İçeriğe geç

Yokuş

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Yokuş

Bölüm 1

Yokuş

Leyla son kez satılık tabelasına baktı. Takım elbiseli adamın karısı, satılık tabelasını büyük bir sevinçle söküyordu. Bahçedeki ceviz ağacının altında duran masada, Leyla son evrakları imzalarken ellerinin titrememesi için büyük bir gayret gösteriyordu. Karşısındaki adam artık evin yeni sahibiydi. Belgeleri toplarken neşeli bir şekilde, "Hayırlı olsun Leyla Hanım, sizin de yolunuz açık olsun," dedi.

Leyla bahçeye; eşiyle kahve içtiği, besteler yaptığı, arkadaşlarıyla mangal yapıp partiler verdiği o eve baktı. Ruh halindeki o derin hüznü gizleyerek, "Hayırlı olsun," dedi sadece.

O sırada Asya merdivenlerden koşarak indi ve elindeki son birkaç malzemeyle bahçeye çıktı. Üzerinde siyah bir kot, üstünde ise siyah, solmuş bir AC/DC tişörtü vardı. Kıvırcık saçları darmadağın olmuştu; haftalardır süren yas sürecinin tüm izlerini yüzünde taşıyordu. Elindekiler için karavanda yer bulmaya çalışırken, içeride yatağa uzanmış olan kardeşine seslendi:

"Kaan! Kalk da bir işin ucundan tut. Seninle bunca yol nasıl gidilecek, nasıl bu kadar küçük bir alanda yaşanacak hiç bilmiyorum!"

Kaan, düz siyah saçlarını geriye doğru atarak bas gitarını yatağın üzerine bıraktı. Ablasına göre çok daha sessiz ve içine kapanık bir çocuktu; babasının ölümü onu iyice sessiz ve düşünceli biri haline getirmişti. Karavandan aşağı inip bir sigara yaktı. Kelimeler boğazına tıkılarak, "Biraz sıkıntı çekeceğiz ama bu yolculuk bize iyi gelecek Asya," dedi. Gözleri hafifçe yaşlanmaya başlamıştı.

Sonra bakışları evin bahçesindeki annesine kaydı. "Annem son neşteri vurdu galiba. Gerçekten gidiyoruz yani, değil mi?"

Asya karavanın kapısına oturdu. "Gidiyoruz Kaan. Bu derin bir ayrılık olacak. Sadece evimizden değil; bakkalımızdan, kasabımızdan, sokağımızdan, sevdiğimiz insanlardan, arkadaşlarımızdan, herkesten ayrılıyoruz. Böyle büyük ve radikal bir karar alarak bilinmezliğe atılmak beni çıkılmaz anksiyeteler içine sokuyor. Ama sanki tek çaremiz buymuş gibi de geliyor. Bu karavanı bir rock sahnesine çevirmemiz gerekiyor."

O sırada Leyla çantasını sırtına takmış, yanındaki takım elbiseli adamla birlikte karavana doğru yürüdü. Yüzünde, kimseye belli etmek istemediği o kocaman hüzün ama aynı zamanda eski bir rock kraliçesinin o dik duruşu vardı. Elinde karavanın anahtarını tutuyordu.

"Evi sattık, borçları kapattık ve karavanımızı aldık," dedi Leyla, anahtarı Asya'ya uzatarak. "Eksiğimiz çok ama yolumuz uzun. Ne diyorsunuz, hazır mıyız?"

Asya hafifçe gülümsedi ve elleriyle rock işareti yaptı. "Ben hazırım, ilk marşa ben basıyorum!"

Asya şoför koltuğuna yerleşti. Leyla, hevesini alması için kontağı Asya'ya vermişti; birkaç saat sonra direksiyon koltuğuna zaten kendisi geçecekti. Derin bir nefes eşliğinde kontak çevrildi. Dizel motor sarsıldı, öksürdü, homurdandı ve en sonunda büyük bir gürültüyle çalıştı.

Leyla, dikiz aynasından son kez mahallesine göz ucuyla baktı. Herkesin gözü yaşlanmıştı, hıçkırarak ağlamamak için kendilerini zor tutuyorlardı. Havanın günlük güneşlik olmasına rağmen karavanın içerisinde adeta kara bulutlar dolaşıyor, ağır bir yas havası esiyordu.

Asya, içerideki bu kara bulutları dağıtmak için radyodan bir şarkı açmaya çalıştı fakat karavanın eski radyo sistemini bir türlü çözemiyordu. Kanallar arasında dolaşırken aniden Mavi Işıklar'ın "İyi Düşün Taşın" şarkısı yükseldi. Asya, "İşte kafalar şimdi dağılacak," diye düşünürken, şarkının sözleri karamsarlığın üzerine adeta benzin dökmüştü:

"İyi düşün taşın, sonu yok bu işin..."

Şarkı sanki onlara, "Eee, evi sattın, yola çıktın, şimdi ne olacak?" diyordu.

Arka tarafta yatağa gömülmüş olan Kaan, bir hışımla yerinden kalktı ve öne geldi. Teybi "tak" diye bir sesle kapattı. "Şarkıya bak, sanki yaklaşan yerel seçim şarkısı gibi! İçim şişti," dedi.

Hemen ardından kendi el radyosunun frekans düğmesini çevirmeye başladı. Parazit seslerinin arasından o meşhur ses duyulmaya başladı: Ankara oyun havası!

Kaan kollarını açtı ve omuzlarını sallayarak oynamaya başladı. Asya sadece, "Kapat şunu," demekle yetindi. Ama Kaan hiç oralı bile olmadan, "Akışta kal!" cevabını verdi.

Leyla oğluna deliymiş gibi baktı ama sonra o da ritme kapılarak kafasını sallamaya başladı. Göz ucuyla Asya’ya bakan Leyla, kızının yüzündeki o hafif gülümsemeyi yakaladı.

Kaan arkadan, "Aman aman, haydi bütün eller havaya!" diyerek büyük bir bağırtı kopardı.

Leyla artık daha fazla dayanamadı; kollarını kaldırdı ve iki gözü iki çeşme, ağlaya ağlaya oynamaya başladı. Asya bu manzara karşısında okkalı bir kahkaha kopardı ve arabayı hemen sağa doğru çekti. Üçü de arabadan kendilerini dışarı attılar. Kahkaha ve gözyaşı birbirine karışmış bir halde, kolları kaldırıp yol kenarında çılgınca oynamaya başladılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.