İçeriğe geç

Yunan Mitolojisi

Bölüm 2 · 1 dk okuma

Yunan Mitolojisi

Bölüm 2

Afrodit

AFRODİT

Afrodit, aşk, güzellik, şehvet ve cinselliğin tüm yönlerinin antik Yunan tanrıçasıydı. Güzelliği ile hem tanrıları hem de insanları yasaklı şeylere sürükleyebilir ve onlara tatlı şeyler fısıldayabilirdi. Gök tanrısı Uranüs'ün kopmuş cinsel organından Kıbrıs yakınlarında doğan Afrodit, yalnızca geleneksel olarak bir aşk tanrıçası olarak görülmekten daha büyük bir öneme sahiptir.

Erkekler, kadınlar ve şehir devlet yetkilileri tarafından tapılan Afrodit, antik Yunan şehirlerinin ticaretinde, savaşında ve siyasetinde de rol oynamıştır. Ayrıca Afrodit, denizde seyahat edenlerin ve beklenildiği üzere elit hayat kadınlarının ve fahişelerin koruyucusu olarak onurlandırılmıştır. Tanrıçanın Roma mitolojisindeki karşılığı Venüs'tü.

Mitolojide tanrıça, Kronos'un babası Uranüs'ü (Ouranos) orakla hadım etmesi ve cinsel organını denize atması, sonrasında Afrodit'in denizde çıkan köpüğün (aphros) ortasında belirmesiyle doğmuştur. Diğer anlatılarda, kendisi Zeus ve Dioni'nin (Titan Tanrıça) kızıdır. Hesiodos ilk anlatıyı, Homeros ise ikinci anlatıyı baz alır. Bu sebepten Yunanlılar, iki efsane mitoloji yaratıcısının bu denli çelişkisinden dolayı sıkıntıya düşmüşlerdir. Hatta, Platon bu iki eski yazarı uzlaştırmak için bu iki tanrıçanın aslında aynı adı taşıyan farklı kişiler olduğunu öne sürmüştü; biri (onun görüşüne göre) erkekler arasındaki daha fazla sevgiyi, diğeri ise erkekler ve kadınlar arasındaki sevgiyi temsil ediyordu. Platon bunlara sırasıyla 'Göksel Afrodit' ve 'Evrensel Afrodit' adını verdi.

Kökeninden daha kesin şey ise, tanrıçanın doğuşu, sonrasında kendisine adanmış birçok kıyı tapınağında öne çıkan denizle ilişkisi ve Afrodit Pontia ('derin deniz') ve Afrodit Euploia ('adil yolculuk') gibi birçok yaygın sıfatının bulunmasıdır. Afrodit, en parlak gezegen Venüs ile ilişkilendirilirdi ve bu, her zaman değerli bir yol gösterici yardıma, eski denizcilerle başka bir bağlantıya da işaret ediyor olabilirdi.

Afrodit genellikle birlik ve uyumun yanı sıra karıştırma veya 'harmanlamayı' temsil ediyordu ve bu, tanrıça'nın savaş ve siyaset gibi çok çeşitli ilişkilerini, farklı grupların bir arada çalışması gereken alanları açıklayabilir. Kendisi özellikle şehir hakimlerinin de koruyucusuydu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.