İçeriğe geç

Yolsuz Uyku

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Yolsuz Uyku

Bölüm 1

Bana doğru geliyor. Hem de tam gözlerimin içine bakarak bana doğru adım atıyor. Kalbim yerimden çıkacak gibi atıyor, acaba bana " seni seviyorum Afra" mı diyecekti?

O bana doğru gelirken arkadan melodi sesi geliyordu. Bu melodi ile ne kadar da uyumluydu.

Önüme geldi ve durdu. Ellerini yanaklarıma koyup bana bir şeyler dedi ancak ne dediğini anlayamadım artan melodi sesinden dolayı. Gözlerimi kısıp kafamı anlamadığımı belirtircesine salladım. O tekrar bir şeyler dedi ancak melodi sesinden yine bir şey duyamamıştım. Elleri yüzümdeyken gözlerim ile etrafımı taradım ancak sesin nereden geldiğini anlamadım.

Tam gözlerimi ona çevirdim. Bana değil arkama bakıyordu. Ben de arkamı dönüp baktığımda babamla karşılaştım. Gözlerini direk benim üzerime dikmiş bakıyordu.

Gözlerimi birden açıp etrafa bakındım. Başları rüya sonu kabus olan bir rüya görmüştüm. Niye rüyama girip onu kabus yapıyordu. Hangi hakla?

Melodinin kaynağını da öğrenmiş oldum, alarmmış.

Alarmı kapatıp yatakta esnedim. Daha sonra kalkıp elimi yüzümü yıkadım.

Bugün kahvaltıyı ben hazırlamak istediğimden normalden daha erken kalkmıştım. Kahvaltıyı hazırlayıp işe gidecektim.

Mutfağa geçtiğimde o dağınıklığı görünce kahvaltıyı hazırlama isteğim kaybolsa da anneme sürpriz yapma isteğim baskın geldiğinden kollarımı sıvazlayıp işin başına geçtim. Bu dağınıklığı toplamadan işe başlayamazdım. Çayı koyup işe koyuldum.

Dağınıklığı toplarken telefondan eski şarkılardan açtım ve dinlemeye koyuldum. Eski şarkılara eşlik ederek iş yapmak eğlenceli oluyordu.

Kahvaltıyı hazırlamaya koyulduğumda pankek malzemelerini dışarı çıkardım. Pek marifetli sayılmazdım ama bu yapmayacağım anlamına gelmezdi.

Pankekleri yaptıktan sonra tabaklara koyup kahvaltılık yiyecekleri buzdolabından çıkardım. Masaya uzaktan baktığımda pankekler harici iyi göründüğünü farkettiğimden gidip annemi uyandırmaya koyuldum. Pankekler pek bir şekilsiz olmuştu.

Annemin yanına gittiğimde pek melek gibi uyuyor diyemezdim. Bacağının biri yorganın üzerine diğeri ise aşağı sarkıyordu. Yine de benim için melek gibi uyuyor. Uyuma şeklimi bile annemden almışım.

Annemin yanına gidip kulağına eğildim ve "Anne" dedim. Bir mırıldansa da uyanmadı. Tekrar eğilip seslendim ancak yine uyanmadı. Bunun üzerine ben de telefonumu mutfakan bir koşu gidip aldım ve annemin en sevdiği alarm sesi ile birlikte alarmı bir dakika sonrasına kurup odayı terkettim. Bir dakika sonra alarm çalmaya başladı.

"Dad, dad, dad, dad"

Annem "ay" diyerek yataktan kalktığını gördüğümde kahkahamı bastıramadan salıverdim. Annem kapıya baktığında ve beni gördüğünde " Eşoğlu eşek" diye söylenmeye başladı. Ben hala kahkaha atarken o ayağa kalkmış, yerdeki terligini eline almış geliyordu. Terliği görmemle kahkahamı kesip akıllı çocuk rolünü sahiplenerek " Sana süprizim var" dedim. Tek kaşını kaldırarak bana baktığında ise kolundan tutup mutfağa soktum zorla. İçeri girdiğinde elimle masayı işaret edip gururlu bir gülümseme takınıp " Nasıl?" dedim.

