İçeriğe geç

You Belong With Me (Texting)

Bölüm 7 · 5 dk okuma

You Belong With Me (Texting)

Bölüm 7

7.🩵

She wears high heels I wear sneakers She's cheer captain and I'm on the bleachers I know your favorite songs And you tell me 'bout your dreams *** Aybora'nın pencereme doğru ''Geldim!'' diye seslenmesiyle sırt çantamı da kaptığım gibi hızlıca dışarı çıktım. Kalbim gümbür gümbür atarken yanına doğru ilerledim. Her zaman giydiği yırtık kotlarından biri vardı üzerinde. Üstünde ise beyaz bir tişört ve kalın bir hırka... Yine göz kamaştırcıydı. Hemen yanında durduğumda beni beğeniyle süzdü. ''Cidden yakışmış.'' dedi aldığı kazağı kastederek. Sırf o aldı diye bu kazağı eskitene kadar üzerimden çıkarmak istemediğimi bilmiyordu tabii. ''Teşekkür ederim.'' dedim. Tabii bir yandan da kontrol etmekte fazlasıyla zorlandığım bir sırıtış yer edinmişti yüzümde. Yanaklarımın da kızardığını hissediyordum. İkimiz de yürümeye başladığımızda yürürken sessiz kalmayı ve müzik dinlemeyi sevdiğini bildiğimden kulaklıklarımı çıkartıp tekini ona uzattım. Bu anı uzun zamandır yaşamadığımız için bir an duraksadı. Sonra gülümseyerek kulaklığı alıp taktı. Ben de onun için ayrı hazırladığım müzik listeme tıklayıp ilk şarkıdan başlattım. Spor salonuna neredeyse yaklaştığımızda bana bakıp ''Tüm bu çalan şarkılar benim favorilerim. Nasıl tutturmayı başarıyorsun anlamıyorum. Bu büyük bir yetenek.'' dedi hayranlıkla. Yetenek değil aslanım. Aşk o aşk ama sen anlamazsın tabii. ''Öyle. Yetenekliyimdir.'' dedim saçlarımı geri savururken. Başını iki yana sallayıp bu cevabıma karşı kıkırdadı. ''Bilmez miyim? Özellikle perşembe günü açtığın şarkıları seçme konusunda epey yeteneklisin.'' Göz devirdim. Bu çocuğun benim perşembe şarkılarımla problemleri vardı. Kıkırdamaya devam ettiğinde ona ters bir bakış attım. ''Ne gülüyorsun be!?'' ''Bir de kostüm değiştirip komik danslar yapman yok mu...'' Kıkırtıları kahkahalara döndüğünde gözlerimi kısıp koluna bir yumruk geçirdim. ''Sen beni mi dikizliyorsun oğlum her perşembe? Allah Allah ya! Nereden biliyorsun kostümlerimle danslarımı?'' Kolunu ovuşturup yürümeye devam etti. ''Yatak odanın penceresi benimkinin hemen karşısında. Görmemek için kör olmam gerekiyor. On tane komedi filmi izlesem o kadar gülmem. Bunu nasıl kaçırabilirim ki?'' Ona bir kez daha vurmaya hazırlanıyordum ki koşmaya başladı. Ben de peşinden koşmaya başladım. ''BUNDAN SONRA O PERDELERİ ÇİVİLERLE SABİTLEYECEĞİM DUVARA! HİÇBİR ŞEYCİK GÖREMEYECEKSİN PİS KÖPEK! RÖNTGENCİ SAPIK!'' Ben de ara ara onu dikizliyordum ama konumuz bu değildi şimdi. Koşmaya devam ederken arkaya doğru dönüp bağırdı. ''HAYIR BAK NE OLUR BENİ O ZEVKTEN MAHRUM BIRAKMA!'' İkimiz de deli danalar gibi koşmaya devam ederken çoktan spor salonuna varmıştık bile. Ben en son nefessiz kaldığımdan pes etmek ve yavaşlamak zorunda kalmışım. Aybora ise sadece hızlı yürüyüş yapmış gibi sakindi. Yani ben kim koskoca futbolcuyla yarışmak kim? Pertim çıkmıştı anasını satayım. Zar zor tribünlere çıkıp yerimi kaptığımda bacaklarım zangır zangır titriyordu yeminlen. ''Maç başlayacak birazdan. Ben gidip hazırlanayım.'' dedi Aybora. Onu onayladığımda tam çekip gidecekti ki arkasını döndüğü gibi tezahürat takımını gördü. Yani Zeynep'in başlarında olduğu 'Pon pon kızlar' takımı. Ağğğğğğ! Delirecektim. Kız tüm ihtişamıyla duruyordu orada. Mini etek, crop, ince bel, uzun bacaklar, siyah saçlar, makyaj ve o topuklu ayakkabılar. Direkt ayaklarıma baktım. Neredeyse eskittim diyebileceğim sıradan