Gözüme vuran güneş ışığının sıcaklığıyla gözlerimi araladım. Kesin yine prensesler gibi yaşayacağım bir güne uyanmıştım. Son kez esneyip gözlerimi tamamen açtığımd- bir dakika ne? Burasıda neresi? Hastane odasındamıyım ben? Tam kalkıp kapıyı açacakken odama bir hemşire girdi.
"Uyanmışsınız, Beyaz Hanım"
"Evet ama bana ne oldu?"
"Şekeriniz düştüğü için ufak bir baygınlık geçirmişsiniz. Ama endişelenmeyin Haluk Bey son kontrollerinizi yaptıktan sonra gidebilirsiniz." tam hemen gitmek istediğimi söyliyecektimki, beni dinlemeden gitti.
Arkadaşımı arayıp neler olduğunu, nasıl buraya geldiğimi sormak için telefonumu açtığımda karşılaştım manzara beni çok şaşırttı.
"32 cevapsız arama 'Galiba babam' mühendislik okumama engel olduğu için ülke değiştirip Amerika'dan İstanbul'a taşınmama vesile olan ayrıca annem ile beni ayıran, annemi benden alan babam 5 yılın ardından beni özlemiş sanırsam.
Uzun zaman sonra onun ismini görmek beni öfkelendirsede beynime ve bilinç altıma ters davranmaya yani umursamamaya çalışarak telefonu çatama atıcakken telefonum tekrar çaldı telefon ekranına baktım;
"Galiba babam sesli arama" en sonunda pes edip açmaya karar verdim.
"Alo" dedim düz bir sesle.
"Alo merhaba Beyaz Hanımlamı görüşüyorum?" Bu kadın sesi de neydi annemden sonra birde evlenmiş miydi yani
"Evet buyrun benim"
"Ben babanızın avukatı Eylül Başar. Başınız sağ olsun babanızı hastalığı sonucu kaybettik"
Dediği şeyle yolun ortasında donup kaldım, ne dediğini algılamaya çalıştım .Gerçekten gitmiş miydi? Ne tepki vereceğimi bilemedim ama üzülemedimde.Annemi aldı benden şimdi oda gitti.Başım dara düşse bile aramam dediğim tek ailem."Alo,alo Beyaz hanım orada mısınız?" Duyduğum sesle irkildim ."Evet "diyebildim tekdüze bir sesle ."Babanızın cenazesi Londra'da merkez camisinde yapılıcak ve miras bilgilerini almanız için Londra'ya gelmeniz gerekiyor ,iyi günler" daha azımı bile açmadan telefonu kapamıştı kadın. Daha ne yaşadığımı anlamadan kulağıma gelen korna sesleriyle hala yolun ortasında olduğumu fark ettim ,donuk bir yüz ifadesiyle yoldan çekildim ve eve gitmek için otobüse bindim.Daha doğrusu taksi çağıramadım...
*****************
İçtiğim 4 bardak kahvenin ardından bir karar vermem gerektiğini anladım ve sesli düşünüp"Hayatımı karartan bir adamın mirasını almalımıyım?" diye sordum kendi kendime hala bir şeyler eksikmiş gibi hissediyordum "uff yeter artık ne olursa olsun hayatımı nasıl kararttıysa öyle aydınlatıcak. İster ölü ister diri..."
******************
"Sayın yolcularımız uçağımız Londra havalimanına iniş yapmaktadır lütfen tek sıra halinde çıkış kapısına ilerleyelim, ve tüm eşyalarımızı yanımıza aldığımıza emin olalım." Duyduğum sesle irkildim ve tüm eşyalarımı yanıma aldığıma emin olduktan sonra uçaktan çıktım.
Sonunda gelmiştim, doğduğum ama büyüyemediğim şehire. İçimde ne heyecan ne de hüzün vardı. Sadece hafif bir burukluk hissediyordum,buda yanlışbir şey mi yapıyorum diye sormama vesile oluyordu. Uçaktan indiğimde babamın sağ kolu olan, her şeyine yardım eden Ali Bey'in gönderdiği siyah mecedes beni karşıladı, bunu beklemediğim için şaşırdım. Arabanın dışına yaslanmış sarışın mavi gözlü yakışılılığına herkesin emin olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze gedik, kim olduğunu anlamadım ama o beni tanımış olacak ki gözleri aradığını bulmuş gibi parladı.Yanıma yaklaştı, sonra elini uzatıp "Merhaba efendim ben Sıraç Londra'da geçireceğiniz süre boyunca size asistanlık ve şoförlük yapıcam,bir şeye ihtiyacınız olunca beni ararsanız sevinirim,her zaman bir telefon ötede olacağım" dedi. Ne yani bir de asistanım mı olucaktı? Bunun şokunu atlatamadan ayıp olmasın diye elimi uzattım el sıkışırken de "Bende Beyaz ama sen zaten beni tanıyorsun anladığım kadarıyla "diyince tatlı bir şekilde tebessüm etti, devam ettim "Bende tanıştığıma memnun oldum, burada tanıdığım pek insan yok,hatta hiç insan yok da denebilir. En azından bana destek olup yol göstericek birisi olması iyi oldu " dedim gülümseyerek, oda bir tebessümle karşılık verdi, sonra arabaya binip eve doğru yola çıktık.