Gözleri ile masayı tararken birden kahkahaya boğuldu. Ona garip gözlerle bakarken neden kahkaha attığını anlayamamıştım. Garip bakışlarımı farkedip " Sen pankek yapmaya mı çalıştın?" diyerek tekrar gülmeye başladı. Resmen yaptığım yemeğe gülüyordu. " Tek şekilli pankek değil bir çok şekile sahip bir pankek yapmak istedim ne var bunda." dedim. Bunu dememle iyice kahkaha atınca pankeklerime göz gezdirdim ve gerçekten kendimi sorguladım. Bu kadar beceriksiz olmayı nasıl başarabiliyordum?

Annemin yarım saat süren kahkahası sonrası sonunda kahvaltıya oturup kahvaltı yaomaya başladık. Pankekin görüntüsü hoş olmasa da tadı iyiydi ve annem bu konu üzerine dalga geçemedi. Ben keyifle yemeğimi yerken cama gelen taş yüzünden keyfim bozuldu. Hangi lüzumsuz taş atıyordu cama?

Gidip camdan aşağı baktığımda aşağı da Dilek' i yeni bir taş seçmeye koyulurken gördüm. Tam eline taşı almış atacakken beni cam da görünce elini indirip "Kızım işe geç kalacağız, otobüs gelmek üzere acele et ve aşağı in!" dedi büyük bir sinirle. Annemin kahkahası yüzünden oldukça vakit kaybetmiştim kesin, kesinlikle bundan dolayıdır.

"Hemen hazırlanıp gelicen bekle azıcık" deyip bir koşu odama gittim ve dolaptan sweet ve pantolon çıkarıp onları giydim. Çantamı alıp evden çıkmak üzere dış kapıya gittim. Anneme "O kadar çok kahkaha attın ki işe geç kalcam." deyip cevap vermesine fırsat vermeden ayakkabımı alıp evde

çıktım.

Yürüyerek ayakkabımı giyerken Dilek'e çantamı fırlattım ve ayakkabımı giymeye devam ettim. "Oyalanırsan ayakkabını böyle giyersin işte. Şimdi daha fazla oyalanma da otobüse yetişelim." deyip beni beklemeden koşmaya başladı. Ben de peşinden koşmaya başladığımda onun hızına yetişmiş hatta onu geçmiştim. Onu arkamda bırakıp koşmaya devan ettim. Sırf sinir opsun diye böyle yapıyordum. Çocukken de böyle yapardık.

Ben durağa geldiğimde otobüsün gelmekte olduğunu ama Dilek'in daha gelmediğini gördüm. Otobüsü durdurup içine girdim ve "Abi azıcık bekle aha arkadaşım şurada o da binecek. Otobüs kartım da onda benim." dedim. Adam sert bir şekilde "Sizin keyfinizi mi bekliycez biz, bir ton yolcu var görmüyor musun? İn birdahakine bin." dedi.

Ben sinirlenip " Biz de işe yetişmeye çalışıyoruz işte, aha bak gelmek üzere karşında kör müsün?" dedim. Adam bana sinirle bakıp cevap vermek için ağzını açtığında Dilek içeri nefes nefese girip " Abi beklediğin için sağol." diyerek otobüs kartını bastı ve çantamı bana geri vererek ortaya doğru ilerledi. Çantamdan otobüs kartımı çıkartıp adama ters ters bakarak bastım ve Dilek'in yanına doğru ilerledim.

Oturacak yer olmadığından ayakta kalmıştık. Camdan dışarıyı izleyerek gidiyorduk. Dilek bir yandan bana şoförün neden ona ters ters baktığını soruyor ben ise sanane diyerek cevap vermiyordum. Dilek sanane dememe aşırı sinir olurdu.

"Hay ben senin sananene." diyerek önüne dönüp camdan dışarıyı izlemeye devam etti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.