Yeni bir güne nefes alıyorum, ama aldığım nefes benim mi bilmiyorum, hiç sormadım kendime "ben ne için yaşıyorum?" o kadın hayatıma girmeden önce kafam rahattı hiç bir şey düşünmüyordum şimdiyse düşünmekten uyuyamıyorum, "işe geç kalmıştım, gerçi kimin umurunda, ben bu zamana kadar işte mi çalıştım? Rahmetli babamın mirası sağolsun, benim yerime başkaları yapıyor işi" tam olarak bugün, 24 yaşına ayak basıyorum, babam öldükten sonra doğum günümü kutlamadım hiç, bugün doğum günüm olduğunu bile telefonuma kurduğum hatırlatıcıdan gördüm. Doğum günüm bile bilinmiyordu zaten. Akşam tekrar başka bir kadın buldum, aradım, geldi. İşi bırakıp tekrar hovardalığıma dönmüştüm. Artık neyi isteyip istemediğimi bilmiyordum, bildiğim tek şey artık kendi benliğimden uzaklaşıyor olmam... Bu dünya mutlu olmayı beklemek için çok kısa, acil bişiler bulup mutlu olmamız lazım, ama ben bunu dinlemeyip sessizce babama kavuşacağım günü bekleyeceğim... Ertesi gün kadın gitti, Bende kendime bir kahve yaptım, bu sefer cam kenarına koymadım, yine kuş pislemesin, bazen anısı olan şeyleri yeniden kullanmak gerekir eski anıları unutmak için, yerine yenisini ekmek gerekir umut tohumlarının, sürekli ağıt yakmak, sadece bizi bizden götürür. Elvan'ın durumunu merak ediyorum ama etmemeliyim biliyorum, her geçen gün daha da uzaklaşıyoruz, her gün birazdaha kopuyor ipler. O ipler gerginleştikçe, kalbimi acıtıyor...
Bölüm 6
Günahkar bela
