"Ölüm gibi bir gün
Dudağımda zehir gibi
Füsun değil mi bu?
Başka türlü mümkün değil"
(Dedublüman - Çözemezsin)
Ayaklarımı zemine kurşun gibi vurarak geçtiğim sokak zeminlerinin küfürlerini hissediyordum ardımdan.
Fatma Turgut'un konserine yetişebilmek için verdiğim bu çaba takdire şâyândı.
Sevdiğiniz sanatçının konserine gidip delice eğlenmenin verdiği mutluluğu şuana kadar hiçbir şeyden alamamış olmamın garibanlığını es geçecek olursak ufacık şeylerle bile mutlu olmayı becerebilen bir insandım.
Birkaç dostum vardı canımdan öte tuttuklarım, başka da birşeyim yoktu. Gerek de duymuyordum zaten onlar bana yeterdi.
Konser alanına yaklaştıkça içimde coşan mutluluğu hissettikçe bir kez daha kalbim fırlayacakmış gibi atıyordu olduğu yerden.
Kalabalığın arasında aradığım arkadaşlarım bir süre sonra göz odağıma girdiklerinde koşarak yanlarına yaklaştım ve adeta şakıyarak "Ben geldim" dedim.
Gülümseyerek hepsiyle selamlaştıktan sonra önlere doğru ilerlemeye başladık. Kendimize net görebileceğimiz bir yer bulduktan sonra Fatma Turgut'u beklemeye başladık. Saniyeleri sayıyordum ki sahneye düşen silüetle sırıtışım yüzümde büyüdü ve fısıldadım "İşte başlıyoruz kızım.."
∆∆∆∆∆
"Ya kızım her zaman getiriyorsun bizi böyle yerlere sonra ayaklarımızın ağrısından yataktan çıkamıyoruz. Yemin ederim öyle bir bağırmışım ki ses tellerimin zedelendiğini hissediyorum"
diyen Ülküyke olduğum yerdeki kaldırıma çöktüm ve yorgunlukla "Eğleniyoruz işte fena mı" dememle kötü kötü bakışlara maruz kalıp susmayı tercih ettim.
Nolmuş üç saat orda deli gibi zıplayıp, ses tellerimizi patlatana kadar şarkı söylediysek. Her zaman yaşamıyorduk böyle şeyleri.
Hepimiz çöktüğümüz kaldırımda azıcık da olsa yorgunluğun üzerimizden gitmesini yeğlerken birden önümüzde duran simsiyah, camları kaplı arabayla ne olduğunu anlayamayarak içerisini görmeye çalıştık.
Araba önümüzde durmuş ne gidiyor, ne de içerisinde kim varsa dışarı çıkıyordu.
Herhalde birini bekliyor diyerek umursamamaya çalıştım fakat ne giden vardı ne gelen.
"Hadi kızlar kalkın gidelim artık" deyip kaldırımdan kalkıp kıyafetlerimi çırptım.
Araba hâlâ gitmemiş kaldırımın önünde duruyordu ama nedense üzerimde bir çift göz varmış gibi hissediyordum.
Kızlarla ilerlemeye başladığımızda ardımızda kalan arabadan birinin inip arkasından kapıyı sert bir şekilde kapattığını duymamla ürpermedim değil.
Sokakta biz ve simsiyah olup kimin olduğu belli olmayan arabadan başka kimse yoktu.
Kızlara dönüp baktığımda onların da korkmuş gözlerle adımlarını hızlandırdıklarını fark ettim.
Bizimle alakası olmasa bile bir kadın olarak dışarıda yürürken her zaman temkinli olmak zorundaydık.
Ben de kızlarla birlikte adımlarımı hızlandırıp tam sol kavşaktan dönecektim ki koluma yapışan parmaklarla donakaldım.
Arkamda kim varsa sıkıca koluma yapışmış ve sert soluklarla ardımda bekliyordu.
Kızlar önümde durmuş gözleri kocaman olmuş bir şekilde ardımdaki kişiye bakıyorlardı.
Bu kadar korktukları şeyin ne olduğunu merak etsem de o sert solukları duyunca korkudan dönüp bakamıyordum bile.
Yavaşça arkamı dönerek koluma mengene gibi yapışmış kara maskeli bir adamla karşılaşınca benim de gözlerim kocaman açıldı ve hızla kolumu kurtarmaya çalıştım. Ama nafile.. O kadar sıkı tutmuştu ki kolumu kurtaramamıştım.
Bir anda kendisine doğru çekip bedenlerimizi yapıştırınca derin derin aldığım nefesler göğsümü balon gibi şişirip indiriyordu.
"Arkadaşların gidecek. Sen bizimle geliyorsun" duyduğum sözlerle nefesim soluk boruma takıldı ve "N-ne demek bizimle geliyorsun. Kimsin sen ne istiyorsun bırak kolumu" diyerek tekrar kolumu çekme girişimine bulundum ve tekrar başarısızlıkla sonuçlandı.
"Sorgulama dediğimi anladın. Yürü!" diyerek beni peşinden sürüklemeye başladı. Kızların arkamdan çığlıklarını duyuyordum fakat dönemiyordum. Debelenip kurtulmaya çalışıyordum ama izin vermiyordu. Bu da kimdi ne istiyordu benden?
Yere çöküp kolumu o şekilde kurtarmaya calışınca bu sefer yerde sürüklenmeye başladım.
Canım fazlasıyla acıyordu ama elimden hiçbirşey gelmiyordu. Arkamda kızların önünde duran simsiyah silüeti de son anda fark edebilmiştim.
"Yalvarırım bırak beni ne istiyorsun söylesene ben tanımıyorum hiçbirinizi. Bırak dedim sana Allah'ın belası."
Araba zor bela beni soktuktan sonra hızla çalışan arabayla öne savruldum.