İyi okumalar
İlahi bakış açısı
Açelya gittikten sonra Hakan da arabasına binip evine gitmişti.
Onunla buluşup konuştuğunda ne yaşanacağını düşündüğünü kendisi bile bilmezken içinde hayal kırıklığı ve buna tezat olarak bir mutluluk baş gösterdi.
Açelya onu bilerek tanımamazlıktan gelmemişti, gerçekten tanımıyordu. Aynı olay bir insanda iki zıt duyguyu açığa çıkarabilir miydi?
Hakan evinin kapısını açıp içeri girdi, kendisine bir kahve yapması gerektiğini düşündü.
Üzerini değiştirip soğuk bir duş aldıktan sonra kahvesini yapmak için açık gri tonlarının hakim olduğu mutfağına girdiğinde sol tarafındaki tezgahın üzerinde duran kahve makinesiyle kahvesini hazırladı.
Kahvesi tam istediği gibi olduğunda bardağı burnuna götürüp kokladı ve elindeki kahveyle oturma odasına gidip kapının tam solundaki üçlü koltuğu es geçerek tekli koltuğa oturdu.
Genç adam loş ışığın altında kahvesini yudumlarken düşünmeye başladı.
Açelya'yı geçen gün yıllar sonra ilk defa gördüğünden beri zihnini kurcalayan esas kişi Merih'ti.
Merih lise yıllarından beri en yakın arkadaşı olduğundan toz konduramasa da içten içe onun suçlu olduğunu düşünüyordu.
Bir anda düşüncelerini tamamen Merih kapladığında kendi düşüncelerinde boğulmaktansa şimdilerde dedesinin yanında olan eski menajerini ve en yakın arkadaşını aramakta karar kıldı.
Cebindeki telefonunu eline alıp Merih yazısının üzerine tıkladığında çok geçmeden telefon açıldı ve ahizenin diğer tarafından bir ses yükseldi,
"Hakan, bir sorun mu var kardeşim?"
Hakan elindeki kupanın içindeki sadece dibi kalmış kahveyi bir o yana bir bu yana sallayıp bardakla oynarken cevap verdi, "Hayır, bir sorun yok. Ne zaman geleceğini sormak için aradım sadece."
Merih biraz sessiz kalıp "Bir haftaya oradayım, Mert mi sorun çıkarıyor?" Diye sordu.
Hakan onaylamayan bir ses çıkarıp,
"Yardımcı oluyor bana eşek sıpası," Dediğinde yüzünde bir gülümseme oluşmuştu.
Merih hafifçe kıkırdadığında Hakan ona çabucak gelmesini söylemiş, biraz daha konuştuktan sonra telefonu kapatmıştı.
İster istemez eskisi gibi bakamıyordu Merih'e.
Merih geldiğinde onunla uzun bir konuşma yapacaktı ve bu konuşmanın sonucunu şimdiden tahmin edebiliyordu.
Üzerine daha dava vardı, Açelya'ya güveniyordu ama kaybetme ihtimalini de düşünmesi gerektiğini biliyordu.
Sıkıntıyla ofladığında zaten çok iyi olmayan keyfi tamamen kaçmıştı.
.....
Açelya'nın ağzından
Eve gittikten sonra aklım okumaya tenezzül etmediğim liseden kalan kağıt parçalarına kaymış, bir şeyler bulabilmek için o kağıtların arasına karışmıştım.
Çoğunluğu ders notları olan kağıtların arasında işime yarayan bir kağıt bulmak için resmen debeleniyordum.
Bir şeyleri ya işe yararsa düşüncesiyle atmamayı tercih ederdim ve bu ilk defa zarardan çok yarara neden olmuştu.
Kurcaladığım sayısız kağıttan sonra sonunda bir kağıt bulmuş ve içimden okumaya başlamıştım,
"O kızın amacı en başından beri belliydi, sen sadece göremeyecek kadar saftın Açelya."
Altına kendi yazdığımı tahmin ettiğim bir yazı,
"Bu konuda beni suçlayamazsın, kim olsa ona inanırdı. Ne kadar inandırıcı rol yaptığını dün gördüğünü sanıyordum."
"Dün gördüğüm tek şey timsah gözyaşlarıydı, ciddiyim bu kadar saf olma."
Karşı tarafın yazdığı son notu da okurken kendi kendime göz devirdim. Tam olarak 18 yaşında iki kişinin yazabileceği bir nottu. Not hakkında bilginiz olmasa bile lise yıllarında yazıldığını anlayabilirdiniz.
İçinde hiçbir isim geçmediğinden notların kim hakkında olduğunu bulamamış, biraz daha aradıktan sonra buna benzer birkaç not daha bulmuştum.
Onların da üzerlerinde hiçbir isim yazmadığından kafam iyiden iyiye karışmaya başladığında daha fazla üzerine gitmemin aklımı iyice karıştıracağı kanısına varıp bir süre ara vermeye karar vermiştim.
BÖLÜM SONU
Ya bir şey soracağım siz Açelya'nın neden geçmişine bu kadar takık olduğunu anlıyorsunuz değil mi?
Kendisini bulamayan ve boşlukta olduğunu hisseden, eksik hisseden bir kadın ve bunun sebebinin lise yıllarını hatırlayamaması olduğunu düşünüyor🥹
Ona göre lise yıllarını hatırlasa içindeki boşluk dolacak, artık geçmişi ve geleceği bir bütün olabilecek... Öyle olmadığını görecek evet ama şuan inancı bu yönde...
Seviliyorsunuz, görüşürüz