyung derin bir nefes aldı. "tuvaletinizi kullanabilir miyim" yaşlı kadın kafasını sallayarak ayağa kalktı onlar giderken gözlerim küçük kızlara takıldı. Elindeki fotoğraf makinesi ile oynuyorlardı
"merhaba tanışabilir miyiz" dedim gülümseyerek. İkisi de bana döndüğünde ikiz olduklarını fark ettim. Biri sarışın diğeri esmerdi.
"sen polis misin" gülümsedim "evet tatlım" ilgilerini çekmiş olacak ki heyecanla yanıma geldiler. "silahın var mı" güldüm hafifçe "var ama sadece suçlular için"
Sır söylemek istermişçeaine kulağıma yaklaştı. "benim babamın da vardı
Ama arkadaşı aldı" dediğinde yutkundum ve ona baktım. "arkadaşı kim?" "uzun boylu böyle kocaman siyah" dehşetle yutkunurken fotoğraf makinesini getirdi. "babamın kamerası bak" dedi gülümseyerek.
Elime aldığımda kızlar bana bakıyordu sadece. Fotoğraflara göz gwzdirdiğimde anlaşılmaz bir şekilde çekilmişti hepsi. "bunu alabilir miyim" dedim kıza eğilerek. Gülerek kafasını salladı çok heyecanlı gözüküyorlardı.
"kameranın hafıza belleğini alarak cebime attım.. Kısa süre sonra taehyung geldiğinde yüzü kaskatı kesilmişti." gidelim lalisa " kafamı salladım şaşkınlıkla, hızla yürüyerek ona yetiştim evden çıkarken yaşlı kadın rahatsız edici bir sakinlik ile bizi izliyordu sadece.
Taehyung ile yanyana yürürken kısa süreliğine kadına baktım." hiç oğlu ölmüş gibi davranmıyor"
"belkide ölmemiştir lalisa" dediğinde duraksadım ve ona baktım. "o ne demek? Taehyung"
"seni eve bırakayım