Sabah yine uyandım, niye uyandım amınakoyim diyerek güzel günüme başladım. Bağırışmalar vardı evde ve kimden geliyordu? Tabiki de annemdendi. Bu karıdan bıkmıştım amınakoyim, ablama dün geç kaldı diye kızıyordu. Okuldan çıkınca sevgilisinin yanına gitmişti, yine sıçtığı boku kim sıvamak zorunda? Ben. Araya girip durdurdum, yine annem "Baban eve gelsin ona anlatırsın bu yalanı, getir o telefonunuda bakıcam." adlı şiirini okumaya başladı. Ablam telefonunu hemen temizledi bende yemek yiyip gittim okula, okula giderken bizim kız grubunu gördüm. Onlara görünmeden gittim okula çünkü beni ne zaman görseler makyaj yapmaya çalışıyolar, ilk başta iyiydi ama yaptıkları zaman makyajsız halimle şaka yalanıyla dalga geçiyorlar. Sinir bozucu birşeydi. Uzun uğraşlar sonunda derse 13 dakika geç kalarak okula gittim, ders ingilizceydi. Hoca beni hiç sevmiyor çünkü evde izlediğim filmler sayesinde öğrendiğim İngilizce bir yerlerine batıyordu, tüm sınıf İngilizce ile ilgili soruları ona sormak yerine bana soruyordu. Bir de yok mu "Öğretmen o mu ben mi, beni istemiyosanız gideyim ben." demesi. Herkes pick me erkekler ve kızlar hakkında sorun yaşarken benim pick me hocalarla mücadelem bitmek bilmiyor. Neyseki 4 ders çabuk geçti, öğle arası oldu. Yanımda para vardı fakat yemek yemek istemiyordum, yine kilo alacaktım. İstemiyorum, kilo almak istemiyorum. Okul sonunda bitmişti, eve döndüm. Annem yine bağırıyodu, katlanamadım ve paketimi aldığım gibi parka gittim. Pek sigara kalmamıştı, çocukların gözlerine bakarak sigaramı yakmıştım, 9 yaşındaki veletlerle kavga ederek salıncağa oturdum. Bu döngü ne kadar sürecekti? Sanırım defterime not yazarak anlamam gerek, Yuki'nin... İntihar etmesine kalan son 365 gün...
Bölüm 1
365. gün
