Kaira'nın sahip olduğu tek şey yatağının altındaki kılıç ve yan odada uyuyan Lyan'ın nefes sesleriydi. Annesi yıllar önce onları bu yıkık dökük sınır kasabasında bıraktığında, Kaira'ya tek bir şey söylemişti: "O sana emanet." Kaira o günden beri ne naif bir kız çocuğuydu ne de sırtını yaslayacak bir duvarı olan biri. Sertti, çünkü hayat onu yontarak bu hale getirmişti. Kaybedecek bir şeyi yoktu; Lyan dışında. O sabah Lyan'ın odasından alışageldiği mırıltılar yerine bir sessizlik geldiğinde, Kaira'nın kalbine ilk kez gerçek korku düştü. Yatak boş ve soğuktu. Pencerenin pervazına bırakılmış tek bir şey vardı: Kral Theron'un kan kırmızısı mührünü taşıyan bir parşömen. Kaira'nın kanı damarlarında buz kesti. Theron. Annesinin yıllar önce tahtından ettiği, sürgüne yolladığı o mağrur kral. İntikamını, annesinin en masum parçasından, Lyan'dan alıyordu. Kasabanın ileri gelenleri omuz silkti, muhafızlar korkuyla geri çekildi. Kimse Theron'un krallığına kafa tutamazdı. Kaira tek başınaydı. Ama hiçbir şeyi olmayan birinin korkusu da olmazdı. Theron onun en değerli varlığını almıştı. O da Theron'un en değerlisini alacaktı. Kraliçe Elara'yı. İlk işi, Theron'un kalesine en kolay sızmanın yolunu bulmaktı. Saray hizmetkârlarının her akşam mal boşaltmak için kullandığı lağım tünelleri, söylentilere göre doğrudan mutfağın altındaki kilerlere çıkıyordu. Pis, karanlık ve tehlikeli bir yoldu. Tam Kaira'ya göre.
Bölüm 1
Lyan'ın kayboluşu
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.