İçeriğe geç

YÜZBAŞI

Bölüm 7 · 3 dk okuma

YÜZBAŞI

Bölüm 7

5.Bölüm

YÜZBAŞI

5.Bölüm

ECRE ÖZDENOĞLU

Albay:Odama Gelin.

Mesajı yanımda duran Uras’a mesajı gösterdiğimde okuyarak odadan çıkmıştık.

“Kesin o Yemek Görevi ile ilgi.”

dedim oda beni onaylarlarken gelmiştik.

Kapıyı 2 kere tıklayınca içeriden “Gel!” Yanıtını alınca içeri girdik.

Albay söze girdi “Evet çocuklar Büyük bir zalim olan Hamdi Asakan Bir yemek resteroranın da bir görüşme yapacak sizden istediğim oraya gidip be konuştuklarını dinlemeniz olur mu sizin odanıza bırakılan kıyafetleri giyin ve yaklaşık 1-1 buçuk saate burada olun.”

Bizde Tamam deyip odan çıktık daha Uras ile konuşmaya vakit bulamazken odama koşa koşa gidip elbisemi giydim.

Masamın üzerine bırakılan makyaj mazemelerini alıp hızlıca tatlı şık ve sade bir makyaj yapıp odamdan çıktım.

“Ay çantamı unutmuşum.”diyerek geri döndüm ve çantamı aldım merdivenlerden aşağı inince takım elbiseli şık bir Uras tam da karşımda duruyordu.

Aşağı inip onun koluna girdim ve beklemeye başladık neyi bekledimiz hakkında gram bilgim yoktu.

Ama sormaya üşendiğim için hiç bir şey söylemek istemedim karşımızda duran boy aynasından kendime baktım.

Bordo dar ayaklarıma kadar uzanan yırtmaçlı elbiseme baktım.

Şık sade bir elbiseydi, ellerimde bulunan siyah eldivenler ile çok uyuşuyordu.

Siyah incili minik el çantamdan telefonumu çıkardım ve bir selfie çekildik.

Merdivenden üç adet çift vardı kafamı kaldırıp baktığımda ise Caner ve Zeynep bir çift Göktuğ ile Büşra bir çift Asaf ile Aslı bir çift olmuştu.

Kızların elbiseleri hemen hemen benzerdi yere kadar uzanan dar biri siyah biri beyaz ve biri ise lacivertti onların elbisesinde yırtmaç yoktu göğüs kısmında biri pullar ile biri tül ile süslenmişti biri ise sadeydi.

Erkeklerde ise biri siyah biri beyaz bir ise lacivert bir takım vardı.

Birde benim şaçlarımda Bordo ve siyah renklerinde taç varken kızların ise üzerindeki kıyafetle uygun mini taçları vardı.

“Çıkalım”dedi Uras kafamla tamam der gibi salladım ve arkamızı döndük ilerlemeye başladık bir bordo bir lacivert bir beyaz ve bir siyah Arabalar vardı muhtemelen onlar da bizim kıyafetlerimiz gibi kombinlenmişti.

Aynen düşündüğüm gibi olmuştu biz bordo arabamıza bindikten sonra sessizce konuma doğru ilerledik canım hiç konuşmak istemediği için konuşmadık ama radyo bir şarkı çalmaya başaladı

“ATEŞLE BARUT YAN YANA DURMAZ GÖNÜL DİLİNDEN ANLA BİRAZ…”

Şarkıya eşlik ettim ardından ise en çok şarkı çaldığı için arabanın içinde dans etmeye başladım

“Makedonsko Devojce…”

tam konuma geldiğimizde ise şarkı bitmişti.

Uras benden önce inip nazik bir şekilde kapımı açtı elinden tutarak nazikçe indim.

Bordo bereli olmamın en iyi yanlarından beri çok iyi rol yapabiliyordum bu tarz görevlerde çok ihtiyacım oluyordu.

Girişe doğru ilerlemeye başladık ardından bizim diğer çiftlerimizde ardımızdan geliyordu.

Girişten geçtiktikten sonra belirlene numaraya geçtik diğer çiftlerimizde yan masalarımıza geçtiler.

Ardından telefonuma bir bildirim geldi

Albay:Terorist yok bu bir görev değil ama bir süpriz var;)

Mesajı okuyup acaba ne oldu ki diye düşünürken mesajı Uras’a gösterdim o da düşünceye kapıldı derken bir pasta ve müzikle kafamızı çevirdimizde şok olmuştuk tüm tim olarak Göktuğ’nun Büşra’ya evlilik teklifini izledik ve Büşra elbette evet dedi.

Bizde hemen alkışladık ama bu beni belki Büşra’dan daha çok heyecanlandırdırmıştı.

“İlk aşkım değildin ama diğer tüm aşklarımı hükümsüz kalandır.”

Ama sen uzaklardaydın ey kalbim

Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı

Ayın yıldızların çağlayarak

Berrak şelaler yaparak

Coşku içinde aktığı

Bir yerlerdeydi.

Hani bir gün bir çobana rastlamıştık

Adı Ferhat mıydı neydi

Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin

Sadakatten mest oldukları

Herbirinin gözlerinde

Kaybolur gibi kayar gibi

Dalıp gittiğimiz o saadet evreni

Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç

Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan

Yaslan göğsüme sevdiğim

Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir

Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir

Toprak gibidir

Sen ki bulut gibisin

Ay gibisin güneş gibi bazen

Usul usul inen

Yağmur tıpırtılarını

Dinler gibi

Dalıp gitmiştik

Sen konuşuyordun

İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun

Onlar ki konuklarımızdı

Adları Keremdi,Yusuftu, Kaystı

Hepside ezelden tanıdıktı dosttu.

**********

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.