******************
Araba yavaşladığında eve vardığımızı anladım ve dinlendirmek için yumduğum gözlerimi yavaşça araladım. Araba tamamen durduğunda inmem gerektiğimi anladım, indiğimde karşımda devasa bir villa çıktı, bu babamın bana bıraktıği evlerden sadece biriydi çünkü kendisinin en büyük hobise ev ve araba koleksiyonu yapmaktı. Hafifçe sırıtıp kendi kendime' yaşarken hayrı dokunmadı öldükten sonra dokundu' dedim. Daha sonra valizlerimi indiren Sıraç'a baktım önüme döndüğümde biranda ciddi suratı ile önüme dikilen Ali Beyi'i görünce yerimden sıçradım sonra sakinleşmek için damağımı kaldırdım bu davranışım Sıraç'ı kıkırdatmıştı ama Ali Bey'in sert ve öldürücü bakışları onu susturdu.
******************
Evi biraz dolaştıktan sonra duş alıp yatağa uzandım ve gözlerimi yumdum.
******************
Cenazede merasimi bittikten sonra tanımadığım bir sürü genç veya yaşlı insan baş sağlığı dilemek için yanıma geldi gerçekten kimseyi tanımıyordum, birkaç gözlüklü genç adam gelmeyip uzaktan bakmakla yetindi zaten çok egoist ve kibirli durdukları için gelmemelerine şükrettim.içlerinden bir tanesi tanıdık geldi ama çıkaramadım ve çok takmadan önüme döndüm.Bir de şu magazin vardı babam Amerikada Acul Ilıcalı gibi olduğu için cenazemizde magazinimizde eksik olmadı. Bir de yıllar sonra benim döndüğümü görünce benle ropörtaz yapmak istediler ama Sıraç beni son anda kurtarıp arabaya binmeme yardım etti."Teşekkür ederim Sıraç, onlarla konuşmaya hiç halim yoktu." Tebessüm ederek teşekkür ettiğimde oda tebessüm ederek cevap verdi "Rica ederim, onlarla konuşamıyacağın yüzünden anlaşlıyordu. Hem sizin gibi birine hanımefendiye yardım etmek benim için büyük bir şereftir" dedi.
******************
Eve doğru yola çıktığımızda Ali Bey "Babanın bir ortağı var seni onunla tanıştırıcam , onunla akşam yemek yiyeceğiz saat 20.00'de hazır ol ve düzgün giyin" dedi iyneleyici bir şekilde.dibir dakika o babanın bir ortağı mı var demişti? "Nee?" Diye bağırdım kendimi tutamadan. Neden benim bundan haberim yoktu. Ne yani birde babam yaşın da bir adamla ortaklık mı yapacaktım şimdi.
******************
"Uff, ne yapıcam ben yaa. Bu ortak ta nerden çıktı şimdi " derken siyah dar mini elbisemi giymiş saçlarımı salık bırakıp dalgalandırmış bordo renkli rujumu sürüyordum. Dışarıdan korna sesi gediğinde daha fazla oyalanmadan ceketimi alıp evden çıktım
******************
Arabada bir şey konuşmadık . Lokantaya geldiğimizde arabadan indim ve düşündüğümden daha lüks olan lokantayı süzdüm, şaşkın bakışlarım eşliğinde. Ali Bey'in hadi der gibi bakışları üzerine peşine düştüm. Bir masanın yanında durduğumuzda sabah cenazede tanıdık gelen adamı gördüm. Tahminimin aksine genç, insanı öldürecekmiş gibi bakan çokta yabancı gelmeyen gözlere sahip adamı incelerken o bana bakmıyordu. Ali Bey "Merhaba Kara Bey çok bekletmedik umarım, bu yeni ortağınız Beyaz Karahanlı"diyerek beni gösterdiği sırada bakışları bana döndü ve yüzünde ufak bir şaşırma belirtisi oldu kısa bir anlığına, sonra dikkatini toplayıp bi şey hatırlamış gibi sırıtarak elini uzattı "Tanıştığıma memnun oldum Beyaz Karahanlı" ismimi bastırarak söylemişti, sanki bir imada bulunuyormuş bir şey hatırlatmak istiyormuş gibi "Ben Kara Soylu" dedi yine bastırarak. Seside çok tanıdıktı, sanki daha önce bir yerde karşılaşmıştık. Bir dakika o Kara Soylu lisede red yediğim Kara Soylu mu?...
Devam edecek...
Bu benim ilk kurgum umarım beyenirsiniz eksiklerimi ve isteklerinizi yokum olarak bekliyorum.💜
Hep zengin kalın , hoşçakalın.💸💸