İçeriğe geç

Yörünge-Kadıköy Uçan Dolmuşunda Sıradan Bir Sabah

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Yörünge-Kadıköy Uçan Dolmuşunda Sıradan Bir Sabah

Bölüm 1

Yörünge-Kadıköy Uçan Dolmuşunda Sıradan Bir Sabah

"Arkaya doğru ilerleyelim komşular! Kalkanın orası boş, lütfen kapı önünde yığılma yapmayalım!"

Rıza Kaptan'ın sesi, eski model "Atmaca-7" tipi yörünge minibüsünün çatlak hoparlörlerinden yankılandı. Minibüs, Dünya'nın yörüngesindeki Sektör 4 İstasyonu'ndan ayrılmış, İstanbul'un devasa enerji kubbesine doğru saatte 4000 kilometre hızla süzülüyordu. Camın hemen dışında yıldızlar ve Ay'ın kraterleri akıp giderken, içeride bambaşka bir yaşam mücadelesi vardı.

Ön koltukta oturan ve sabah mahmurluğuyla başı cama yaslanmış olan T'Zia'nın (5. kattaki sivri kulaklı Vulkor komşumuz) dikkati, omzuna dokunan devasa mor bir telle dağıldı.

"Abla kusura bakma, şu üç galaktik krediyi şoför beye uzatır mısın? Bir Yeni Kadıköy, ama ben iki koltuk kaplıyorum diye çift kesiyor insafsız," dedi Centaurili bir işçi. Dört kolundan ikisiyle devasa alet çantasını tutarken, diğer ikisiyle parayı uzatmaya çalışıyordu.

T'Zia, mantık dışı bulduğu bu "elden ele para uzatma" ritüeline hala alışamamıştı. Gözlerini devirerek (ki bu bir Vulkor için büyük bir duygu patlamasıydı) parayı aldı ve Rıza Kaptan'a uzattı. "Kaptan, arka sıradan bir çift kişilik tam bilet."

"Bozuk yok mu abla ya?" diye mırıldandı Rıza Kaptan, direksiyon niyetine kullandığı manyetik levyeyi tek eliyle tutarken. "Sabah sabah platin kristali uzatıyorsunuz, ben buna nasıl para üstü vereyim? Hemşehrim, Centauri madenlerinden mi kopardın bunu, biraz bozuk kredi yapsaydın ya!"

Arkadan Zendari ırkından mavi tenli genç bir öğrenci çekinerek araya girdi: "Kaptan amca, İyonosfer girişinde müsait bir yerde inebilir miyim? Otonom otobüsü kaçırdım da, okula geç kalacağım."

Rıza Kaptan aynadan gence baktı. "Oğlum, İyonosfer'de nasıl indireyim seni? Atmosfere sürtünme hızındayız, yanarsın alimallah! Biraz bekle, kalkanın giriş kapısında, gümrük sırasında yavaşlayınca atlayıverirsin."

Minibüsün içindeki atmosfer, arka fonda kısık sesle çalan siber-arabesk bir şarkı ve farklı gezegenlerin parfümlerinin karışımıyla doluydu. Bir Aetheronlu, arka koltukta hafifçe süzülüyor ve hiç yer kaplamadığı için kimseyi rahatsız etmiyordu. Sadece yaydığı hafif gümüşi ışık, yanındaki teyzenin holografik gazetesini okumasını kolaylaştırıyordu.

"Şu klimanın iyon filtresini biraz kısar mısınız?" diye seslendi orta sıralardan bir ses. "Romatizmalarım azdı, Sirius soğuğu gibi maşallah."

Rıza Kaptan bir düğmeye bastı, havalandırmadan gelen mavi ışık hafifçe kızıla döndü. "Ablacım, araç dökülüyor zaten. Motorun plazma soğutucusu bozuk, içeri veriyor. İdare ediverin. Zaten az kaldı, kubbeyi görüyoruz."

Gerçekten de aşağıdaki bulutların arasından, Yeni Kadıköy'ün devasa, altıgen kalkanları parlamaya başlamıştı. Minibüs, atmosfere girişin getirdiği hafif bir sarsıntıyla titredi. Yabancı türler endişeyle tutamaçlara sarılırken, Dünyalı yolcular alışkın bir şekilde telefon ekranlarından başlarını bile kaldırmadılar.

"Kalkan kontrolü var, herkes V-Babel çiplerini ve kimliklerini hazır etsin!" diye bağırdı Rıza. "Öğrenci olanlar çipini göstersin, öğrenci görünümlü Zendariler tam bilet parası versin, yemiyorum artık o numaraları!"

Minibüs, galaksiler arası bir karmaşayı, İstanbul'un o bitmez tükenmez ama bir o kadar da samimi günlük ritüeliyle harmanlayarak, mavi gezegenin kalbine doğru usulca süzülmeye devam etti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.