spor ayakkabılar karşıladı beni. Ben bu kızla nasıl yarışacaktım yarabbelalemin!? Aybora da duraksamıştı. Zeynep henüz onu fark etmemişti. Bense her bir mimiğindeki değişikliği çok net bir şekilde fark etmiştim. Az önceki eğlenen halinden eser kalmamıştı. Yüzü tamamen düşmüştü. Rakip takım yavaş yavaş sahaya girerken onlardan biri ''Zeynep!'' diye bağırdı ve tüm dikkatler oraya kaydı. Bu çocuk Aybora'nın ezeli düşmanı olan Furkan'dan başkası değildi. Zeynep sırıtarak ona el salladığında Aybora'nın elleri yumruk şeklini aldı. ''ATACAĞIM İLK GOL BENDEN SANA GELSİN BEBEK!'' Furkan'ın cümlesi karşısında benim bile sinirim tepeme çıkarken Aybora'nın ne durumda olduğunu hayal bile edemiyordum. Yine de nasıl başardıysa durumu görmezden gelebilmişti. Muhtemlen bünyesine sabır yüklemesi yapılmıştı. Zeynep ''Hadi bakalım!'' deyip Furkan'a bir öpücük gönderdiğinde ve etraftaki insanlar ''Oooooo'' nidaları dökmeye başladıklarında Aybora daha fazla dayanamayıp hemen alanı terk etti. Gidip hazırlanacaktı büyük ihtimalle. Gerçi bu sinirle maça çıkması sağlıklı olur muydu, emin değildim pek. Umarım bir sorun yaşanmazdı. Gergin gergin maçın başlamasını beklerken Aybora'nın takımı da sahaya geçmişti. Tüm spor salonunu tezahürat sesleri doldurdu. Epey kalabalıktı aslında. Bu kadar seyircinin olması biraz şaşırtıcı, biraz da gericiydi. Düdük sesiyle maç başladığında stresten tırnaklarımı yemek üzereydim. İlk dakikalarda Aybora'nın takımı ne yazık ki çok kötü başlamıştı. Pon pon kızlar ise karşı takımı destekiyorlardı ve sesleri bütün salonda yankılanıyordu. Sevgilinin karşı takımı desteklemesi çok berbat hissettiriyor olmalıydı. Furkan dediği gibi ilk golü atıp Zeynep'e baktı. ''HEDİYEM YERİNE ULAŞTI BEBEK!'' deyip bir de üstüne öpücük attı. Aybora'nın sinir küpüne döndüğünü anlamak zor değildi ve biliyordum ki sinirliyken düzgün düşünemez, adam akıllı oynayamazdı. Salondakilerin çoğunun karşı takımı destekliyor olması da ayrı bir dertti. Yok mu ulan şu gariban takımın bir destekçisi!? Vardı ya lan! Ben vardım burada! Hızla ayağa kalkıp önümdeki herkesi ittirerek en ön kısma geçtim ve sesimin sınırlarını zorlayarak Aybora'ya tezahürat yapmaya başladım. Sesim spor salonundaki herkesin sesini baskılarken dikkatleri üzerime çekmiştim bile ama umrumda bile değildi. Şu an tek derdim Aybora'nın toparlanmasıydı. Bu maçı kazanmalıydı. Çünkü kaybederse çok daha kötü hissedeceğini çok iyi biliyordum. Aybora'nın bakışları beni buldu. Önce şaşkın şaşkın baksa da sırıtarak ona tezahürat yapmaya devam ettiğimde minnet dolu bir şekilde gülümesedi. Yerdim. Ben sırf o gülümseme için sesimden vazgeçmeyi bile göz almıştım o an. Son derece zorlu bir maç olmasıyla birlikte çok şükür ki Aybora'nın takımı kazanmıştı. Sevinç çığlıkları atarken sesimin çoktan Allah'ın rahmetine kavuştuğunu biliyordum. Kısa süre içinde Aybora üzerini değiştirip yanıma geldiğinde onu içtenlikle tebrik ettim. O da teşekkür ederken gözleri Zeynep'e kaymıştı. Üzülmüş olmalıydı. Haklıydı da... Eve dönüp dinlenmek istediğini söylerse itiraz etmeyecektim. ''Gidelim mi?'' diye sorduğunda başımla onu onayladım. ''Eve mi?'' Sorum onu şaşırtmış gibi gözlerini irileştirdi. ''Yoo gezecektik ya? Ne evi?'' Bir yorum yapmadan sadece omuz silkip dudak büktüm. Sessizliğimizi koruyarak spor salonundan çıkıp yürümeye başladık. Yine kulaklarımızda kulaklık ve onun favori şarkılarıyla dolu olan şarkı listemle... *** Bölüm sonuuu Ne düşünüyorsunuz bakalım bölüm hakkında

Bölüm sonu

2 yorum