POSEIDON

Poseidon, Olymposlu tanrılar arasında denizi simgeler ve denizlerin mutlak hakimi sayılır. Homeros destanlarında Pose-idaon diye anılır. Poti-dan’dan türeyen bu ad başka Hint-Avrupa dillerindeki biçimiyle karşılaştırıldığında, “denizlerin efendisi” anlamına gelir. Gücü ve egemenlik alanı sadece denizlere değil, akarsu ve göllere kadar da uzanır. Poseidon sadece dalgaları yönetmekle kalmaz aynı zamanda fırtınalar yaratabilir. Elinde tuttuğu tridentinin bir vuruşuyla kıyılardaki kayalıkları yerinden oynatabilir ve korkunç depremler oluşturabilir. Toprağı da allak bullak edebilen tanrı kimliğiyle ona toprağı sarsan anlamına gelen Enosigaios da denir. Zeus’dan sonra en önemli tanrıdır. Trident, at ve yunus balığı onun simgesidir. Roma mitolojisinde adı “Neptün”dür.
Kronos ile Rheia’nın oğlu, Zeus ve Hades’in kardeşidir. Bir efsaneye göre; Kronos diğer çocukları gibi Poseidon’u da doğar doğmaz yutar, sonra Zeus annesi Rheia’nın yardımıyla kaçırılıp babasına diğer kardeşlerini kusturunca Poseidon’a deniz egemenliğini verir. Diğer bir efsaneye göre ise; Zeus, Hades ve Poseidon babaları Kronos’u gökten indirdikten sonra gökyüzünün, denizlerin ve ıssız yeraltının efendisinin kim olacağını belirlemek için aralarında kura çekerler. Yeryüzü herkesin ortak kullanımına açık olmak üzere kuradan Zeus gökyüzünü, Hades yeraltını ve Poseidon da denizi kazanır.
ZEUS İLE ÇEKİŞMESİ:
Poseidon sakallı ve gösterişliliğiyle Zeus’a benzer tipte betimlenmiştir. Fakat Zeus kadar güçlü olmamakla birlikte saygınlıkta onunla eşitti. Kardeşi gibi sert ve kavgacı bir doğaya sahipti. Zeus’la boy ölçüşmekten çekinmez, onun buyruklarına baş eğmekten hoşlanmadığı gibi diğer tanrılarla birlik olup tanrıların babasını zincire vurmaya bile kalkıştı. Zeus’a şöyle meydan okur:
Yiğitliğine yiğittir, bilirim onu (Zeus’u), ama beni küçümsemek ne oluyor eşitim ben onunla, bana zorla baş eğdirecek olan o mu? Rhea doğurdu Zeus’u, beni, ölülere hükmeden Hades’i, dünya üçe bölündü, üçümüz de aldık payımızı, kura çekildi köpüklü deniz düştü bana, her zaman orada oturayım diye. Zeus’a bulutlar arasında engin gök düştü. Ama toprakla koca Olympos’ta herkesin payı var, bu yüzden yaşamam ben Zeus’un keyfince, gücü varsa rahat otursun kendi payında, ülkesinde, korkutmasın elleriyle, alçak yerine komasın beni.
POSEIDON VE ATHENA:
Poseidon’un topraklara hükmetme gibi bir hırsı vardı. Tridentini bir keresinde Atina’daki Akropolis’e fırlatıp deniz sularının doldurduğu bir çukur açarak burada hak iddia etti. Daha sonra, Athena’da pınarın yanına ilk zeytin ağacını dikerek şehir üzerindeki egemenliğini daha nazik bir şekilde iddia etti. Buna öfkelenen Poseidon, Tanrıça’yı teke tek dövüşe davet etti. İki Olymposlu arasında kavga tam başlayacakken Zeus araya girdi ve onlara bu tartışmayı mahkemede çözmelerini emretti. Bunun üzerine Olymposluların hepsinin hazır bulunduğu ilahi mahkemeye çıktılar.
Zeus hiçbir görüş belirtmedi, diğer bütün tanrılar oylarını Poseidon’a, tanrıçalar ise Athena’ya verdiler. Mahkeme en sonunda şehri, bir oy fazlasıyla daha güzel hediye (zeytin ağacı) verdiği için Athena’ya verdi. Öfkeden çılgına dönen Poseidon, tanrıçanın şehrini gönderdiği dev dalgalarla sular altında bıraktı. Bu şehri terk etmek zorunda kalan tanrıça, kendi adıyla anılacak başka bir şehir olan Atina’yı kurdu.
POSEIDON VE MEDUSA:
İsimleri Stheino, Euryale ve Medusa olan Gorgonlar üç kız kardeştiler. Bu kardeşlerden Medusa dışında ikisi ölümsüzdü. Athena’nın Atina’daki tapınaklarından birinde Medusa yaşardı. Medusa o kadar güzeldi ki tanrıçalar bile onun güzelliğini kıskanırdı. Tanrıça Athena’da onun güzelliğinden rahatsız olur, için için ona kin beslerdi. Dilden dile anlatılan bu güzellik tabi Poseidon’un da kulağına gitti.
Athena’ya yenilgisini hazmedemeyen Poseidon, bir gün Athena’nın tapınağına gelir ve burada Medusa’yı görmesiyle ona aşık olur. Tanrı, Medusa’nın aşkıyla iyice büyülenir ve aşk yeri olarak tapınağı seçer. Gizlice tapınağa gelerek Medusa’ya sahip olur. Fakat çok zaman geçmeden bütün olanlardan Athena haberdar olur. Durumu kendisi için aşağılayıcı bulan Athena, Medusa’ya olan öfkesini ve kıskançlığını bu olayı bahane ederek cezalandırır. Tanrıça onu fal taşına benzeyen gözleri, yılanlarla dolu saçları, ağızdan dışarı sarkan dili, kocaman dişleriyle pençeleri olan ve baktığında insanları taşa çeviren bir canavara dönüştürür.
Athena verdiği ceza ile yetinmeyip Medusa’yı öldürmesi için Zeus’un oğlu Perseus’la yani üvey kardeşiyle işbirliği yaparak bu canavarın kafasını gövdesinden ayırttırır. O sırada Poseidon’dan hamile olan Medusa’nın başsız gövdesinden akan kanından, Khrysaor ve kanatlı at Pegasus dünyaya gelir.
